Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/629 E. , 2022/4237 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/629
Karar No : 2022/4237
DAVACI : … Endüstrisi A.Ş.
(… Kurumu)
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Sistem Araçları A.Ş.
(… Makinaları Sanayi A.Ş.)
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU :
… Makinaları Sanayi A.Ş. tarafından 12/09/2019 tarih ve 30886 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Türkiye Demiryolu Makinaları Sanayi Anonim Şirketi İhtiyaç Fazlası Varlıkların Değerlendirme ve Satış Yönetmeliği”nin 9. maddesinin son cümlesinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla, resmî daire ve idareler ve iktisadî devlet teşekkülleri ile bunlara ait müessese ve iştiraklerinin mâlik oldukları her türlü maden hurdaları ile bunların hurda hâlindeki halitalarının ve kullanılmayacak bir hâle gelmiş bulunan muharrik ve müteharrik araçlarının kendi ihtiyaçlarından fazlalarının, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (Kurum) tarafından altı ayda bir piyasa etütlerine dayanılarak yapılacak tespit ve teklif ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca kabul edilecek fiyatlarla Kuruma satış suretiyle devirlerinin kararlaştırıldığı, 31/10/1972 tarih ve 7/5472 sayılı (Ölü Stok) Yedek Parça ve Malzemeler Hakkındaki Bakanlar Kurulu Kararında ihtiyaç fazlası malzemelerin tarifi, tespiti ve değerlendirme ile tasfiyesine dair hükümlerin yer aldığı, anılan kararnamenin üçüncü maddesinde ihtiyaç fazlası malzemenin öncelikle kuruluş içinde değerlendirilmesinin, kuruluş içinde ihtiyaç yoksa ihtiyacı olan başka resmî kuruluşlara, resmî dairelerin almadığı ve herhangi bir değerlendirme imkânı kalmayan ihtiyaç fazlası malzemelerin Kuruma satış suretiyle devredileceğinin kural altına alındığı, dava konusu Yönetmeliğin 3/ç maddesinde ihtiyaç fazlası varlık kavramının tanımlandığı, 9. maddesinin son cümlesinde ise ihtiyaç fazlası malzemelerin Kuruma devri yerine üçüncü şahıslara satılmasının öngörülmesinin hukuka aykırı olduğu, dava konusu düzenleyici işlemin kamu yararına aykırı olduğu, MKE Hurda İşletmesi Genel Müdürlüğü’nün Kurumun fabrikalarına ait izabe tesislerinin hurda ve hammadde ihtiyaçlarını temin ettiği ve ihtiyaç fazlasını değerlendirdiği, diğer resmî kuruluşlara satışı gerçekleşmeyen ihtiyaç fazlası malzemenin piyasaya satışının yapılması hâlinde Kurumun ve dolayısıyla kamunun zarara uğrayacağı ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI :
Öncelikle, usûle ilişkin olarak, savunma dilekçesinde davanın süresinde açılmadığı, savcı düşüncesinin tebliği üzerine sunulan beyan dilekçesinde ise, … Makinaları Sanayi A.Ş.’nin tüzel kişiliği sona ermiş olduğundan dava konusu Yönetmeliğin mülga hâle geldiğinden bahisle davanın konusuz kaldığı ileri sürülmüştür.
Esasa ilişkin olarak ise, davacı tarafından emsal olarak gösterilen yargı kararlarının ihtiyaç fazlası varlıkların değil hurda malzemenin satışına yönelik olduğu, hurda olarak tespit edilen malzemelerin satışının zaten dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesine göre Kuruma yapılacağı, dava konusu kuralda belirtilen malzemelerin 3284 sayılı Kanun’da belirtilen kapsamda bulunmadığı, 31/10/1972 tarih ve 7/5472 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında belirtilen ihtiyaç fazlası varlık (ölü stok) tanımı ile dava konusu Yönetmelikte belirtilen ihtiyaç fazlası varlık tanımının aynı nitelikte olmadığı, bunların aynı olduğu varsayılsa dahi anılan kararnameden davacının ihtiyaç fazlası varlıkların alımında tekel hakkı bulunduğu gibi bir yorumun çıkarılamayacağı, dava konusu Yönetmelik ile ölü stok malzemenin hurdaya ayrılmadan önce serbest piyasaya uygun ihale usulleri ile satışının yapılarak ekonomiye kazandırılmasının ve kamunun kâr etmesinin amaçlandığı, dolayısıyla dava konusu düzenleyici işlemin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …’IN DÜŞÜNCESİ : Dava; Türkiye Demiryolu Makinaları Sanayi A.Ş. tarafından 12/09/2019 tarih ve 30886 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulan “Türkiye Demiryolu Makinaları Sanayi Anonim Şirketi İhtiyaç Fazlası Varlıkların Değerlendirme ve Satış Yönetmeliği”nin 9. maddesinin son cümlesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Dava konusu, Türkiye Demiryolu Makinaları Sanayi Anonim Şirketi İhtiyaç Fazlası Varlıkların Değerlendirme ve Satış Yönetmeliği’nin “İhtiyaç fazlası varlıkların satışı” başlıklı 9. maddesinde, “Taşıtların dışında kalan varlıklardan ihtiyaç fazlası olduğuna karar verilenler, satış işlemlerinin başlaması için Malzeme Dairesi Başkanlığına teslim edilir. Malzeme Dairesi Başkanlığı tarafından ihtiyaç fazlası varlıklar TCDD Genel Müdürlüğü ile Bağlı Ortaklıklarına sorularak talepleri halinde satılır. 3/7/2003 tarihli ve 4916 sayılı Çeşitli Kanunlarda ve Maliye Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 37 nci maddesinde yer alan kuruluşlara da talep gelmesi halinde satış yapılabilir. Satışı gerçekleşmeyen ihtiyaç fazlası varlıkların listesi üçüncü şahıslara satış işlemleri için Malzeme Dairesi Başkanlığı tarafından Ticaret ve Pazarlama Dairesi Başkanlığına gönderilir.” kuralına yer verildiği ve maddenin son cümlesinde yer alan, ihtiyaç fazlası varlıkların kamu kurum ve kuruluşlarına satılamaması hâlinde üçüncü kişilere satışını öngören düzenlemenin iptalinin istenildiği anlaşılmaktadır.
25/12/1937 tarih ve 3792 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 3284 sayılı Bazı Maden Hurdalarının Dışarı Çıkarılmasının Yasak Edilmesi ve Satın Alınması Hakkında Kanun’un 1. maddesinde, “Demir, bakır, kurşun, kalay, tutya, aleminyum, antimuvan ve nikel hurdalar ile bunların hurda halindeki halitalarının ve kullanılamayacak bir hale gelmiş bilümum muharrik veya müteharrik vasıtaların memleket dışına çıkarılmasını yasak etmeye İcra Vekilleri Heyeti selahiyetlidir. Bu maddelerin memleket içinde satılması serbesttir.” hükmü yer almakta olup; 02/07/2018 tarih ve 698 sayılı KHK’nin 12. maddesiyle, bu fıkrada yer alan “İcra Vekilleri Heyeti” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.
