Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2017/1598 E. , 2022/3930 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2017/1598
Karar No:2022/3930
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Fonu (Fon)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:…. sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına düzenlenen 450.992.247,20-TL tutarlı, … tarih ve … sayılı ödemeye çağrı mektubunun iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; … Bank A.Ş.’nin Fon’a devredilmesi üzerine kullanılan kredilerin geri ödenmemesi nedeniyle aralarında davacının bir dönem yönetim kurulu üyeliğini yaptığı şirketin de bulunduğu birçok şirket hakkında takip işlemlerine başlandığı, bu şirketlerden tahsil imkânı bulunmadığı gerekçesiyle alacağın tahsili için bu kez şirketlerin kanuni temsilcilerine yönelindiği, bu kapsamda davacı adına … tarihli ve … sayılı ödemeye çağrı mektubunun düzenlendiği, bu işleme karşı açılan davada üç ayrı şirketin kanuni temsilciliğinden sorumlu tutulan davacının hangi dönemlerde niçin sorumlu olduğunu ortaya koyacak yeterli bir nedenin olmaması dolayısıyla her bir şirket için ayrı ayrı değerlendirme yapılarak davacının sorumluluğunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve her bir şirket yönünden ayrı işlem tesisi gerektiği gerekçesiyle … İdare Mahkemesi’nin E…, K:… sayılı kararıyla söz konusu işlemin iptal edildiği, bu kararın kesinleşmesi üzerine davalı idare tarafından … Makina A.Ş. yönünden yeniden bir inceleme yapıldığı ve davacının anılan şirkette 03/05/1999-04/07/2001 tarihleri arasında kanuni temsilcilik yaptığı ve şirketin ödenmeyen borçlarının 1.056.159.356,00-TL’lik kısmından davacının sorumlu olduğu gerekçesiyle … tarih ve … sayılı ödemeye çağrı mektubunun düzenlendiği, bu işlemin iptali için açılan davada, hesaplanan alacak miktarına davacının kanuni temsilcilik görevinin sona erdiği tarihten sonraki bir kısım kredi borçlarının da dâhil edildiği gerekçesiyle … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla işlemin iptaline karar verildiği ve davalı idare tarafından yeniden bir hesaplama yapılarak bu kez davaya konu ödemeye çağrı mektubunun düzenlendiği; anılan mahkeme kararlarının gerekçelerinin bir bütün olarak incelenmesi sonucunda yargı mercilerince davacının hiç sorumlu bulunmadığına dair verilmiş herhangi bir hüküm bulunmadığının anlaşıldığı, aksine söz konusu mahkeme kararlarında davacının takip edilen şirkette kanuni temsilcilik görevinin bulunduğuna ve sorumluluğun miktarının görev yaptığı dönem itibari ile belirlenmesi gerektiğine vurgu yapıldığı, dosyadaki mevcut belge ve bilgilere göre … Makina San. A.Ş.’nin 03/05/1999-04/07/2001 tarihleri arasında davacının kanuni temsilcilik sıfatıyla bu döneme isabet eden şirket borcundan dolayı sorumlu olduğu, … Bank A.Ş. Teftiş Kurulu müfettişlerince hazırlanan inceleme raporunda … Makina A.Ş.’nin … Bank A.Ş.’den 21/09/1998 tarihinden 07/04/2000 tarihine kadar döviz ve TL cinsinden kullanılan kredilerin hesaplandığı ve bunların bir kısmının yine kredi çekilmek suretiyle kapatıldığı, böylelikle davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı dönem içerisinde 1.586.089,12-TL, 8.050.835,98-TL ve 15.854.900,98-TL olmak üzere üç ayrı kredinin kullanıldığı, nihayet bir kısmı tahsil edilen kredilerin bakiyesinin 2001 yılında yapılan protokole bağlanmakla birlikte kısmen ya da tamamen ödenmemesi nedeniyle kanuni takip hesaplarına aktarıldığı; bu durumda, görev yaptığı dönemde kullanılan kredilerden kaynaklanan şirket borcunun ödenmesinde davacının sorumluluğunun bulunduğu ve Fon ile en son imzalanan 08/06/2001 tarihli protokolle de bağıtlandığı üzere takipteki borçların hâlen kapatılmadığı dikkate alındığında gecikme zammı ve masraflar hesaplanmak suretiyle 450.992.247,20-TL’ye baliğ olan 75.795.463,61-TL borçtan ve ferilerinden davacının sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, daha önce açtığı davalarda idare mahkemelerince verilmiş iptal kararları bulunmasına rağmen yeniden yapılan takip işlemlerinin hukuka aykırı olduğu, takibe konu edilen alacağın davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı dönem ile sınırlandırılmadığı, göreve başlamasından önce kullanılan kredilerden sorumlu tutulamayacağı, görev süresinden önce ve görev süresi içerisinde kullanılan kredilerin davacının kanuni temsilcilik görevinden ayrılmasından sonra kullanılan krediler ile kapatıldığı, davacının şirketin borçlanmasında herhangi bir etkisinin olmadığı, asıl borçlu şirketten alacağın tahsili için gerekli işlemler tamamlanmadan kanuni temsilci sıfatıyla davacıya takip başlatılamayacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin daha önce verilen yargı kararlarında belirtilen ilke ve esaslar doğrultusunda tesis edildiği, davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı asıl borçlu şirketten alacağın tahsil edilemediği ve tahsil imkânının bulunmadığı, şirket ile imzalanan protokolde belirlenen borç tutarı ödenmediğinden söz konusu protokolün yürürlüğe girmediği, borç tutarının davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı süreler dikkate alınarak ayrıştırıldığı, faiz tutarının mevzuata ve yargı içtihatlarına uygun olarak hesaplandığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 01/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.