Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/3008 E. , 2022/4360 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2021/3008
Karar No:2022/4360
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Otomotiv Akaryakıt Gıda İnşaat Sanayi ve
Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av…
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu
VEKİLLERİ : Av. …, Av…
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bayilik lisansı sahibi davacının dağıtıcısı haricinde akaryakıt ikmal ettiğinden bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca 72.751,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen …. tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; … tarih ve … sayılı bayilik lisansı ile faaliyet gösteren davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunda 14/04/2014 tarihinde yapılan denetimde, sözleşmeli dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali yapıldığının tespit edilmesi üzerine, soruşturma açıldığı, yapılan soruşturma sonucunda söz konusu fiil nedeniyle davacı şirket hakkında 72.751,00-TL idarî para cezası verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı;
Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce 5015 sayılı Kanunun 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin “Aşağıdaki hallerde sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idari para cezası verilir” bölümünün, bendin (3) numaralı alt bendindeki “8. maddenin ihlali” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulduğu, Anayasa Mahkemesinin 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla; iptali istenilen maddenin, 5015 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa’nın 2. maddesine aykırı bulunarak iptal edilmesine ve iptal hükmünün de, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği;
Dava konusu işlemin sebebi olan “bayisi olduğu dağıtıcı haricinde akaryakıt ikmali yapılması” fiili karşılığında verilecek idarî para cezasının 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin 3 numaralı alt bendinde düzenlendiği, söz konusu mevzuat hükmünün aynı Kanunun 8. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa Mahkemesinin anılan kararı ile iptal edildiği ve bu konuda Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda yasal bir düzenleme yapılmadığından ortada hukuki boşluk olduğu, “bayisi olduğu dağıtıcı haricinde akaryakıt ikmali yapılması” fiilinin karşılığı olmayan 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesinin yedinci fıkrası uygulanmak suretiyle idari para cezası verildiği, bu durumun ceza hukukunun “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ve “tipiklik” ilkelerine de aykırı olduğu dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nce, Dairemizin … tarih ve E:…, K:… sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; 5015 sayılı Kanun’un Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilen hükmü bayilerin, bayisi olduğu dağıtıcı dışında başka bir dağıtıcıdan ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmamasına yönelik yükümlülüğe ilişkin olmayıp, bu yükümlülüğe aykırılık nedeniyle verilecek idari para cezasının maktu olarak düzenlenmesinin adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmayacağından, bu fiili işleyenler hakkında uygulanacak ceza maddesine ve miktarına yönelik bir iptal kararı olduğu, söz konusu yükümlülüğe aykırı davranan bayiler hakkında Kurumca ilgili mevzuat hükümleri dikkate alınarak işlem tesis edilebileceği, bu itibarla, dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etmeme yükümlülüğüne ilişkin olarak bu yükümlülüğün hukuka aykırı olduğundan bahisle verilmiş bir iptal kararı bulunmadığından, belirtilen yükümlülüğe riayet etmeyen bayilere, bu ihlâl nedeniyle verilecek cezayı özel olarak ayrıca düzenleyen kanun maddesinin iptali nedeniyle oluşan hukukî durum dikkate alındığında, Kanun’un 19. maddesinde özel olarak sayılmayan ihlâller nedeniyle uygulanacak cezaları düzenleyen aynı maddenin yedinci fıkrası uyarınca idarî para cezası verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı;
Dava konusu işlemin esasına yönelik değerlendirmeye gelince; … İl Emniyet Müdürlüğünün bir yazısında özetle; dağıtıcı lisansı sahibi … Petrol Ürünleri Pazarlama Nakliye San. Tic. ve Dağ. Ltd. Şti.’nin “… ” adresinde … tarih ve … sayılı bayilik lisansı ile faaliyet gösteren davacı şirketin bayisince 10/04/2014 tarihinde 3 nolu motorin tankına 2.213,70 lt, 2 nolu motorin tankına ise 7.739,30 lt kayıt dışı akaryakıt ikmali yapıldığı yönündeki dilekçesine istinaden Burdur İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince anılan istasyonda 14/04/2014 tarihinde yapılan denetimde, istasyon yetkilisinden ürün menşeine ilişkin bilgi ve belgelerin istenildiği, ancak herhangi bir fatura veya irsaliyenin ibraz edilmediği, otomasyon yetkilisince yapılan kontrollerde ise otomasyon sistemine ve problarına (şamandıralar dahil) herhangi bir müdahalede bulunulmadığı, sağlam ve çalışır vaziyette olduğu, otomasyon sistemi üzerinden yapılan incelemede ise tank dolumu raporlarında 10/04/2014 tarihinde 3 nolu motorin tankına 2.213,70 lt motorin ile 2 no.lu motorin tankına 7.739,30 lt motorin döküldüğünün tespit edildiğinin bildirildiği, bayinin otomasyon bilgilerinin incelenmesinden de anılan tarihte toplam 9.953 lt motorinin tanka dolum olarak görüldüğü, dağıtıcısı ile mutabakat sağlanamadığının bildirildiği, dolayısıyla veriler arasında uyumsuzluk olduğu, bu şekilde davacı şirketin bayisi olduğu dağıtıcı haricinde başka bir yerden akaryakıt tedarik ettiği anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının kaldırılmasına; 2577 sayılı Kanun’un 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu idari para cezasının 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesinin 7. fıkrası uyarınca verilmesinin hukuki belirlilik ve güvenlik ilkelerine aykırı olduğu, gerekli yasal düzenlemelerin yapıldığı 28/02/2019 tarihine kadarki dönemde bayiler için uygulanacak herhangi bir idari para cezasının bulunmadığı, lehe olan bu durumun 28/02/2019 tarihinden önce söz konusu fiili işleyenlere de aynen uygulanması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılarak esastan incelenen davanın reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’ne gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine, 23/11/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde, bayilerin, bayisi olduğu dağıtıcı haricinde diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmaması ile yükümlü oldukları kurala bağlanmıştır.
Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce; 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun “İdarî para cezaları” başlıklı 11/04/2013 tarih ve 28615 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6455 sayılı Kanun’un 44. maddesiyle değişik 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “Aşağıdaki hâllerde, sorumlulara sekizyüzellibin Türk Lirası idarî para cezası verilir:” kuralının, (3) numaralı alt bendindeki “8. maddenin ihlâli” yönünden Anayasa’nın 2. maddesine aykırı görülerek yapılan itiraz başvurusu üzerine, Anayasa Mahkemesi’nin 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla; 5015 sayılı Kanun’un, 28/03/2013 tarih ve 6455 sayılı Kanun’un 44. maddesiyle değiştirilen 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin; “Aşağıdaki hâllerde, sorumlulara sekizyüzellibin Türk Lirası idarî para cezası verilir:” bölümünün, 5015 sayılı Kanun’un 8. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline; iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Anılan iptal kararı, 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak 03/02/2017 tarihinde yürürlüğe girmiş olmasına rağmen kanun koyucu tarafından 5015 sayılı Kanun’un 8. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden uygulanacak idarî para cezasına yönelik belirtilen tarihe kadar yeni bir yasal düzenleme yapılmamıştır.
Anayasa Mahkemesi’nce, bayilerin dağıtıcı haricinde başka dağıtıcılardan veya onların bayilerinden akaryakıt ikmal etmeleri hâlinde fiilin haksızlık içeriği, bayilerin kusur durumu dikkate alınmadan, ekonomik büyüklüklerine ve sınıflarına göre adil bir denge gözetilmeden, itiraz konusu kuralla ölçülü ve makul olmayan idarî para cezası ile cezalandırılmalarının hukuk devletinin gereği olan “adalet” ve “hakkaniyet” ilkeleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle vermiş olduğu iptal kararının yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, iptal kararının gerekçesine uygun yasal bir düzenleme yapılmadığı gözardı edilerek, davalı idarece 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c-3) bendine göre verilemeyen idari para cezasının, bu kez anılan maddenin yedinci fıkrası uyarınca verilmesinin hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkeleri açısından kabul edilmesi mümkün değildir.
Kanun koyucu tarafından, 28/02/2019 tarih ve 30700 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7164 sayılı Kanun’un 32. maddesi ile getirilen düzenleme ile madde yeniden düzenlenmiş ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun “idari para cezaları” başlıklı 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 3 numaralı alt bendinde; 8 inci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinin ihlali hâlinde sorumlulara uygulanacak idari para cezası belirlenmiştir.
Buna göre, 5015 sayılı Kanun’un 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan, bayisi olduğu dağıtıcı haricinde diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmaması yükümlülüğünün ihlâli hâlinde, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının yürürlüğe girdiği 03/02/2017 tarihinden, bu konuda gerekli yasal düzenlemenin yapıldığı 28/02/2019 tarihine kadar olan dönemde bayiler için uygulanacak herhangi bir idarî para cezası bulunmamakta olup, lehe olan bu durumun 28/02/2019 tarihinden önce söz konusu fiili işleyenlere aynen uygulanması hukuk devleti ilkesinin gereğidir.
Bu itibarla, Anayasa Mahkemesi’nce, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun, 28/03/2013 tarih ve 6455 sayılı Kanun’un 44. maddesiyle değiştirilen 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin; “Aşağıdaki hâllerde, sorumlulara sekizyüzellibin Türk Lirası idarî para cezası verilir:” bölümünün, 5015 sayılı Kanun’un 8. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden iptal edilmesi ve kanun koyucu tarafından uygulanacak yaptırım konusunda iptal kararında verilen süre içerisinde herhangi bir yasal düzenleme yapılmaması karşısında, 28/02/2019 tarihinden önce söz konusu fiili işleyenlere lehe olan durumun uygulanmayıp, Kanun’un 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılarak esastan incelenen davanın reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.