Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/2886 E. , 2022/2941 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2021/2886
Karar No:2022/2941
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI ) : … İnşaat ve Petrolcülük A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirkete ait LPG otogaz istasyonunda 09/05/2017 tarihinde gerçekleştirilen denetimde, davacı şirketin sözleşmeyle bağlı bulunduğu dağıtıcı lisansı sahibi şirkete ait tescilli marka ve amblemini gösteren herhangi bir emare bulunmadığından bahisle 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 16. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca verilen 459.547,00-TL tutarındaki idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen … tarih ve … ana takip dosya numaralı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararda; dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararının, davacı şirketin e-posta adresine 02/05/2018 tarihinde tebliğ edildiği ve söz konusu Kurul kararının dava açılmaksızın kesinleştiği, kesinleşen kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde usule ve hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nce, Dairemizin … tarih ve E:…, K:… sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; ihtar müessesesinin lehe kanun teşkil edip etmediğinin ve lehe Kanun olduğunun kabulü hâlinde bu hususun ödeme emri aşamasında dikkate alınıp alınamayacağının değerlendirilmesi gerektiği, 7164 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önce, 5307 sayılı Kanun’un 16. maddesinde idarî para cezaları, 17. maddesinde ise diğer yaptırımlar düzenlenmiş olup, idarî para cezalarının da idarî yaptırım oldukları hususunda tereddüt bulunmamakla birlikte, 5307 sayılı Kanun’da idarî para cezaları ile diğer yaptırımların farklı usûl ve esaslara bağlandığı, bu bağlamda 5307 sayılı Kanun’un 16. maddesinde, 15 günlük süre içerisinde aykırılığın giderilmesi yönünde yapılması gereken ihbar, idarî para cezası verilebilmesinin ön şartı olarak belirtilmediği hâlde, idarî para cezası dışındaki idarî yaptırımları düzenleyen 17. maddesinin önceki metninde, lisans iptali için aykırılığın giderilmesi yönünde 15 günlük süre tanıyan ihbar yapılmasının zorunlu görüldüğü, daha da önemlisi, ilgiliye verilen 15 günlük süre içerisinde aykırılıklar giderildiği takdirde piyasa faaliyetinin geçici olarak durdurulmasına karar verilemeyeceği anlaşılmakla birlikte, söz konusu aykırılığın verilen süre içerisinde giderilmiş olmasının idarî para cezası verilmesine engel olmadığı, başka bir anlatımla, ilgilinin mevzuata aykırı fiili hem idarî yaptırım uygulanmasını hem de idarî para cezası verilmesini gerektiriyorsa, aykırılığın verilen süre içerisinde giderilmesi durumunda ilgilinin piyasa faaliyetinin geçici olarak durdurulması ve lisans iptali gibi yaptırımların uygulanmayacağı, ancak söz konusu mevzuata aykırılık nedeniyle idarî para cezası uygulanabileceği;
Değişiklikten sonra ise, 5307 sayılı Kanun’un 17. maddesinde yapılan yeni düzenleme ile idarî yaptırımların sayıldığı ve idarî para cezalarının da 17. maddedeki hükme tâbi olacağının belirtildiği, bu itibarla, 16. maddede yer verilen idarî para cezalarına ilişkin fiillerden Kurul tarafından belirlenen “niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olanlar” için otuz günlük süre içerisinde aykırılığın giderilmesi, aksi hâlde hakkında geçici durdurma yapılabileceğinin ihtar edileceğine ilişkin düzenlemenin, idarî para cezaları yönünden cezalandırılmadan önce mevzuata aykırı davranışta bulunan kişi veya kişilere söz konusu aykırılığın ortadan kaldırılması için tanınmış bir imkân olduğu, bu yönüyle ihtarın kişinin cezalandırılabilmesine ilişkin bir ön şart teşkil ettiği ve anılan Kanun değişikliğinin failin lehine olduğunun anlaşıldığı, bu bağlamda, niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiilleri işleyenlerin önceki kanun döneminde doğrudan idarî para cezasına muhatap oldukları hâlde, söz konusu kanun değişikliğinden sonra aynı fiilleri işleyenlerin ihlâlin ortadan kaldırılması hususunda ihtar edilmelerinin öngörülmesi ve böylelikle ihtar edilen kişilerin söz konusu ihlâli ortadan kaldırarak ceza almaktan kurtulabilmelerine imkân tanınması karşısında, ihtar müessesesinin maddî hukuka etkisinin bulunduğu ve lehe kanun kapsamında belirtilen fiilleri önceki kanun döneminde işleyenler yönünden de geçmişe etkili olarak uygulanması gerektiği;
