Danıştay Kararı 13. Daire 2016/3952 E. 2022/4558 K. 01.12.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2016/3952 E.  ,  2022/4558 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2016/3952
Karar No : 2022/4558

DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU :
1)… A.Ş. (…) pay piyasasında 22/02/2016-31/03/2016 döneminde davacı tarafından gerçekleştirilen işlemlerin Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (f) bentlerine aykırı olduğundan bahisle davacı hakkında 559.496,80-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının iptali ile ödenen 419.622,60-TL’nin iadesine karar verilmesi,
2) VI – 104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (f) bentlerinin iptali,
3) 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : 6362 sayılı Kanun’un 104. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu, piyasa bozucu eylemlerin 104. maddede, piyasa dolandırıcılığı suçunun ise 107. maddede düzenlendiği, bu fiillerin suç teşkil ettiği ve fiilleri işlediği düşünülen şahıslar hakkında piyasa dolandırıcılığı suçundan dolayı suç duyurusunda bulunulması gerektiği, 104. maddede suç oluşturmayan işlemlerin ancak piyasa bozucu eylem sayılacağının ifade edildiği, Kurul’un hukuken bir eylemin suç teşkil edip etmediğine karar verme yetkisinin bulunmadığı, suç işlendiğine ilişkin şüphesi bulunmakta ise bu durumu Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirmek durumunda olduğu, suçun var olup olmadığının takdir yetkisini Kurul’a bırakmanın erkler aykırılığı ilkesine açıkça aykırı olduğu; 104. maddeye göre bir eylem ve işlemin piyasa bozucu eylem sayılabilmesi için makul bir ekonomik veya finansal gerekçe ile açıklanamaması ve borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrarını bozacak nitelikte olması hususlarının bir arada olması gerektiği, Tebliğ’in Kanun’un emredici hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, dava konusu 5. maddede makul bir ekonomik gerekçe ile açıklanamaması unsurunun eksik bırakıldığı, Kurulca işlemlerin makul bir gerekçe ile yapılıp yapılmadığının araştırılmadığı, savunmasında belirtilen gerekçelerin doğruluğunun değerlendirilmesi çabasına dahi girilmediği, önemi ve etki seviyesi ne olursa olsun tek başına bir alım veya satım işleminin piyasanın işleyişini bozabileceğini söylemenin en temel iktisat teorisine aykırı olduğu, hiçbir mantıklı açıklama olmasa ve tedavüldeki tüm payları karşılayacak bütünlükte olsa dahi, bir yatırımcının alım işlemine ceza verilemeyeceği, satım işlemi için de aynı durumun geçerli olduğu, farklı fiyat kademelerinden emir verilmesinin piyasayı bozmasının mümkün olmadığı, yatırımcıların piyasadaki gelişmelere ve kendi beklentilerine göre yön değiştiren emirler vermesinin piyasanın bir gerçeği olduğu, piyasadaki alım işlemlerinin temel iktisat teorisine göre fiyatı yükseltebilir, satım işlemlerinin ise düşürebilir nitelikte olduğu, bunun piyasanın bozulması değil, kendisi olduğu, Kurul’un hangi miktarda veya oranda işlemin önemli, etkili, piyasa bozucu sayılacağı konusunda herhangi bir düzenleme yapmayarak hukukî güvensizlik ortamı oluşturduğu, maddedeki işlem kalıplarının hangileri bulunduğunda hangi cezanın uygulanacağının da açık olmadığı, bu durumun temel hak ve hürriyetlere aykırı olduğu, yatırımcıların ne zaman ceza ile karşılaşacağını bilmediği, düzenlemenin Avrupa Birliği düzenleme ve uygulamalarına ve genel suç teorisine aykırı ve pek çok haksızlığa neden olduğu, 20 yıldır borsada günlük, kısa vadeli pay alım satım işlemleri gerçekleştirdiği, işlem kalıbının genel olarak çok sayıda pay piyasasında gün içerisinde yüksek hacimli alım satım işlemleri gerçekleştirmek yönünde olduğu, işlem hacmi incelendiğinde son dönemde bazı aylarda 1 milyar TL’yi bulan tutarlarda işlem hacimlerine ulaştığının görüleceği, bu yoğun işlem hacmine ve gün içerisinde kısa vadeli alım satım işlemleri gerçekleştirme yönündeki işlem yapısına rağmen hakkında herhangi bir idari inceleme yapılmayıp, adli/idari yaptırım uygulanmadığı, hiçbir zaman herhangi bir kişi veya grupla karşılıklı, anlaşmalı işlemler gerçekleştirmediği, hiçbir tarihte kimliğini gizleme çabasına girişmediği, savunmasını sunduğu tarih itibarıyla 4 ayrı aracı kurumda