Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2016/3597 E. , 2022/3777 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2016/3597
Karar No:2022/3777
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Organik Gıda Anonim Şirketi’nin (… ) kontrolünü sağlayan paylarının … Hayvancılık İç ve Dış Ticaret Anonim Şirketi’ne (… ) devrine yönelik 24/01/2014 tarihli sözleşme çerçevesinde gerçekleştirilen işlemlerin incelenmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Denetim Raporunun, … tarih ve … sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının, anılan Kurul kararının ilanına yönelik … tarih ve … sayılı Kurul Bülteni’nin ve davacıya bildirilmesine yönelik … tarih ve … sayılı işlemenin iptaliyle manevi zararının tazmini amacıyla 150.000,00-TL’nin ödenmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; mevzuat uyarınca, idarî işlemin dava konusu olabilmesi için kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte bulunması gerektiği, kesinlik kavramıyla işlemin uygulanmaya hazır, nihaî bir işlem niteliğinde olmasının ifade edildiği, başka makamın onayına tâbi olmadan doğrudan uygulanabilir olması gerektiği, icrailik vasfının ise, üçüncü kişiler üzerinde doğrudan doğruya hukukî sonuçlar doğurabilmesi olduğu;
… tarih ve … sayılı denetleme raporunun, davacı hakkında hukukî etki oluşturacak bir işlem olmadığı, hazırlık işlemi niteliğinde olduğu, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idarî işlem niteliğinin taşımadığı, davanın bu yönüyle incelenmesine imkân bulunmadığı;
… tarih ve … sayılı Kurul kararının, davacı hakkında suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin olduğu, davalı idarenin soruşturma yapılması için Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı başvuruda bulunmasına ilişkin işlemin yargısal denetime konu edilmesinin ceza yargılamasının görev alanına giren sürecin, idarî yargı kararıyla durdurulması sonucunu doğurabileceği, Kurul kararının yargılamanın önünü açtığından ve ceza yargılaması sürecinin başlatılması için adli makamlara duyuru niteliği taşıdığı, idarî davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlem olarak kabul edilemeyeceği;
… tarih ve … sayılı Kurul kararının Kurul Bülteni’nde yayınlanmasının, mevzuat uyarınca, Kurul kararlarından ülke ekonomisi ve kamu düzeni açısından sakıncalı görülenler dışındakilerin uygun vasıtalarla kamuoyuna duyurmasının zorunlu olduğu, uyuşmazlık konusu ilanın içeriğinden, …ın toplam 29.572.650,61-TL tutarındaki gayrimenkulleri, makine, teçhizat ve taşıtları ile nakit ve benzeri kaynaklarının davacının yakınlarıyla davacının ilişkili olduğu kişilerin uhdesine geçirildiği ve şirketin bu tutarda zarar ettirildiği, anılan şirketin 2012, 2013 ve 2014 yılı yasal defter ve kayıtların usulüne uygun tutulmadığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulacağının ilan edildiği, anılan hususların doğruluğuna yönelik ciddi tespitlerin yapıldığı, Kurul kararının ilanının şirket ortaklarının yararına olduğu, davalı idarenin bağlı yetkiyle işlemi tesis ettiği;
… tarih ve … sayılı Kurul kararının bildirimine ilişkin … tarih ve … sayılı işleminin, kesin ve icraî nitelikte işlem olmadığı, davanın bu yönüyle incelenmesine imkân bulunmadığı;
Davalı idarenin hukuka aykırı eylem ve/veya işlemleri nedeniyle uğradığı manevi zararının tazmini amacıyla 150.000,00-TL ödenmesi isteminin, davacı hakkında kesin kanaate varılacak şekilde hükümlere yer verilmediği, suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin kısmının yargılamanın önünü açtığı ve ceza yargılaması sürecinin başlatılması için adli makamlara duyuru niteliği taşıdığı, uyuşmazlığa konu olayda manevi tazminata ilişkin şartların gerçekleşmemesi nedeniyle reddi gerektiği;