Anılan Kanun’un 2. maddesinde ise, “Resmi daire ve müesseselerde birinci maddede yazılı mevaddan kendi ihtiyaçlarından fazla olanlar, 2490 sayılı kanunun 66 ncı maddesine göre askeri fabrikalara devredilir.” hükmü yer almaktadır.
5591 sayılı Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Kanunu 18/11/1983 tarih ve 105 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile, bu Kanun Hükmünde Kararname ise 3743 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış ve davacı Kurumun 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye tâbi olması nedeniyle 28/10/1984 tarih ve 18559 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kurum Ana Statüsü yürürlüğe girmiş olup, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Ana Statüsü’nün “Teşekkül’ün Amaç ve Faaliyet Konuları” başlıklı 4. maddesinde, “Kalkınma planları ve yıllık programlar çerçevesinde, imalat sanayii alanında, her çeşit silah, mühimmat, patlayıcı madde, makina, teçhizat ve malzeme imalat kapasitelerini karlılık ve verimlilik esasları göz önüne alınarak, savunma ve sivil savunma ihtiyaçlarına göre planlama ve ekonomik bir şekilde üretmek ve pazarlamak amacı ile teşkil edilen teşekkülün faaliyet konuları aşağıda gösterilmiştir. 1 – Her türlü silah, mühimmat ve patlayıcı maddelerle benzerlerini ve askeri ihtiyaçlara yarayan araç ve gereçleri, makina ve sistemleri imal etmek veya ettirmek, dil ve tamir etmek. 2 – Makina, malzeme, tesisat, motorlu ve motorsuz araç ve gereç, alet ve yedeklerini ve benzerlerini imal etmek veya ettirmek, tadil, ıslah ve tamir etmek. … 7 – Resmi daire ve idareler, iktisadi devlet teşebbüsleri, müesseseler ve bağlı ortaklıklar, uluslararası ikili anlaşmalara giren kuruluş ve teşekkül’lerin hurdaya ayırdıkları her türlü maden, malzeme, araç ve gereçleri toplamak, değerlendirmek ve kullanmak. 8- İmalat ve satış için gerekli her türlü emtia ve maddeleri ithal ve tedarik etmek. …” düzenlemesi yer almaktadır.
Ayrıca 19/03/2001 tarih ve 2001/15 sayılı Genelge’de, 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı hükümleri çerçevesinde her türlü hurda malzemenin kamu kurum ve kuruluşlarınca Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Hurda Sanayi İşletmeleri (HURDASAN) A.Ş.’ye satış suretiyle devri öngörülmüştür.
19/07/2003 tarih ve 25173 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 4916 sayılı Çeşitli Kanunlarda ve Maliye Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 37. maddesinde, “Katma bütçeli idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait, hizmet dışı kaldığından kullanılmayan veya ihtiyaç fazlası olan iş makinesi, makine ve teçhizat, demirbaş, araç, gereç ve malzemeleri belediyelere, il özel idarelerine, tarımsal kalkınma kooperatiflerine, sulama kooperatiflerine, sulama birliklerine ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına karşılıklı anlaşma suretiyle satmaya, kiralamaya, satış ve kira bedellerini taksitlendirmeye ilgili kurumlar yetkilidir.” hükmü yer almaktadır.
3284 sayılı Kanun’un yukarıda aktarılan hükümleri ile anılan Kanun’da belirtilen maddelerin yurt dışına çıkarılması yasaklanmış ve resmi daire ile müesseselerde bu maddelerden kendi ihtiyaçlarından fazla olanların askeri fabrikalara devredilmesi öngörülmüş ve bu Kanun hükümlerini uygulama konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir.
Bahse konu yetkiye dayanılarak, Bakanlar Kurulunca anılan Kanun’da yer alan maddelerin Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna devri usulü 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile düzenlenmiştir. Söz konusu Bakanlar Kurulu Kararı ile resmi daire ve idareler ve iktisadi devlet teşekkülleri ile bunlara ait müessese ve iştiraklerinin malik oldukları her çeşit maden hurdaları ile bunların hurda halindeki halitalarının ve kullanılmayacak bir hale gelmiş bulunan muharrik ve müteharrik araçlarının kendi ihtiyaçlarından fazlalarının, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu tarafından altı ayda bir piyasa etütlerine dayanılarak yapacağı tespit ve teklif ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca kabul edilecek fiyatlarla adı geçen Kuruma satış suretiyle devirleri kararlaştırılmıştır.
Bakanlar Kurulunun 31/10/1972 tarih ve 7/5472 sayılı İhtiyaç Fazlası (Ölü Stok) Yedek Parça ve Malzemelerin Tarifi, Tespiti, Değerlendirme ve Tasfiyesi Hakkında Karar’ında, ”İhtiyaç fazlası (ölü Stok) yedek parça ve malzeme” tanımlanarak, resmi daire ve idareler ile iktisadi devlet teşekkülleri ve bunlara ait müessese ve iştiraklerin sahip oldukları makine ve motorlu taşıtlardan resmi kuruluşların stoklarında zamanla oluşan ihtiyaç fazlası yedek parça ve malzemelerden resmi dairelerin satın almadıkları ve herhangi bir değerlendirme imkanı da bulunmayan malzemelerin Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna satış sureti ile devredileceği kurala bağlanmıştır.
Her ne kadar, aktarılan Bakanlar Kurulu kararlarında “iktisadi devlet teşekkülleri ve bunlara ait müessese ve iştirakler”den bahsedilse de 02/03/2001 tarih ve 24334 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin “Tanımlar ve Kısaltmalar” başlıklı 2. maddesinde; “müessese”, sermayesinin tamamı bir iktisadi devlet teşekkülüne veya kamu iktisadi kuruluşuna ait olup, ona bağlı işletme veya işletmeler topluluğu; “bağlı ortaklık”, sermayesinin yüzde ellisinden fazlası iktisadi devlet teşekkülüne veya kamu iktisadi kuruluşuna ait olan işletme veya işletmeler topluluğundan oluşan anonim şirketler ve “iştirak” ise, iktisadi devlet teşekküllerinin veya kamu iktisadi kuruluşlarının veya bağlı ortaklıklarının, sermayelerinin en az yüzde on beşine, en çok yüzde ellisine sahip bulundukları anonim şirketler olarak tanımlandığından; aynı Kanun Hükmünde Kararname’ye göre bir iktisadi devlet teşekkülü konumundaki Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğünün bağlı ortaklığı olan davalı Türkiye Demiryolu Makinaları Sanayi A.Ş.’nin 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile 31/10/1972 tarih ve 7/5472 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında olduğu hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.
