Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2017/2379 E. , 2022/4107 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2017/2379
Karar No:2022/4107
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Sosyal ve Sağlık Tesisleri İnşaat Emlak Turizm
Gıda İletişim Tekstil Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kaymakamlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Aydın ili, Didim ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı Maliye Hazinesine ait taşınmazın 30 yıl süreli olarak imar planında ayrıldığı amaca uygun şekilde sabit ve kalıcı tesisler yapılmak maksadıyla geçici irtifak hakkı ihalesi üzerinde kalan davacı şirketin 15 gün içerisinde gerekli bedeli ödeyerek taşınmaz irtifak hakkı sözleşmesi imzalaması gerektiğinin bildirimine ilişkin … tarih ve … sayılı Didim Kaymakamlığı Milli Emlak Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; dava konusu taşınmazın 28/03/2017 tarihinde pazarlık usulü ile yapılan ihalesine davacı şirketin de arasında bulunduğu 2 (iki) isteklinin katıldığı, ihalenin 251.000,00-TL teklifte bulunan davacı şirket üzerinde kaldığı, ihalenin Bakanlık Makamı tarafından da onaylandığı ve sonrasında dava konusu işlem ile, davacı şirketin 15 gün içerisinde gerekli bedeli ödeyerek taşınmaz irtifak hakkı sözleşmesi imzalaması gerektiğinin bildirilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı, bu durumda, usulüne uygun olarak yapılan ve davacı üzerinde kalan ihale sonrasında davacı şirketi sözleşme imzalamaya davet için tesis edilen işlemin 2886 Sayılı Devlet İhale Kanununun 32 ve 57. maddelerinin bir gereği olması nedeniyle hukuka uygun olduğu,
Diğer yandan, davacı tarafından, Şartnamenin 22. maddesine göre; ihaleye katılacak olanların yetkili mimarlık bürosundan onaylanmış, imar planına uygun Taslak proje ile müracaat etmeleri gerektiği hâlde kendilerinin onaysız proje ile ihaleye müracaat ettikleri, bu projeye göre inşaat yapamayacaklarını sonradan öğrendikleri, bu duruma göre sözleşmeye davet edilmemeleri gerktiği ileri sürülmekte ise de; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 18. maddesinin 2. fıkrasında, “Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.” kuralına yer verilmiş olup, anılan kural uyarınca, ticaretine ilişkin tüm faaliyetlerinde basiretli davranmak ve buna bağlı olarak üstleneceği yükümlülüklerin kapsam ve sonuçlarını tartarak hukuki ilişkiye girmesi gereken tacirlerin, Türk Borçlar Kanunu anlamında bazı koruyucu hükümlerden yararlanmasına da gerek duyulmadığı, bu bağlamda, özel hukuk tüzel kişisi olan ve Türk Ticaret Kanunu’na göre tacir niteliğinde bulunan davacı şirketin, dava konusu ihaleye girerken gerekli araştırma ve incelemeleri yaparak ticari olarak kendisi için neyin doğru olduğunu tespit edebileceği ve sonucunda da ihaleyi kazanması durumunda kendisinden beklenilen yasal yükümlülüklerini yerine getirebileceği kabul edilmekte olup, sunduğu avan projeye göre inşaat yapamayacağını sonradan öğrendiği iddiasına bağlı olarak davacının 2886 sayılı Kanun’un 57. maddesinde düzenlenen sözleşme imzalama yükümlülüğünden kurtulması mümkün olmadığından davacının bu iddiasına itibar edilmediği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ihale ilanının 7. ve 9. maddeleri ile Şartname’nin 22. maddesine aykırı olarak işlem tesis edildiği, ihale komisyonunun kendisine sunulan projelerin Yönetmelikte belirtilen taslak proje özelliklerini içermediğini kontrol etmediği ve uygulama imar planına uygunluk onayı içermeyen avan projeleri kabul ederek ihale yaptığı, sunduğu projenin uygulanmasının mümkün olmadığının … tarih ve … sayılı Didim Belediye Başkanlığı yazısında belirtildiği, ihale bedelinin onaysız projeler üzerinden oluştuğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 09/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.