Öte yandan, davacı tarafından dava konusu işlemin savunma alınmaksızın tesis edildiği iddia edilmekteyse de, mevzuatta, idarî para cezası uygulanacak durumlarda savunma istenileceğinin ön görüldüğü, suç duyurusunda bulunulması hâlinde önceden savunma alınmasını gerektirecek bir düzenlemenin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, davanın kısmen incelenmeksizin reddine, kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, denetim raporunun Kurul kararı alınabilmesi için esaslı ve zorunlu bir unsur olduğu, denetim raporunun sonuç kısmının Kurul kararıyla aynı olduğu, denetim raporunun hukukî alanında değişiklik meydana getirdiği, denetim raporunda muvazaa iddiasına yer verildiği, muvazaa iddialarının gerçeği yansıtmadığı, Kurul’un muvazaa iddiasından döndüğü, savunması alınmaksızın raporun düzenlendiği, savunma alınması için düzenleme bulunmasına gerek olmadığı, Anayasa’ya aykırılık iddialarının incelenmediği, yatırımcıların bilgilendirilmesinin masumiyetini ortadan kaldırmadan da gerçekleştirilebileceği, dava konusu işlemle aleyhinde kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmaksızın suçlu gibi gösterildiği, Kurul kararının bildiriminde dava açma yolu ve süresinin gösterilmediği, denetim raporunun tebliğ edilmediği, aleyhine kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmamasına rağmen suçlu gibi gösterilerek itibarının zedelendiği, manevi zarara uğradığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, denetleme raporunun, Kurul kararının Bülten’de yayınlanmasının ve davacıya bildirilmesi işleminin kesin ve icraî niteliğinin bulunmadığı, davacının halka açık anonim şirket olan …’ı zarara uğrattığı, denetleme raporu düzenlenmeden önce davacının savunmasının alınmasına yönelik düzenleme bulunmadığı, …’dan gereken bilgi ve belgeler alındıktan sonra denetim raporunun düzenlendiği, manevi tazminat verilmesi için gerekli koşulların oluşmadığı, 6362 sayılı Kanunu’nun 123. maddesinin 6. fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığı, dava konusu işlemlerin hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen reddi, kısmen kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen gerekçeyle onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
…’ın kontrolünü sağlayan paylarının davacı ve ilişkili olduğu kişiler tarafından … ‘a devrine yönelik 24/01/2014 tarihli sözleşme akdedilmiştir. Sözleşme çerçevesinde gerçekleştirilen işlemlerin incelenmesine ilişkin …tarih ve …sayılı Denetim Raporu düzenlenmiş, anılan Denetim Raporuna istinaden …tarih ve …sayılı Kurul kararıyla;
… 2013 ve 2014 yılına ilişkin hesap ve işlemlerinin, Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat düzenlemeleri kapsamında incelenmesi sonucunda,
A) Öneri yazısının (16) ve (17) numaralı maddelerinde yer alan hususlarla ilgili olarak; 24/01/2014 tarihinden sonra, aynı tarihli hisse devir sözleşmesi kapsamında halka açık …’ın toplam 29.572.650,61-TL tutarındaki gayrimenkullerinin, makine, teçhizat ve taşıtları ile nakil ve benzeri kaynaklarının …ve …yakını ve ilişki içerisinde olduğu kişiler uhdesine geçirilerek …’ın bu tutarda zarar ettirilmesi ve bu kişilere menfaat temin edilmesi fiilinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli hâlinin maddi ve manevi unsurlarının gerçekleşmesi sebebiyle;
i) …’ın yönetim kurulu başkanı ve sorumlu yönetim kurulu üyesi olan ….’nin ve ……hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 37/1 ve 155/2 maddelerindeki güveni kötüye kullanma suçu kapsamında işlem yapılmak üzere Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmasına,
ii) Güveni kötüye kullanmak suçuna iştirak eden A. A., E. A., Ö. Ö., O. A., M. E. E., U. Ç. A., F. A., M. B. A., V. Ö. ve C. T. hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 39. ve 155/2. maddelerindeki güveni kötüye kullanma suçu kapsamında işlem yapılmak üzere Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmasına,
