Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/3627 E. , 2022/4389 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2020/3627
Karar No:2022/4389
TEMYİZ EDENLER :
1. (DAVALI) : … A.Ş.
VEKİLİ: Av. …
2. (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bitlis PTT Başmüdürlüğü’nce gerçekleştirilen “Temizlik ve Kalorifer Yakma İşi Hizmet Alımı” ihalesi üzerinde kalan ve kendisiyle sözleşme imzalanan davacı tarafından, ihalenin mahkeme kararı ile iptal edilmesi sonucunda sözleşmenin feshi nedeniyle ödemiş olduğu tüm vergi, harç ve KİK paylarının ve sözleşmenin tek taraflı feshi nedeniyle oluşan zararlarının tazmini istemiyle yaptığı başvurusunun reddine dair davalı idarenin … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce Dairemizin 25/02/2019 tarih ve E:2013/3100, K:2019/504 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; belgeyle ispatlanan sözleşme noter masrafı, sözleşme pulu, karar pulu, teminat mektubu ve teminat mektubu için yapılan masraflar, KİK payı, banka referans mektubu masrafları, şartname dosya bedeli, itirazen şikâyet bedeli gibi masrafların menfi zarar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, ihale davacının uhdesinde bırakıldıktan sonra dava dışı bir şirket tarafından yapılan itirazen şikâyet başvurusunun Kamu İhale Kurulu’nun (Kurul) … tarih ve … sayılı kararıyla reddedilerek idarenin davacıyla sözleşme imzalanmasına yönelik işleminin Kurul tarafından hukuka aykırı görülmediği, davacının hukuka uygun olduğu belirlenen ihale kararı nedeniyle yapılması gerekli zorunlu harcamaları (damga vergisi, karar pulu, KİK payı gibi) yaparak 01/03/2011 tarihinde ihale sözleşmesini imzaladığı, sözleşme imzalandıktan sonra … İdare Mahkemesi’nin … esasına kayıtlı dosyası kapsamında 10/08/2011 tarihinde anılan Kurul kararının yürütmesinin durdurulması üzerine davacı ile yapılan sözleşmenin idare tarafından feshedildiği, buna göre, davacı şirketin hukuka aykırılığı mahkeme kararıyla ortaya konulan ve sonradan iptal edilen Kurul kararı nedeniyle ihale sözleşmesinin akdedilmesi için ödediği ve talep ettiği tüm harcamaların (vergi, harç ve KİK payı gibi) davalı idare tarafından menfi zarar kapsamında davacı şirkete ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, davacının dava dilekçesinde tazminini talep ettiği sözleşmenin feshedilmesinden kaynaklanan zararların sözleşmenin uygulanması aşamasıyla ilgili olduğu dikkate alındığında, davacının bu kapsamdaki zararlarının tazmini istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işleminin bu kısmının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, sözleşmenin geçerli bir şekilde kurulacağına duyulan güven nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemi yönünden dava konusu işlemin kısmen iptaline; sözleşmenin ifa olunacağına güvenilmesi nedeniyle meydana gelen zararlar yönünden davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN TARAFLARIN İDDİALARI:
Davacı tarafından, Mahkeme kararı bozma kararına uyularak verilmiş ise de bozma kararında adli yargı yerine işaret edilmediği, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağı ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, sözleşmenin feshinin Kurul kararından kaynaklandığı, idarelerinin sözleşmenin feshinden sorumlu tutulmayı gerektiren işlem veya eylemi bulunmadığı, dava konusu işlemin kısmen iptaline yönelik Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI: Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anılan Kanun’un 50. maddesinin 4. fıkrasında, “Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır.” hükmü bulunmaktadır.
Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin 25/02/2019 tarih ve E:2013/3100, K:2019/504 sayılı bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu Mahkeme kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen iptali, kısmen davanın görev yönünden reddi yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 23/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.