Danıştay Kararı 13. Daire 2019/3062 E. 2022/4522 K. 01.12.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2019/3062 E.  ,  2022/4522 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2019/3062
Karar No:2022/4522

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Fonu (Fon)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı, 124.093.539,00-TL tutarlı ödeme emrinin dayanağı olan … tarih ve … sayılı Fon Kurulu kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce Dairemizin 12/06/2017 tarih ve E:2015/5134, K:2017/1903 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; davacının kanuni temsilci sıfatını haiz olduğu … Grubu Şirketlerine kullandırılan kredilerin bazılarının … A.Ş. kaynaklı olduğu, ancak … A.Ş.’nin Fon’a devrine ilişkin işlemin, yargı kararı ile iptal edildiği, bu nedenle Fon Kurulu’nun 04/04/2013 tarih ve 2013/96 sayılı kararı ile … A.Ş. kaynaklı kredileri kullanan … Grubu Şirketlerinin kanuni temsilcisi olarak görev yapan kişiler hakkında tesis edilen 6183 sayılı Kanun kapsamındaki işlemlerin iptal edildiği, daha sonra davacının da aralarında bulunduğu, kanuni temsilci olarak görev yapan kişiler ile ilgili olarak, … A.Ş.’den kullanılan kredilerden kaynaklanan borç tutarı düşülerek … Grubundan kaynaklanan alacakların tahsili amacıyla … tarih ve … sayılı Fon Kurulu kararının alındığı, anılan Fon Kurulu kararına dayalı olarak … tarih ve … sayılı ödemeye çağrı mektubunun düzenlendiği, söz konusu borcun ödenmemesi üzerine de 124.093.539,00-TL tutarlı amme alacağının tahsili amacıyla davacı hakkında … tarih ve … sayılı ödeme emrinin düzenlendiği;
Dava konusu Fon alacağının, …bank A.Ş.’nin hâkim ortağı … Grubu’na dahil şirketlerin, Fon’a olan borçlarından kaynaklandığı, davalı idare tarafından, gerçekleştirilen usulsüz işlemler nedeniyle ortaya çıkan bu Fon alacağından ve bu alacak dâhil banka kaynaklarının banka hâkim ortağı ve ilişkili şirketlere aktarılmasında/edindirilmesinde, davacının rol oynadığının ve buna ilişkin işlemlere katıldığının, banka çalışanlarını, usulsüz işlemler yapmaya sevk edecek talimat ve telkinde bulunduğunun veya yol gösterdiğinin açıkça ortaya konulmasının gerektiği, ancak bu tespitlerin yapılması hâlinde davacının sorumluluğuna gidilebileceği, … A.Ş.’den, davacının kanuni temsilcisi olduğu … Grubu Şirketleri tarafından kullanılan kredilere ilişkin olarak davacının hangi usulsüz işlemlerin yapılmasına katıldığı, banka çalışanlarını usulsüz işlemler yapmaya sevk edecek talimat ve telkinde bulunduğu veya yol gösterdiği hususlarının idarece açık bir şekilde ortaya konulamadığı, ayrıca 25/10/2002 tarihinde Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi (FYYS) imzalandığı, anılan sözleşme gereği 2005-2010 tarihleri arasında yapılması gereken ödemelerin yapılmadığı gerekçesiyle de davacı aleyhine takip ve tahsil işlemlerine başlandığı, davacının ise … Grubu Şirketlerindeki kanuni temsilcilik görevinden 10/07/2002 tarihinde ayrıldığı, FYYS’nin bu tarihten sonra, yani davacının görevde olmadığı zaman diliminde yapıldığı; bu durumda, davacının sorumluluk nedeninin ve bunun yasal dayanağının somut olarak ortaya konulması gerekirken, banka kaynaklarını kanuni temsilci olarak görev yaptığı şirketlere edindirdiği yolunda davacının sorumluluğuna ilişkin herhangi bir tespit yapılmaksızın tesis edilen dava konusu Fon Kurulu kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu ödeme emrinin dayanağının 4389 sayılı Kanun’un 15/7-b maddesi olmadığı, 6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35. maddesi uyarınca kanuni temsilcinin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, davacının … Grubu şirketlerinde görev aldığı ve tahsil edilemeyen kredilerden kanuni temsilci olarak sorumluluğunun bulunduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Fon Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararı ile, tahsilde tekerrüre yer vermemek koşuluyla kredileri kullanmış olan … Grubu şirketlerinde kanuni temsilci sıfatını haiz şahıslar hakkında 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun Geçici 11. maddesinin atfıyla uygulanmasına devam edilen mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 15. maddesinin 3. fıkrası ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 134. maddesinde belirtilen esaslar doğrultusunda 6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35. maddesi kapsamında takip ve tahsil işlemlerine başlanılmasına karar verilmiştir.
