Danıştay Kararı 13. Daire 2021/4701 E. 2021/5178 K. 16.12.2021 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2021/4701 E.  ,  2021/5178 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2021/4701
Karar No:2021/5178

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …İnşaat Gıda Hayvancılık Medikal Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : …Valiliği
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : …. İdare Mahkemesi’nin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Balıkesir Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nce 26/07/2021 tarihinde pazarlık usulüyle gerçekleştirilen …ihale kayıt numaralı “Balıkesir Burhaniye Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Güçlendirme İşi” ihalesinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; idari yargı yerlerince yargısal denetimi yapılarak çözümlenecek uyuşmazlıklarda, öncelikle davaya konu işlemin idari bir işlem olup olmadığı hususunun ortaya konulması gerektiği, idari makamlar tarafından tesis edilmiş olsa bile, özel hukuk hükümlerine tâbi olan işlem ve sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde adli yargı yerlerinin görevli olacağı, ihale mevzuatının uygulanması kapsamında idarece tesis edilen işlemlerden ihale sürecine ilişkin olanlar, kesin ve icraî olmaları şartıyla, idari işlemlerin diğer özelliklerini taşıdıkları için idari işlem olarak nitelendirilebileceği, ihale sözleşmesinin imzalanmasından sonra kamu gücü kullanılmak suretiyle değil de, sözleşmenin tanıdığı yetkilere dayanılarak özel hukuk kurallarına göre tesis edilen işlemlerin, idari işlem olarak nitelendirilemeyeceği ve iptal davasına konu edilemeyeceği, bu işlemlerin adli yargıda dava konusu edilebileceği, davacı şirket tarafından, ”binanın zemin etüdünün usulüne uygun bir şekilde yapılmadığı, evrak üzerinden hazırlanan rapor doğrultusunda taşınmazın güçlendirmeye uygun olduğu kanaati belirtilmiş ise de, bina teslim alındıktan sonra yapılan çalışmada binanın güçlendirmeye uygun olmadığının belirlendiği hususlarının” ileri sürüldüğü, öte yandan, davacı şirket ile idare arasında sözleşme imzalanarak taşınmazın teslim edilmiş olduğu dikkate alındığında, özel hukuk hükümlerine tâbi olan sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargı mercilerinin görev alanına girdiği sonucuna ulaşılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davanın konusunun güçlendirme işinin iptali olduğu, uyuşmazlığın sözleşme düzenlemelerinden kaynaklanmadığı ve sözleşme öncesine dayandığı, uyuşmazlık konusu taşınmazın güçlendirmeye uygun olmadığının yer tesliminden sonra anlaşıldığı, sözleşmenin sona erdirilmesinin ihaleyi sona erdirmeyeceği, idarece zemin etüdünün usulüne uygun yapılmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, uyuşmazlığı çözmeye görevli olan yargı yerinin adli yargı olduğu, davanın süresinde açılmadığı, raporların mevzuata uygun şekilde güncellendiği, tekrar numune alınmasının binaya zarar vereceği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …DÜŞÜNCESİ : İlgili mevzuat düzenlemelerinin birlikte değerlendirilmesinden, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğu, yargı yolu açık olan idari işlemlere karşı herkesin yargı mercileri önünde iddia ve savunmada bulunabileceği ve hiçbir mahkemenin görev ve yetkisinde bulunan bir uyuşmazlığı çözmekten kaçınamayacağı, sözleşmenin akdedilmesi ile ihale sürecinin sona ereceği, idari işlemlere karşı, işlemin unsurlarında bulunan hukuka aykırılıklar nedeniyle açılacak davaların iptal davası olduğu, adli yargı mercilerinin görevinde bulunan davaların ilk inceleme aşamasında görev yönünden reddine karar verileceği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü açısında idari yargı yolunun görev alanının belirlenmesi önem arz etmektedir.
Birden fazla yargı düzenine sahip olan ülkemizde, idari yargı düzeni idari işlemler nedeniyle menfaatleri ve idari eylemler nedeniyle hakları ihlâl edilenler tarafından açılan davaları sonuçlandırmakla görevlidir. İdari işlemler, muhatabının iradesi önem arz etmeksizin hukuk aleminde sonuç doğuran ve tesisi ile birlikte uygulanabilir hale gelen idarenin irade açıklamalarıdır. İdari işlem veya eylemlerden doğan uyuşmazlıklar kural olarak idari yargının görev alanına girmekteyse de, kanun koyucu tarafından adli yargının görevli olarak düzenlenebilmesi mümkündür. Ancak bunun için haklı neden ve kamu yararının varlığı gerekmektedir. (AYM, E.2011/35, K.2012/23, 16/02/2012, § 4) Bununla birlikte, kamu hukuku tüzel kişisi olan idareler özel hukuk alanında irade beyanında bulunabilmektedir. İdareler tarafından gerçekleştirilen ihaleler sonucunda akdedilen sözleşmeler uyarınca borçların ifası aşamasıyla ilgili olan irade açıklamaları bu irade beyanlarına örnektir. Kamu gücü ayrıcalıklarında yararlanmayan bu irade beyanları nedeniyle doğacak olan uyuşmazlıklar idari yargının görev alanı dışındadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, her ne kadar davacı ile davalı idare arasında 26/07/2021 tarihinde sözleşme akdedilmiş, 30/07/2021 tarihinde yer teslimi yapılarak işe başlanılmış ise de, davanın taşınmaza ilişkin teknik raporların mevzuata uygun hazırlanmadığı, taşınmazın güçlendirilmesinin mümkün olmadığı, onarılması halinde telafisi güç zararlara yol açılacağı ileri sürülerek güçlendirme işi