Danıştay Kararı 13. Daire 2021/3904 E. 2022/3553 K. 06.10.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2021/3904 E.  ,  2022/3553 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2021/3904
Karar No:2022/3553

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … A.Ş.
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından, 21/12/2020 tarihinde açık ihale usulü ile gerçekleştirilen “Yakıt Hariç Şoförlü/Şoförsüz 12 Aylık Araç Kiralama” ihalesine ilişkin olarak davacı şirket tarafından yapılan itirazen şikâyet başvurusu üzerine düzeltici işlem belirlenmesine ilişkin … tarihli ve … sayılı Kamu İhale Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; davacı tarafından dava dilekçesinin “Sonuç ve İstem” kısmında iddialar ayrı ayrı belirtilmeksizin Kurul kararının tümünün iptalinin istenildiği, ancak uyuşmazlığa konu olayın mahiyetine bakılarak ve dava dilekçesinin bütünüyle incelenmesi neticesinde, davacı şirketin ihale üzerinde bırakılan … tarafından sunulan aşırı düşük teklif açıklamasının mevzuata uygun olmadığı iddiası yönünden davanın açıldığı, bu itibarla, taleple sınırlı olarak inceleme yapılması gerekli olduğundan ve davacı şirketin 1. ve 2. iddiaları yönünden talepte bulunmadığı görüldüğünden, Kurul kararının bu kısmı yönünden inceleme yapılmaması gerektiği sonucuna ulaşıldığı;
Uyuşmazlığın 3. iddia yönünden değerlendirilmesinden ise, dava konusu ihalede sınır değer altında teklif veren isteklilere gönderilen aşırı düşük teklif sorgulama yazısında önemli teklif bileşenlerinin belirlenmediği, dolayısıyla istekli … tarafından da verilen aşırı düşük teklif açıklamasının sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ancak önemli teklif bileşenleri belirlendikten sonra istekliler tarafından verilen aşırı düşük teklif açıklama yazılarının dava konusu ihale özelinde mevzuata uygun olup olmayacağının anlaşılacağı, dolayısıyla ihaleye ilişkin önemli teklif bileşenleri belirlenerek isteklilerden yeniden aşırı düşük teklif açıklaması istenilmesi ve bu aşamadan sonraki ihale işlemlerinin mevzuata uygun olarak yeniden gerçekleştirilmesi yönünde düzeltici işlem belirlenmesine ilişkin dava konusu Kurul kararın bu kısmında hukuka aykırılık görülmediği;
Öte yandan, … ticari işletmesinin tür değiştirerek davacı … Turizm ve Filo Kiralama A.Ş.’ye dönüştüğünden, davacı şirketin ihaleye katılabilme şartlarını haiz olduğu ve değerlendirme dışı bırakılmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkin olarak ilk kez dava dilekçesinde dermeyan edilen iddia yönünden yapılan değerlendirmede, mezkur iddianın gerek şikayet dilekçesinde gerekse itirazen şikayet dilekçesinde ileri sürülmediği, dolayısıyla şikâyet ve itirazen şikayet aşamasında ileri sürülmeyen iddia yönünden Kanun’un zorunlu olarak aradığı “şikâyet ve itirazen şikayet” aşaması atlanarak doğrudan dava yolu ile ileri sürülerek hukuki denetiminin yapılmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından mezkur iddia yönünden bir inceleme yapılmasına imkan bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava dilekçesinde 1. ve 2. iddia yönünden de talepte bulunulduğu, bu yönlerden de hüküm kurulması gerektiği, aşırı düşük teklifi veren … firmasının yeterli ve inandırıcı bir açıklama getirmediği halde teklifinin geçerli sayılmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, ihaleyi gerçekleştiren idarece gönderilecek aşırı düşük teklif açıklama yazısında Kamu İhale Genel Tebliği’nin 79.2.1. maddesi uyarınca önemli teklif bileşenlerinin belirlenmediği ve bu sebeple ihale işlemlerinin mevzuata uygun olarak yeniden gerçekleştirilmesi gerektiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY:
… Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından 21/12/2020 tarihinde açık ihale usulü ile e-teklif alınmak suretiyle gerçekleştirilen “Yakıt Hariç Şoförlü/Şoförsüz 12 Aylık Araç Kiralama” ihalesine sınır değerin altında teklif veren … tarafından yapılan açıklamaların idarece uygun görülmesi sonrasında ihale 07/01/2021 tarihli İhale Komisyon Kararıyla … üzerinde bırakılmıştır.
