Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/3812 E. , 2022/3901 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2021/3812
Karar No:2022/3901
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Kurumu
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …Elektrik Dağıtım A.Ş.
VEKİLLERİ : Av…, Av…
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Elektrik dağıtım pazarında faaliyet gösteren davacı şirkete 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunun 6. maddesini ihlâl ettiğinden bahisle 10.630.720,95-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; soruşturma sonucunda elde edilen bilgi ve belgelere göre davacı şirketin … ile ikili anlaşması bulunan müşterilerinin borçlarına ilişkin olarak borç ihbarnamesi bırakılma fiilinin uyuşmazlık konusunu oluşturduğu, bu haliyle, davacı şirketin kendisiyle aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alan tedarik şirketine aynı bölgedeki diğer rakip tedarik şirketlerinden farklı olarak borç ihbarnamesi bırakma hizmetini bir ücret karşılığında alıp almadığı hususunun önem arz ettiği, zira eşit koşulda bulunan perakende şirketleriyle arasında ayrımcılığın ve diğer şirketler lehine haksız rekabetin bu şekilde oluşabileceği, dava konusu işlem tarihinden önce … tarih ve … sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin “Sayaç okuma ve okuma bildiriminin içeriği” başlıklı 32. maddesinin 5. fıkrasına göre, Enerjisa ekonomik bütünlüğü içerisinde yer alan bir şirketin, yine aynı bütünlük içerisinde yer alan perakende şirketine yönelik fatura/ödeme bildirimi tebliğ hizmeti verebileceği, ancak bahsi geçen bu durumda veya söz konusu mevzuat değişikliği öncesinde önem arz eden hususun Enerjisa ekonomik bütünlüğü içerisinde yer alan davacı şirketin, hakim durumda bulunduğu bölgede aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer aldığı Enerjisa İstanbul Anadolu Yakası Perakende Satış Anonim Şirketi (Ayesaş) lehine, diğer tedarikçi şirketler aleyhine olacak şekilde rekabeti kısıtlayıcı davranışının bulunup bulunmadığı olduğu;
Dava konusu Kurul kararının gerekçesinde “…zira bugüne kadar bizzat …’tan talep edilmemiş olsa da rakip teşebbüslerin bu hizmetleri ister … ister başka bir teşebbüsten alsın ücret ödemeden alamayacakları ortadadır.” ifadelerine yer verildiği, ayrıca dava konusu Kurul kararında bildirim bırakma maliyetinin, finansal ve diğer maliyetler içerisinde yer aldığı değerlendirilmiş ve toplam maliyetler içinde finansal ve diğer maliyetlerin %3’lük kısmına tekabül ettiği belirtilmiş, yine devamında, “…bu eşitsizlik sonucu katlanılan maliyetin ise rakip teşebbüslerin kontrol edebildiği maliyet kalemlerinin içinde önemli bir yer tuttuğu, zira kontrol edilebilen maliyet kalemlerinin toplam içerisindeki oranın %6 olduğu, toplam maliyetlerin %2-3’lük bir kısmının içerisinde yer alan bildirim bırakma maliyetlerinin bu anlamda pazarda rakipleri dezavantajlı duruma soktuğu ve böylelikle rekabetin sınırlanmasına yol açtığı” tespitinde bulunulduğu anlaşılmakla, esasında davacı şirket hakkında uygulanan para cezasının … tarafından herhangi bir bedel ödenmeksizin bahsi geçen borç bildirim işleminin yapılmasının diğer tedarikçi şirketler aleyhine bir durum oluşturacağı ve bu yönüyle davacı şirketin hakim durumunu kötüye kullanıldığı tespitinden kaynaklandığının anlaşıldığı;