Aktarılan mevzuat uyarınca, resmî daire ve idareler, davalı ve diğer iktisadi devlet teşekkülleri ile bunlara ait müessese ve iştiraklerinin malik oldukları her çeşit maden hurdaları ile bunların hurda halindeki halitalarının yanı sıra kullanılmayacak bir hale gelmiş bulunan muharrik ve müteharrik araçlarının kendi ihtiyaçlarından fazlalarının, stoklarında zamanla oluşan ihtiyaç fazlası yedek parça ve malzemelerin de resmî dairelerce satın alınmamaları ve herhangi bir değerlendirme imkânı da bulunmaması hâinde Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna satılacağı açıktır.
Bu itibarla, 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı ve 31/10/1972 tarih ve 7/5472 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında olan davalı … Makinaları Sanayi A.Ş.’nin, sözü edilen Bakanlar Kurulu Kararlarını dikkate almaksızın, … Makinaları Sanayi Anonim Şirketine ait hurda, ihtiyaç fazlası demiryolu araçları, taşıtlar, iş makinası, tezgah, teçhizat ile ilk madde malzeme, yarı mamul, mamul ve yedek parçaların tespit edilerek satışına ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkarmış olduğu, dava konusu Türkiye Demiryolu Makinaları Sanayi Anonim Şirketi İhtiyaç Fazlası Varlıkların Değerlendirme ve Satış Yönetmeliği’nin “İhtiyaç fazlası varlıkların satışı” başlıklı 9. maddesinde yer alan, “Satışı gerçekleşmeyen ihtiyaç fazlası varlıkların listesi üçüncü şahıslara satış işlemleri için Malzeme Dairesi Başkanlığı tarafından Ticaret ve Pazarlama Dairesi Başkanlığına gönderilir.” düzenlemesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Türkiye Demiryolu Makinaları Sanayi Anonim Şirketi İhtiyaç Fazlası Varlıkların Değerlendirme ve Satış Yönetmeliği’nin 9. maddesinin son cümlesinin iptali gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
03/07/2021 tarih ve 31530 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7330 sayılı Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi Hakkında Kanun’un Geçici 2. maddesinin ikinci fıkrasında, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu’nun leh ve aleyhine açılmış davalarda ve icra takiplerinde şirketin kendiliğinden taraf sıfatını kazanacağı kuralına yer verildiğinden, bakılan davada, davacı Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu yerine Makine ve Kimya Endüstrisi A.Ş.’nin davacı sıfatını haiz olduğu görülmüştür.
Öte yandan, 04/03/2020 tarih ve 31058 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2186 sayılı Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayii Anonim Şirketinin Kuruluşuna ilişkin Cumhurbaşkanı kararının 2. maddesinin birinci fıkrasında, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşetmesi Genel Müdürlüğü’nün bağlı ortaklıkları olan Türkiye Vagon Sanayii A.Ş. (TÜVASAŞ), Türkiye Lokomotif ve Motor Sanayii A.Ş. (TÜLOMSAŞ) ve Türkiye Demiryolu Makinaları Sanayii A.Ş. (TÜDEMSAŞ)’nin birleştirilmesi suretiyle, iktisadî devlet teşekkülü olarak Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayii Anonim Şirketi (TÜRASAŞ)’nin kurulduğu; 4. maddesinde, diğer mevzuatta TÜVASAŞ, TÜLOMSAŞ ve TÜDEMSAŞ’a yapılan atıfların TÜRASAŞ’a yapılmış sayılacağı; Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasında ise, TÜVASAŞ, TÜLOMSAŞ ve TÜDEMSAŞ’ın taraf olduğu dava ve icra takiplerinin, ticaret siciline kaydolduğu tarihten itibaren TÜRASAŞ tarafından yürütüleceği kurallarına yer verildiği görüldüğünden, … Makinaları Sanayi A.Ş. yerine … Sistem Araçları A.Ş.’nin hasım mevkiinde olduğu görülerek dosyanın incelenmesine geçildi.
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
12/09/2019 tarih ve 30886 sayılı Resmî Gazete’de “Türkiye Demiryolu Makinaları Sanayi Anonim Şirketi İhtiyaç Fazlası Varlıkların Değerlendirme ve Satış Yönetmeliği” yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bakılan dava, anılan Yönetmeliğin “İhtiyaç fazlası varlıkların satışı” başlıklı 9. maddesinin “Satışı gerçekleşmeyen ihtiyaç fazlası varlıkların listesi üçüncü şahıslara satış işlemleri için Malzeme Dairesi Başkanlığı tarafından Ticaret ve Pazarlama Dairesi Başkanlığına gönderilir.” şeklindeki son cümlesinin hukuka aykırı olduğu iddialarıyla açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı tarafından, davanın süresinde açılmadığı ve dava konusu Yönetmeliğin mülga hâle geldiği ileri sürülmüştür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Dava açma süresi” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; dördüncü fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde ise, dava dilekçelerinin Kanun’un 3. maddesine uygun olmaması hâlinde otuz gün içinde anılan maddeye uygun şekilde yeniden düzenlenmek üzere dilekçelerin reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
Dava konusu Yönetmeliğin 12/09/2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak ilan edildiği, davacı tarafından Yönetmeliğin çeşitli maddelerinin iptali istemiyle altmış günlük dava açma süresi içinde 11/11/2019 tarihinde kayıtlara giren dilekçeyle dava açıldığı, Dairemizin 03/12/2019 tarih ve E:2019/3998, K:2019/4017 sayılı kararıyla 30 gün içinde yeniden dava açmakta serbest olmak üzere 2577 sayılı Kanun’un 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddine karar verildiği, dilekçenin reddi yolundaki kararın 15/01/2020 tarihinde tebliği üzerine 14/02/2020 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşıldığından, yasal süresi içinde açılan davada süre aşımı bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, 2186 sayılı Cumhurbaşkanı kararının 2. maddesi ile, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü’nün bağlı ortaklıkları olan Türkiye Vagon Sanayii A.Ş. (TÜVASAŞ), Türkiye Lokomotif ve Motor Sanayii A.Ş. (TÜLOMSAŞ) ve Türkiye Demiryolu Makinaları Sanayii A.Ş. (TÜDEMSAŞ)’nin birleştirilmesi suretiyle, iktisadi devlet teşekkülü olarak Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayii Anonim Şirketi (TÜRASAŞ)’nin kurulduğu; 4. maddesinde ise, diğer mevzuatta TÜVASAŞ, TÜLOMSAŞ ve TÜDEMSAŞ’a yapılan atıfların TÜRASAŞ’a yapılmış sayılacağının kurala bağlandığı; dava konusu Yönetmeliğin yürürlükten kaldırılmasına yönelik sarih veya zımnî bir düzenleyici işlem tesis edilmediği ve şirket birleşmelerinde geçerli olan halefiyet ilkesinin bir sonucu olarak TÜDEMSAŞ’ın birleşme yoluyla tüzel kişiliğinin sona ermesinin tek başına dava konusu Yönetmeliği mülga hâle getirmeyeceği anlaşıldığından, davalının aksi yöndeki usûle ilişkin itirazının da geçerli olmadığı sonucuna varılmıştır.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
25/12/1937 tarih ve 3792 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 3284 sayılı Bazı Maden Hurdalarının Dışarı Çıkarılmasının Yasak Edilmesi ve Satın Alınması Hakkında Kanun’un 1. maddesinde, “Demir, bakır, kurşun, kalay, tutya, aleminyum, antimuvan ve nikel hurdalar ile bunların hurda hâlindeki halitalarının ve kullanılamayacak bir hâle gelmiş bilümum muharrik veya müteharrik vasıtaların memleket dışına çıkarılmasını yasak etmiye İcra Vekilleri Heyeti salahiyetlidir.” kuralına yer verilmiş; 04/07/2018 tarih ve 30468 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 02/07/2018 tarih ve 698 sayılı 477 Sayılı Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 12. maddesiyle, bu fıkrada yer alan “İcra Vekilleri Heyeti” ibaresi, “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.
