Danıştay Kararı 13. Daire 2016/4917 E. 2022/3499 K. 05.10.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2016/4917 E.  ,  2022/3499 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2016/4917
Karar No:2022/3499

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Fonu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, davalı idarenin kendisinden haksız yere tahsil ettiğini ileri sürdüğü 230.224,42-TL ile 35.100,00-USD’nin faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; fazla ödeme iddiasına konu meblağın 07/05/2010 tarihi itibarıyla 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca ödeme emrine konu edildiği, davacı tarafından … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle … İdare Mahkemesi’nde iptal davası açıldığı, açılan davanın ilgili mahkeme tarafından reddedildiği, temyiz aşamasında davacının indirimli faiz kampanyasından faydalanmak amacıyla davasından feragat ettiği, Danıştay’ın feragat hakkında bir karar verileceği gerekçesiyle bozma kararı verdiği, bozma kararı üzerine … İdare Mahkemesi tarafından … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla, “Feragat nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına” karar verildiği ve kararın da kesinleştiği;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Üçüncü Bölümünde düzenlenen feragatin, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olup hüküm ifade etmesi için karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığı, davayı sona erdiren, kesin hükmün sonuçlarını doğuran bir taraf işlemi olduğundan feragatle davacının sadece davasından değil, davaya konu ettiği hakkın özünden de vazgeçmiş olacağı, davacının bu hakkını bir daha dava konusu yapamayacağı, yaptığında da kesin hükmün hukuki sonuçlarıyla karşılaşacağı, ayrıca davacının baskı altında davasından feragat ettiği yönündeki iddiasına, davalı idarenin yasaların kendisine verdiği yetki ve görev çerçevesinde davacının taşınmazını satışa çıkarmış olmasının irade fesadı yaratacak tarzda bir baskı sayılmayacağı ve davacının verdiği feragatnameyi hükümsüz kılmayacağı gerekçesiyle itibar edilmediği;
Dava konusu alacacağın dayanağının ödenmeyen konut destek kredisinin tahsili amacıyla düzenlenip tebliğ edilen ödeme emri olduğu, … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada davacının feragati nedeniyle … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla ”feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına” kararının verildiği ve kararın Danıştay Onüçüncü Dairesi’nin 23/02/2015 tarih ve E:2014/218, K:2015/708 sayılı kararıyla onandığı dikkate alındığında davacının borcunun olmadığına ilişkin iddiasının yerinde görülmediği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davanın esasına girilmeden karar verildiği, ödeme emrine ilişkin davadan feragat edilmiş olmasının fazla ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin tam yargı davasında inceleme yapılmasına engel olmadığı, ödeme emrine karşı açılan dava temyiz aşamasındayken taşınmazının davalı idarece satışa çıkarıldığı, 2007 yılında davalı idareye yapılan ödemeyle borcun tamamının ödenip ödenmediği, ödenmemesi ihtimalinde 2013 yılındaki kampanyada fazladan ödenen paranın mevcut olup olmadığı hususlarının incelenmesi gerekirken İdare Mahkemesi’nin usul yönünden davanın reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının iddialarının kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiği, feragat kesin hükmün sonuçlarını doğuracağından feragatle taraflar arasındaki uyuşmazlığın ortadan kalkmış olacağı, davacının kampanya kapsamında indirimli faiz oranlarından yararlanmak amacıyla kredi borcunu muhtelif tarihlerde ödeyerek Fon aleyhine açtığı davalardan kendi rızası ile feragat ettiği ve ibraname verdiği, söz konusu feragat ve ibraname gereğince başkaca risk bulunmadığından taşınmaz üzerindeki ipotek ve hacizlerin kaldırıldığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasında, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan “iptal davaları”, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan “tam yargı davaları”, tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar idari dava türleri arasında sayılmış; 2576 sayılı Kanun’un 1. maddesinde, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin bu Kanun’la verilen görevleri yerine getirmek üzere kurulmuş “genel görevli” mahkemeler olduğu belirtildikten sonra, 5. maddesinde, idare mahkemelerinin, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla, ilk derecede Danıştay’da çözümlenecek olanlar dışındaki; iptal davalarını, tam yargı davalarını, tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan idarî sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davaları çözümleyeceği kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı Kanun’un 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde, dilekçelerin görev ve yetki yönünden inceleneceği, 15/1-(a) maddesinde, adlî yargının görevli olduğu konularda açılan davaların görev yönünden reddedileceği, kural altına alınmıştır.