Bu nedenle, uyuşmazlığın çözümü için İstanbul Anadolu Yakasında görevli tedarik şirketi konumunda bulunan …’ın borç bildirim belgelerinin, aynı ekonomik bütünlük içesinde yer alan dağıtım şirketlerince bırakılıp bırakılmadığı, şayet bırakılmakta ise, diğer tedarik şirketlerinin aleyhine olacak şekilde bedelsiz yahut ücretsiz bir şekilde söz konusu hizmetin sunulup sunulmadığı hususlarının irdelenmesi gerektiği, dosya içerisinde bulunan …’ın Dağıtım Direktörü’nün bilgisayarında bulunan “İLT: Serbest Tüketicilere Bırakılacak Broşürler Hk.” adlı html uzantılı Belge 74’ün incelenmesinden, “08.12.2016 itibariyle operasyonlara gönderilen broşürlerin sahada dağıtımına başlayabilirsiniz.” ifadelerine yer verildiği, yine “Borcu olan Tip3(Serbest Tüketici-ENERJISA Müşterisi) müşterilerine ZN(Borçtan dolayı İhbar) siparişi çıktısının yanında bırakılacak bildirimler hazırlanarak operasyon merkezlerine kargolanmaya başlanmıştır. Şuan için bu bildirimler kullanılmayacaktır. Gelen bildirimleri daha sonra kullanmak üzere uygun bir yerde depolayabilirsiniz. Kullanılmaya başlanacağı zamanı ayrıca sizinle paylaşacağım.” şeklinde belirtildiği görüldüğünden, ilgili e-postada, gönderilen broşürlerin belli bir tarihten sonra dağıtımına başlanabileceği, yine kullanılacak zamanın bildirileceğinin ifade edildiği görülmekle, bahsi geçen bildirimlerin 08/12/2016 tarihinden sonra davacı şirketin personeli tarafından dağıtılıp dağıtılmadığı veya ilgili yerlere gönderilen bildirimlerin ne şekilde kullanıldığı noktasında herhangi bir tespit, değerlendirme ve incelemenin bulunmadığının anlaşıldığı;
Öte yandan, gerek dava dilekçesinde, gerekse davacı şirket hakkında yürütülen soruşturma sırasında davacı tarafından sunulan savunma dilekçesinde, …’ın serbest tüketicilerine ait borç ihbar bildirimlerinin … ile … ve … arasında yapılan Hizmet Alım Sözleşmeleri kapsamında … tarafından bırakıldığının ifade edildiği, bu kapsamda davalı idareye gönderilen ve “…Elektrik Perakende Satış A.Ş. Satış Destek Hizmetleri Sözleşmesi” başlığını taşıyan sözleşmenin … ile … arasında imzalandığı, söz konusu sözleşmeye (ve sonrasında 01/01/2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere belirlenen birim fiyatlarına) istinaden yaptırılan işin karşılığı (İkinci Bildirim Bırakma-Fatura Altı İhbar AG, Fatura Altı İhbar OG, Manuel İhbar AG, Manuel İhbar OG, Ödeme Bildirimi Bırakma AG ve Ödeme Bildirimi Bırakma OG şeklinde belirtilip) düzenlenen hizmet miktarı bildirim formlarının 01/05/2016 tarihinden 31/12/2017 tarihi kapsayacak şekilde tanzim edildiği, ancak davalı idare tarafından dosya ekinde bulunan Belge 74’te yer alan e-postanın … çalışanının bilgisayarından elde edildiği ve e-postada yer alan ifadelerden, bildirimlerin … Müşteri Operasyon Merkezi’ne gönderildiği anlaşıldığından, ilgili e-postanın bulunduğu şirket, e-posta alıcıları ve e-posta içeriğindeki ifadelerden …’a ait borç ihbar bildirimlerinin … tarafından yapıldığı anlaşıldığı belirtilmiş ise de, rekabet ihlâlinin oluşmasının temelinde, …’ın borç bildirim belgelerinin rakip teşebbüslerin aksine ücret ödemeksizin alamayacağının vurgulandığı, hal böyle olunca, taraflar arasında akdedildiği iddia olunan sözleşmeye istinaden borç bildirimi bırakma eyleminin Enerjisa Enerji Dağıtım Anonim Şirketi tarafından sunulup sunulmadığı, bu kapsamda hizmet bildirimi ve ikinci bildirimin dağıtım hizmeti kapsamında aylara sari olarak tanzim olunan hak ediş bedellerinin tedarik şirketi tarafından ödenip ödenmediği, şayet bedel ödenmemiş ise, bu nedenle sözleşmenin tarafları arasında oluşan herhangi bir hukuki ihtilafın bulunup bulunmadığı hususları araştırılıp bu hususlar ortaya konulmaksızın yalnızca dosyada bulunan Belge 74’te ifade edilenler dikkate alınarak işlem tesisi yoluna gidildiği;