bulunan hesaplarını kullanıyor olmasının nedenleri arasında riski dağıtmak, hangi pay piyasasında ne kadar işlem yaptığının ilgili aracı kurumlar tarafından bilinmesine engel olmak, her bir aracı kurumun araştırma raporları gibi yayınlarına ulaşabilmek ve söz konusu aracı kurumların kredi limiti ve benzeri avantajlarından faydalanmak olarak sayılabileceği, uzun yıllar elde ettiği deneyim ve yatırım psikolojisi nedeniyle fiyat hareketlerine seri tepkiler verdiği, bu sırada zaman zaman kendinden kendine işlemler gerçekleştirdiği de olduğu, ancak bunların oranının düşük olduğu ve çoğunlukla fiyat üzerinde etkili olmadığı, gerçekleştirdiği işlemlerin piyasa bozucu olabileceğine ilişkin olarak hiçbir öngörüsü bulunmadığı, işlemlerin piyasa bozucu olup olmadığının değerlendirilmesinde işlem hacimlerinden hareketle değil, işlem sayılarından hareketle analiz yapılmasının daha adil sonuçlara götüreceği, piyasa bozucu işlemlerin taksirli olarak gerçekleştirildiğinin söylenemeyeceği, sığ olan piyasada alım işlemlerinin fiyat artırmasının olağan olduğu, adil bir değerlendirme için fiyat artırıcı işlemlerin değil, kendinden kendine işlemlerin ne kadarının fiyat artırıcı olduğunun değerlendirilmesi gerektiği, yeterli savunma yapabilmesi için gerekli bilgiler talep edilmesine rağmen verilmediği, borsa deneyimi ve işlem kalıbı dikkate alındığında yön değiştiren emirlerinin yüksek olmasının anlaşılır kabul edilmesi gerektiği, hatalı bir kâr hesaplaması yapılarak stoğunda bulunan ve ilerleyen tarihlerde zarar edilerek satılmış payların dikkate alınmadığı, savunmasında komisyon ve kredi faizlerine yönelik yapmış olduğu itiraz üzerine sadece komisyonların indirim konusu yapıldığı, stoğunda bulunan payların ihmâl edildiği, gerçekleştirdiği işlemlerde kullanmış olduğu krediler nedeniyle ödediği kredi faizinin realize menfaatten mahsup edilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.

DAVALININ SAVUNMASI : 6362 sayılı Kanun’un 107. maddesinde düzenlenen piyasa dolandırıcılığı suçunun unsurlarını oluşturmamakla birlikte yapısı, amacı ve etkisi itibarıyla piyasa bozucu nitelikteki eylemlerin 104. maddede piyasa bozucu nitelikte eylem olarak sayıldığı düzenlemenin sermaye piyasalarının yapısının bir gereği olarak piyasada işlem yapan yatırımcıların korunması ihtiyacının bir ürünü olduğu, piyasa dolandırıcılığı fiilinin maddi ve manevi unsurlarının somut olayda varlığı hâlinde Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulunulduğu, buna karşılık 107. maddede öngörülen amaç çerçevesinde manevi unsurun bulunmaması, maddi unsurun ise piyasa bozucu eylem niteliğinin bulunması hâlinde 104. madde uyarınca yaptırım uygulandığı, savcılığa başvurma yetkisi verilmesinde erkler ayrılığı ilkesine aykırılığın söz konusu olmadığı, benzer nitelikteki düzenlemelerin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda da bulunduğu, bir eylemin suç teşkil edip etmediği hususundaki kararın Kurul tarafından değil, Kanun çerçevesinde yazılı başvuruda bulunulmasını müteakip Cumhuriyet Savcılıklarınca iddianame hazırlanarak açılan kamu davalarında mahkemelerce verileceği, Kanun’un gelişmiş sermaye piyasası mevzuatları örnek alınarak hazırlandığı; Kanun’un 104. maddesine göre tek başına ya da birlikte hareket eden kişiler tarafından borsa ya da teşkilatlanmış diğer piyasalarda gerçekleştirilen maddede sayılan nitelikteki fiil ve davranışların piyasa bozucu eylem olarak değerlendirildiği, Tebliğ’in 5. maddesinin Kanun’a aykırı olmadığı, 104. madde ile genel hatları çizilen piyasa bozucu eylem kavramının Tebliğ ile detaylı olarak belirlendiği, kanunilik ilkesine paralel bir uygulama olduğu, Tebliğ’in 5. maddesine aykırılığın tespit edilmesi hâlinde idari para cezası tesis edilebilmesi için 104. maddede öngörülen şartların evleviyetle aranacağının tabii olduğu, alt düzenlemelerde üst normda yer alan ifadelerin tekrar edilmesine yönelik zorunluluk bulunmadığı, idari para cezalarının, yatırımcıların hangi eylemi için ne miktarda verildiğine ilişkin bilgilerin somut olaya göre Kurul kararı, Kurul Haftalık Bülteni ve idari para cezası bildirim tutanaklarında yer aldığı, davacının iddiasında bahsettiği arz ve talebe göre fiyatın belirlenmesine dair iktisat teorisine