Davacı şirket tarafından, 15/10/2021 tarihinde idareye yapılan şikayet başvurusunun 22/01/2021 tarihinde reddi sonrasında 26/01/2021 tarihli dilekçe ile 3 iddia yönünden Kurul’a itirazen şikâyet başvurusu yapılmış; 1. ve 2. iddialar yönünden başvurunun reddine, 3. iddia yönünden ise iddiaların yerinde olduğuna, ihaleyi gerçekleştiren idarece gönderilecek aşırı düşük teklif açıklama yazısında Kamu İhale Genel Tebliği’nin 79.2.1. maddesi uyarınca önemli teklif bileşenlerinin belirlenmediği ve bu sebeple ihale işlemlerinin mevzuata uygun olarak yeniden gerçekleştirilmesi gerektiği belirtilerek, 4734 sayılı Kanun’un 54. maddesinin onbirinci fıkrasının (b) bendi gereğince düzeltici işlem belirlenmesine karar verilmiş, söz konusu Kurul kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
28/06/2014 tarih ve 29044 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle, 2577 sayılı Kanun’a eklenen “İvedi yargılama usulü”nün düzenlendiği 20/A maddesinde, “1. İvedi yargılama usulü aşağıda sayılan işlemlerden doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanır: a) İhaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemleri … 2. İvedi yargılama usulünde: …. g) Verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. … i) Danıştay evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen bilgiyi yeterli görürse veya temyiz sadece hukuki noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verir. Aksi hâlde gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar verir. Ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan temyizi haklı bulduğu hâllerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri gönderir. Temyiz üzerine verilen kararlar kesindir.” kuralına yer verilmiştir.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “İhalelere yönelik başvurular” başlıklı 54. maddesinin 11. fıkrasında, “Başvurular üzerine ihaleyi yapan idare veya Kurum tarafından gerekçeli olarak; (a) İhale sürecinin devam etmesine engel oluşturacak ve düzeltici işlemle giderilemeyecek hukuka aykırılığın tespit edilmesi hâlinde ihalenin iptaline, (b) İdare tarafından düzeltme yapılması yoluyla giderilebilecek ve ihale sürecinin kesintiye uğratılmasına gerek bulunmayan durumlarda düzeltici işlem belirlenmesine, (c) Başvurunun süre, usul ve şekil kurallarına uygun olmaması, usulüne uygun olarak sözleşme imzalanmış olması veya şikâyete konu işlemlerde hukuka aykırılığın tespit edilememesi veya itirazen şikâyet başvurusuna konu hususun Kurum’un görev alanında bulunmaması hâllerinde başvurunun reddine karar verilir. …” kuralı yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1. Temyize konu Mahkeme kararının, itirazen şikayet başvurusunda yer alan 3. iddiaya ilişkin kısmı incelendiğinde;
Dava konusu Kurul kararının bu kısmında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde hukukî isabetsizlik bulunmamaktadır.
2. Temyize konu Mahkeme kararının, itirazen şikayet başvurusunda yer alan 1. ve 2. iddialara ilişkin olarak dava dilekçesinde talepte bulunulmadığı gerekçesine ilişkin kısmı incelendiğinde;
Teklifi değerlendirme dışı bırakılan davacı şirket tarafından, başlıca üç başlık altında toplanan iddialarla itirazen şikâyet başvurusunda bulunulması üzerine davaya konu Kurul kararının alındığı, itirazen şikâyet başvurusundaki iddialardan ilkinin istekli …’nun ihale konusu alanda faaliyet göstermediğine ilişkin olduğu, ikincisinin ise, istekli … tarafından iş deneyimini tevsik edici belge kapsamında sunulan sözleşme ve faturaların mevzuata aykırı olduğu yönünde olduğu, Kurul tarafından bu iddiaların incelenmesi neticesinde iddiaların yerinde olmadığı yönünde karar verildiği, diğer iddianın ise ihale üzerinde bırakılan en avantajlı teklif sahibi olan davacı hakkında ileri sürülen, davacının aşırı düşük teklif açıklamasının mevzuata aykırı olduğu yönünde olduğu, bu iddianın Kurul tarafından incelenmesi neticesinde düzeltici işlem belirlenmesi yönünde karar verildiği, dava dilekçesi incelendiğinde, Kurul kararındaki 1. ve 2. iddia yönünden açıkça bir iddia ileri sürülmemekle birlikte, dilekçenin “Talep Sonucu” bölümünde dava konusu Kurul kararının iptali yönünde istemde bulunulduğu görülmektedir.
“Davacının, bir davayı açmakta hukukî yararı (menfaati) bulunmalıdır. Buna, hukukî korunma (himaye) ihtiyacı da denir. Yani, davacının mahkemeden hukukî korunma (himaye) istemesinde, korunmaya değer bir yararı olmalıdır. Davacının dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli değildir. Bundan başka, davacının dava açmakta hukukî bir yararının bulunması gerekir, yani, dava hakkı, hukukî yarar ile sınırlıdır.
Davacı, iddiasının (davasının) dayanağı olan bütün vakıaların (olayların) sıra numarası altında açık özetlerini dava dilekçesine yazmalıdır. Bunlar dava dilekçesindeki talep sonucunun dayanağı olan ve bu talep sonucunu haklı göstermeye elverişli bulunan vakıalardır. Hukukumuzda dava sebebi, davacının davasını dayandırmış olduğu vakıalardır.