Bu durumda, dosyada bulunan mevcut deliller ve bulgular doğrultusunda … tarafından yapılan ikili anlaşmalar sonucunda borç bildirim belgelerinin davacı şirket tarafından herhangi bir bedel ödenmeksizin bırakılıp bırakılmadığı hususunun soruşturmanın genişletilmesi suretiyle elde edilecek bilgi, belge ve deliller ışığında her türlü şüpheden uzak bir şekilde açıklığa kavuşturulması gerekirken, aktarılan bu usul izlenmeyip yeterli inceleme yapılmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak tesis edilen Kurul kararının davacı şirkete yönelik bu kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı, iş bu kararda belirtilen gerekçeler doğrultusunda, davaya konu sürecin davalı idarece yeniden değerlendirileceği ve buna göre işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, temyize konu istinaf başvurusu üzerine alınan kararın gerekçeli olmadığı, İdare Mahkemesi kararında ifade edilen hususların dava konusu Kurul kararında incelendiği, davacı teşebbüse ait personelin …’ın perakende hizmetlerinin sunulmasında kullanıldığı, bu durumun … lehine rekabet avantajı oluşturduğu, diğer tedarik şirketlerinin aleyhine bir durum olduğu ve …’ın bu nedenle maliyet avantajı sağladığı, dava konusu Kurul kararının hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, ihlâl iddialarının ispatlanamadığı, isnat edilen fiilin bedeli mukabilinde yerine getirildiği, bu hususun dava konusu Kurul kararında görmezden gelindiği, borç bildirimi bırakılmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, borç ihbar bildirimlerinin rekabet hukuku bakımından herhangi bir ihlâle sebebiyet vermesinin mümkün olmadığı, eşit konumdaki alıcılara farklı bir uygulamanın söz konusu olmadığı, rekabetçi dezavantaj oluşturabilecek herhangi bir uygulamanın bulunmadığı, dava konusu Kurul kararının hukuka aykırı olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu İdare Mahkemesi kararında genel itibariyle uyuşmazlığın, “yerinde incelemelerde elde edilen Belge 74 çerçevesinde davacının aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alan perakende şirketi olan …’a yönelik fatura/ödeme bildirimi tebliğ hizmeti vermesi nedeniyle … lehine, diğer tedarikçi şirketler aleyhine olacak şekilde rekabeti kısıtlayıcı davranışının bulunup bulunmadığından” kaynaklandığı bağlamında incelendiği anlaşılmaktadır.
Ancak dava konusu Kurul kararı incelendiğinde, davacı dağıtım şirketine ihlâl isnadında bulunulan fiilin “…’a fatura/ödeme bildirimi tebliğ hizmeti vermesi” değil, fonksyionel ayrıştırmanın tesis edilmesi amacıyla aralarında hukuki ayrıştırma bulunan dağıtım şirketi ile görevli tedarik şirketi (GTŞ) arasında tespit edilen “dağıtım personelinin perakende şirketine ait broşürlerin müşterilere ulaştırılmasında görevlendirilmesi, ikili anlaşmalar üzerinden elektrik temin eden müşterilerin elektrikleri, ödenmeyen borçlar nedeniyle kesilemeyecek olmasına … adına … müşterinin teminatına başvurmak veya icra takibi başlatmak yerine ihbar bırakılması, … müşterilerinin statülerinin dağıtım okuyucularının kullandıkları sisteme ayrı bir şekilde eklenmesi, bu durumlarla ilgili olarak davacının BTŞ’lere veremeyeceği, BTŞ’lerin de talep edemeyecekleri hizmetlerin, ikili anlaşmalardan doğan borçların tahsilatında yardımcı olacak şekilde …’a vererek, eşit koşulda bulunan oyuncular arasında ayrımcılıkta bulunması” uygulamalarına dayandırıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu işlemde bahsi geçen uygulamaların dayanağı olan ve dava konusu Kurul kararında metnine yer verilen (Ekim/ Aralık 2016 tarihli) Belge 74’te yer alan ifadelerden dağıtım personelince borçtan dolayı kesme- açma ihbarnamesi çıktısı bırakılan serbest tüketici olan Ayesaş müşterilerine aynı zamanda ENERJİSA PERAKENDE SATIŞ İHBAR BROŞÜRÜNÜ’nün de bırakılacağı anlaşılmaktadır.