B) Öneri yazısının (18) numaralı maddesinde yer alan hususlarla ilgili olarak; gayrimenkullerin, makine, teçhizat ve taşıtların satışı ile nakit ve benzeri kaynakların aktarılmasında 6362 sayılı Kanun’un 92. maddesinde yer alan tedbirlerin uygulanması ile ilgili olarak anılan Kanun maddesi uyarınca,
i) 6362 sayılı Kanun’un 92. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentleri uyarınca; 31/01/2014-03/04/2014 tarihleri arasında, daha önce … adına kayıtlı iken muvazaalı olarak satışı yapılan 27 adet gayrimenkulün satışının iptali ile söz konusu tapu sicil kayıtlarının terkini için dava açılmasının ve söz konusu taşınmazların üçüncü kişilere devrinin engellenmesi amacıyla mahkemeden ihtiyati tedbir kararı istenmesine,
ii) 6362 sayılı Kanunu’nun 92. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentleri uyarınca; A. K. T. tarafından üçüncü kişilere satışı yapılan taşıt ile …yakınlarının sahibi ve kurucusu olduğu …Petrol Nakliyat İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (…) ve …yakını olan O. A.’ya satılan makine, teçhizat ve taşıtın satışının iptali için dava açılmasının ve söz konusu taşıtların üçüncü kişilere devrinin engellenmesi amacıyla mahkemeden ihtiyati tedbir kararı istenmesine,
iii) 6362 sayılı Kanun’un 92. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca; Şehmus ARSLAN’a doğrudan veya …üzerinden dolaylı olarak aktarılan 8.342.621,06-TL’nin yasal faizi ile birlikte, … ve …nezdinde takip ve tahsil edilmesi için gerekli tedbirlerin alınması hususunda …’ın; söz konusu tutarların yasal faizi ile birlikte …’a ödenmesi hususunda …ve …’ın uyarılmasına,
iv) 6362 sayılı Kanun’un 92. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca; …’ı zarara uğratıcı işlemlerde sorumluluğu bulunan A. K. T.’nin imza yetkilerinin kaldırılmasının mahkemeden istenmesine,
C) Öneri yazısının (19) numaralı maddesinde yer alan hususlarla ilgili olarak; güveni kötüye kullanma suçunun işlenmesi suretiyle, bu suçtan elde edilen 29.572.650,61-TL tutarındaki malvarlığına el konulmasını teminen A.K.T., …, A. A., E. A., Ö. Ö., O. A., M. E. E., U. Ç. A., F. A., M. B. A., V. Ö. ve C. T. ile tüzel kişiler …İnşaat Limited Şirketi (…İnşaat) ve …Tarım hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 128. ve 131. maddeleri uyarınca işlem yapılmasının Cumhuriyet Başsavcılığından istenmesine,
D) Öneri yazısının (20) numaralı maddesinde yer alan hususlarla ilgili olarak;
i) Şirket’in 2012, 2013 ve 2014 yılı yasal defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulmaması nedeniyle sorumlu yönetim kurulu üyeleri …, A. A., E. A., H. Ç., S. S. ve E. K. hakkında mülga 2499 sayılı Kanunu’nun 47/1-B-2 maddesi ve 6362 sayılı Kanunu’nun 112. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ve 115. maddesi uyarınca Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmasına,
ii) 2014 yılı yasak defterlerinin tutulmaması nedeniyle sorumlu yönetim kurulu üyeleri, A. K. T., M. E., S. D., İ. B. ve T. K. hakkında 6362 sayılı Kanunu’nun 112. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ve 115. maddesi uyarınca Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmasına,
E) Suç duyurularına konu olan işlemlerde (varsa) zarara uğrayan yatırımcıların, genel hukuk hükümleri çerçevesinde, yasal koşulların oluşması halinde, mevzuata aykırılık teşkil eden bahse konu işlemlerde sorumluluğu bulunan … yöneticileri aleyhine dava açabileceklerinin Kurul Haftalık Bülteni ile kamuya duyurulmasına ve söz konusu hususta … ortaklarının bilgilendirilmesini teminen konunun … tarafından yapılacak olan ilk genel kurul toplantısının gündemine alınmasının …’dan istenmesine,
karar verilmiştir.
