Danıştay Kararı 13. Daire 2016/4800 E. 2022/4147 K. 10.11.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2016/4800 E.  ,  2022/4147 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2016/4800
Karar No:2022/4147

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … A.Ş.
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

DAVALI YANINDA
MÜDAHİL : … A.Ş.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … A.Ş. (…) ve bu şirketin hisselerinin tamamına sahip olduğu … A.Ş. (… A.Ş.)’nin baz istasyonlarının/…lerin kurulumuna ilişkin tarafı olduğu sözleşmelerde yer alan tek alıcıya sağlama yükümlülüğüne dair münhasırlık hükümlerinin, ilgili piyasalarda rekabeti engelleyerek 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. ve 6. maddelerini ihlâl ettiği yolunda davacı şirket tarafından yapılan şikâyet üzerine yapılan soruşturma neticesinde anılan teşebbüsler hakkında idari para cezası uygulanmasına gerek olmadığına ilişkin … tarih ve … sayılı Rekabet Kurulu kararının iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce; davacının, … baz istasyonlarının /…lerinin kurulumuna ilişkin doğrudan ya da dolaylı tarafı olduğu sözleşmelerde yer alan tek alıcıya sağlama yükümlülüğüne dair münhasırlık hükümleri ile ilgili piyasada rekabeti engelleyerek 4054 sayılı Kanunun 4. ve 6. maddelerini ihlâl ettiği yönünde yaptığı şikâyet üzerine davalı idare tarafından …’in GSM pazarındaki rekabeti kısıtladığına, 4054 sayılı Kanunu ihlâl ettiğine yönelik olarak bilgi, belge veya bulguya rastlanmadığı belirtilerek “şikayetin reddine” karar verdiği, müdahil …’in “GSM Pazarı” olarak belirlenen pazarda şikâyet konusu edilen dönemde hakim durumda bulunduğu, … A.Ş ile imzaladığı sözleşmenin münhasırlık sözleşmesi olduğu ileri sürülmekle birlikte, iki şirket arasındaki sözleşmenin niteliği dikkate alındığında ekonomik bir faaliyet olarak değerlendirilemeyeceği, davacının sözleşme konusu ilgili taşınmazın etrafında baz istasyonu yerleştirmek amacıyla kiralayabileceği başka noktaların da bulunduğu, davalı yanında dosyaya müdahil sıfatıyla dahil olan …’in … A.Ş üzerinde yer alan baz istasyonuna ortak olmak istediği buna yasal olarak bir engel olmamasına rağmen teknik anlamda bu ortaklığın mümkün olmadığı, şikâyet edilen dönem içerisinde davacı şirketin büyüme hızının devam ettiği baz istasyonlarının arttırdığı ve 2011 yılından itibaren ise zaten …’in GSM Pazarındaki hakim durumunu kaybettiği sonucuna varıldığı, davalı Rekabet Kurumu tarafından hazırlanan soruşturma raporu ve dava konusu Kurul kararı incelendiğinde, “şikayetin reddi” yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 4054 sayılı Kanuna aykırı olarak soruşturmada görevli raportörlerin doğrudan Kurul başkanı tarafından seçildiği, kendilerine tebliğ edilen kararda karşı oy gerekçelerine yer verilmediği, yerinde inceleme yapılması taleplerinin olmasına rağmen hakkında soruşturma yürütülen teşebbüsler hakkında yerinde inceleme yapılmadığı, dosyaya erişim taleplerinin reddedildiği, buna karşı açmış oldukları davada İdare Mahkemesi tarafından Kurul kararının iptaline karar verildiği, şikâyet konusu dönem dışındaki verilerin şikâyetin reddedilmesine dayanak yapıldığı, haklarında soruşturma yürütülen teşebbüslerle kira sözleşmesi imzalayan tarafların teşebbüs olarak nitelendirilmemesinin hukuka aykırı olduğu, dava konusu Kurul kararının eksik inceleme ile alındığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare ile yanında müdahil tarafından, dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından, …’in, baz istasyonlarının/…lerinin kurulumuna ilişkin doğrudan ya da dolaylı tarafı olduğu sözleşmelerde yer alan tek alıcıya sağlama yükümlülüğüne dair münhasırlık hükümleri ile ilgili piyasada rekabeti engelleyerek 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddesini ihlâl ettiği iddiaları üzerine Rekabet Kurumu tarafından yapılan önaraştırma neticesinde 22/04/2009 tarih ve 09-17/381-90 sayılı Kurul kararıyla … hakkında soruşturma açılmasına gerek olmadığına, şikâyetin reddine karar verilmiş, bu karara karşı açılan dava neticesinde Dairemizin 13/02/2012 tarih ve E:2009/5862, K:2012/3883 sayılı kararı ile dosya konusu iddialara ilişkin olarak “önaraştırma sürecinde şikâyetin reddine yönelik dava konusu Kurul kararında hukuka uyarlık görülmediği” gerekçesiyle söz konusu Kurul kararının iptaline karar verilmiştir.