uygun bir piyasa fiyatının belirlenmesi amacıyla piyasa bozucu eylemlerin yaptırıma bağlandığı, yaptırıma bağlanan hususun herhangi bir işlem değil mevzuatta belirlenen piyasa bozucu işlem olduğu, davacı tarafından … pay piyasasında dikkat çekici işlemler gerçekleştirildiği, bu işlemlerin makul gerekçeler ile yapıldığı iddiasının kabul edilebilir nitelikte olmadığı, nitekim bir aracı kurumda bulunan stoklarını başka bir aracı kuruma aktarmak için borsada alım satım işlemi yapmak yerine aracı kurum hesapları arasında virman işlemi yapmasının mümkün ve makul olan yöntem olduğu, davacının işlemlerinin piyasadaki işlemlerin önemli bir kısmını oluşturduğu için düşük olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, davacının kendinden kendine işlemlerin mevcut emirleri iptal etmek amacıyla yapıldığı yönündeki iddiasının makul bir açıklama niteliğinde olmadığı, zira bu işlemler nedeniyle davacının aracı kurumlara alım satım işlemleri üzerinden komisyon ödediği, emir iptallerinde daha az veya en fazla alım satım işlemi için geçerli oran kadar komisyon alındığı, dolayısıyla davacının daha yüksek maliyete katlanmayı göze alarak piyasa bozucu eylem olarak nitelendirilebileceği ifade edilen işlemleri çok yoğun olarak gerçekleştirmesinin makul görünmediği, işlem limiti veya özkaynak oranlarına uyum çabası içerisinde olan bir yatırımcının ivedilikle pay virmanlamak yerine takasın gerçekleşeceği T+2 yi beklemesinin veya ödünç piyasasından pay ödünç alarak yükümlülüklerini yerine getirmemesinin makul karşılanamayacağı, piyasa bozucu eylem nitelendirilmesinde kast unsurunun veya yatırımcının bu yönlü bir iradesinin aranmadığı, işlemler sonucunda kâr elde edilmesi veya işlemlerin bir grup ile beraber işlenmesinin de gerekmediği, piyasanın sığ olduğunun davacı tarafından anlaşılabilecek bir husus olup davacının sığ bir piyasada bu derece yüksek seviyelerde işlem gerçekleştirmesinin piyasanın bozulmasına sebep olacağının da açık olduğu, davacıya savunmasını sunması için gerekli bilgilendirmenin yapılarak uygun bir süre tanındığı, realize menfaat hesabında davacının iddia ettiği gibi stoğunda bulunan tüm payların satılmış olmasının beklenmesi gerekseydi bu durumun menfaat hesaplamayı imkânsız hâle getireceği, elde edilen menfaat tutarının hesaplanmasında herhangi bir hatanın söz konusu olmadığı, dava konusu işlemlerin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …’NUN DÜŞÜNCESİ : Dava, … A.Ş. pay piyasasında 22/02/2016-31/03/2016 döneminde davacı tarafından gerçekleştirilen işlemlerin Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 5. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (f) bentlerine aykırı olduğu gerekçesiyle davacıya 559.496,80-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Sermaye Piyasası Kurulu kararının ve bu karara dayanarak alınan VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 5. maddesinin iptali ile ödenen 419.622,60-TL’nin iadesine karar verilmesi ve Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104. maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması istemiyle açılmıştır.
Davacının Anayasaya aykırılık iddiası yerinde görülmemiştir.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 103/1. maddesinde, “Bu Kanun’a dayanılarak yapılan düzenlemelere, belirlenen standart ve formlara ve Kurulca alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı hareket eden kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından iki yüz elli bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir. Ancak, yükümlülüğe aykırılık dolayısıyla menfaat temin edilmiş olması hâlinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaatin iki katından az olamaz.” hükmü yer almış; 104. maddesinde ise, “Makul bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemler, bir suç oluşturmadığı takdirde, piyasa bozucu nitelikte eylem sayılır. Kurulca belirlenen piyasa bozucu eylemleri gerçekleştiren kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından beş yüz bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir. Ancak, bu suretle menfaat temin edilmiş olması hâlinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaatin iki katından az olamaz.” hükmüne yer verilmiş bulunmaktadır.