Anılan Kurul kararı …tarih ve …sayılı Kurul Bülteniyle kamuya duyurulmuş ve …tarih ve …sayılı işlemle davacıya bildirilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 20. maddesininde, “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar. Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”; 38. maddesinin 4. fıkrasında, “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.” kurallarına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde, dava dilekçesinin, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gerekli bir işlem olup olmadığı yönünden inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, davaya konu edilen işlemin idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gerekli bir işlem niteliğinde bulunmaması durumunda davanın reddedileceği kuralı yer almıştır.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 92. maddesinin 1. fıkrasında, “Bu Kanuna tâbi ihraççıların, kanuna, sermaye piyasası mevzuatına, esas sözleşme ve fon iç tüzüğü hükümlerine veya işletme maksat ve mevzuuna aykırı görülen durum ve işlemleri sebebiyle sermayenin veya mal varlığının azalmasına veya kaybına yol açtığının Kurul’ca tespit edilmesi hâlinde, Kurul; a) 6102 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla ilgililerden aykırılıkların giderilmesi için tedbir almasını ve öngörülen işlemleri yapmasını istemeye ve gerektiğinde durumu ilgili mercilere intikal ettirmeye, b) Bu durum ve işlemlerin hukuka aykırılığının Kurulca tespiti tarihinden itibaren üç ay ve her hâlde durum ve işlemin vukuu tarihinden itibaren üç yıl içinde iptal davası ve beş yıl içinde butlan veya yokluğun tespiti davası açmaya, c) Bu durum ve işlemlerin mevcudiyetinin ilk derece mahkeme kararı ile tespit edilmesi veya bu karar beklenmeksizin Kurulun talebi üzerine mahkeme tarafından karar verilmesi hâlinde bu işlemlerde sorumluluğu bulunanların imza yetkilerini kaldırmaya, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulması hâlinde, yargılama sonuçlanıncaya kadar ilgilileri görevden almaya ve yapılacak ilk genel kurul toplantısına kadar görevden alınan yönetim kurulu üyelerinin yerine yenilerini atamaya yetkilidir.”; 123. maddesinin 6. fıkrasında, “Bu Kanun’da öngörülen hükümler saklı kalmak üzere, Kurul Karar Organı, yayımlanması ülke ekonomisi ve kamu düzeni açısından sakıncalı görülenler dışındaki kararlarını internet ortamı başta olmak üzere uygun vasıtalarla kamuoyuna duyurur.” kurallarına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Temyize konu İdare Mahkemesi kararının, dava konusu …tarih ve … sayılı Denetim Raporunun, …tarih ve …sayılı Kurul kararının A, B/i, B/ii, B/iv, C ve D bölümlerinde yer alan işlemlerin, anılan Kurul kararının davacıya bildirilmesine yönelik …tarih ve …sayılı işlemenin kesin ve yürütülebilir işlem niteliğinde olmadıkları gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine ilişkin kısmıyla manevi zararlarının tazmini amacıyla 150.000,00-TL ödenmesine yönelik talebinin reddinde hukukî isabetsizlik bulunmamaktadır.
2) Temyize konu İdare Mahkemesi kararının, dava konusu Kurul kararının B/iii ve E bölümlerinde yer alan işlemler bakımından davanın incelenmeksizin reddine ilişkin kısmına gelince;
Öğretide, idarenin ilgili kişiyi uyardığı, mevzuat düzenlemelerini hatırlattığı uyarı veya ihtar işlemlerinin icraî nitelikte işlemler olmadığı, bu işlemlerin ilgililerin hakları üzerinde sonuç doğurmadığı dolayısıyla idari davaya konu olamayacakları, ancak idarenin uyarıda bulunma veya hatırlatmanın ötesinde muhataptan bir şey yapmasını talep ettiği ve muhatabın talebe uymaması hâlinde müeyyide uygulanacağını belirttiği işlemlerin idari davaya konu olabilecek icraî işlemler olduğu kabul edilmektedir. (Kemal Gözler, İdare Hukuku, Cilt I, 3. Baskı, Bursa, Ekin Basım Yayın Dağıtım, 2019, s. 837; Aynı yönde: Celal Erkut, İptal Davasının Konusunu Oluşturma Bakımından İdari İşlemin Kimliği, Tıpkı Basım, Ankara, Danıştay Yayın İşleri Müdürlüğü, 2015, s. 178)
Dava konusu Kurul kararının B/iii bölümünde yer alan, 6362 sayılı Kanun’un 92. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca; …doğrudan veya …üzerinden dolaylı olarak aktarılan 8.342.621,06-TL’nin yasal faizi ile birlikte, …ve …nezdinde takip ve tahsil edilmesi için gerekli tedbirlerin alınması hususunda …’ın; söz konusu tutarların yasal faizi ile birlikte …’a ödenmesi hususunda …ve Tümer Tarım’ın uyarılmasına ilişkin kısmının incelenmesi;
6362 sayılı Kanun’la, mevzuata aykırı görülen durum ve işlemler sebebiyle sermayenin veya mal varlığının azalmasına veya kaybına yol açıldığının Kurul’ca tespit edilmesi hâlinde, bu işlemlere taraf olan ve bu işlemler neticesi menfaat elde eden kişilerden, elde edilen menfaatin ne şekilde takip ve tahsil edileceği hususunda usûl ve esasların belirlenmesi ile bunlarla ilgili genel veya özel kararların alınması konularında Kurul’a bir kısım görev ve yetkiler verilmiştir. Alınan bu kararlara karşı bir onay veya izin müessesesi öngörülmeden, kararın tesisi ile muhatabın bu karara karşı uyma yükümlülüğü doğmaktadır. Bu yükümlülüğe uyulmaması hâlinde ise, 6362 sayılı Kanun’un 103. maddesinin 1. fıkrası hükmü gereğince sorumlu kişilere idarî para cezası verilmesi gerektiğinden, söz konusu işlemler kesin, yürütülmesi gereken ve icraî özelliklere sahip ve idarî davaya konu edilebilecek nitelikte işlemlerdir.