3284 sayılı Kanun’un 2. maddesinde ise, “Resmî daire ve müesseselerde birinci maddede yazılı mevaddan kendi ihtiyaçlarından fazla olanlar, 2490 sayılı Kanun’un 66’ncı maddesine göre askerî fabrikalara devredilir.” kuralı yer almaktadır.
Mülga 5591 sayılı Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Kanunu’nun 18. maddesinde, çeşitli kanun ve tüzüklerle askerî fabrikalara tanınmış olan bütün hak ve yetkilerin Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu’na intikâl edeceği kurala bağlanmıştır.
18/11/1983 tarih ve 18225 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 105 sayılı Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Kuruluşu Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile, 5591 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. 105 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ise, 20/05/1991 tarih ve 20876 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 3743 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu’nun 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tâbi olması nedeniyle, 28/10/1984 tarih ve 18559 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Ana Statüsü’nün “Teşekkülün Amaç ve Faaliyet Konuları” başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasının yedinci bendinde, resmî daire ve idareler, iktisadi devlet teşebbüsleri, müesseseler ve bağlı ortaklıklar, uluslararası ikili anlaşmalara giren kuruluş ve teşekküllerin hurdaya ayırdıkları her türlü maden, malzeme, araç ve gereçleri toplamak, değerlendirmek ve kullanmak kurumun faaliyet konuları arasında sayılmıştır.
03/07/2021 tarih ve 31530 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7330 sayılı Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi Hakkında Kanun’un “Görev ve yetki” başlıklı 4. maddesinin dördüncü fıkrasında, “Şirket ikili veya çok taraflı anlaşmalar gereği yabancı ülkeler tarafından Türkiye’de bırakılanlar ile kamu idareleri, kamu iktisadi teşebbüsleri ve sermayesinin en az yüzde ellisi kamuya ait olan bağlı ortaklıklarca ihtiyaç fazlası ve kullanım dışı bırakılan veya niteliğini kaybetmiş olan her türlü hava, deniz ve kara taşıtları, makine ve teçhizat ile tehlikeli veya tehlikesiz metal/metal bileşim atıkları, ekonomik değer taşıyan metal dışı (evsel nitelikte olmayan) mal ve malzemeleri; birinci fıkrada belirtilen faaliyetleri gerçekleştirmek için gerekli olan malzemelerin üretilmesinde ham madde olarak kullanmak ve gerektiğinde piyasada değerlendirmek üzere Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca belirlenen birim fiyatlarından satın alabilir veya devralabilir. Bu fıkrayla ilgili hususlar hakkında 17/12/1937 tarihli ve 3284 sayılı Bazı Maden Hurdalarının Dışarı Çıkarılmasının Yasak Edilmesi ve Satın Alınması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.”; “Atıflar” başlıklı 9. maddesinde, “Mevzuatta Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna yapılan atıflar Şirkete yapılmış sayılır.” kurallarına yer verilmiş; 10. maddesinin birinci fıkrasıyla, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu, 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ekinde yer verilen “İktisadi Devlet Teşekkülleri (İDT)” başlıklı listeden çıkarılmıştır.
06/04/1971 tarih ve 13801 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında, resmî daire ve idareler ve iktisadi devlet teşekkülleri ile bunlara ait müessese ve iştiraklerinin mâlik oldukları her çeşit maden hurdaları ile bunların hurda hâlindeki halitalarının ve kullanılmayacak bir hâle gelmiş bulunan muharrik ve müteharrik araçlarının kendi ihtiyaçlarından fazlalarının, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu tarafından altı ayda bir piyasa etütlerine dayanılarak yapacağı tespit ve teklif ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nca kabul edilecek fiyatlarla adı geçen Kuruma satış suretiyle devredileceği belirtilmiştir.
Bakanlar Kurulu’nun 31/12/1972 tarih ve 14408 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 31/10/1972 tarih ve 7/5472 sayılı “İhtiyaç Fazlası (Ölü Stok) Yedek Parça ve Malzemelerin Tarifi, Tespiti, Değerlendirme ve Tasfiyesi Hakkında Karar”ında; motorlu ve motorsuz inşaat makinaları, traktörler, her cins taşıtlar ve diğer çeşitli makinalarla bunların türlerindeki motor ve diğer aksesuara ait olan fakat kullanıldığı makinaların servis harici tutulması veya satışı nedenleriyle kullanma yeri kalmayan ve diğer çalışan makinalarda da kullanılmayan, çalışan makinalara ait olmakla beraber en az beş yıl hiç kullanılmamış bulunan ve ait oldukları makinaların ömürleri boyunca da kullanılması ihtimali olmayan yedek parça ve malzemelerle, stokta bekleme müddeti dolayısıyla kullanılamayacak duruma gelmesi ihtimali olan iç ve dış lastik, akümülâtör gibi malzemelerle, kullanılma yeri kalmayan her çeşit inşaat malzemesi, demirbaş malzeme, takım ve avadanlıklardan, yeni ve kullanılabilir durumda olanlar, “ihtiyaç fazlası (ölü stok)” olarak ifade edilmiş; ihtiyaç fazlası olarak tespit edilen yedek parça ve malzemelerin kuruluşların bağlı olduğu kanun ve usullere göre değerlendirme imkânlarının aranacağı, değerlendirilemeyenlerin listelerinin, makina parkı olan resmî dairelere gönderilerek ihtiyaçları olup olmadığının sorulacağı, resmî dairelerin almadıkları ve herhangi bir değerlendirme imkânı da bulunmayan malzemelerin (Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumunun yapacağı teklif ile Sanayi ve Teknoloji ve Ticaret Bakanlıklarınca kabul edilecek fiyatlarla) Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna satış suretiyle devredileceği belirtilmiştir.
Öte yandan, 19/03/2001 tarih ve 2001/15 sayılı Genelgede, 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı hükümleri çerçevesinde her türlü hurda malzemenin, kamu kurum ve kuruluşlarınca Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Hurda Sanayi İşletmeleri A.Ş.’ye (Hurdasan A.Ş.) satış suretiyle devri öngörülmüştür.