Dava konusu (VI-104.1) sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin iptali istenilen 5. maddesinde, “Tek başına ya da birlikte hareket eden kişiler tarafından borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda gerçekleştirilen, sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, işlem hacimleri, işlem miktarları, işlem oranları, emir miktarları, emir oranları, emir iptal miktarları, emir iptal oranları veya emir gerçekleşme oranları gibi sermaye piyasalarının işleyişi veya sermaye piyasası araçlarının fiyatlarının belirlenmesiyle ilgili veriler dikkate alındığında önemli veya etkili kabul edilebilecek nitelikte; a) Alım veya satım yapılması, hesap hareketi gerçekleştirilmesi, emir verilmesi, emir iptali veya emir değiştirilmesi, b) Farklı fiyat kademelerine emir iletilmesi, c) Bir dakikadan daha az zaman dilimlerinde piyasadaki en iyi alım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi alım fiyatından daha düşük fiyatlı satım emri ya da piyasadaki en iyi satım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi satım fiyatından daha yüksek fiyatlı alım emri iletmek şeklinde yön değiştiren emirler verilmesi, ç) Kendinden kendine veya karşılıklı işlemler gerçekleştirilmesi, d) Açılış veya kapanış fiyatlarını etkilemeye yönelik işlemler yapılması, e) Gün sonu veya vade sonu uzlaşma fiyatlarını etkilemeye yönelik işlemler gerçekleştirilmesi, f) Fiyat yükseltici, fiyat düşürücü veya fiyatı sabit tutmaya yönelik işlemler yapılması, g) Vadeli işlem ve opsiyon piyasasında bir sicile bağlı tüm hesaplar için ya da piyasa bazında belirlenen pozisyon limitlerinin geçilmesi, ğ) Vadeli işlem ve opsiyon piyasasında, ilgili dayanak varlık piyasasında gerçekleştirilen işlemlerle aynı yönlü işlemler gerçekleştirilmesi ve benzeri işlemler yapılması suretiyle borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozan ya da sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, arz ve talepleri hakkında yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandıran veya adil ve dürüst işlem yapılmasını, piyasanın rekabetçi bir ortamda işleyişini ya da fiyatın doğru ve dürüst bir şekilde oluşmasını zorlaştıran ya da engelleyen fiil ve davranışlar piyasa bozucu eylem olarak değerlendirilir.” düzenlenmesi getirilmiş olup; sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda işleyişinin ve gelişmesinin, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması için sermaye piyasasının düzenlenip denetlenebilmesi ve bunun sağlanabilmesi için makul bir ekonomik veya finansal bir gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemlerin belirlenmesi ve bu eylem ve işlemleri gerçekleştirenler hakkında uygulanacak yaptırımların belirlenmesi suretiyle anılan kamu hizmetinin düzgün şekilde yürütülmesi için Kanun hükümlerinin uygulanmasına açıklık getirecek şekilde tesis edilen dava konusu Tebliğ hükümlerinde kamu hizmetinin gereklerine ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden, 22/02/2016 tarihinde 12,34-TL olan … Ağırlıklı Ortalama Fiyatının (AOF) 23/02/2016 tarihinde %9,55 oranında artarak 13,51-TL seviyesine yükseldiği, söz konusu tarihten sonra 24/02/2016 tarihinde %3,77 oranında azalarak 13,00-TL düzeyine düştükten sonra 31/03/2016 tarihine kadar %12,24 oranında artarak 14,60-TL seviyesine yükseldiği ve 22/02/2016-31/03/2016 döneminde Endeks’in %11,18 oranında arttığı, 15/02/2016-19/02/2016 döneminde 242.450 adet olan ortalama günlük işlem miktarının, 22/02/2016-31/03/2016 döneminde yaklaşık altı katı miktarında 1.159.791,93 adet olarak gerçekleştiği, en fazla işlem gerçekleştiren yatırımcının 7.719.534 adet alım işlemi (%22,78), 7.667.082 adet satım işlemi (%22,63) ile toplam 15.386.616 adet işlem (%22,71) ile davacının olduğu ve davacı tarafından 22/02/2016-31/03/2016 tarihleri arasındaki inceleme döneminde 3.748.734 adet kendinden kendine işlem (alım işlemlerinin %48,56’sı, satım işlemlerinin oranı %48,89’u ve toplam kendinden kendine işlemlerin %88,38’i) gerçekleştirildiği, 4.133.051 adet (%34,28) fiyat yükseltici işlem gerçekleştirildiği, 1 dakikalık periyotlar içerisinde toplam 220 kez yön değiştiren emir verildiği ve davacının aynı dönem içerisinde … pay piyasasında gerçekleştirdiği işlemler neticesinde 301.316,32-TL tutarında realize menfaat (279.478,40-TL net menfaat) elde ettiği hususlarının yapılan incelemeler sonucunda objektif bilgi ve belge ile saptandığı anlaşılmakta olup; söz konusu işlemlerin Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 5. maddesi hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinin açık olması karşısında, söz konusu işlemleri gerçekleştiren davacıya 559.496,80-TL idari para cezası verilmesine dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
Davacı tarafından ödenen dava konusu 419.622,60-TL’nin iadesine hukuken imkân bulunmamaktadır.
Davacının diğer iddiaları ise dava konusu işlemleri kusurlandırıcı mahiyette görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKÎ SÜREÇ :
Kurul uzmanlarınca … A.Ş. (…) pay piyasasında, davacı tarafından 22/02/2016-31/03/2016 döneminde gerçekleştirilen işlemlere ilişkin olarak yapılan incelemeler sonucunda; 22/02/2016 tarihinde 12,34-TL olan … Ağırlıklı Ortalama Fiyatının (AOF) 23/02/2016 tarihinde %9,55 oranında artarak 13,51-TL seviyesine yükseldiği, 24/02/2016 tarihinde %3,77 oranında azalarak 13,00-TL düzeyine düştükten sonra 31/03/2016 tarihine kadar %12,24 oranında artarak 14,60-TL seviyesine yükseldiği ve söz konusu dönemde Endeks’in %11,18 oranında arttığı, anılan dönemde … pay piyasasındaki işlem miktarında da artış olduğu, önceki 15/02/2016-19/02/2016 döneminde 242.450 adet olan ortalama günlük işlem miktarının söz konusu dönemde yaklaşık 6 katı miktarında 1.159.791,93 adet olarak gerçekleştiği, en fazla işlem gerçekleştiren yatırımcının 7.719.534 adet alım (%22,78), 7.667.082 adet satım işlemi (%22,63) olmak üzere toplam 15.386.616 adet işlem (%22,71) ile davacı …’ın olduğu ve davacı tarafından söz konusu dönemde 3.748.734 adet kendinden kendine işlem (alım işlemlerinin %48,56’sı, satım işlemlerinin %48,89’u ve toplam kendinden kendine işlemlerin %88,38’i), 4.133.051 adet (%34,28) fiyat yükseltici işlem gerçekleştirildiği, 1 dakikalık periyotlar içerisinde toplam 220 kez yön değiştiren emir verildiği ve gerçekleştirilen işlemler neticesinde 301.316,32-TL tutarında realize menfaat (279.748,40-TL net menfaat) elde edildiği tespit edilmiştir.
