Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/270 E. , 2022/3813 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2020/270
Karar No:2022/3813
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … İth. ve İhr. Ltd. Şti.
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından 30/04/2008 tarihinde gerçekleştirilen 7. Bölge Müdürlüğü’nün ihtiyacı olan 115.000 m³ balast alımı ihalesine ilişkin olarak, davacı şirket ortağının 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 17. maddesinin (a) ve (b) bentlerinde belirtilen yasak fiil ve davranışlar kapsamında bulunduğundan bahisle, davacı şirketin 4734 sayılı Kanun’un 58. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tüm kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanmasına ilişkin 04/07/2009 tarih ve 27278 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının Dairemizin 09/10/2015 tarih ve E:2010/2724, K:2015/3369 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Mahkemece yasaklama kararının yetki yönünden hukuka uygun olduğuna dair verilen ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 28/03/2019 tarih ve E:2017/667, K:2019/1399 sayılı kararıyla onanarak uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmek üzere Dairemize gönderilen 27/10/2016 tarih ve E:2016/2939, K:2016/4073 sayılı kararda; 30/04/2008 tarihinde yapılan ihaleye katılan davacı şirketin ortağı …’ün de içinde bulunduğu bir kısım şahısla ihaleye teklif vermek istediğini belirten … isimli kişinin kavga ettiklerinin sabit olduğu, dosya kapsamından ve olayın gelişiminden darp ve şiddet hareketinin … ve çevresindeki şahıslar tarafından başlatıldığının anlaşıldığı, her ne kadar …’ın daha sonra şikâyetinden vazgeçtiği ve ihalede usûlsüzlükler olduğuna yönelik şikâyetleri içeren diğer kişilerden birinin dilekçesinde yazılı bilgilerinin (adres gibi) doğru olmadığı, öbür kişinin de dilekçede yazılı bilgilerin kendisine ait olduğu, ancak böyle bir başvurusunun bulunmadığına yönelik beyanda bulunduğu görülmekte ise de, ihale tarihinde ve ihalenin yapıldığı binada meydana gelen olaylara karışan davacı şirketin ortağının fiilinin 4734 sayılı Kanun’un 17. maddesinin (a) ve (b) bentlerinde belirtilen yasak fiil ve davranışlar kapsamında bulunduğu;
Öte yandan, davacı şirketin, yasaklama kararının 4734 sayılı Kanun’da öngörülen 45 günlük süre içinde verilmediği iddiasına gelince, 45 günlük süre, yasaklama kararı verecek merciin, işi karara bağlamasına yönelik bir süre olduğu, fiilin işlendiği tarihten belli bir süre geçtikten sonra, karar verilmesini engelleyen bir zamanaşımı süresi niteliğinde bulunmadığı, bu itibarla, sürenin başlangıcını saptayabilmek için, yasaklamayı gerektiren fiil veya davranışın tespit edilmesinden ne anlaşılması gerektiğinin açıklığa kavuşturulması gerektiği, ihalelere katılmaktan yasaklanma konusundaki yaptırımın, ihaleyi yapan idarenin, yasak fiil veya davranışın işlendiği yolundaki değerlendirmesine dayanılarak, ilgili veya bağlı bulunulan bakanlık tarafından doğrudan uygulandığı, burada fiilin işlendiği tarih esas alınmadığından ve yasaklanan bir fiil veya davranışın tespiti esas olduğundan, bu fiil veya davranışların, yasaklanması gereken bir fiil veya davranış olduğu hususunun, ancak sözleşmeyi uygulayan idarenin iradesinin anlaşılması ile mümkün olduğu, bu nedenle, idarenin ilgili veya bağlı bulunulan bakanlığa, yasaklama kararının gereğinin yapılmasını bildirdiği tarihin, yasaklamayı gerektiren fiil veya davranışın tespit edildiği tarih olarak alınması gerektiği; bu itibarla, soruşturma raporu sonucu TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğünün, davacı şirketin ihalelere katılmaktan yasaklanmasının uygun olacağına yönelik görüşünün bildirildiği 25/05/2009 tarihi esas alınsa bile, bu teklif üzerine Bakanlık Makamının 45 günlük süre içinde 26/06/2009 tarihli onayı ile davacı şirketin yasaklanmasına karar verildiği ve yasaklama kararının 04/07/2009 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandığı anlaşıldığından, davacının 45 günlük sürenin aşıldığı yönündeki iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, şikâyet dilekçelerinde yer alan hususlara ilişkin olarak daha sonra müfettiş raporunda yer aldığı üzere şikâyetçi olan kişilerce böyle bir beyanlarının olmadığının belirtildiği, yasaklama kararının 45 günlük süre içinde tesis edilmediği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 25/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.