Anılan iptal kararının uygulanmasını teminen … tarih ve … sayılı Kurul kararıyla “1-Danıştay 13. Dairesi’nin 13.02.2012 tarih ve 2009/5862 E., 2012/3883 K. sayı kararı dikkate alınarak … İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin, baz istasyonlarının/…lerinin kurulumuna ilişkin doğrudan ya da dolaylı tarafı olduğu sözleşmelerde yer alan tek alıcıya sağlama yükümlülüğüne dair münhasırlık hükümleri ile ilgili piyasada rekabeti engelleyerek 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddesini ihlal edip etmediğinin tespitine yönelik olarak aynı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına,
2- Soruşturmanın ilgili Daire Başkanının gözetiminde yürütülmesini teminen Soruşturma Heyetinde görevli Raportörlerin belirlenmesi konusunda Başkanlığın ve bu soruşturma ile ilgili işlemler sırasında, 4054 sayılı Kanun’un 14. ve 15. Maddeleri çerçevesinde Soruşturma Heyetinin görevlendirilmesine; Kanun’un 16. ve 17. maddeleri ile diğer maddelerin göz önünde bulundurulmasına,…” karar verilmiştir.
Anılan kararın gereği olarak Kurul Başkanı tarafından görevlendirilen Soruşturma Heyeti tarafından düzenlenen soruşturma raporunun değerlendirilmesi neticesinde dava konusu … tarih ve … sayılı Kurul kararının alınması üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un “Yerinde İnceleme” başlıklı 15. maddesinde, Kurul’un, Kanunun kendisine verdiği görevleri yerine getirirken gerekli gördüğü hallerde, teşebbüs ve teşebbüs birliklerinde incelemelerde bulunabileceği, inceleme, Kurul emrinde çalışan uzmanlar tarafından yapılacağı düzenlenmiştir.
4054 sayılı Kanun’un Kurulun “Görev ve Yetkileri” başlıklı 27. maddesinin (a) bendinde “Bu Kanunda yasaklanan faaliyetler ve hukukî işlemler hakkında, başvuru üzerine veya resen inceleme, araştırma ve soruşturma yapmak; bu Kanunda düzenlenen hükümlerin ihlal edildiğinin tespit edilmesi üzerine, bu ihlallere son verilmesi için gerekli tedbirleri alıp bundan sorumlu olanlara idarî para cezaları uygulamak” Kurul’un görevleri arasında sayılmıştır.
4054 sayılı Kanun’un “Önaraştırma” başlıklı 40. maddesinin ikinci fıkrasında “Önaraştırma yapılmasına karar verildiği takdirde Kurul Başkanı, meslek personeli uzmanlardan bir ya da birkaçını raportör olarak görevlendirir.” kuralına; “Soruşturmaya Başlanması, Taahhüt ve Uzlaşma” başlıklı 43. maddesinin birinci fıkrasında “Soruşturma yapılmasına karar verildiği takdirde, Kurul, ilgili daire başkanının gözetiminde soruşturmayı yürütecek raportör veya raportörleri belirler.” kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yürütülen soruşturma neticesinde soruşturmaya taraf teşebbüsler hakkında idari para cezası uygulanmasına gerek olmadığına ilişkin dava konusu Kurul kararında bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte davacı tarafından ileri sürülen “4054 sayılı Kanuna aykırı olarak soruşturmada görevli raportörlerin doğrudan Kurul başkanı tarafından seçildiği” iddiasının incelenmesi gerekmektedir.