Dava konusu Kurul kararının E bölümünde yer alan, suç duyurularına konu olan işlemlerde (varsa) zarara uğrayan yatırımcıların, genel hukuk hükümleri çerçevesinde, yasal koşulların oluşması halinde, mevzuata aykırılık teşkil eden bahse konu işlemlerde sorumluluğu bulunan … yöneticileri aleyhine dava açabileceklerinin Kurul Haftalık Bülteni ile kamuya duyurulmasına ve söz konusu hususta … ortaklarının bilgilendirilmesini teminen konunun … tarafından yapılacak olan ilk genel kurul toplantısının gündemine alınmasının …’dan istenmesine ilişkin kısmının incelenmesi;
6362 sayılı Kanun’un genel kurul toplantılarına ilişkin esasları düzenleyen 29. maddesinin 4. fıkrasında, halka açık ortaklıkların genel kurullarında gündeme bağlılık ilkesine uyulmaksızın Kurul’un görüşülmesini veya ortaklara duyurulmasını istediği hususların genel kurul gündemine alınmasının zorunlu olduğu kurala bağlanmıştır. Genel kurul gündemine almama durumunda, Kurul tarafından, 6362 sayılı Kanun’un 103. maddesinin 1. fıkrası hükmü gereği, Kurul’ca alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı hareket etmekten dolayı ilgili kişilerin idarî para cezası yaptırımıyla karşılaşabileceklerinden, bu işlem de kesin, yürütülmesi gereken, icraî özelliklere sahip ve idarî davaya konu edilebilecek niteliktedir.
Nitekim, Dairemizin 02/12/2014 tarih ve E:2014/4018, K:2014/3900 sayılı; 04/01/2017 tarih ve E:2014/3658, K:2017/29 sayılı; 18/09/2017 tarih ve E:2015/860, K:2017/2376 sayılı; 18/09/2017 tarih ve E:2015/877, K:2017/2378 sayılı; 18/09/2017 tarih ve E:2015/4351, K:2017/2377 sayılı kararlarında da söz konusu işlemlerin kesin, yürütülmesi gereken ve icraî özelliklere sahip olup idari davaya konu olabilecek nitelikte işlemler olduğu belirtilmiştir.
Bu itibarla, İdare Mahkemesi kararının dava konusu Kurul kararının B/iii ve E bölümlerinde yer alan işlemlere yönelik davanın incelenmeksizin reddine ilişkin kısmında hukukî isabet bulunmamaktadır.
3) Temyize konu İdare Mahkemesi kararının, dava konusu Kurul kararının ilanına yönelik …tarih ve …sayılı Kurul Bülteni’nin iptali isteminin reddine ilişkin kısmına gelince;
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Âdil Yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesinde, herkesin, gerek medenî hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizâlar, gerek cezaî alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının mâkûl bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiş olup, âdil yargılanma hakkının düzenlendiği bu maddede, kanun ile kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davanın görülmesi, davanın mâkûl bir süre içinde sonuçlandırılması, hakkaniyete uygun yargılama ve alenî yargılama ilkelerine açıkça yer verildiği görülmektedir. Hakkaniyete uygun yargılama ilkesi, silahların eşitliği, çekişmeli dava, gerekçeli karar hakkı unsurlarının bir arada mevcut olmasını gerektirmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde, gerekçeli karar hakkı denetiminin, gerekçenin hukukî olup olmadığı, yeterli ve mâkûl olup olmadığı, gerekçenin öğrenilip öğrenilmediği, tarafların iddialarının karşılanıp karşılanmadığı, gerekçenin mâkûl sürede yazılıp yazılmadığı ilkeleri açısından yapıldığı görülmektedir.