ihalesine karşı açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu güçlendirme işi ihalesi, davalı idarenin özel hukuk alanındaki varlık bulan irade açıklaması olmayıp, muhatabının iradesine bağlı olmaksızın hukuk aleminde varlık gösteren ve tesisi ile yürütülebilir olan bir idari işlemdir. Aksine kanun düzenlemesi bulunmadığından dava konusu işleme karşı idari yargı mercilerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Her ne kadar temyize konu kararda Dairemizin 02/07/2019 tarih ve E:2017/1392, K:2019/2296 sayılı kararı emsal gösterilmişse de ilgili kararlarda, dava konusunun taşınmaz satış ihalesiyle birlikte peşin ödenen ihale bedelinin iadesi ve diğer taksitlerin ödenmesi yükümlülüğünün kaldırılması olduğu ve davacının iddialarının ihale sürecinden ziyade sözleşme konusu taşınmazın hukuki ayıbına yönelik olduğunu değerlendirildiğinden işbu davada emsal oluşturmayacağı görülmüştür. Bu durumda, İdare mahkemesinin ilk inceleme aşamasındaki değerlendirmesini tamamlayarak bir karar vermesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davanın görev yönünde reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında usul kurallarına uygunluk bulunmadığı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
Balıkesir Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nce …tarihinde …ihale kayıt numaralı “Balıkesir Burhaniye Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Güçlendirme İşi” ihalesi gerçekleştirilmiştir. Anılan ihale davacı şirketin uhdesinde kalmış ve davacıyla davalı idare arasında 26/07/2021 tarihinde sözleşme kurulmuştur. Davacı 13/07/2021 tarihli dilekçesiyle davalı idareden karot testleri, performans testleri ve statik belgelerinin verilmesini istemişse de bu istek idarenin …tarih ve E….sayılı işlemiyle reddedilmiştir. 26/07/2021 tarihli dilekçeyle davacının talebinin yenilenmesi üzerine …tarih ve E….sayılı işlemle istenen belgeler davacıya verilmiştir. Davacı 19/08/2021 tarihli dilekçesiyle zemin etüd ve performans testlerinin tekrar yapılmasını talep etmişse de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yüksek Fen Kurulu’nun, “yüklenicinin işin fen ve sanat kurallarına uymadığı görüşünü işin tesliminden itibaren 15 gün içerisinde sunması gerektiği ve sunmaması halinde itiraz hakkını kaybedeceği ve itiraza rağmen işin yaptırılması halinde yüklenicinin sorumluluğunun kalkacağı” görüşüne dayanılarak …tarih ve E. …sayılı işlemle bu istem reddedilmiştir. Davacı 15/09/2021 tarihli dilekçesiyle bodrum perdelerinde çatlaklar görüldüğü, ıslak zeminlerde ve üst kat tabliyelerinde çatlak olduğu, projenin yeniden revize edilerek temel güçlendirilmesi yapılması, perde olan yerlerde manto veya perde değişikliği, kiriş çatlaklarının projelendirilmesini talep etmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasında, “İdari dava türleri şunlardır: a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.”; 15. maddesinin 1. fıkrasında, “3/a bendine göre adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine;… karar verilir.” kurallarına yer verilmiştir.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 4. maddesinde, ihale Kanunda yazılı usul ve şartlarla mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin istekliler arasından seçilecek birisi üzerine bırakıldığını gösteren ve ihale yetkilisinin onayını müteakip sözleşmenin imzalanması ile tamamlanan işlemler olarak tanımlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu veya sair ihale mevzuatı çerçevesinde ihale aşamasında tesis edilen işlemlerden veya bizatihi ihale işleminden doğabilecek uyuşmazlıkların idarî yargı yerlerince, ihale safhası tamamlanıp, taraflar arasında sözleşme imzalandıktan sonra sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkların ise adlî yargı yerinde ele alınması gerekmektedir.
Bununla birlikte, sözleşme imzalandıktan sonra tesis edilse bile, sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanmayan, sözleşmeden doğan bir hak veya alacağın takibi niteliği taşımayan, idarenin kamu gücüne dayanarak ve tek yanlı olarak tesis edilen işlemlerin iptali istemiyle açılan davaların da idarî yargı yerinde görülüp çözümlenmesi gerekmektedir.
Dava konusu ihale işlemine karşı sözleşme imzalandıktan ve yer teslimi yapıldıktan sonra dava açılmış olmakla birlikte, ihale konusu taşınmaza ilişkin teknik raporların mevzuata uygun hazırlanmadığı, taşınmazın güçlendirilmesinin mümkün olmadığı, onarılması hâlinde telafisi güç zararlara yol açacağı yönündeki ihale öncesi sürece ilişkin hukuka aykırılık iddialarıyla ihale işlemine karşı açılan davanın sözleşmeden doğan bir ihtilaf olarak nitelendirilmesine ve iradi bir özel hukuk ilişkisinin verdiği haklar çerçevesinde tesis edildiğini kabul etmeye olanak bulunmadığı, ihale işleminin kamu gücüne dayanılarak tek yanlı şekilde tesis edilen bir idari işlem niteliğinde olduğu dikkate alındığında, davanın görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, uyuşmazlığın özel hukuk sözleşmesinden doğan bir ihtilaf olarak nitelendirilmesi suretiyle adli yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddi yolunda verilen temyize konu Mahkeme kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca …. İdare Mahkemesi’nin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 16/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.