Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/1022 E. , 2022/4135 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2019/1022
Karar No:2022/4135
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Fonu (Fon)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Fon Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararının kendisiyle ilgili kısmının ve buna dayalı olarak tesis edildiği belirtilen … tarih ve … sayılı ihtiyati haciz işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce, Dairemizin 11/03/2015 tarih ve E:2012/3043, K:2015/961 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; … tarih ve … sayılı Fon Kurulu kararı ile toplam 74 gerçek ve tüzel kişiye ait kurumsal kredi borçlarından kaynaklanan ve 08/06/2007 tarihi itibarıyla temerrüt faizi ile birlikte 53.166.444,36-TL olan Fon alacağının 2004 sayılı Kanun uyarınca başlatılan icra takiplerinden sarfınazar edilerek tüm teminatları üzerinden, borçlu ve kefiller ile ilgili olarak kaldığı yerden 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tahsiline karar verildiği, bu karar ekinde yer alan listede … Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin … A.Ş.’den kullandığı kredilerden kaynaklı birikmiş alacak tutarının temlik tarihi itibarıyla 234.145,00-TL, alacağın 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplanan toplam tutarının ise 486.621,00-TL olarak gösterildiği, bu tutarın adı geçen şirketten ve aralarında davacının da bulunduğu müşterek borçlu müteselsil kefillerden talep edilen toplam borç tutarı olduğu, davacının … Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin hissedarı ve kefili olduğu dönemde, 09/10/1997 tarihi itibarıyla 23.191,85-TL ihtarname bedeli, 829,71-TL Banka dönemindeki masraf borç kısmı, 08/06/2007 tarihi itibarıyla 466.973,00-TL birikmiş faiz ve 398,00-TL Fon’a devir sonrası masraftan, 4.772,00-TL Banka dönemindeki yapılan tahsilat miktarı düşüldükten sonra kalan miktardan sorumlu tutulduğu, davacının hissedarı ve kefili olduğu …Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından Fon’a devredilen … A.Ş.’den kullanılan kredilerin geri ödenmemesi, meblağın büyüklüğü ve söz konusu şirketin mevcut yapısı dikkate alındığında, şirketin malvarlığı ile söz konusu borcun tahsil edilebilme olanağının bulunmadığı, bu doğrultuda alacağın tahsili için kanuni temsilcilere gidilmesinin hukuka uygun olduğu, öte yandan, davacının bazı kredilerin çekildiği, bazı kredilerin ise çekildikten sonra ödeme vadelerinin geldiği dönemde söz konusu şirkette imza yetkisini haiz kanuni temsilci olduğu, davacının sorumluluğu belirlenirken sadece kanuni temsilci olarak görev yaptığı dönemde kullanılıp, ödenmeyen kredilerden değil, aynı zamanda görev yaptığı dönemden önce kullanılan ve görev yaptığı döneme kadar ödenmemiş kredi borçlarından da sorumlu olduğu, dava konusu Fon Kurulu kararında ve bu karar doğrultusunda tesis olunan ihtiyati haciz işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemler hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kredilere ilişkin genel müdürlük onayı olmadığı, şirket yetkilisi olarak kendisinin hiçbir imzalı talebinin olmadığı, kredilerin usulsüz olarak kullandırıldığı, şirketin böyle bir borcunun olmadığı, Bankanın Şirinevler Şubesi tarafından çift hesap sistemi uygulandığı, kredilerin şirket tarafından kullanılmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, kredilerin şirkete şube tarafından genel müdürlük onayı olmadan kullandırılmış olmasının kredilerin şirket tarafından kullanıldığı gerçeğini değiştirmediği, şirket adına düzenlenen genel kredi sözleşmelerinde davacının kefil olarak imzasının bulunduğu, davacının sahte olduğunu iddia ettiği hesap ile ilgili olarak ileri sürdüğü hususların gerçeği yansıtmadığı, firmaya ait tüm kredi işlemlerinin ve çek ödemelerinin alınan talimat ve imzalarla bu hesaptan gerçekleştiği, hesaba ilişkin olarak firma aleyhine yapılan herhangi bir işlemin olmadığı, davacının sahte olduğunu iddia ettiği hesaptan işlemler gerçekleştirilmesi yönünde talimatlarının bulunduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
… A.Ş. 30/11/2001 tarihi itibarıyla Fon’a devredilmiş olup … ‘tan davalı … Fonu’na temlik edilen kredilere ilişkin olarak … Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile birlikte toplam 74 gerçek ve tüzel kişiye ait kurumsal kredi borçlarından kaynaklanan ve 08/06/2007 tarihi itibarıyla temerrüt faizi ile birlikte 53.166.444,36-TL olan Fon alacağı hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca yapılan takipten sarfınazar edilerek … tarih ve … sayılı Fon Kurulu kararıyla borçlu ve kefiller ile ilgili olarak kaldığı yerden 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca takip ve tahsil işlemlerine başlanılmasına karar verilmiştir.