12/09/2019 tarih ve 30886 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan dava konusu Türkiye Demiryolu Makinaları Sanayi Anonim Şirketi İhtiyaç Fazlası Varlıkların Değerlendirme ve Satış Yönetmeliği’nin (Yönetmelik) “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde, “Bu Yönetmelikte geçen; … c) Hurda: Ekonomik ömrünü doldurmuş, tamir edilmesi mümkün olmayan ve/veya tamir için yapılacak masraf ekonomik olmayan, teknik özelliği azalan veya kullanılmayacak derecede hasara uğramış, deforme olması nedeniyle ancak hurda olarak değer ifade eden, iş makinesi, makine, teçhizat, demirbaş ve yedek parça ve her türlü ilk madde malzeme, yarı mamul ve mamul malzemeleri, ç) İhtiyaç fazlası varlık: Şirket mülkiyetinde bulunan, 5 yıl ve daha fazla hareket görmeyen, ihtiyaçtan fazla olması nedeniyle kullanılmasına, tüketilmesine imkân bulunmayan her türlü demiryolu aracı, iş makinası, tezgâh, teçhizat, demirbaş ve yedek parçaları ile ilk madde malzeme, yarı mamul ve mamul malzemeleri … ifade eder.”; “Hurda satışı” başlıklı 8. maddesinde, “Taşıtların dışında kalan varlıkların hurda olduğuna karar verilmesi halinde, hurdaya ayrılan varlıklar Malzeme Dairesi Başkanlığına teslim edilir. Malzeme Dairesi Başkanlığı bu tür malzemelerin satış işlemlerini hurda malzeme satışı prosedürü ve 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına uygun olarak Makine Kimya Endüstrisi Kurumuna satışını gerçekleştirir.”; “İhtiyaç fazlası varlıkların satışı” başlıklı 9. maddesinde ise, “Taşıtların dışında kalan varlıklardan ihtiyaç fazlası olduğuna karar verilenler, satış işlemlerinin başlaması için Malzeme Dairesi Başkanlığına teslim edilir. Malzeme Dairesi Başkanlığı tarafından ihtiyaç fazlası varlıklar TCDD Genel Müdürlüğü ile Bağlı Ortaklıklarına sorularak talepleri hâlinde satılır. 03/07/2003 tarih ve 4916 sayılı Çeşitli Kanunlarda ve Maliye Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 37’nci maddesinde yer alan kuruluşlara da talep gelmesi hâlinde satış yapılabilir. Satışı gerçekleşmeyen ihtiyaç fazlası varlıkların listesi üçüncü şahıslara satış işlemleri için Malzeme Dairesi Başkanlığı tarafından Ticaret ve Pazarlama Dairesi Başkanlığına gönderilir.” kurallarına yer verilmiştir.
Dava Konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin son cümlesinde yer alan “Satışı gerçekleşmeyen ihtiyaç fazlası varlıkların listesi üçüncü şahıslara satış işlemleri için Malzeme Dairesi Başkanlığı tarafından Ticaret ve Pazarlama Dairesi Başkanlığına gönderilir.” kuralının incelenmesi:
Kuralın anlam ve kapsamı:
Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde “hurda”, (ç) bendinde ise “ihtiyaç fazlası varlık” kavramlarının tanımlarına yer verilmiştir. Bu doğrultuda, her iki kavram arasındaki ayrım göz önünde bulundurularak, hurda niteliğindeki varlıkların satışı ile ihtiyaç fazlası varlıkların satışında uygulanacak usuller Yönetmeliğin 8. ve 9. maddelerinde ayrı ayrı düzenlenmiştir.
Buna göre, ekonomik ömrünü doldurmuş, tamir edilmesi mümkün olmayan ve/veya tamir için yapılacak masraf ekonomik olmayan, teknik özelliği azalan veya kullanılmayacak derecede hasara uğramış, deforme olması nedeniyle ancak hurda olarak değer ifade eden, iş makinesi, makine, teçhizat, demirbaş ve yedek parça ve her türlü ilk madde malzeme, yarı mamul ve mamul malzemeler “hurda” niteliğinde olup, Yönetmeliğin 8. maddesi uyarınca, taşıtların dışında kalan varlıkların hurda olduğuna karar verilmesi hâlinde, hurdaya ayrılan varlıkların Malzeme Dairesi Başkanlığına teslim edilerek bu tür malzemelerin hurda malzeme satışı prosedürüne ve 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına uygun olarak Makine Kimya Endüstrisi Kurumuna (davacı şirkete) satışının gerçekleştirilmesi öngörülmüştür.
“İhtiyaç fazlası varlık” ise, davalının mülkiyetinde bulunan, beş yıl ve daha fazla hareket görmeyen, ihtiyaçtan fazla olması nedeniyle kullanılmasına, tüketilmesine imkân bulunmayan her türlü demiryolu aracı, iş makinası, tezgâh, teçhizat, demirbaş ve yedek parçaları ile ilk madde malzeme, yarı mamul ve mamul malzemeleri ifade etmektedir. Dava konusu kuralın yer aldığı 9. madde ise ihtiyaç fazlası varlıkların satış usulünü düzenlemektedir. Buna göre, taşıtların dışında kalan varlıklardan ihtiyaç fazlası olduğuna karar verilenlerin, satış işlemlerinin başlaması için Malzeme Dairesi Başkanlığına teslim edilmesi, bunların öncelikle talepleri hâlinde TCDD Genel Müdürlüğü ile bağlı ortaklıklarına satılması, ayrıca, talep gelmesi hâlinde 4916 sayılı Kanun’un 37. maddesinde yer alan kuruluşlara (belediyeler, il özel idareleri, tarımsal kalkınma kooperatifleri, sulama kooperatifleri, sulama birlikleri ve diğer kamu kurum ve kuruluşları) satış yapılması ve son aşamada -TCDD Genel Müdürlüğü ve bağlı ortaklıkları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına satış yapılamaması hâlinde- satışı gerçekleşmeyen ihtiyaç fazlası varlıkların listesinin üçüncü şahıslara satış işlemleri için Malzeme Dairesi Başkanlığı tarafından Ticaret ve Pazarlama Dairesi Başkanlığına gönderilmesi öngörülmüştür.