Öncelikle davacı tarafından ileri sürülen, “Belge 74’teki yazışmalara ilişkin olarak, …’ın borç ihbar broşürü dağıtımı için hizmet alımını gerçekleştirdiği teşebbüsün … değil … Elektrik Dağıtım A.Ş. (…) olduğu, … ve … arasında, perakende satış faaliyetlerine ilişkin ödeme bildirimi ve ikinci bildirim bırakılmasına ilişkin bir anlaşmanın (Hizmet Sözleşmesi) bulunduğu ve söz konusu yazışmanın bu sözleşmeye binaen gerçekleştirildiği, … tarafından … veya bir başka tedarik şirketine söz konusu hizmetlerin verilmesinin önünde sektörel mevzuat çerçevesinde bir engel bulunmadığı, BTŞ’lerin …’tan benzer konuda hizmet alımı yapmasının mümkün olduğu” iddiasının incelenmesi gerekmektedir.
Davacı tarafından soruşturma aşamasında sunulan “…Destek Hizmetleri Sözleşmesi” başlıklı sözleşmelerin … ile … arasında imzalandığı anlaşılmakla beraber, Belge 74’de yer alan e-postanın bulunduğu şirketin … olduğu, e-posta alıcılarının ve e-posta içeriğindeki ifadelerden …’a ait borç ihbar bildirimlerinin … tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, anılan belgede geçen ifadeler ve inceleme konusu iddialar birlikte değerlendirildiğinde, …’a isnat edilen fiilin bağımsız tedarik şirketlerine (BTŞ) “fatura/ödeme bildirimi tebliğ hizmeti verilmemesi” olmadığı dikkate alındığında davacının anılan iddialarının dava konusu uyuşmazlık bakımından yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin 16/09/2015 tarih ve 29477 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelikle değişişik 15. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları göz önüne alındığında, ikili anlaşmalar ile enerjisini almakta olan serbest tüketicilerin, ödeme yükümlülüğünü belirtilen sürede yerine getirmemesi halinde elektrik enerjisinin kesileceği yönündeki düzenlemenin yürürlükten kaldırıldığı, dolayısıyla, Belge 74’ün ilişkin olduğu tarihlerde yürürlükte olan mevzuata göre …’ın K2 portföyünde yani serbest tüketici niteliğinde olan tüketicilerin elektriklerinin kesilebilmesinin mümkün olmadığı, tahsilatın ve ödemelerin teminat yahut icra yoluyla takibinin gerektiği, ancak …’ın …müşterisi olan serbest tüketicilere bıraktığı ihbarname ile sözleşmeler aracılığıyla BTŞ’lere veremeyeceği, BTŞ’lerin de talep edemeyecekleri bir hizmeti, ikili anlaşmalardan doğan borçların tahsilatında yardımcı olacak şekilde …’a vererek, eşit koşulda bulunan oyuncular arasında … lehine ayrımcılıkta bulunduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu avantaj ile … hem tahsilat hem de teminatlandırma yönünden rakibi olan BTŞ’lere göre bir avantaj elde etmektedir.
Nitekim Kurul kararında da ifade edildiği üzere, EPDK tarafından 2016 Mart ayında yapılan mevzuat değişikliği ile ikili anlaşmalar üzerinden elektrik temin eden müşterilerin elektrikleri, ödenmeyen borçlar nedeniyle kesilemeyeceğinden, ikili anlaşma yapan tedarikçilerin, borçlarını ödemeyen müşterilerine yönelik olarak icra takibi başlatmaları veya müşterilerinden belli miktarda aldıkları teminatları kullanmaları gerekmektedir. Ancak icra takibi sürecinde kısa zamanda sonuç almanın zor olduğu ve pazarlama-satışın kolaylaşması için teminatlandırmanın sorunlu olduğu, piyasada marka imajı, bilinirlik, müşteriye ulaşma gibi pek çok dezavantajı bulunan BTŞ’lerin tahsilat riski ile karşı karşıya kalmasına rağmen …’ın …’dan aldığı bu desteğin ayrımcı niteliğinin bulunduğu açıktır.