… tarih ve … sayılı Kurul kararıyla, davacı tarafından söz konusu dönemde … pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlerin Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (f) bentlerine aykırılık teşkil ettiği kanaatine varıldığından, 6362 sayılı Kanun’un 103 ve 104. maddeleri kapsamında nihai değerlendirmenin yapılabilmesi amacıyla anılan Kanun’un 105. maddesi uyarınca davacıdan savunma istenilmesine karar verilmiştir.
Davacı tarafından Kurulca belirtilen hususlara ilişkin olarak savunma sunulmuş, Kurul uzmanlarınca davacının söz konusu hususlara ilişkin savunmasının 6362 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendirilmesi sonucunda … tarih ve … sayılı Denetleme Raporu düzenlenmiştir.
Öneri yazısı ve eki raporun incelenmesi sonucunda … tarih ve … sayılı Kurul kararıyla, … pay piyasasında davacı tarafından 22/02/2016-31/03/2016 döneminde gerçekleştirilen işlemlerin VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (f) bentlerine aykırılık teşkil etmesi sebebiyle söz konusu işlemlerden elde ettiği net realize menfaat tutarının 279.748,40-TL olduğu dikkate alınarak davacı hakkında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104. maddesi uyarınca elde ettiği menfaat tutarının iki katı olan 559.496,80-TL idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, davacı tarafından anılan Kurul kararı ile dayanağı VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (f) bentlerinin iptali ve ödenen 419.622,60-TL’nin iadesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
Davacı tarafından 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de, Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Kanun’un amacı; sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda işleyişinin ve gelişmesinin sağlanması, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması için sermaye piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesidir.
“;
“Genel esaslar” başlıklı 103. maddesinin birinci fıkrasında, “(1) Bu Kanun’a dayanılarak yapılan düzenlemelere, belirlenen standart ve formlara ve Kurulca alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı hareket eden kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından iki yüz elli bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir. Ancak, yükümlülüğe aykırılık dolayısıyla menfaat temin edilmiş olması hâlinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaatin iki katından az olamaz. Tüzel kişilere, aykırılığın ağırlığı ve etkilediği mağdur sayısı dikkate alınarak bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan asgari miktardan az olmamak üzere bağımsız denetimden geçmiş yıllık finansal tablolarında yer alan brüt satış hasılatının %1’i ile vergi öncesi kârının %20’sinden yüksek olanına kadar idari para cezası verilir.”;
“Piyasa bozucu eylemler” başlıklı 104. maddesinde, “Makul bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemler, bir suç oluşturmadığı takdirde, piyasa bozucu nitelikte eylem sayılır. Kurulca belirlenen piyasa bozucu eylemleri gerçekleştiren kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından beş yüz bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir. Ancak, bu suretle menfaat temin edilmiş olması hâlinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaatin iki katından az olamaz.”;
“İdari para cezalarının uygulanması” başlıklı 105. maddesinde, “(1) İdari para cezalarının uygulanmasından önce ilgilinin savunması alınır. Savunma istendiğine ilişkin yazının tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde savunma verilmemesi hâlinde, ilgilinin savunma hakkından feragat ettiği kabul edilir.
(2) Bu Kanun’da tanımlanan kabahatlerden birinin idari yaptırım kararı verilinceye kadar birden çok işlenmesi hâlinde, ilgili hükme göre, ilgili gerçek veya tüzel kişiye bir idari para cezası verilir ve verilecek ceza iki kat artırılır. Ancak, bu kabahatin işlenmesi suretiyle bir menfaat temin edilmesi veya zarara sebebiyet verilmesi hâlinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaat veya zararın üç katından az olamaz. …” kuralı yer almaktadır.