İdarî işlemler bakımından yetki, bir idarî makamın belirli işlemi yapabilme ehliyeti olup idari makamlar kural olarak kendilerine Anayasa, kanun yahut Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle tanınmayan yetkileri kullanamazlar.
İdarî makamların yetkileri kamu düzenine ilişkin olup, kural olarak yetkisiz makam tarafından tesis edilen işlemler iptal yaptırımına tâbi olmakla birlikte, bunun istisnalarının bulunduğu gerek içtihatlarda gerekse öğretide kabul edilmektedir. Özellikle ilgilileri hakkında belli bir hukukî sonuç doğurmaya yönelik olmayan ve idarenin kendi işleyişine dair olan işlemlerde yetki unsurunun tek başına, usûlüne uygun olarak alınmış nihaî işlemin iptalini gerektirip gerektirmeyeceği hususunda konunun, özellikle esasa etkili olabilecek boyutuyla ele alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Başka bir anlatımla mesele, yetkisiz makam tarafından tesis edildiği ileri sürülen, ilgilileri tarafından tek başına idarî davaya konu edilemeyecek, idarenin iç işleyişine ilişkin olan bir ara işlemin, asıl davaya konu olan ve yetkili makamca tesis edilen nihaî kararın iptaline sebebiyet verip vermeyeceği yönünden incelenmelidir.
4054 sayılı Kanun’da; rekabetin ihlâl edildiği iddiasının gerek şikâyet ile gerekse re’sen gündeme gelmesi üzerine Kurul’un önaraştırma yapılmasına karar vereceği, önaraştırma yapılmasına karar verilmesiyle birlikte Kurul Başkanı’nın meslek personeli uzmanlardan bir ya da birkaçını raportör olarak görevlendireceği, yapılan önaraştırma sonucunda soruşturma yapılmasına karar verildiği takdirde, Kurul’un ilgili daire başkanının gözetiminde soruşturmayı yürütecek raportör veya raportörleri belirleyeceğine ilişkin hem esasa hem de idarî işlem sürecine dair yetki kurallarına yer verildiği anlaşılmaktadır. Anılan düzenlemeler incelendiğinde Kurul’un soruşturmayı yürütecek raportör veya raportörleri belirleme yetkisini devredebileceğine dair bir kurala mevzuatta yer verilmediği görülmektedir.
Rekabet ihlâlleriyle ilgili olarak soruşturma yapılmasına karar verildiği takdirde, Kurul’un ilgili daire başkanının gözetiminde soruşturmayı yürütecek raportör veya raportörleri belirleyeceği açık olmakla birlikte, söz konusu düzenlemede yer verilen yetki kuralının yürütülen soruşturma bakımından etkilerinin ve somut uyuşmazlık bakımından dava konusu edilen Kurul kararının hukuka aykırılığının tespiti için yeterli olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Davacı tarafından “4054 sayılı Kanuna aykırı olarak soruşturmada görevli raportörlerin doğrudan Kurul başkanı tarafından seçildiği” iddiasına yer verilmekle birlikte söz konusu aykırılığın yürütülen soruşturmaya ne gibi bir etkisinin olduğu konusunda somut ve ciddi bir iddiaya yer verilmediği anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, davacı tarafından soyut bir iddianın ötesinde, dava konusu edilen Kurul kararının hukuka aykırılığının tespiti için raportörlerin usule aykırı görevlendirilmiş olmasının esasa etkili bir sebep olarak da ileri sürülmediği görülmekte, aksine bir durumun varlığı da dava dosyasından anlaşılamamaktadır.
Bu itibarla, davacı tarafından ileri sürülen iddianın dava konusu işlemi kusurlandıracak nitelikte olmadığı anlaşıldığından davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın reddi yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 10/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.