Ancak başlatılan bu takiplerle ilgili olarak … Grubu şirketlerine kullandırılan kredilerin bazılarının … A.Ş. kaynaklı olması ve … A.Ş.’nin Fon’a devrine ilişkin işlemin yargı kararı ile iptal edilmesi nedeniyle … Grubu şirketlerinde kanuni temsilci olarak görev yapan kişiler hakkında tesis edilen 6183 sayılı Kanun kapsamındaki takip işlemlerinin …. tarih ve … sayılı Fon Kurulu kararı ile iptal edilmesine ve … A.Ş.’den kullanılan kredilerden kaynaklanan borç tutarı düşülerek … Grubu’ndan kaynaklanan alacaklar için 6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35. maddesi kapsamında yeniden takip yapılmasına karar verilmiştir.
Bu kapsamda davacının kanuni temsilcisi olduğundan bahisle … Finansal Kiralama A.Ş.’den 807.019-TL asıl, 4.852.393-TL gecikme zammı, … Havacılık A.Ş.’den 445.507-TL asıl, 2.605.054-TL gecikme zammı, … Holding A.Ş.’den 137.299-TL asıl, 599.142-TL gecikme zammı, … İnşaat Turizm A.Ş.’den 15.286.893-TL asıl, 85.946.228-TL gecikme zammı, .. Dış Tic. A.Ş.’den 558.937-TL asıl, 4.400.158-TL gecikme zammı, … Turizm A.Ş.’den 1.246.000-TL asıl, 7.208.910-TL gecikme zammı olmak üzere toplam 124.093.539-TL Fon alacağının tahsili amacıyla davacı hakkında 6183 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda takip işlemlerine başlanmış ve … tarih ve … sayılı ödemeye çağrı mektubu düzenlenmiştir.
Anılan ödemeye çağrı mektubuna konu borcun ödenmemesi üzerine ise … tarih ve … sayılı ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmıştır.
Bakılan dava, … tarih ve …sayılı ödeme emrinin dayanağı olan … tarih ve … sayılı Fon Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un Mükerrer 35. maddesinde, “Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanunî temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsî mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir…” kuralı yer almaktadır.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 26. maddesinde, “…Temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fon’a intikal eden ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilişkili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılarak tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen veya Fon tarafından tasfiye işlemleri başlatılan bankalar hakkında başlatılan işlemler sonuçlanıncaya ve her türlü Fon alacakları tahsil edilinceye kadar, yönetim ve denetimi Fon tarafından devralınan banka ve şirketlerin eski yöneticileri hakkında 6183 sayılı Kanunun 35’inci maddesi ile mükerrer 35’inci maddesinin uygulanmasında, ilgili kanun ve mevzuat veya ana sözleşmeleri uyarınca temsile yetkilendirilmiş veya tüzel kişilerin yetkili organlarınca temsil yetkisi verilmiş kişi veya kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerden,
a) Fon bankalarının; yönetim ve denetimine sahip olduğu iştiraklerinden, hâkim ortağı olan tüzel kişilerden, gerçek ve tüzel kişi hâkim ortaklarının hâkim ortak olduğu şirketlerden, bu kişiler adına hareket eden veya onlar hesabına kendi adına para, mal veya hak edinen şirketlerden olan Fon alacaklarında, banka kaynağının kullanıldığı/kullandırıldığı tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca,
b) Fon bankalarının kurumsal kredilerinden kaynaklanan Fon alacaklarında, kredinin kat edildiği tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca,
c) Fon gelirlerinden kaynaklanan alacaklarda, Fon alacağının ilgili kuruluşa tebliğ edildiği tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca,
kanuni temsilci sıfatını haiz kişiler kanuni temsilci olarak addedilir.” kuralına yer verilmiştir.
Davacının kanunî temsilci olduğu iddia edilen dönemde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 317. maddesinde, “Anonim şirket idare meclisi tarafından idare ve temsil olunur.” hükmüne yer verilmek suretiyle kural olarak anonim şirketlerin kanunî temsilinin yönetim kuruluna ait olduğu belirtilmiş; “Vazifelerin âzalar arasındaki taksimi” başlıklı 319. maddesinde, “Esas mukavelede idare ve temsil işlerinin idare meclisi azaları arasında taksim edilip edilmeyeceği ve taksim edilecekse bunun nasıl yapılacağı tespit olunur. İdare meclisinin en az bir azasına şirketi temsil salahiyeti verilir.