Bahse konu bu kararın eki olan listede … Tekstil Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nin … A.Ş.’den kullandığı kredilerden kaynaklı birikmiş alacak tutarının temlik tarihi itibarıyla 234.145,00-TL, alacağın 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplanan toplam tutarının ise 486.621,00-TL olduğu gösterilmiştir. Bu tutarın adı geçen şirketten ve aralarında davacının da bulunduğu müşterek borçlu müteselsil kefillerden talep edilen toplam borç tutarı olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafından … tarih ve … sayılı Fon Kurulu kararının kendisiyle ilgili kısmının ve buna dayalı olarak tesis edildiği belirtilen … tarih ve … sayılı ihtiyati haciz işleminin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 15/3. maddesinde, Fon’un, devraldığı alacağın takibine, alacağın devralındığı gün itibarıyla banka defter, kayıt ve belgelerine göre anapara, her türlü faiz, komisyon ve sair giderlerin toplamından oluşan birikmiş alacak tutarı üzerinden başlayacağı, bu alacakların, Fon tarafından devralındığı tarihten itibaren amme alacağı niteliğini kazanacağı ve birikmiş alacak tutarına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 51. maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı uygulanacağı belirtilmiş; 15/7-b maddesinde ise, madde kapsamında kalan alacaklara zararın ve/veya alacağın doğmasına sebebiyet veren haksız işlemin yapıldığı tarihten itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 51. maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı uygulanacağı kurala bağlanmıştır.
Fon Alacaklarının Tahsilinde Kullanılacak Usul ve Esaslara İlişkin İşlem Yönergesi’nin 23. maddesinin ikinci fıkrasında, “Fona devir edilen alacaklardan firmanın ana alacak dosyası için Fona devir tarihinden önce İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre takibi başlatılmış olanlar ile Fona devir tarihinden sonra ancak 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilmesi kararından önce İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre başlatılmış icra takipleri açısından 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip edilecek borç;
İcra takip talebinde belirtilen alacak miktarı ve temerrüt faiz oranı esas alınmak sureti ile Fon’a devir tarihi esas alınmaksızın icra takip talebinde belirtilen faiz başlangıç tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip edilmesi kararı tarihine kadar temerrüt faizi uygulanmak, yapılan tahsilatlar ve masraflar yapıldığı tarihte ana paradan indirilip veya eklenmek sureti ile tespit edilir. Bu suretle hesaplanan toplam borç 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takibe esas amme alacağıdır.” kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
4389 sayılı Kanun’un 15/3. ve 15/7-b maddelerindeki düzenlemeler irdelendiğinde, 15/3’te yer alan alacakların Fon tarafından devralındığı tarihten itibaren amme alacağı niteliğini kazanacağı ve birikmiş alacak tutarına 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı uygulanacağı; 15/7-b maddesindeki alacaklar açısından ise, bu alacakların doğmasına sebebiyet veren haksız işlemin yapıldığı tarihten itibaren 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı uygulanacağı belirtilmesine rağmen, aktarılan Yönerge’de, Fon alacakları için, alacağın Fon’a devrinden önce İcra ve İflas Kanunu’na göre takibe geçilmişse, bu alacakların 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip edilmesi kararı tarihine kadar temerrüt faizi uygulanması, bu tarihten sonra ise 6183 sayılı Kanun’a göre gecikme zammı uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
Bu bağlamda, anılan Yönerge hükmünün gecikme zammı ve temerrüt faizi hesabı yönünden Kanunlara aykırı olduğu görülmektedir. Bu noktada, anılan Yönerge’de yer alan temerrüt faizi ve gecikme zammı hesabının bakılan uyuşmazlığa uygulanıp uygulanmayacağı hususu bir ön sorun teşkil etmektedir.
