Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/1096 E. , 2021/1140 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/1096
Karar No : 2021/1140
YETKİLİ YARGI YERİNİN BELİRLENMESİ KARARI
Dava, …Elektrik Üretim İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili Av. … tarafından, Konya Çumra 3. Merhale Projesi planlama raporu maliyet taksimi çalışmalarında Bozkır Hidroelektrik Santrali için enerji hizmet hissesi değerinin %11,3 olarak kullanılması gerektiğine dair Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemiyle … Genel Müdürlüğü’ne karşı açılmıştır.
Konya 2. İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:… K:… sayılı kararıyla, dava konusu uyuşmazlığın, davacı ile davalı idare arasında imzalanan Su Kullanım Hakkı Anlaşması’nın 23. maddesinde yer alan enerji hissesi oranından kaynaklanan bir ihtilaf olduğu görüldüğünden, davanın görümü ve çözümünde genel yetki kuralı uyarınca DSİ Hidroelektrik Enerji Dairesi Başkanlığı’nın bulunduğu yer idare mahkemesi olan Ankara İdare Mahkemesi’nin yetkili olduğu gerekçesiyle dosyanın Ankara İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Ankara 18. İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla ise dava konusu işlemin su tahsisinde enerji hissesinin belirlenmesine yönelik olduğu ve taşınmaz mallar ile ilgili mevzuatın uygulanmasından kaynaklandığı anlaşıldığından mevzuat uyarınca uyuşmazlığının çözümünün taşınmazın bulunduğu yerde bulunan Konya İdare Mahkemesi’nin yetkisine girdiği sonucuna varılarak yetkili mahkemenin belirlenebilmesi için dava dosyasının Danıştay’a gönderilmesine karar verilmiştir.
Aktarılan kararlar üzerine ortaya çıkan yetki uyuşmazlığına ilişkin dosya, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 27. maddesi ve 2577 sayılı Kanun’un 43. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari davalarda genel yetki” başlıklı 32. maddesinin birinci fıkrasında, “Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, bu Kanun’da veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması hâlinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idarî işlemi veya idarî sözleşmeyi yapan idarî merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir.”; 34. maddesinin birinci fıkrasında ise, “İmar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskan gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasında veya bunlara bağlı her türlü haklara veya kamu mallarına ilişkin idarî davalarda yetkili mahkeme taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesidir.” kuralına yer verilmiştir.
İdari davalarda genel yetki, 2577 sayılı Kanun’un 32. maddesinde düzenlenmiştir. 32. maddenin yukarıda yer verilen birinci fıkrasına göre, iptal davalarında yetki konusundaki genel kural, dava konusu idari işlemi tesis eden idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesinin yetkili olmasıdır.
2577 sayılı Kanun’un 33. ile 37. maddeleri arasında ise, kamu görevlileri ile ilgili davalarda, taşınmaz ve taşınır mallara ilişkin davalarda, tam yargı davalarında ve vergi uyuşmazlıklarında geçerli olan özel yetki kuralları düzenlenmiştir.
Kanun’un 34. maddesinde, taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasından kaynaklanan iptal ve tam yargı davaları ile konusu taşınmaz mal olan idarî sözleşme uyuşmazlıklarından ve ayrıca kamu mallarına ilişkin idari davalardan söz edilmiştir. Maddenin öngördüğü yetki kuralı özel ve kesin nitelikte olduğundan; anılan davaların mutlaka uyuşmazlık konusu taşınmaz malın bulunduğu yerdeki idare mahkemesinde görülmesi gerekmekte, 32. maddenin birinci fıkrasındaki genel yetki kuralının bu alanda geçerliliği bulunmamaktadır (YENİCE Kâzım / ESİN Yüksel, Açıklamalı-İçtihatlı-Notlu İdari Yargılama Usulü, 1983, Ankara, s.656).
Aslında, 2577 sayılı Kanun’un 2. maddesinde düzenlenen idarî dava türlerinden hiç birinin konusu taşınmaz mallar değildir. Dolayısıyla, 34. maddede yer alan “taşınmaz mallara ilişkin davalar” ifadesinden anlaşılması gereken, taşınmaz malları konu edinen idarî davalar değil; “idarî uyuşmazlığın kaynağı olan taşınmaz mallarla ilgili bir isteği karşılayan” ya da “taşınmaz mallar üzerindeki bir hakkı ihlâl eden” idarî işlemleri konu edinen idarî davalardır (CANDAN Turgut, Açıklamalı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 2020, Ankara, s.1051).
Bu durumda, idarî dava türlerinden olan iptal davalarında, yetkili mahkemenin tespitinde kural olarak 32. maddede belirlenen ilkenin uygulanmasının esas olduğu; bu genel kuraldan ayrılmanın ancak istisna öngören özel bir yetki kuralının varlığı hâlinde mümkün olduğu; 2577 sayılı Kanun’un 34. maddesinde düzenlenen özel yetki kuralının ise, taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasını veya taşınmaza bağlı hakları konu alan işlemlere karşı açılan davalara yönelik olduğu açıktır.
Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “Tanımlar ve kıslatmalar” başlıklı 4. maddesinde, “i) Ortak Tesis: Hidroelektrik enerji üretimi yanısıra sulama suyu, içme, kullanma ve endüstri suyu temini, taşkın koruma gibi birden fazla maksada hizmet eden tesisi”, “n) Su Kullanım Hakkı Anlaşması: Hidroelektrik enerji üretim tesislerinin su kullanımına ilişkin işletme esaslarını ve DSİ’ye ödenecek bedellerin ödeme şeklini belirleyen ilgili mevzuat hükümlerine göre DSİ ile şirket arasında akdedilen anlaşmayı” şeklinde tanımlanmış; Yönetmelik’in ekinde yer alan EK-1 Hidroelektrik Enerji Üretim Tesisinin Su Kullanımı Hakkı ve İşletme Esaslarına İlişkin Anlaşma’nın (Tip Anlaşma) “Geri ödeme esasları, hesaplama şekli ve ödenmesi” başlıklı 23. maddesinde, “(1) 6446 sayılı Kanun kapsamında kurulmuş ve kurulacak olan hidroelektrik santral, “………………. Projesi” kapsamında yer aldığından “Ayrılabilir Maliyetler, Arta Kalan Faydalar Metodu” ile yapılan maliyet taksimine göre ortak tesislerin; enerji hissesi %…… sulama hissesi %…… içme suyu hissesi %….. taşkın koruma hissesi %…… olarak belirlenmiştir.” kuralına yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin Bozkır HES projesi kaynak katkı payı toplantısına katılarak en yüksek teklif verdiğinden HES tesis etmeye hak kazandığı, kaynak katkı payı toplantısına esas planlama raporlarında maliyet taksiminde ayrılabilir maliyetler, arta kalan faydalar yöntemi kullanılarak yapılan maliyet taksiminde Bozkır projesinde enerji payının %11,3 olarak belirlendiği, sonrasında, 08/06/2020 tarihinde davacı şirket tarafından, kurulu güç artışından kaynaklı maliyet taksimi çalışmalarının yenilenmesi dolayısıyla sunulan yeni maliyet taksimi çalışması ile enerji hissesinin %5,6 olması gerektiğinin DSİ’ye bildirildiği, davalı idare tarafından maliyet taksim çalışmalarının planlama raporunun hazırlanması aşamasında yapıldığı, projeye başka bir amacın eklenmesi ile ancak enerji hissesinde değişiklik yapılabileceği, planlama raporu onaylandıktan ve proje müracaata açıldıktan sonra üretimi etkileyecek herhangi bir değişiklik bulunmadığından enerji hizmet hissesi değerinin %11,3 kullanılması gerektiği yönünde 13/08/2020 tarihli dava konusu işlemin tesisi edildiği, sonrasında taraflar arasında 31/08/2020 tarihinde Su Kullanım Hakkı Anlaşması’nın imzalandığı görülmektedir.
Bu durumda, uyuşmazlığın “su tahsisinden” kaynaklanmadığı, hidroelektrik enerji üretimi yanısıra sulama suyu, içme, kullanma ve endüstri suyu temini, taşkın koruma gibi birden fazla maksada hizmet eden ortak tesiste maliyet taksimi sonucunda hidroelektrik enerji üretimi için belirlenen enerji hissesi oranına ilişkin olduğu, uyuşmazlığın çözümünde ortak tesis olarak işletilen hidroelektrik santralinin enerji hissesi katılım bedeline esas teşkil edecek enerji hissesinin belirlenmesine yönelik kuralların dikkate alınacağı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, uyuşmazlığın, 2577 sayılı Kanun’un 34. maddesinin birinci fıkrası kapsamında imar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskân gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasına veya taşınmaza bağlı hak kapsamında bulunan bir işleme yönelik olmadığı, taşınmaz hukukuna ilişkin herhangi bir kuralla ilgili olmaksızın, ortak tesislerde hidroelektrik enerji üretimine ilişkin enerji hissesinin belirlenmesine yönelik işlemin iptali isteminden kaynaklandığı anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde 2577 sayılı Kanun’un 32. maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki genel yetki kuralı uyarınca, dava konusu işlemleri tesis eden idarî merci olan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün bulunduğu yerdeki Ankara İdare Mahkemesi’nin yetkili olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın görüm ve çözümünde ANKARA İDARE MAHKEMESİ’NİN YETKİLİ OLDUĞUNA, dava dosyasının Ankara 18. İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine, kararın Konya 2. İdare Mahkemesi’ne ve taraflara tebliğine, 31/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.