Bu itibarla, Yönetmelikte hurda varlıkların 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve ilgili mevzuatta öngörülen usul çerçevesinde davacı şirkete satılmasının öngörüldüğü, dava konusu kuralın ise, hurda niteliğinde olmayıp ayrı ve farklı bir kavramı ifade eden ihtiyaç fazlası varlıkların satışını düzenlediği, ihtiyaç fazlası varlıkların hurda niteliğindeki varlıklardan en önemli farkının kullanılabilir durumda olmaları olduğu, bunların TCDD Genel Müdürlüğü ile bağlı ortaklıklarına ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına satışlarının gerçekleşmemesi hâlinde son aşamada üçüncü şahıslara satılmasının öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
Hukuka aykırılık sorunu:
20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında, resmî daire ve idareler ve iktisadi devlet teşekkülleri ile bunlara ait müessese ve iştiraklerinin malik oldukları her çeşit maden hurdaları ile bunların hurda hâlindeki halitalarının ve kullanılmayacak bir hâle gelmiş bulunan muharrik ve müteharrik araçlarının kendi ihtiyaçlarından fazlalarının, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna satış suretiyle devredileceği kararlaştırılmıştır. Anılan karar kapsamında, Kuruma satış yoluyla devredilecek hurda malzemenin Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nca 28/05/1971 tarih ve 10163 sayılı yazısıyla açıklanmış bulunan tarifi ise şu şekildedir: “1. İmâl sırasında tahsisi yapılamayacak şekilde bozulan ve başka maksatla kullanma imkânı olmayan iktisadî kıymetler, 2. İmâl sırasında elde edilen kırpıntı, arayiş, döküntü gibi esas gayesinde kullanılması imkânı kalmayan malzeme artık ve parçaları, 3. Tedarik maksat ve gayesine uygun şekilde kullanılması imkânı kalmayan her çeşit malzeme, parça, makina, tezgâh, aparat, tesisat, muharrik veya mütaharrik araç ve gereçlerden; 3.1. Giderilmesi mümkün veya iktisadî olmayan arızalar dolayısıyla kullanma kabiliyetleri kalmayanlar, 3.2. Normal çalışma süresini doldurması nedeniyle kullanılması imkânı kalmayan veya kullanılması ekonomik bulunmayan veya kullanılmasında tehlike olanlar, 3.3. Teknik ve teknolojinin gelişmesi karşısında tip, kapasite ve mahiyetleri itibarıyla kullanılışından ekonomik fayda temin edilmesi mümkün olmayanlar, 3.4. Muhafaza sürelerinin sona ermesi ve miadını doldurması veya muhafaza şartlarının aksaması hesabiyle kullanma imkânı kalmayan veya kullanılışından iktisadî fayda elde edilmesi mümkün olmayanlar, 3.5. Kullanılması men olup da imhası cihetine gidilecek olanlar hurdadır.”
Öncelikle, kuralın anlam ve kapsamı tespit edilirken açıklandığı üzere, dava konusu düzenleyici işlem ile üçüncü şahıslara satışı öngörülen malzemenin hurda değil, kullanılabilir hâlde olan ihtiyaç fazlası varlıklar olduğu, Yönetmelikte ihtiyaç fazlası varlık olarak tanımlanan eşyanın, 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının uygulanmasında esas alınmak üzere Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nca yapılan tarife göre de “hurda” kapsamına girmediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, resmî daire ve idareler ve iktisadi devlet teşekkülleri ile bunlara ait müessese ve iştiraklerinin mâlik oldukları “maden hurdaları” ile “kullanılmayacak hâle gelmiş araçlar”ı konu alan 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 19/03/2001 tarih ve 2001/15 sayılı Genelgede öngörülen kuralların, kapsam ve içerikleri itibarıyla dava konusu düzenleyici işlemin hukuka uygunluk denetiminde esas alınması gereken ilgili üst norm niteliğinde olmadığı, başka bir anlatımla, ihtiyaç fazlası varlıkların üçüncü kişilere satışını öngören dava konusu düzenleyici işlemin “hurda” niteliğindeki malzemelerin satışına ilişkin sınırlamalar getiren bu kurallara aykırı bir yönünün bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu noktada, ihtiyaç fazlası varlıkların üçüncü kişilere satışına imkân sağlayan dava konusu düzenleyici işlemin 3284 sayılı Kanun ile 31/10/1972 tarih ve 7/5472 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında öngörülen kurallara aykırı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
3284 sayılı Kanun’a ait “Bazı maden hurdalarının dışarı çıkarılmasının yasak edilmesi ve satın alınması hakkında kanun lâyihasının” (tasarısının) gerekçesinde, “1- Memleketin müdafaası bakımından madenlerimizi işletinceye kadar memlekette mevcud ve az miktarda bulunan hurda demir, prinç, bakır, tutya, alominyom ve benzerlerinin varlığına muhtaç bulunuyoruz. Fabrikalarımızın harp yıllarındaki ihtiyaçlarına biricik kaynak olan ve memleket içinde gittikçe azalan bu hurdaların memleket dışına çıkarılmasının yasak edilmesiyle beraber memleket dâhilinde her türlü satışın serbest tutulması ve harice çıkarılamayan ve Devlet daire ve resmî müesseselerinin ihtiyacından fazla kalacak olan hurdaların fabrikalarımıza kaynak olacak duruma getirilmesi gerekli görülmüştür.” açıklamalarına yer verilmiştir. Anılan kanun tasarısına ilişkin komisyon tutanakları incelendiğinde, İktisad Encümenince, “Memleketin müdafaa vesadetini hazırlamakta işe yarayan maden hurdalarının dışarı çıkarılmasının yasak edilmesi iktisadî bakımdan menfi bir tesir yapar gibi gözükmekte ise de lâyihaya konan hükümler arasında iç pazarlarda toplanacak bu hurdaları beynelmilel piyasalara uygun bir fiatla askerî fabrikalara satmak imkânı temin edildiğinden lâyihanın esasını Encümenimiz iktisadî bakımdan zararlı görmemiş bilâkis dâhilî fabrîkalarımıza iptidaî madde temini noktasından koruyacağı menfaat itibarile muvafık bulunmuştur.”; Milli Müdafaa Encümenince “Madenlerimizi işletinceye kadar dahilde mevcud ve işe yarar maden hurdalarının memleket haricine çıkarılmasının yasak edilmesi ve memleket müdafaasına müktazi malzeme için mevaddı iptidaiye olarak kullanılmak üzere askerî fabrikalar müdürlüğünce (ecnebi memleketlerdeki hurda maden fiatlarına göre) satın alınıp depo edilmesi hakkındaki Hükümetin esbabı mucibesi ve îktısad encümeninin mazbatası encümenimizce de pek yerinde görülmüştür.
“; Adliye Encümenince “Memlekette esasen az miktarda mevcud bulunan maden hurdalarının harice çıkarılmamasına ve bunların yurdun müdafaa vasıtalarını ihzar eden askerî fabrikalarımızda ve diğer memleket sanayiinde istimal edilmesine kâti bir zaruret olduğu bedihî bulunduğundan lâyiha encümenimizce esas itibariyle kabul ve tasvib olunmuştur. Encümenin lâyihada yaptığı değişiklikler dışarı çıkarılması yasak edilen maddeler arasına kullanılamıyacak bir hâle gelmiş olan bilûmum muharrik ve müteharrik vasıtaların ithal edilmiş olmasından ve bunların mubayaası için askerî fabrikalar umum müdürlüğü bütçesine konulması istenilen tahsisat miktarını maktu olarak lâyihada tasrih etmektense zaruret ve ihtiyacın icab ettirdiği miktarın her sene bütçesine konulması şeklinden ibarettir.”; Bütçe Encümenince ise, “Teklif olunan lâyiha mucib sebeblerine ve alınan izahata göre encümenimizce de esas itibariyle yerinde görülmüş ve Hükûmetin de muvafık bulunduğu Adliye encümeninin metni müzakereye esas tutulmuştur. Madenlerimizin ilerideki inkişafı bu gibi hurdaların ihracını mümkün kılacak bir hâle geldikçe bu yönden memleket iktisadî menfaatlerinin temini için men hususunda karar almak salâhiyetinin İcra Vekilleri Heyetine verilmesini encümenimiz daha ziyade maslahata uygun görmüş ve birinci maddeye o yolda bir kayid ilâve etmiştir.” yönünde görüşler bildirilmiştir.