Bir hiyerarşik normlar sistemi olan hukuk düzeninde alt düzeydeki normların, yürürlüklerini üst düzeydeki normlardan aldığı kuşkusuzdur. Normlar hiyerarşisinin en üstünde evrensel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta ve daha sonra gelen kanunlar yürürlüğünü Anayasa’dan, yönetmelikler yürürlüğünü kanunlardan, tebliğ, yönerge gibi alt düzenleyici işlemler ise yürürlüğünü kanunlar ve yönetmeliklerden almaktadır. Dolayısıyla, bir normun, kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan bir norma aykırı veya bunu değiştirici nitelikte bir hüküm getirmesi mümkün değildir. Belirtilen hiyerarşinin yönetmelikler bakımından bir ifadesi niteliğini taşıyan uyuşmazlık tarihindeki hâliyle Anayasa’nın 124. maddesinde de, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelik çıkarabilecekleri kurala bağlanmıştır. Kanunlar ve yönetmelikler açısından yukarıda belirtilen bu durum, daha alt düzeyde yer alan diğer hukuksal metinler ve idari işlemler açısından da geçerlidir.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinin 4. fıkrasında, “…Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz.” kuralı ile, idari yargı mercilerine, bireysel işlemlerin yargısal denetiminde, bu işlemlerin dayanağı ikincil nitelikteki düzenleyici işlemleri ihmâl etme yetkisi tanınmıştır.
Belirtilen bu durum karşısında, anılan Yönerge’deki temerrüt faizi ve gecikme zammı hesabı 4389 sayılı Kanun’da yer alan düzenlemeye aykırı olduğundan, uyuşmazlığa konu Fon alacağının hesaplanmasında, Yönerge’deki düzenleme yerine Kanun’da yer alan kuralların uygulanması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, … A.Ş. Şirinevler Şubesi tarafından davacının hissedarı ve kefili olduğu … Tekstil Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’ne 1997 yılında çeşitli krediler kullandırıldığı, kullandırılan kredilerin firma tarafından Banka’ya geri ödenmediği, … ‘ın 2001 yılında Fon’a devredilmesi sonrasında söz konusu kredilerin 08/04/2002 tarihi itibarıyla Fon tarafından temlik alındığı, dava konusu … tarih ve … sayılı Fon Kurulu kararıyla da borçlu şirketler ve kefilleri ile ilgili olarak 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca takip ve tahsil işlemlerine başlanılmasına karar verildiği, anılan şirkete 10/10/1997 tarihli hesap kat ihtarnamesinin gönderildiği, bu tarih itibarıyla 23.191.854.147-TL olan borç miktarına, 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilmesine karar verildiği 2007 yılına kadar %250 oranında temerrüt faizi işletildiği ve dava konusu 486.621,00-YTL borç miktarına ulaşıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, alacak tutarının, alacağın Fon tarafından devralındığı 08/04/2002 tarihine kadar temerrüt faizi işletilip, bu tarihten sonra da birikmiş alacak tutarına gecikme zammı işletilmek suretiyle hesaplanması gerekirken, 2007 tarihli Fon Kurulu kararına kadar temerrüt faizi işletilmek suretiyle hesaplandığı görülmektedir.
Bu durumda, dava konusu alacağa ilişkin gecikme zammı ve faiz hesabının hukuka aykırı olarak yapıldığı anlaşıldığından, dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk, davanın reddine ilişkin Mahkeme kararında ise hukukî isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 10/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.