Bu bağlamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre, bir uyuşmazlık ayrıntılı ve yeterli gerekçeye yer verilmeden karara bağlanıyorsa âdil ve hakkaniyete uygun yargılama açısından ihlâl gerçekleşebilmektedir. (Dr. Zühal Aysun Sunay, “Gerekçeli Karar Hakkı ve Temel İlkeleri”, Danıştay Dergisi, 2016, sayı 143, s.24-26)
Anayasa Mahkemesi’nin 13/06/2013 tarih ve Başvuru No: 2013/1235 sayılı kararında ilke olarak mahkeme kararlarının gerekçeli olmasının, âdil yargılanma hakkının bir gereği olduğu; mahkemelerin dava konusu maddî olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, bu sonuca varılmasında kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini mâkûl bir şekilde gerekçelendirmek zorunda olduğu; bu gerekçelerin oluşturulmasında açıkça bir keyfilik görüntüsünün olmaması ve mâkûl bir biçimde gerekçe gösterilmesi hâlinde âdil yargılanma hakkının ihlâlinden söz edilemeyeceği; mâkûl gerekçenin, davaya konu olay ve olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukukî düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerektiği; zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için ortada usûlüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunmasının zorunlu olduğu; bununla birlikte, derece mahkemelerinin, taraflarca ileri sürülen tüm iddialara cevap verme zorunluluğunun bulunmadığı, hükme esas teşkil eden gerekçelerin nelerden ibaret olduğunu ortaya koymasının yeterli olduğu belirtilmiştir.
Davacı tarafından ileri sürülen masumiyet karinesi ihlâl edilerek Kurul kararının Sermaye Piyasası Kurulu Bülteni’nde yayınlandığı ve 6362 sayılı Kanun’un 123. maddesinin 6. fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu yönündeki iddiaların temyize konu Mahkeme kararında yeterince karşılanmadığı anlaşılmaktadır.
Anayasa’nın 20. maddesi uyarınca, herkes özel hayatına saygı duyulmasını ve kişisel verilerinin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Özel hayata saygı hakkı alt kategorisinde geçen “özel hayat” kavramı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından da oldukça geniş yorumlanmakta ve bu kavrama ilişkin tüketici bir tanım yapılmaktan özellikle kaçınılmaktadır (Koch/Almanya, B. No: 497/09, 19/7/2012, § 51). Bununla birlikte AİHS’in denetim organlarının içtihatlarında “bireyin kişiliğini geliştirmesi ve gerçekleştirmesi” kavramının özel hayata saygı hakkının kapsamının belirlenmesinde temel alındığı anlaşılmaktadır. Özel hayatın korunması hakkının sadece mahremiyet hakkına indirgenemeyeceği gerçeği karşısında kişiliğin serbestçe geliştirilmesiyle uyumlu birçok hukuksal çıkar, bu hakkın kapsamına dâhil edilmiştir. Bu kapsamda dış dünya ile ilişki kurma noktasında son derece önemli olan isim hakkı da AİHS denetim organları tarafından ön ismi ve soy ismi kapsayacak şekilde maddenin güvence alanı içinde yorumlanmıştır (Sevim Akat Eşki, § 28). 6362 sayılı Kanun’un 123. maddesinin 6. fıkrasında kişilerin özel hayatına dâhil olan isim gibi verilerinin gizleneceğine yönelik düzenleme yapmaksızın kamuya açıklanacağı düzenlenmektedir.