Esas mukavele ile temsil salahiyetinin ve idare işlerinin hepsini veya bazılarını idare meclisi azası olan murahhaslara veya pay sahibi olmaları zaruri bulunmayan müdürlere bırakabilmek için umumi heyete veya idare meclisine salahiyet verilebilir. Bu gibi kayıtlar bulunmadığı takdirde 317. madde hükmü tatbik olunur.” kuralına yer verilmek suretiyle esasen yönetim kuruluna ait olan şirketi temsil ve idare yetkisinin; esas sözleşme ile yönetim kurulu üyelerinden en az biri veya birden fazlasına veya esas sözleşmede genel kurula veya yönetim kuruluna verilecek yetki ile yönetim kurulu üyesi olmaları şartıyla murahhas üyelere veya şirkette pay sahibi olmasalar bile müdürlere devredilebileceği kurala bağlanmıştır.
6762 sayılı Kanun’un 321. maddesinde, “Temsile salahiyetli olanlar şirketin maksat ve mevzuuna dâhil olan her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket unvanını kullanmak hakkını haizdirler.
Temsil salahiyetinin tahdidi, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı hüküm ifade etmez. Ancak temsil salahiyetinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine hasrolunduğuna veya müştereken kullanılmasına dair tescil ve ilan edilen tahditler muteberdir…” kuralı yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temsilci, başkasının nam ve hesabına hareket ederek, irade beyanı ile, temsil ettiği kişiyi hak sahibi veya borçlu kılabilen kişidir. Temsilcinin yetkisi, bir kanun hükmüne ve temsil edilenin istek ve iradesine dayanır. Kanuna dayanan temsil yetkisine, kanuni temsil; bu tür yetkiye sahip olan kişiye de, kanuni temsilci denir. Kanuni temsilcilerin yetkilerinin sınırı ve bu yetkilerin gereği gibi kullanılmaması dolayısıyla sorumlulukları kanun tarafından belirlenmiştir.
Aktarılan Kanun hükümlerine göre, anonim şirketlerde, genel kural, yönetim kurulunun idare ve temsile yetkili olduğudur. Bununla birlikte, yönetim kuruluna ait idare ve temsil yetkisinin;
– Ana sözleşme ile yönetim kurulu üyelerinden en az biri veya birden fazlasına devredilmesine veya müdüre bırakılmasına yetki verilmemiş olması durumunda, yönetim kurulu üyelerinin her birinin,
– Ana sözleşme ile yetki verilmesi şartıyla, kendisine şirketi idare ve temsil yetkisi bırakılan yönetim kurulu üyelerinin (murahhas üyelerin),
– Ana sözleşmede yetki verilmesi şartıyla kendisine şirketi idare ve temsil yetkisi bırakılan müdürlerin,
– Ana sözleşmede idare ve temsil işlerinin murahhas üye veya müdüre bırakılması konusunda yönetim kuruluna yetki verilmesine karşın bu yetkinin kullanılmaması durumunda da, yönetim kurulu başkan ve üyelerinin her birinin, 6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35. maddesi uygulamasında kanuni temsilci sayılacağı anlaşılmaktadır.
6762 sayılı Kanun’un 321. maddesinde “temsil yetkisi”nin kapsamına işaret edilerek, temsil yetkisi olanların şirketin maksat ve mevzuuna dâhil olan tüm işleri ve tüm hukukî işlemleri şirket adına yapmaları gerektiği ve bu yetkinin kapsam olarak sınırlandırılamayacağı anlaşılmaktadır. Bu durumda, 6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35. maddesinin uygulamasında, 6762 sayılı Kanun’un 319. maddesi hükmüne göre temsil yetkisi verilen kişi ya da kişilerin kanuni temsilci kabul edilebilmesi için, şirketin maksat ve mevzuuna dâhil olan “tüm işlemlerde tam yetkili” olmaları zorunludur.
Aktarılan kanunî düzenlemeler uyarınca, anonim şirketlerde “temsil yetkisi”nin, sadece merkezin veya bir şubenin işlerine hasrolunmasına dair coğrafi yönden yapılan sınırlamalar ile tescil ve ilan edilmiş olmak kaydıyla müştereken kullanımına dair sınırlamalar dışında başkaca bir şekilde sınırlandırılamayacağı, şirketin maksat ve mevzuuna giren sınırlı işlere özgü temsil ve idare yetkisi verilen kişi ya da kişilerin ise şirketi temsile tam yetkili olmadığı açıktır.