04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun sebepsiz zenginleşmeden doğan borç ilişkilerinin genel olarak düzenlendiği 77. maddesinde “Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.” kuralı yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının Fon’a devredilen … A.Ş.’den 09/04/1993 tarihinde 150.000,00-USD tutarında dövize endeksli konut kredisi kullandığı, 1994 yılında döviz kurunda meydana gelen aşırı artış nedeniyle … Asliye Ticaret Mahkemesi’nde sözleşmenin uyarlanması talebiyle dava açıldığı, Mahkemenin E:…, K:… sayılı kararıyla borcun aylık 1.476.777.196-TL olarak 51 taksitte ödenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacının Mahkemece belirlenen taksitleri zamanında ödememesi nedeniyle Banka tarafından … tarih ve … yevmiye numaralı ihtarnamenin keşide edilerek 96.916.614.610-TL’nin ihtarname tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek %200 temerrüt faizi ile birlikte davacı tarafından ödenmesi istenilmiş, …’ın 18/06/2002 tarihinde Fon’a devredilmesinden sonra söz konusu borç Fon tarafından temlik alınmıştır.
Davalı idarece, bireysel kredi borçluları için 2007 yılında ilan edilen kampanya ile borçlarda indirim sağlanmış, davacı kampanya kapsamında 02/04/2007 tarihinde 22.260-TL ödeme yapmış, ancak yaptığı ödemeyle borcun tamamen kapanmadığı gerekçesiyle davalı idarece davacı hakkında 6183 sayılı Kanun uyarınca takip başlatılmıştır.
Bu kapsamda düzenlenen 404.094-TL tutarlı, … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada verilen karar temyiz aşamasında iken davacının taşınmazı davalı idarece ihale ile satışa çıkarılmış, davacı söz konusu satışa engel olmak için davalı idarece bireysel kredi borçluları için 2013 yılında yapılan kampanyadan yararlanmak suretiyle davalı idareye toplam 230.224,42-TL ve 35.100,00-USD ödeme yapmış ve ödeme emrine karşı açılan davadan feragat etmiş, … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla feragat nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Anılan karar Dairemizin 23/02/2015 tarih ve E:2014/2138, K:2015/708 sayılı kararıyla onanmış, davacı tarafından söz konusu kredi borcunun 2007 yılında ödenmesine rağmen taşınmazının ihaleyle satışına engel olabilmek için davalı idareye fazladan 230.224,42-TL ve 35.100,00-USD ödenmek zorunda bırakıldığı iddiasıyla belirtilen tutarların faizi ile birlikte kendisine geri ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Dava konusu uyuşmazlığın davalı idare ile davacı arasındaki dövize endeksli konut kredisinden kaynaklanan borca ilişkin olduğu, özel hukuk hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gereken sözleşmeden doğan ihtilâflı alacağın, kamu gücü kullanılarak tesis edilen bir idari işlem, idari eylem ya da idari sözleşmeden kaynaklanmadığı dikkate alındığında, davacı tarafından davalı idareye fazladan ödendiği iddia edilen 230.224,42-TL ve 35.100,00-USD’nın faizi ile geri ödenmesi istemiyle açılan davanın sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak davası niteliği taşıdığı ve uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, uyuşmazlığın adli yargının görev alanına girmesi nedeniyle davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, esası incelenmek suretiyle verilen davanın reddine ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 05/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.