Özel hayata saygı hakkı mutlak bir hak olmayıp, Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan sınırlama sebepleriyle sınırlanabilmektedir. Bu sınırlama sebeplerinden biri de başkalarının haklarının korunmasıdır. 6362 sayılı Kanun’un 123. maddesinin 6. fıkrasıyla kanun koyucu halka açık anonim şirketin ortaklarının, şirketin durumuyla ilgili olarak doğru ve zamanında bilgi almasını temin etmeye çalışmaktadır. Kişilerin kontrolünde birden fazla halka açık şirket bulunabileceği dikkate alındığında kişinin isminin açıkça yazılmasının uyuşmazlığa konu olmayan şirket ortaklarının bilgilendirilmesi için elzem olduğu dikkate alındığında kişilerin isimlerinin Kurul Bültenin’de açıkça yazılarak Kurul işlemlerinin ilan edilmesinin başkalarının haklarının korunması bakımından gerekli, elverişli ve ölçülü olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, kişilerin fiillerinin suç oluşturduğu iddiasıyla Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesi hâlinde bu kararın Kurul Bültenin’de ilan edilmesinin masumiyet karinesi yönünden incelenmesi gerekmektedir.
Anayasa’nın 38. maddesinin 4. fıkrasında düzenlenen masumiyet karinesi kişilerin aleyhlerine kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmaksızın suçlu olarak kabul edilemeyeceklerini ifade etmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Sözleşme’nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesi âdil yargılanma hakkının unsurlarından biridir ve esasen usûle ilişkin bir güvence olarak savunma tarafının haklarını güvence altına almaya hizmet eder. Masumiyet karinesi, aynı zamanda sanığın onur ve haysiyetini korumaya yardımcı olur (Konstas/Yunanistan, B. No: 53466/07, 28/11/2011, § 32).
AİHM’e göre masumiyet karinesi sadece bir hâkim veya mahkeme tarafından değil başka kamu makamları tarafından da çiğnenebilir. (Allenet de Ribemont/Fransa, B. No: 15175/89, 10/02/1995, § 36) Dolayısıyla Sermaye Piyasası Kurulu tarafından da masumiyet karinesinin çiğnenebileceği açıktır. Ancak AİHM’e göre Sözleşme’nin 10. maddesi tarafından teminat altına alınan ifade özgürlüğü, bilgi alma ve verme özgürlüğünü de içerir. Bu nedenle Sözleşme’nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrası, yürütülmekte olan cezaî bir soruşturma hakkında yetkililerin kamuoyuna bilgi vermesini engellememektedir (Allenet de Ribemont/Fransa, B. No: 15175/89, 10/02/1995, § 38).
Bu itibarla, Kurul kararlarının Kurul Bülteni’nde ilan edilmesinin başkalarının haklarının korunması için gerekli, elverişli ve ölçülü olduğu, fiilin suç oluşturduğu iddiasıyla suç duyurusunda bulunulmasına dair Kurul kararlarının Kurul Bültenin’de ilan edilmesinin soyut olarak masumiyet karinesini ihlâl etmediği anlaşıldığından davacının Anayasa’ya aykırılık iddiasının ciddî olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan, her ne kadar fiilin suç oluşturduğu iddiasıyla suç duyurusunda bulunulmasına dair Kurul kararlarının Kurul Bülteni’nde ilan edilmesi soyut olarak masumiyet karinesini ihlâl etmemekte ise de, 6362 sayılı Kanun’un 123. maddesinin 6. fıkrasının Kurul tarafından uygulanmasında somut olarak masumiyet karinesinin ihlâl edilebileceği dikkate alındığında dava konusu Kurul kararının ilanına yönelik …tarih ve …sayılı Kurul Bülteni’nin hukuka uygunluğunun incelenmesi gerekmektedir.
Kamu makamları tarafından yürütülen soruşturmalar hakkında kamuyu aydınlatmak amacıyla açıklamalarda bulunulması tek başına masumiyet karinesini ihlâl etmemektedir. Ancak, masumiyet karinesine saygı gösterilmesi söz konusu olduğundan Sözleşme’nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince bilginin gereken bütün dikkat ve ihtimam gösterilerek verilmesi gerekmektedir (Allenet de Ribemont/Fransa, B. No: 15175/89, 10/02/1995, § 38).