Başka bir anlatımla, şirketin maksat ve mevzuuna dâhil olan “tüm işlemlerde tam yetkili” olmayan, sınırlı olarak temsil ve idare yetkisi verilen kişi veya kişilerin kanuni temsilci sayılması mümkün değildir. Bu itibarla, tescil ve ilan edilmiş olsa dahi imza sirküleriyle kendine sınırlı imza yetkisi verilen kişi ya da kişilerin kanuni temsilci sıfatını haiz olduğu kabul edilemez.
Kaldı ki 390 Seri No.lu Tahsilat Genel Tebliği’nde, 6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35. maddesinin uygulanmasında 6762 sayılı Kanun’un 319. maddesi hükmüne göre temsil salahiyeti verilen kişi ya da kişilerin kanunî temsilci kabul edilebilmesi için şirketin maksat ve mevzuuna dâhil olan “tüm muamelelerde” tam yetkili olmalarının zorunlu bulunduğu belirtilmiştir.
Nitekim Dairemizin 16/02/2017 tarih ve E:2015/5545, K:2017/386 ve 12/06/2017 tarih ve E:2016/1245, K:2017/1907 sayılı kararları da bu yöndedir.
Davalı idarece dosyaya sunulan Ticaret Sicili Gazetelerinden ve şirket ana sözleşmesi ve yönetim kurulu kararlarından anlaşılacağı üzere aşağıda yer verilen şirketlerdeki görevleri açısından davacının;
1- … Holding A.Ş.’de mali işler başkanı sıfatıyla sınırlı nitelikte birinci derece imza yetkisinin olduğu, şirketi tüm işlemlerinde tam yetkili olarak temsil ve idare yetkisinin olmadığı (… tarih ve … sayılı Yönetim Kurulu kararı) görüldüğünden, davacının kanuni temsilci sıfatını haiz olduğundan söz edilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle … Holding’in kredi borçlarından 6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35. maddesi uyarınca sorumlu tutulamayacağı;
2- … Havacılık A.Ş.’de başkan sıfatıyla (yönetim kurulu başkanı değil) sınırlı nitelikte birinci derece imza yetkisinin olduğu (… tarih ve … no.lu karar), şirketi tüm işlemlerinde tam yetkili olarak temsil ve idare yetkisinin olmadığı görüldüğünden, davacının kanuni temsilci sıfatını haiz olduğundan söz edilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle … Havacılık A.Ş.’nin kredi borçlarından 6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35. maddesi uyarınca sorumlu tutulamayacağı;
3- … İnşaat A.Ş.’de mali işler başkanı, finansman ve bütçe başkanı sıfatıyla sınırlı nitelikte birinci derece imza yetkisinin olduğu (06//11/1998 tarih ve 4664 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi, sayfa 110), şirketi tüm işlemlerinde tam yetkili olarak temsil ve idare yetkisinin olmadığı görüldüğünden davacının kanuni temsilci sıfatını haiz olduğundan söz edilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle … İnşaat A.Ş.’nin kredi borçlarından 6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35. maddesi uyarınca sorumlu tutulamayacağı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, 4389 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 3. fıkrasına göre, Fon’un, devraldığı alacağın takibine, alacağın devralındığı gün itibarıyla banka defter, kayıt ve belgelerine göre anapara, her türlü faiz, komisyon ve sair giderlerin toplamından oluşan birikmiş alacak tutarı üzerinden başlayacağı ve bu alacaklar Fon tarafından devralındığı tarihten itibaren amme alacağı niteliğini kazanacağından, birikmiş alacak tutarına Fon tarafından alacağın devralındığı tarihten itibaren 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı uygulanabileceği açıktır.
Dava dosyasında yer alan hesaplama tablosu kapsamında yapılan değerlendirmede, birikmiş alacak tutarına Fon tarafından alacağın devralındığı tarihten itibaren 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı uygulanması gerekirken, kredilerin kullandırıldığı tarihten itibaren gecikme zammı uygulanarak hesaplama yapıldığı tespit edildiğinden, bu yönüyle de dava konusu … tarih ve … sayılı Fon Kurulu kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.
Bu itibarla, dava konusu Fon Kurulu kararında hukuka uygunluk, dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise sonucu itibarıyla hukukî isabetsizlik bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin iptali yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 01/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.