Diğer taraftan, 7164 sayılı Kanun’un 37. maddesi ile 5307 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 8. maddenin birinci fıkrasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurulca idarî para cezası verilmemiş olan ve niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiilleri işleyenler için nasıl bir usûl izleneceğinin öngörüldüğü, ikinci fıkrasında ise maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurul tarafından karara bağlanmış idarî para cezalarının tahsiline ilişkin kurallara yer verildiği, söz konusu geçici maddede, niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiilleri kanun değişikliğinden önce işleyen ve haklarında idarî para cezası uygulanan kişiler yönünden ne gibi bir işlem yapılacağı açıklanmamış olmakla birlikte, yeni düzenlemede yer alan ihtar müessesesi lehe kanun niteliğinde olduğundan, yargı aşamasındaki idarî para cezaları ile ilgili olarak yargı yerleri tarafından lehe kanun hükümlerinin belirtilen kişiler hakkında da uygulanması gerektiği;
Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, 5307 sayılı Kanun’da yapılan değişiklik uyarınca alınan düzenleyici Kurul kararıyla niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olan fiiller arasında sayılan “İstasyonda ve istasyonda bulunan ilan panosunda bayisi olunan dağıtıcı lisansı sahibinin marka ve logosuna, bayilik sahibinin adı veya unvanına yer verilmemesi” fiili nedeniyle idari para cezası verilmeden önce ihtarda bulunma şartının yerine getirilmesi ve lehe kanun niteliği taşıyan söz konusu kuralın davacıya da uygulanması zorunluluğunun bulunduğu;
Öte yandan, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 58. maddesi uyarınca, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı yolundaki itirazları öne sürebileceği dikkate alındığında ödeme emrinin dayanağını teşkil eden kamu alacağının maddî kaynağına ilişkin hukuka uygunluk denetiminin bu aşamada da yapılması ve varsa borcun tahakkukuna ilişkin hukuka aykırılık iddialarının “böyle bir borcu olmadığı” itirazı kapsamında incelenmesi gerektiği;
Somut olayda, davacı şirkete ait LPG otogaz istasyonunda gerçekleştirilen denetimde, davacı şirketin bayisi olduğu dağıtıcı lisansı sahibi şirkete ait tescilli marka ve amblemini gösteren herhangi bir emare bulunmadığının tespit edildiğinden bahisle davalı idare tarafından verilen idarî para cezasının daha sonra yapılan yasal düzenleme ile idarî para cezası verilmeden önce ihtarda bulunma şartının yerine getirilmesi koşuluna bağlandığı, diğer bir ifadeyle lehe düzenleme getirilmiş olduğu;
Bu durumda, idarî para cezasının tahsiline yönelik olarak düzenlenen ödeme emrine karşı açılan işbu davada, ödeme emrinin dayanağı idari para cezasının uygulanmasına esas teşkil eden hükümdeki lehe olan değişikliğin 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesi kapsamında “böyle bir borcu olmadığı” iddiası kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu itibarla dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddi yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davada, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, idari para cezasının dava konusu edilmediğinden kesinleştiği, bu cezanın 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsilinin gerektiği, 5307 sayılı Kanun’a eklenen geçici 8. maddedeki düzenlemenin, yürürlüğe girmesinden önce kesinleşen ve vadesinde ödenmeyen idari para cezasının kamu gücüyle takibi maksadıyla yapılan tahsil işlemini hukuka aykırı hâle getirmeyeceği, dava konusu işleminin mevzuata uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’ne gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine, 29/06/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.