Kamu otoritelerinin devam etmekte olan cezaî soruşturmalara ilişkin ilgili soruşturmaya konu olan kişilerin suçlu olduğuna dair kamuoyunda bir düşünceye yol açan veya suça ilişkin iddiaları incelemeye yetkili yargı makamında bir ön yargı oluşturacak olan beyanları yasaktır. (İsmoilov ve Diğerleri/Rusya, B. No: 2947/06, 24/04/2008, § 161). Yargısal kararlarda ve kamu otoritesi kullanan kişilerin ifadelerinde, bir kişinin bir suçun şüphelisi olduğunu beyan etmeleriyle, bu kimsenin suçlu olduğunu yansıtmış olmaları arasında bir ayrım yapılmalıdır. Yetkili kişiler, ifadelerinde kullanacakları kelimeleri seçerken bu ayrıma dikkat etmek zorundadırlar (Kıvanç Ersoy ve diğerleri, B. No: 2016/7095, 12/1/2021, § 65).
Kamu makamlarının beyanlarında masumiyet karinesine aykırı bir yön olup olmadığı incelenirken kullanılan ifadelerin bağlamı da nazara alınmalı ve kişinin suçlu olduğuna dair bir yargıda ya da imada bulunulup bulunulmadığı açıklamanın bütününe bakılarak değerlendirilmelidir. Bundan başka açıklamada bulunan kamu yetkilisinin görevi itibarıyla konumu, açıklamanın yargılamanın hangi aşamasında yapıldığı ve açıklamada kullanılan ifadelerden suç isnadı altındaki kişinin teşhisinin mümkün olup olmadığı da göz önünde bulundurulmalıdır (E.A. (2), B. No: 2017/34336, 15/9/2021, § 59).
Dava konusu Kurul kararının ilanına yönelik …tarih ve …sayılı Kurul Bülteni’nin 4. sayfasının d) bölümünde, …’ın 2013 ve 2014 yılı hesap ve işlemlerinin 6362 sayılı Kanunu ile ilgili mevzuat kapsamında denetlenmesi sonucunda tabloda yer alan suç duyurularında bulunulmasına karar verildiğinin beliriltildiği, suç duyurusunda bulunulan şahıs kısmında davacının adına yer verildiği, suç duyurusuna neden olan eylem kısmında, davacının işlediği iddia edilen eyleme yer verildiği, eylemin aykırılık teşkil ettiği kanun maddesi kısmında ise, davacının işlediği iddia edilen fiilin kanundaki karşılığını düzenleyen maddeye yer verildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu Kurul Bülteni’nde davacının kamuoyunda suçlu olduğu kanaatini oluşturacak ifadelerin yer almadığı, ifadelerin, suç duyurusunda bulunulmasına yönelik Kurul kararından halka açık şirket olan …ın ortaklarının bilgilendirilmesi ve varsa zararı olanların hakkını arayabilmesi için meşrû vasıtalara başvurabilmesi için yapıldığı, bu nedenle dava konusu Kurul kararının ilanına yönelik …tarih ve …sayılı Kurul Bülteni’nin masumiyet karinesini ihlâl etmediği ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, her ne kadar davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamakta ise de, gerekçeli karar hakkı çerçevesinde kararın dava konusu Kurul kararının ilanına yönelik … tarih ve … sayılı Kurul Bülteni’nin iptali isteminin reddine ilişkin kısmının belirtilen bu gerekçeler eklenerek onanması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen reddine;
2. …İdare Mahkemesi’nin …tarih ve E:…, K:…sayılı temyize konu kararının, dava konusu …tarih ve …sayılı Denetim Raporunun, …tarih ve … sayılı Kurul kararının A, B/i, B/ii, B/iv, C ve D bölümlerinde yer alan işlemlerin, anılan Kurul kararının davacıya bildirilmesine yönelik …tarih ve …sayılı işlemenin kesin ve yürütülebilir işlem niteliğinde olmadıkları gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine ilişkin kısmıyla manevi zararlarının tazmini amacıyla …-TL ödenmesine yönelik talebinin reddinde ilişkin kısmında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbiri bulunmadığından, belirtilen kısımlar yönünden temyize konu kararın ONANMASINA;
3. …İdare Mahkemesi’nin …tarih ve E:…, K:…sayılı temyize konu kararının, dava konusu Kurul kararının ilanına yönelik …tarih ve …sayılı Kurul Bülteni’nin iptali isteminin reddine ilişkin kısmında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,
4. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne;
5. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesi uyarınca temyize konu İdare Mahkemesi kararının, dava konusu Kurul kararının B/iii ve E bölümlerine ilişkin kısmının BOZULMASINA;
6. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
7. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 20/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.