Talep sonucunun çok açık olmaması hâlinde, onu dava dilekçesinin diğer bölümlerinde yazılanların ışığı altında bir yoruma tâbi tutarak, davacının bu dava ile neyin hüküm altına alınmasını istediği tespit edilmelidir.” ( KURU Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, Şubat İstanbul, 2001, Cilt II, s. 1363, 1364,1577, 1588, 1590, 1608 )
Her ne kadar davacı tarafından dava dilekçesinde “Konu” ile “Sonuç ve İstem” bölümlerinde incelenmesi istenilen iddiaların ayrı ayrı yazılmadığı görülse de, uyuşmazlığa konu olayın mahiyetine bakılarak ve dava dilekçesinin bütünüyle incelenmesi neticesinde, dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde Kurul kararının kısmi istemde bulunulmaksızın iptali istendiği de gözetildiğinde ihale üzerinde bırakılan isteklinin ihale konusu alanda faaliyet göstermediğine ilişkin birinci ve iş deneyimini tevsik edici belge kapsamında sunulan sözleşme ve faturaların mevzuata aykırı olduğu yönündeki ikinci iddia yönünden bir inceleme yapılmadan sadece 3. iddia yönünden inceleme yapılarak hüküm kurulduğu anlaşıldığından, temyize konu Mahkeme kararında yer alan hükmün eksik olduğu sonucuna varılmıştır.
2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesi ile idarî yargıda başvuru, inceleme ve yargılama usûlüne ilişkin olarak bazı yenilikler getirilmiş, genel yargılama usulüne göre yargılama sürecini hızlandıracak önemli değişiklikler yapılmıştır. Buna göre, temyiz incelemesine ilişkin olarak, 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinde öngörülen özel yargılama usûlünde genel kural, temyiz incelemesine konu olan kararda hukukî isabet görülmediğinin temyiz mercii tarafından tespit edilmesi hâlinde, dosyanın kararı veren mahkeme veya daireye geri gönderilmesi yerine, uyuşmazlığın esasının bizzat çözümlenerek karara bağlanması olup, bozma ile birlikte dosyanın geri gönderilmesi sadece ilk inceleme üzerine verilen kararlarla sınırlı tutulmuştur.
Bununla birlikte, 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer alan “Verilen nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” hükmünde geçen “nihaî kararlar”dan anlaşılması gereken, davaya konu edilen işlemlerin ilk derece yargı yeri olarak hukuka uygunluk denetiminin yapılması ve bu konularda verilmiş nihaî bir kararın varlığı olduğundan, ilk derece yargı yerince davanın konusunun yanlış nitelendirilerek uyuşmazlık ile ilgili hukuka uygunluk denetimi yapılmadığı ve hüküm kurulmadığı durumlarda, ilk derecede uyuşmazlıkla ilgili verilmiş nihaî bir karardan söz edilmesi mümkün olmayıp, temyiz aşamasında Danıştay’ca, ilk derece hüküm kurulmayan dava konusu işlemle ilgili olarak uyuşmazlığın esası incelenerek hüküm kurulması hâlinde Kanun’un öngördüğü iki aşamalı yargısal denetimin gerçekleşmeyeceği açıktır.
2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinde, ilk derece mahkemelerince, uyuşmazlığa konu edilen işlemlerin hukuka uygunluk denetiminin yapılmamış olması hâlinde, üst derece mahkemesince ne yönde bir karar verileceği hususunda açık bir kural öngörülmemiş ise de, bu konunun kanun koyucu tarafından önceden öngörülmesinin mümkün olmaması ve hukuka uygun olanın uyuşmazlığın tüm boyutuyla ele alınıp, bu çerçevede bir hüküm kurulması olduğundan, bu istisnai durumun ayrıca yasal metinlerde düzenlenmesine gerek bulunmamaktadır.
Dava konusu uyuşmazlığın 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesi kapsamında ivedi yargılama usulüne tabi “ilk derece” ve “temyiz” olmak üzere iki aşamalı olarak incelenmek zorunda olunması nedeniyle, ilk derece mahkemesince uyuşmazlıkla ilgili hüküm kurulmayan bir konuda, temyiz mercii tarafından dava konusu işlemin esasına ilişkin doğrudan yargılama yapılarak bir hüküm kurulmaması gerekir.
Bu itibarla, İdare Mahkemesince, Kurul kararının tamamının iptali istenilmiş olmasına rağmen söz konusu kararda, sadece 3. iddia yönünden hukuka uygunluk denetimi yapıldığı, 1. ve 2. iddialar yönünden hukuka uygunluk denetimi yapılmadan karar verilmiş olduğundan, iki aşamalı olması gereken yargısal denetimin ilk aşaması olan ilk derecede yargısal denetimin gerçekleştirilmesi için bu kısım hakkında bir hüküm kurulmak üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen reddine,
2. … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, dava konusu Kurul kararında yer alan 3. iddia yönünden davanın reddine ilişkin kısmında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının belirtilen kısmının ONANMASINA,
3. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne;
4. … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, Kurul kararındaki 1. ve 2. iddialar yönünden hüküm kurulmayan kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
5. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 06/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.