21/01/2014 tarih ve 28889 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği (VI-104.1)’nin “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Tebliğ’in amacı, makul bir ekonomik veya finansal bir gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemlerin belirlenmesi ile bu eylem ve işlemleri gerçekleştirenler hakkında uygulanacak yaptırımların belirtilmesidir.”; “Dayanak” başlıklı 2. maddesinde, “Bu Tebliğ, 06/12/2012 tarih ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104. maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.”; “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 3. maddesinde, “(1) Bu Tebliğ’de geçen; … f) Karşılıklı işlem: Birlikte hareket eden kişilerin borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlemlerin hem alıcı hem de satıcı tarafında yer almak suretiyle kendi hesapları arasında gerçekleştirdiği, sermaye piyasası aracının mülkiyetinin birlikte hareket eden kişiler arasında el değiştirmesini sağlayan işlemleri, g) Kendinden kendine işlem: Bir kişinin borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlemlerin hem alıcı hem de satıcı tarafında yer almak suretiyle kendi hesapları arasında gerçekleştirdiği, sermaye piyasası aracının mülkiyetinde bir değişiklik meydana getirmeyen işlemleri, … ı) Piyasa bozucu eylem: Makul bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikte olan ve bir suç oluşturmayan eylemi, … ifade eder.”;
“Emir veya işlemlere ilişkin piyasa bozucu eylemler” başlıklı 5. maddesinde, “(1) Tek başına ya da birlikte hareket eden kişiler tarafından borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda gerçekleştirilen, sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, işlem hacimleri, işlem miktarları, işlem oranları, emir miktarları, emir oranları, emir iptal miktarları, emir iptal oranları veya emir gerçekleşme oranları gibi sermaye piyasalarının işleyişi veya sermaye piyasası araçlarının fiyatlarının belirlenmesiyle ilgili veriler dikkate alındığında önemli veya etkili kabul edilebilecek nitelikte;
a) Alım veya satım yapılması, hesap hareketi gerçekleştirilmesi, emir verilmesi, emir iptali veya emir değiştirilmesi,
b) Farklı fiyat kademelerine emir iletilmesi,
c) Bir dakikadan daha az zaman dilimlerinde piyasadaki en iyi alım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi alım fiyatından daha düşük fiyatlı satım emri ya da piyasadaki en iyi satım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi satım fiyatından daha yüksek fiyatlı alım emri iletmek şeklinde yön değiştiren emirler verilmesi,
ç) Kendinden kendine veya karşılıklı işlemler gerçekleştirilmesi,
d) Açılış veya kapanış fiyatlarını etkilemeye yönelik işlemler yapılması,
e) Gün sonu veya vade sonu uzlaşma fiyatlarını etkilemeye yönelik işlemler gerçekleştirilmesi,
f) Fiyat yükseltici, fiyat düşürücü veya fiyatı sabit tutmaya yönelik işlemler yapılması,
g) Vadeli işlem ve opsiyon piyasasında bir sicile bağlı tüm hesaplar için ya da piyasa bazında belirlenen pozisyon limitlerinin geçilmesi,
ğ) Vadeli işlem ve opsiyon piyasasında, ilgili dayanak varlık piyasasında gerçekleştirilen işlemlerle aynı yönlü işlemler gerçekleştirilmesi ve benzeri işlemler yapılması suretiyle borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozan ya da sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, arz ve talepleri hakkında yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandıran veya adil ve dürüst işlem yapılmasını, piyasanın rekabetçi bir ortamda işleyişini ya da fiyatın doğru ve dürüst bir şekilde oluşmasını zorlaştıran ya da engelleyen fiil ve davranışlar piyasa bozucu eylem olarak değerlendirilir.” kuralına yer verilmiştir.
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME:
Dava dilekçesinde VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 5. maddesinin iptali istenilmiş ise de, dava dilekçesi içeriği ve öne sürülen hukuka aykırılık sebepleri ile uygulama işlemine konu idari para cezasının söz konusu Tebliğ’in 5. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (f) bentleri uyarınca tesis edildiği dikkate alınarak, Tebliğ’in 5. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (f) bentleri yönünden inceleme yapılmıştır.
VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (f) bentlerinin incelenmesinden;
Sözlük anlamı ile “düzenli hâle koymak, düzen vermek, tanzim ve tertip etmek” olarak tanımlanan “düzenleme”, kamu hukukunda kural koyma ile eş anlamlıdır. Kural ise; sürekli, soyut, nesnel, genel (kişilik dışı) durumları belirleyen ve gösteren bir içeriğe sahiptir.
İdare, Anayasa ve kanunlardan aldığı yetki ile, kural koyma (düzenleme yapma) yetkisine sahiptir. “Kural işlemler” (ya da diğer adıyla “genel düzenleyici işlemler”), üst hukuk kurallarına uygun olarak hukuk düzenine yeni kural getiren ya da mevcut bir kuralı değiştiren veya kaldıran tek yanlı idarî işlemlerdir. Düzenleme yetkisini kullanarak yönetmelik, tebliğ, genelge gibi genel düzenleyici işlemleri yapan idarenin bir işleminin düzenleyici nitelik taşıdığının kabul edilebilmesi için, söz konusu işlemin sürekli, soyut, nesnel, genel durumları belirleyen ve gösteren hükümler içermesi, başka bir anlatımla, belirtilen nitelikte kurallar getirmiş olması gerekmekte olup, bu genel düzenlemelerin üst hukuk kurallarına aykırı hükümler içermemesi zorunludur.