İkinci olarak, Sektöre ilişkin düzenlemelerde yer alan ayrıştırma ilkelerine aykırı davranılmasının dosya kapsamında doğrudan bir rekabet ihlâli olmayacağı değerlendirilmekle beraber, bir stratejinin parçası olarak, bu ilkeye aykırılıklar sayesinde perakende şirketine ayrıcalık ve avantaj sağlanmasının hâkim durumun kötüye kullanılarak rekabetin kısıtlanması olacağında şüphe bulunmamaktadır.
Bu çerçevede; dava konusu Kurul kararında, hakkında soruşturma yürütülen ENERJİSA dağıtım şirketleri ile GTŞ’ler arasında ayrıştırma ilkelerine aykırılığa işaret eden bir takım hususların tespit edildiği, ancak söz konusu aykırılıkların 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında hakim durumun kötüye kullanılması yoluyla rekabetin engellenmesi amacıyla kullanıldığına dair bir bulgu tespit edilemediği ifade edilmiştir. Bu tespit ve değerlendirmelerde herhangi bir hukuka aykırılık görülmemekle beraber, Belge 74 incelendiğinde, … müşterilerine yönelik ihbar bırakılması uyarısının, borcu bulunan … müşterilerinde çıktığının anlaşıldığı, bu bağlamda ilgili müşterilerin statülerinin dağıtım şirketi okuyucularının kullandıkları sisteme ayrı ve özel bir şekilde (yukarıda yapılan açıklamalarda göz önüne alındığında) …’a avantaj sağlanması stratejisinin bir parçası olarak eklendiği, nitekim bu hususun da adı geçen belgede yer alan ifadelerden anlaşıldığı sonucuna varılmıştır.
Üçüncü olarak, anılan belgede geçen broşürün perakende sektörüne ilişkin olduğunda bir tartışma bulunmamaktadır. Esasen faturalama, ihbarname bırakma ve el ilanı dağıtma gibi işlemler rekabete açık perakende satışa ilişkin iken; endeks okuma, kesme-açma ve sayaç sökme-takma işlemleri rekabete kapalı olan dağıtım faaliyetine ilişkin olduğu da göz önüne alındığında, … tarafından yerine getirilen dağıtım hizmetindeki personelin aynı zamanda … tarafından yürütülen perakende faaliyetlerinde de kullanıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, davacı tarafından soruşturma aşamasında dosyaya sunulan sözleşmelerde, söz konusu broşür dağıtımına ilişkin bir düzenlemeye de rastlanılmamıştır. Bu durumda, bahsi geçen uygulamanın da … lehine en temelde bir maliyet avantajı sağlaması bakımından ayrımcılık olarak göz önüne alınmasını gerektirmektedir.
Sonuç olarak, yukarıda yer verilen uygulamalar kapsamında …’ın …’a, BTŞ’lere veremeyeceği, BTŞ’lerin de talep edemeyecekleri bir hizmeti, serbest tüketiciler ile imzalanan ikili anlaşmalardan doğan borçların tahsilatında yardımcı olacak şekilde vererek, eşit koşulda bulunan oyuncular arasında ayrımcılıkta bulunduğu, dağıtım personelinin aynı zamanda perakende faaliyetlerinin yürütülmesinde de kullanıldığı, bu davranışın hakim durumdaki dağıtım şirketi tarafından GTŞ’ler lehine bir rekabet avantajı yaratacağı, …’ın dağıtım ve tedarik şirketleri bünyesindeki bilgileri kullanarak GTŞ’leri lehine rekabeti kısıtlayıcı nitelikte avantaj sağladığı, bu yolla …’ın elektrik dağıtım hizmetleri pazarındaki hakim durumunu serbest tüketicilere yapılan elektrik perakende satış pazarlarında kötüye kullandığı sonucuna varıldığından, hakkında idari para cezası uygulanmasına dair işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın taraflara iadesine,
5. Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davalıya iadesine,
6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 27/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.