17/12/1937 tarih ve 3284 sayılı Kanun’a ait tasarının gerekçesi ile ilgili komisyonlarca yapılan değişiklikler ve bildirilen görüşler değerlendirildiğinde, Kanun’un yürürlüğe konulduğu dönemin şartları ve ihtiyaçları çerçevesinde, savunma sanayiinde askerî fabrikaların ham madde tedarikinde sorun yaşamaması adına sınırlı sayıda bazı madenlere ait hurdaların ve yine bunların hurda hâlindeki alaşımlarının, ayrıca kullanılmayacak hâle gelmiş araçların yurt dışına çıkarılmasının yasaklanması hususunda Bakanlar Kuruluna yetki tanındığı, özellikle Bütçe Encümenince kanun metninde yapılan değişiklik ve gerekçesi dikkate alındığında, anılan maden hurdaları bakımından ihracat yasağının mutlak veya kalıcı bir durum olmasının amaçlanmadığı, bu yetkinin Bakanlar Kurulunca (Cumhurbaşkanı) yaşanan gelişmeler çerçevesinde ülkenin ekonomik menfaati de gözetilerek kullanılacağı, yine bu amaç doğrultusunda, resmî daire ve müesseselerin ellerinde bulunan ve ihtiyaç duymadıkları bu nitelikteki malzemeleri – 1. maddede sayılan madenlerin hurdaları ve kullanılmayacak hâldeki araçlar- askerî fabrikalara devretmelerinin öngörüldüğü, kanun koyucunun resmî daire ve kurumların envanterinde bulunan ihtiyaç fazlası her türlü malzemenin değil, savunma sanayiine ilişkin üretimde kullanılabilecek nitelikteki bazı madenlerin hurdaları ile kullanılamayacak hâle gelmiş araçların askerî fabrikalara devrini amaçladığı anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla, kanun koyucunun henüz ekonomik ömrünü tamamlamamış ve kullanılabilir nitelikte olan araç ve malzemelerin bu maksatla askerî fabrikalara devri gibi bir amacı bulunmamaktadır. Sonraki yıllarda yapılan kanun değişiklikleriyle, askerî fabrikalara tanınan bu hak ve yetki, üstlendiği görev ve faaliyet konusu itibarıyla önce Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu’na, son olarak da anılan kurumun halefi olan Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi’ne geçmiştir.
31/10/1972 tarih ve 7/5472 sayılı “İhtiyaç Fazlası (Ölü Stok) Yedek Parça ve Malzemelerin Tarifi, Tespiti, Değerlendirme ve Tasfiyesi Hakkında” Bakanlar Kurulu Kararında ise, diğer resmî dairelerin almadıkları ve herhangi bir değerlendirme imkânı bulunmayan ihtiyaç fazlası (ölü stok) yedek parça ve malzemelerin (Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumunun yapacağı teklif ile Sanayi ve Teknoloji ve Ticaret Bakanlıklarınca kabul edilecek fiyatlarla) Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna satış suretiyle devredilmesi öngörülmüştür. Aynı kararda, ihtiyaç fazlası (ölü stok) yedek parça ve malzemelerin tarifi yapılırken, motorlu ve motorsuz inşaat makinaları, traktörler, her cins taşıtlar ve diğer çeşitli makinalarla bunların türlerindeki motor ve diğer aksesuara ait olan fakat kullanıldığı makinaların servis harici tutulması veya satışı nedenleriyle kullanma yeri kalmayan ve diğer çalışan makinalarda da kullanılmayan, çalışan makinalara ait olmakla beraber en az beş yıl hiç kullanılmamış bulunan ve ait oldukları makinaların ömürleri boyunca da kullanılması ihtimali olmayan yedek parça ve malzemelerle, stokta bekleme müddeti dolayısıyla kullanılamayacak duruma gelmesi ihtimali olan iç ve dış lastik, akümülâtör gibi malzemelerle, kullanılma yeri kalmayan her çeşit inşaat malzemesi, demirbaş malzeme, takım ve avadanlıklardan “yeni ve kullanılabilir durumda olanların” bu kapsamda kaldığı belirtilmiştir.
3284 sayılı Kanun’da düzenlenen kuralların lafzı ve amacı dikkate alındığında, Kanun’un 2. maddesi uyarınca, resmî daire ve müesseselerin, yalnızca 1. maddede sayılan madenlerin hurdaları ile kullanılamayacak hâle gelmiş vasıtaların kendi ihtiyaçlarından fazla olanları askerî fabrikalara (Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna/davacı şirkete) devretmeleri zorunlu olmasına rağmen, 31/10/1972 tarih ve 7/5472 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında yer alan diğer resmî dairelerin almadıkları ve herhangi bir değerlendirme imkânı bulunmayan ancak “yeni ve kullanılabilir durumda olan” makina, taşıt, yedek parça ve malzemelerin Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna satış suretiyle devredilmesini öngören kuralın kanunî dayanağının bulunmadığı ve 3284 sayılı Kanun’u aşar nitelikte olduğu anlaşıldığından, Bakanlar Kurulu kararındaki anılan düzenlemenin bu yönüyle hukuka aykırı olduğu ve ihmâl edilmesi suretiyle karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, resmî daire ve idareler ve iktisadî devlet teşekkülleri ile bunlara ait müessese ve iştiraklerin Makine ve Kimya Endüstrisi A.Ş.’ye devretmekle yükümlü oldukları varlıkların, 3284 sayılı Kanun’da belirtilen maden hurdaları ve bunların hurda hâlindeki halitaları ile kullanılamayacak bir hâle gelmiş muharrik veya müteharrik vasıtalarla sınırlı olduğu, başka bir anlatımla, resmî daire ve idareler ve iktisadî devlet teşekkülleri ile bunlara ait müessese ve iştiraklerin 3284 sayılı Kanun’da belirtilenlerin dışındaki mal ve malzemeleri davacı şirkete devretme zorunluluğunun bulunmadığı, yine, davacı şirketin de kamu idarelerine ait olup 3284 sayılı Kanun kapsamında kalan mal ve malzemeleri satın alarak devir alma zorunluluğu olduğu hâlde, anılan Kanun kapsamında olmayan emtiayı devralma zorunluğunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, dava konusu düzenleyici işlemin hukuka uygunluk denetiminde 03/07/2021 tarih ve 31530 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7330 sayılı Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi Hakkında Kanun’un ve bu kanunla getirilen kuralların da göz önünde bulundurulması gerekmektedir. İdarî işlemlerin yargısal denetimi yapılırken kural olarak, idarî işlemin tesis edildiği tarihteki hukukî durum dikkate alınmaktadır. Ancak, düzenleyici işlemlerin yargısal denetimi bireysel işlemlere göre özellik arz etmektedir. Zira, düzenleyici işlemlerin yargısal denetiminde, yargı organlarınca üst hukuk kurallarına uygunluk denetimi yapılmaktadır. İdarenin düzenleyici işlem tesis etme yetkisinin “yasama yetkisinin devredilmezliği” ilkesinin bir sonucu olarak ikincil nitelikte bir kural koyma yetkisi olduğu göz önüne alındığında; söz konusu yetkinin kanunların çizdiği çerçeve içinde kalması ve kanunlara uygun olarak kullanılması zorunludur. Bu zorunluluğun bir gereği olarak idare, ikincil nitelikteki düzenleyici işlemlerinin üst hukuk kurallarına uygunluğunu (üst hukuk kurallarında yapılan değişikliklere veya Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarına uygunluğunu) sağlamak zorundadır. Bu durum, hukuk devleti ve kanunî idare ilkelerinin de bir gereğidir.
