Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/3031 E. , 2022/2245 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2020/3031
Karar No:2022/2245
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Lojistik Petrolcülük İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … tarih ve … sayılı bayilik lisansı ile “… Köyü … ” adresinde faaliyet gösteren davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunda 06/07/2013-11/07/2013 tarihlerinde yapılan denetimlerde, istasyonda vaziyet planı harici gizli tank ve düzenek bulunduğunun tespit edildiğinden bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 19. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi ile aynı bendin (2) numaralı alt bendi uyarınca 1.000.000,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının, ilgili kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; yapılan denetimlerde, istasyon vaziyet planında 50.000 litre ve 60.000 litre kapasiteli olarak gözüken ancak 95.000 litre olduğu değerlendirilen yasal olmayan 2 adet yer altı tankı, 1 adet 1.5 m uzunluğunda tanklar arası bağlantıyı sağlayan operasyon günü kesilerek saklanılan boru bağlantısı düzeneği, 1 adet karışımlı-kaçak akaryakıt yapımında kullanıldığı değerlendirilen tahmini 1 litrelik kesafer ölçer, 96.400 litre menşei belli olmayan akaryakıt (markerli motorin) ve 15 litre markersiz motorin bulunarak el konulduğu, daha önce verilen karara karşı açılan davada mahkeme tarafından ön araştırma ve soruşturma usulüne uyulmadığından iptal kararı verilmesi üzerine, doğrudan soruşturma açılmasına karar verilerek soruşturma raporundaki tespilere istinaden 1.000.000,00-TL idarî para cezası tesisine ilişkin Kurul kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı; maddi olaya ilişkin 5607 sayılı Kanun’a Muhalefet nedeniyle şirket yetkilisi hakkında yapılan adli soruşturma neticesinde, kaçak akaryakıt nedeniyle … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 14/07/2014 tarihli kararında “Kovuşturmaya Yer Olmadığı” karar verildiği, ancak aynı kararda vaziyet planına uymayan tank ve uzaktan kumandalı düzenek eylemi nedeniyle 5607 sayılı Kanun’un 3/14. maddesi gereğince soruşturmanın devam ettiğinin belirtildiği, davacı şirket yetkilisi hakkında “5607 sayılı Kanun’a Muhalefet” nedeniyle yapılan ceza soruşturmasında “Kovuşturmaya Yer Olmadığı” kararı verilmesinin, davacı şirketin 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu uyarınca idarî yaptırım gerektiren bir eyleminin bulunmadığı anlamına gelmediği, tutanak ve eklerinden, iş yerinde vaziyet planı harici/vaziyet planında belirtilen ölçü ve ebatların haricinde tank ve düzenek bulundurulduğunun anlaşıldığı, akaryakıt istasyonunda kiracı olmanın ve akaryakıt istasyonunda bulunan tankın kiralanmadan önce de bulunuyor olmasının davacının sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; öte yandan, 28/02/2019 tarih ve 30700 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 7164 sayılı Kanun ile 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesinin 1. fıkrasındaki para cezası sınırının “iki milyon Türk Lirasından az olmamak ve on milyon Türk Lirasını geçmemek üzere fiilin işlendiği tarihten itibaren bir önceki yılda ilgili lisansa konu petrol piyasası faaliyetinden elde edilen net satış hasılatının binde dördü oranında para cezası uygulanır.” şeklinde değiştirildiği, ancak ilgili Kanunun önceki hâlinin davacının daha lehine olduğu sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temyize konu kararda somut bir gerekçe olmadığı, davaya konu idarî para cezası miktarının fahiş olduğu, gerekçe olmaksızın üst sınırdan ceza tayin edildiği, davalı Kurum tarafından ön araştırma ve soruşturma prosedürünün atlanarak sadece kendilerine sunulan tutanak ve kolluk evrakı üzerinden, orantılılık ve ölçülülük ilkeleri gözetilmeksizin cezalandırma yoluna gidildiği, bu nedenle savunma hakkının engellendiği, idarî para cezalarının ön araştırma ve soruşturma aşamasının tamamlanmasından sonra hak düşürücü süre olan en geç üç ay içinde karara bağlanması gerektiği, sattığı akaryakıtın ulusal marker seviyesinin geçerli olduğu, otomasyon sisteminin devrede olduğu, adli yönden hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği, tutanakların tek taraflı tutulduğu, huzurda okunmadığı ve şirket çalışanları tarafından okunmasına izin verilmediği, mevzuata aykırılığa karşı hangi kanun yolları ve mercilere başvurulacağının belirtilmediği, tutanakta imzasının bulunmadığı, tutanaktaki tespitlerin yoruma dayalı olduğu, Kurum adına denetim yapan görevlilerin alanında uzman kişiler olmayıp basit kolluk görevlileri olduğu, söz konusu tespitlerin ancak alanında uzman bilirkişilerce yapılabilecek tespitler olduğu, idarî para cezasına konu eylemle hiçbir ilgisinin bulunmadığı, kendisinin de mağdur olduğu, kendisine isnat edilen olayla ilgili somut delil bulunmadığı, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince idarî para cezası verilmemesi gerektiği, dava konusu Kurul kararının ve temyiz istemine konu Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’ne gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine, 25/05/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.