Düzenleyici kurumlar, ilgili bulundukları piyasada düzenleme ve denetleme görevi üstlenmekte olup, bu kuruluşların temel işlevi, toplumsal ve ekonomik hayatın temel hak ve özgürlükler ile yakından ilişkili alanlarındaki kamusal ve özel kesim etkinliklerini, birtakım kurallar koyarak düzenlemek, konulan kurallara uyulup uyulmadığını izlemek ve denetlemektir.
Sermaye piyasası ile ilgili olarak kanuna aykırı olmayan düzenlemeler yapma yetkisine sahip olan davalı Kurumun, ilgili bulunduğu piyasada, 6362 sayılı Kanun’la kendisine tanınan yetkiyi dava konusu Tebliği çıkarmak suretiyle kullandığı anlaşılmaktadır.
İdarelerin düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu alanlarda, bu alanları düzenleyici işlemler ile objektif bir şekilde düzenlemesi gerekmekte olup işlem tesis ederken kendilerine Anayasa ve kanunlarla çizilen çerçeve içinde takdir yetkilerini kullanmaları ve bu yetkilerini kullanırken kamu hizmetinin gereklerini ve kamu yararını göz önünde bulundurmaları gerekmektedir.
6362 sayılı Kanun’un “Amaç” başlıklı 1. maddesinin gerekçesinde, “Kanun’un amacına ilişkin bu madde hükmünde, uluslararası piyasalardaki gelişmeler dikkate alınarak ve ülkemiz sermaye piyasasının yıllar içinde gösterdiği değişim paralelinde öne çıkan piyasa işleyiş esasları daha anlaşılır ve kapsamlı bir şekilde sayılmıştır. Diğer yandan piyasanın işleyişinin yanı sıra gelişmesinin sağlanması hususu da Kanunun amaçları arasına dâhil edilerek, ülkemiz sermaye piyasasının uluslararası anlamda rekabet gücünün artırılması amaçlanmış ve uluslararası finans merkezi olma hedefi desteklenmiştir. Yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla piyasanın düzenlenmesi ve denetlenmesi hususu ise temel vizyon olarak korunmuştur.” açıklamalarına yer verilmiştir.
6362 sayılı Kanun’un amacı, sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda işleyişinin ve gelişmesinin sağlanması, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması için sermaye piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesi olup Kurul’un düzenleme alanı özellik arz ettiğinden Kurul’a görev alanına giren konularda, kanunların gösterdiği sınırlar içerisinde ve kamu yararı çerçevesinde kullanılabilecek, hukukun genel ilkelerine ve yazılı üst hukuk kurallarına uygun olarak yürürlüğe konulacak ikincil düzenlemeler ihdas edebilme yetkisini de barındıran takdir yetkisi tanınmış; anılan Kanun’un 104. maddesinde, mâkûl bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemlerin, bir suç oluşturmadığı takdirde piyasa bozucu nitelikte eylem sayıldığı, Kurulca belirlenen piyasa bozucu eylemleri gerçekleştiren kişilere Kurul tarafından idarî para cezası verilebileceği belirtilerek Kurul’a piyasa bozucu eylemlere ilişkin usul ve esasları belirleme hususunda yetki verilmiştir.
Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nde, piyasa bozucu eylem, mâkûl bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikte olan ve bir suç oluşturmayan eylem olarak tanımlanmış; dava konusu düzenlemelerle tek başına ya da birlikte hareket eden kişiler tarafından borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda gerçekleştirilen, sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, işlem hacimleri, işlem miktarları, işlem oranları, emir miktarları, emir oranları, emir iptal miktarları, emir iptal oranları veya emir gerçekleşme oranları gibi sermaye piyasalarının işleyişi veya sermaye piyasası araçlarının fiyatlarının belirlenmesiyle ilgili veriler dikkate alındığında önemli veya etkili kabul edilebilecek nitelikte alım veya satım yapılması, hesap hareketi gerçekleştirilmesi, emir verilmesi, emir iptali veya emir değiştirilmesi, farklı fiyat kademelerine emir iletilmesi, bir dakikadan daha az zaman dilimlerinde piyasadaki en iyi alım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi alım fiyatından daha düşük fiyatlı satım emri ya da piyasadaki en iyi satım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi satım fiyatından daha yüksek fiyatlı alım emri iletmek şeklinde yön değiştiren emirler verilmesi, kendinden kendine veya karşılıklı işlemler gerçekleştirilmesi, fiyat yükseltici, fiyat düşürücü veya fiyatı sabit tutmaya yönelik işlemler yapılması piyasa bozucu eylem olarak belirlenmiştir. Böylelikle, belirlenen nitelikteki alım-satım emirlerinin ve işlemlerinin engellenmesi suretiyle borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasının sağlanması ve yatırımcıların menfaatlerinin korunması amaçlanmıştır.