Düzenleyici işlemlerin yargısal denetimi açısından, düzenlemenin tesis edildiği tarihteki hukukî duruma (üst hukuk kurallarına) göre bir yargısal denetimin yapılması durumunda, kurallar hiyerarşisi ilkesinin ihlâli söz konusu olacaktır. Örneğin, dayanağı üst hukuk kuralına aykırı olarak tesis edilen bir düzenleyici işlemin, sonradan yürürlüğe giren üst hukuk kuralı ile hukuka uygun hâle gelmesi durumunda veya dayanağı üst hukuk kuralına uygun olarak tesis edilen bir düzenleyici işlemin, sonradan yürürlüğe giren üst hukuk kuralı ile hukuka aykırı hâle gelmesi durumunda, düzenlemenin tesis edildiği tarihteki hukukî duruma göre bir değerlendirme yapıldığı takdirde, üst hukuk kuralları ile düzenleyici işlemler arasındaki kurallar hiyerarşisi bozulacak, başka bir anlatımla sonradan yürürlüğe giren kanunî düzenlemeler ile açıkça hukuka aykırı hâle gelen (veya tam tersi) düzenleyici işlemlere, yargısal karar ile hukukî geçerlilik kazandırılması söz konusu olacaktır.
Bu itibarla, idarî yargı yerlerince, düzenleyici işlemlerin yargısal denetimi yapılırken üst hukuk kurallarında yaşanan değişikliklerin veya Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının dikkate alınması gerekmektedir.
7330 sayılı Kanun’un 4. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, kamu idareleri, kamu iktisadi teşebbüsleri ve sermayesinin en az yüzde ellisi kamuya ait olan bağlı ortaklıklarca ihtiyaç fazlası ve kullanım dışı bırakılan veya niteliğini kaybetmiş olan her türlü hava, deniz ve kara taşıtları, makine ve teçhizat ile tehlikeli veya tehlikesiz metal/metal bileşim atıkları, ekonomik değer taşıyan ve evsel nitelikte olmayan metal dışı mal ve malzemelerin, davacı şirket tarafından, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nca belirlenen birim fiyatlardan satın alınabileceği veya devralınabileceği kuşkusuzdur. Ancak Kanun’da, belirtilen mal ve malzemelerin davacı şirket tarafından satın alınması veya devralınması yönünde bir zorunluluk bulunmadığı gibi kamusal yükümlülüğe tâbi olan idareler yönünden de aynı mal ve malzemelerin davacıya satış veya devir zorunluluğu bulunmamaktadır. Aynı fıkranın son cümlesinde ise, bu fıkrayla ilgili hususlar hakkında 3284 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Anılan kanunî düzenlemenin gerekçesinde, “3284 sayılı Bazı Maden Hurdalarının Dışarı Çıkarılmasının Yasak Edilmesi ve Satın Alınması Hakkındaki Kanun uyarınca; üretim faaliyetlerinde hammadde olarak kullanmak ve değerlendirmek amacıyla Kurumun hâlihazırda sahip olduğu kamu kurum ve kuruluşlarından hurda malzemeyi alma ve değerlendirme yetkisinin devam edeceğine yönelik hüküm eklenmesi öngörülmektedir.” açıklamalarına yer verilmiştir. Bu bağlamda, 7330 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra da, kanun koyucunun resmî daire ve kurumlarca davacı şirkete devredilmesi zorunlu olan varlıkların kapsamının 3284 sayılı Kanun’un 1. maddesinde sayılan hurda malzemeyle sınırlı olması yönünde sahip olduğu iradeyi sürdürdüğü anlaşılmaktadır.
7330 sayılı Kanun’un 4. maddesinde, ekonomik değer taşıyan metal dışı mal ve malzemelerin davacı şirket tarafından satın alınabileceği veya devralınabileceği belirtilmiş olduğundan, 3284 sayılı Kanun kapsamında sayılan maden hurdaları nev’inden olmayan ihtiyaç fazlası varlıkların davacı şirket tarafından satın alınabileceği veya devralınabileceği, ancak davalı idarenin 3284 sayılı Kanun kapsamında bulunmayan ihtiyaç fazlası varlıkları davacı şirkete satmaya veya devretmeye zorlanamayacağı açıktır.
3284 ve 7330 sayılı Kanunlar, 7/2156 ve 7/5472 sayılı Bakanlar Kurulu Kararları ile diğer ilgili mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, resmî daire ve idareler ve iktisâdî devlet teşekkülleri ile bunlara ait müessese ve iştiraklerin Makine ve Kimya Endüstrisi A.Ş.’ye devretmekle yükümlü oldukları varlıkların maden hurdasından ve kullanılamayacak bir hâle gelmiş muharrik veya müteharrik vasıtalardan ibaret olduğu, maden hurdalarının da 3284 sayılı Kanun’da belirtilen maden hurdaları ve bunların hurda hâlindeki halitaları ile sınırlı olduğu; başka bir anlatımla, resmî daire ve idareler ve iktisâdî devlet teşekkülleri ile bunlara ait müessese ve iştiraklerin 3284 sayılı Kanun’da belirtilenlerin dışındaki mal ve malzemeleri davacı şirkete devretme zorunluluğunun bulunmadığı, davacı şirketin de, kamu idarelerine ait olup 3284 sayılı Kanun kapsamında kalan mal ve malzemeleri satın alarak devralma zorunluluğu olduğu hâlde anılan Kanun kapsamında olmayanları devralma zorunluluğunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davalı idarece düzenleme yetkisi kapsamında tesis edilen, TCDD Genel Müdürlüğü ile bağlı ortaklıklarına ve 4916 sayılı Kanun’un 37. maddesinde yer alan kuruluşlara satışı gerçekleşmeyen ihtiyaç fazlası varlıkların listesinin üçüncü şahıslara satış işlemleri için Malzeme Dairesi Başkanlığı tarafından Ticaret ve Pazarlama Dairesi Başkanlığına gönderilmesini öngören dava konusu Yönetmelik kuralında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere, 15/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.