Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2017/1816 E. , 2022/4525 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2017/1816
Karar No:2022/4525
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) … Kurumu
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVACI) …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Şubesi müdürü olarak görev yapmakta iken, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 26. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının imza yetkisinin geçici olarak kaldırılmasına ilişkin davalı idarenin … tarih ve ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının imza yetkisinin geçici olarak kaldırılması ile suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin olarak, usulsüz kredi kullandırılması, değişik tarihlerde limit aşımı yapılması ve bu kredilerin teminat şartının yerine getirilmemesi eylemi dolayısıyla açılan davanın … Ağır Ceza Mahkemesi’nin E:… sayılı dosyası ile görüldüğü, davada alınan bilirkişi raporunda, 5411 sayılı Kanun’un 160. maddesinde tanımlı zimmet suçunun bankayı zarara uğratma kastının ( manevi unsurun) gerçekleştiğinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlamanın mümkün olmadığı tespitine yer verildiği, Mahkemenin, bilirkişi raporu da dikkate alınarak 11/09/2014 tarihinde atılı zimmet suçunu işlediğinin her türlü şüpheden uzak, yeterli ve inandırıcı delil elde edilemediğinden ve Mahkemece bu yönde vicdani bir kanı oluşmadığından bahisle davacının beraatine karar verildiği, ilgili beraat kararının davalı idareye sunulması ile 23/10/2014 tarihinde imza yetkisinin davacıya iade edildiği, her ne kadar davacı hakkında anılan ceza davasında 5411 sayılı Kanun’un 160. maddesi kapsamında zimmet suçunu şüpheye yer bırakmayacak derecede işlediğine ilişkin kanıt bulunmaması ve suçun manevi unsurunun gerçekleştiği yönünde vicdani kanı olmadığından beraat kararı verilmiş olsa da, imza yetkisinin geçici olarak kaldırılması ve hakkında suç duyurusunda bulunulması işleminin, davacının yönetim kurulunca bildirilen teminat şartına uymadan kredi kullandırdığı ve yetki aşımına sebebiyet verecek şekilde hareket ettiği, bununla birlikte değişik tarihlerde limit aşımı yapıldığı, onay verilen 5.000.000,00-USD kredi tutarının aşıldığı tespitlerine ilişkin olarak tesis edildiği göz önünde bulundurularak bankanın emin bir şekilde çalışmasının önüne geçeceği hususu ile imza yetkisinin kaldırılmasının sürekli nitelikte değil geçici bir tedbir mahiyetinde olduğu da değerlendirildiğinde davacının imza yetkisinin geçici olarak kaldırılması işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdarî Dava Dairesi’nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, mahrum kaldığı mali haklarının davalı idare tarafından kendisine ödenmesi gerektiği, idarenin takdir yetkisinin sınırsız olmadığı, Kurul tarafından mevzuat hükümlerini ihlâl ettiği ve bankanın emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürdüğü yönünde bir tespit yapılmadığı, davalı aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği, dava konusu kararın verilmesi yönünde rapor düzenleyen müfettişlerin bankacılık konusunda herhangi bir tecrübelerinin bulunmadığı ve FETÖ/PDY kapsamında iş akitlerinin sona erdiği, kullandırılan kredilere ilişkin olarak açılan ceza davasından beraat ettiği, ceza davasına mağdur sıfatıyla katılan Vakıfbank’ın kendisi aleyhinde şikâyette bulunmadığı ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, istinaf başvurularının Bölge İdare Mahkemesi’nce dikkate alınmadığı, eksik inceleme sonucu karar verildiği, soruşturma raporunda yer alan tespit ve değerlendirmeler doğrultusunda davacının imza yetkisinin geçici olarak kaldırılmasına karar verildiği, tesis edilen işleme ilişkin kanuni şartların olayda gerçekleştiği, uyuşmazlık konusu olayda idarenin takdir yetkisinin bulunduğu, imza yetkisinin geçici olarak kaldırılmasının tedbir niteliğinde olduğu, ceza yargılaması sonunda verilen beraat kararının Kurul kararının hukuka uygun olup olmadığına dair bir karar olmadığı, dava konusu Kurul kararının tesis edildiği tarih itibarıyla hukuka uygun olduğu ve davanın reddi gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, soruşturma için dikkate alınan şikâyet dilekçesinde kendisinin şube müdürü olarak bankayı koruduğu ve firma aleyhine çalıştığı iddiası ile şikâyet edildiği, hazırlanan raporun FETÖ terör örgütünün siyasi amaçları doğrultusunda hazırlandığı, aynı konuya ilişkin olarak daha önce iptal kararı verildiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olarak tesis edildiği, denetimler sonucunda davacının ilgili mevzuat hükümlerini ihlâl ettiğinin tespit edildiği, rapora konu eylemlerin Bankanın emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürdüğü, davacı hakkındaki beraat kararının dava konusu işlemin hukuka aykırılığının bir göstergesi olarak ileri sürülemeyeceği, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İstinaf” başlıklı 45. maddesinin birinci fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği belirtilmiş, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı Kanun’un “Temyiz dilekçesi” başlıklı 48. maddesinin üçüncü fıkrasında ise “Temyiz dilekçeleri, ilgisine göre kararı veren bölge idare mahkemesine, Danıştaya veya 4 üncü maddede belirtilen mercilere verilir ve kararı veren bölge idare mahkemesi veya Danıştayca karşı tarafa tebliğ edilir. Karşı taraf tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde cevap verebilir. Cevap veren, kararı süresinde temyiz etmemiş olsa bile düzenleyeceği dilekçesinde, temyiz isteminde bulunabilir. Bu takdirde bu dilekçeler temyiz dilekçesi yerine geçer.” kuralı yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden, konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına dair … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, davacının istinaf istemine ilişkin dilekçesinin 18/01/2017 tarihinde davalı idareye tebliğ edildiği, davalı idarece 10/02/2017 tarihi itibarıyla Mahkeme kayıtlarına giren dilekçe ile davacının istinaf başvurusuna cevap verilmek suretiyle istinaf isteminde bulunulduğu ancak … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nce davalı idarenin istinaf başvurusu dikkate alınmaksızın ve usulüne uygun olarak tekemmül ettirilmeksizin yalnızca davacının istinaf başvurusu yönünden karar verildiği görülmektedir.
Bu itibarla, davacının istinaf dilekçesine karşı cevap vermek suretiyle istinaf isteminde bulunan davalı idarenin istinaf başvurusu dikkate alınmaksızın ve usulüne uygun olarak tekemmül ettirilmeksizin yalnızca davacının istinaf başvurusu değerlendirilmek suretiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında usûl hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.
Öte yandan, Dairemizin bozma kararı üzerine yeniden bir karar verileceğinden, davacının temyiz istemi hakkında bu aşamada bir karar verilmesine gerek bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin kabulüne;
2. Konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Davacı tarafından yatırılan …-TL temyiz harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’ne gönderilmesine, 01/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.