Sermaye piyasasının hareketli yapısı ve yeni gelişmelere açık olması, kanun hükümlerinin ise esas itibarıyla durağan ve genel mahiyet taşıması, 6362 sayılı Kanun’la davalı idareye verilen görev, yetki ve sorumluluklar ile Kurulca belirlenen piyasa bozucu eylemleri gerçekleştiren kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından beş yüz bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verileceğine ilişkin Kanun hükmü göz önünde bulundurulduğunda; yazılı üst hukuk kurallarına ve hukukun genel ilkelerine aykırı olmamak kaydıyla, mâkûl bir ekonomik veya finansal bir gerekçeyle açıklanamayan ve bir suç oluşturmayan, ancak borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemlerin belirlenmesi konusunda idareye verilen görev ve yetki çerçevesinde ve Kanun’un amacına uygun olarak, tek başına ya da birlikte hareket eden kişiler tarafından borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda gerçekleştirilen, sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, işlem hacimleri, işlem miktarları, işlem oranları, emir miktarları, emir oranları, emir iptal miktarları, emir iptal oranları veya emir gerçekleşme oranları gibi sermaye piyasalarının işleyişi veya sermaye piyasası araçlarının fiyatlarının belirlenmesiyle ilgili veriler dikkate alındığında önemli veya etkili kabul edilebilecek nitelikte alım veya satım yapılması, hesap hareketi gerçekleştirilmesi, emir verilmesi, emir iptali veya emir değiştirilmesi, farklı fiyat kademelerine emir iletilmesi, bir dakikadan daha az zaman dilimlerinde piyasadaki en iyi alım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi alım fiyatından daha düşük fiyatlı satım emri ya da piyasadaki en iyi satım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi satım fiyatından daha yüksek fiyatlı alım emri iletmek şeklinde yön değiştiren emirler verilmesi, kendinden kendine veya karşılıklı işlemler gerçekleştirilmesi, fiyat yükseltici, fiyat düşürücü veya fiyatı sabit tutmaya yönelik işlemler yapılması yönündeki fiil ve davranışların piyasa bozucu eylemler olarak öngörülmesine ilişkin dava konusu düzenlenmelerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı hakkında … pay piyasasında 22/02/2016-31/03/2016 döneminde gerçekleştirilen işlemlerin VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (f) bentlerine aykırılık teşkil etmesi sebebiyle söz konusu işlemlerden elde ettiği net realize menfaat tutarının iki katı olan 559.496,80-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Kurul kararının incelenmesine gelince;
VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılan düzenlemelerine göre; tek başına ya da birlikte hareket eden kişiler tarafından borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda gerçekleştirilen, sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, işlem hacimleri, işlem miktarları, işlem oranları, emir miktarları, emir oranları, emir iptal miktarları, emir iptal oranları veya emir gerçekleşme oranları gibi sermaye piyasalarının işleyişi veya sermaye piyasası araçlarının fiyatlarının belirlenmesiyle ilgili veriler dikkate alındığında önemli veya etkili kabul edilebilecek nitelikte alım veya satım yapılması, hesap hareketi gerçekleştirilmesi, emir verilmesi, emir iptali veya emir değiştirilmesi, farklı fiyat kademelerine emir iletilmesi, bir dakikadan daha az zaman dilimlerinde piyasadaki en iyi alım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi alım fiyatından daha düşük fiyatlı satım emri ya da piyasadaki en iyi satım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi satım fiyatından daha yüksek fiyatlı alım emri iletmek şeklinde yön değiştiren emirler verilmesi, kendinden kendine veya karşılıklı işlemler gerçekleştirilmesi, fiyat yükseltici, fiyat düşürücü veya fiyatı sabit tutmaya yönelik işlemler yapılmasının piyasa bozucu eylem niteliğinde olduğu açıktır.
Dosyadaki bilgi ve belgeler çerçevesinde, davacı tarafından söz konusu dönemde … pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlerin hacimleri, miktarları ve oranları dikkate alındığında; önemli veya etkili kabul edilebilecek nitelikte alım ve satım yapıldığı, ilgili dönemde en fazla fiyat yükseltici alım işleminin davacı tarafından gerçekleştirildiği, bir dakikadan daha az zaman dilimlerinde sisteme aynı fiyattan zıt yönlü emirler verildiği, kendinden kendine ve karşılıklı işlemler gerçekleştirildiği, gerçekleştiren bu işlemler sonucunda maddî menfaat elde edildiği, Kurulca, elde edilen net realize menfaat tutarının, alım ve satım miktarlarının küçük olanı ile satım ve alım AOF’sinin farkının çarpılması sonucu bulunan sonuçtan komisyon ve banka sigorta muamele vergisinin çıkarılması suretiyle hesaplandığı, tespit edilen borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozucu nitelikteki söz konusu işlemlerin Tebliğ’in 5. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (f) bentlerine aykırı olduğu ve Kanun’un 104. maddesi uyarınca makul ekonomik ve finansal gerekçelerle açıklanamadığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla, Kurulca tespit edilen söz konusu fiil ve davranışların, Tebliğ düzenlemelerine aykırı olduğu anlaşıldığından, davacı hakkında idari para cezası uygulanmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ve ödenen 419.622,60-TL’nin iadesine karar verilmesi isteminin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere, 01/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.