Danıştay Kararı 13. Daire 2021/4813 E. 2022/2580 K. 09.06.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2021/4813 E.  ,  2022/2580 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2021/4813
Karar No:2022/2580

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Balıkesir ili, Gömeç ilçesi, … Mahallesi, … Mevkii … ada … parsel yanı, … ada … parsel önünde bulunan yeşil alana “İnşaat Yapım Karşılığı Kiralama, İşletme ve Mülkiyetin Devir İşi” modeli ile 6 m² kapalı alana sahip büfe binası yapılmak suretiyle işletilmesine dair 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 45. maddesi kapsamında yapılan ihalenin iptal edilmesine dair … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile 100,00-TL maddi ve 100,00-TL manevi tazminatın işlem tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesi istenilmiştir
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce Dairemizin 15/06/2021 tarih ve E:2021/1825, K:2021/2256 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; 2886 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle ita amirine ihaleyi onaylama ya da onaylamayarak iptal etme hususunda geniş bir takdir yetkisinin tanındığı, tanınan yetkinin ihale işlemlerinin sadece mevzuata uygunluğunu denetlemeye yönelik olmadığı, aynı zamanda ihale konusu işin özelliklerini, benzer işlere ilişkin diğer ihalelerin sonuçlarını ve ihalede oluşan fiyatın piyasa şartlarına uygun olup olmadığını en iyi bilebilecek durumda bulunması nedeniyle itâ amirinin yerindelik denetimi yaparak idare menfaatini koruması amacıyla düzenlendiği, nitekim, ihaleye katılanlar arasında yapılan anlaşmalar veya bazı katılımcıların ihaleden çekilmeye zorlanmaları veya belli paylar karşılığında piyasa şartlarına uygun olmayan teklifler vermeye ikna edilmeleri yoluyla kamu kaynaklarının haksız biçimde özel kişi veya kuruluşlara aktarılması şeklinde gelişen olaylara ülkemizde rastlandığının bilindiği, kanun koyucunun, son kez genel bir değerlendirme yaparak adeta bir sigorta işlevi görmek ve idare menfaatini kollamak üzere itâ amirine sözü edilen yetkiyi tanıdığı;
Bu itibarla, hem hukuka uygunluk hem de yerindelik denetimi yapan itâ amiri tarafından bu konuda alınan idari kararın yargısal denetiminin de özellik arz ettiği, 2886 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle itâ amirine ihale komisyonu kararlarını onaylama zorunluluğu getirilmemesi nedeniyle, anılan madde ile itâ amirine tanınan yetkinin ihaleyi onaylamama veya iptal etme yönünde kullanılması hâlinde, bu yetkinin kamu yararına kullanıldığının ispatı bakımından, itâ amirince hukuken kesin delil niteliği taşıyan belgelere dayanılması gibi bir zorunluluk bulunmadığı, ihaleyi onaylamama veya iptal etme işleminin idari davaya konu edilmesi hâlinde gerek davalı idarenin mahkemeye yapacağı açıklamalar ve sunduğu belgeler ve gerekse mahkemece re’sen yapılacak araştırma sonucunda elde edilen bulgular, işlemde kamu yararına aykırılık bulunmadığını ortaya koyar nitelikte ise, işlemin sebep, konu ve amaç yönünden hukuka aykırılığından söz edilemeyeceği;
Uyuşmazlıkta, 17/06/2021 tarihinde yapılan ihalenin davacı uhdesinde kaldığı, ihaleye konu taşınmazın bulunduğu civarda yaşayan kişiler tarafından davalı idareye sunulan şikâyet dilekçeleri üzerine davalı idarece yapılan değerlendirme sonucunda kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek ita amirince 22/06/2021 tarihinde ihalenin onaylanmayarak iptal edildiği;
Bu durumda, 2886 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca ihaleyi iptal etme konusunda takdir yetkisi bulunan ita amirince, vatandaşların şikâyet dilekçeleri değerlendirilmek suretiyle kamu yararı ve takdir yetkisi çerçevesinde ihalenin iptal edilmesine yönelik dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı;
Öte yandan; dava konusu işlemin hukuka uygun olarak tesis edildiği, davacının, ihalenin iptal edilmesi nedeniyle uğradığını belirttiği zararlara karşılık olarak fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 30,00-TL cezai şart ödemesi, 70,00-TL yoksun kalınan kar olmak üzere toplam 100,00-TL maddi ve 100,00-TL manevi tazminatın işlem tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte tarafına ödenmesine yönelik isteminin de reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlemin gerekçesiz olduğu, uyuşmazlık konusu şikâyet dilekçelerinin hangi şekilde ve hangi tarihte sunulduğunun araştırılmadığı, şikâyet dilekçelerinin dava açıldıktan sonra hazırlandığı, şikâyet dilekçesinin gelen evrak kayıtlarının dosyaya sunulmadığı, kamu düzeninin bozulduğuna yönelik bilge ve belgenin bulunmadığı, şikâyet dilekçelerinin dava konusu işlemin gerekçesinde gösterilmediği, benzer işletmelerin her yerde açıldığı, kamu düzeninin bozulacağı kabulünün ihaleye çıkılmasıyla bağdaşmadığı, kararın emsal kararlarla çeliştiği, muhammen bedelin çok üzerinde bir bedelle ihaleyi kazandığı, tazminat istemi yönünden değerlendirme yapılmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, mahkemelerin yerindelik denetimi yapamayacağı, dava konusu işlemin hukuka uygun şekilde tesis edildiği, ihale ilanından sonra bölgede yaşayan kişiler tarafından dilekçeler verildiği, bölgede birçok büfe bulunduğu, büfe işletenler tarafından plaja şezlong ve masalar koyarak güneşlenmeyi ve denize girmeyi engelledikleri, halkla tartıştıkları, huzursuzluk yarattıkları, büfelerin içki satması nedeniyle bölgede yaşamayan kişilerin bölgeye gelerek içki içtikleri, kavga çıkardıkları, yeni yapılacak olan büfeye 400-450 m2 yakınlıkta birden fazla büfenin yer aldığı, yeni büfeye ihtiyaç olmadığı, ihaleye sadece iki isteklinin iştirak ettiği, rekabetçi ortamın oluşmadığı, dava konusu işlemin sebep unsurunun var olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : 2886 sayılı Kanun’un 31. maddesi ile, itâ âmirlerine 15 gün içinde ihaleyi onaylama ya da onaylamayarak iptal etme konusunda tanınan yetki, ihale işlemlerinin sadece mevzuata uygunluğunu denetlemeye yönelik olmayıp, aynı zamanda ihale konusu işin özelliklerini, benzer işlere ilişkin diğer ihalelerin sonuçlarını ve ihalede oluşan fiyatın piyasa şartlarına uygun olup olmadığını en iyi bilebilecek durumda bulunması nedeniyle itâ âmirinin yerindelik denetimi yaparak idarenin menfaatini koruması amacıyla düzenlenmiştir.
Bu itibarla, hem hukuka uygunluk hem de yerindelik denetimi yapan itâ âmiri tarafından bu konuda alınan idari kararın yargısal denetiminin de özellik arz edeceği açıktır. Başka bir anlatımla, 2886 sayılı Kanun’un 31. maddesi ile itâ âmirine ihale komisyonu kararlarını onaylama zorunluluğu getirilmemesi nedeniyle, anılan madde ile itâ âmirine tanınan yetkinin ihaleyi onaylamama yönünde kullanılması hâlinde, bu yetkinin kamu yararına kullanıldığının ispatı bakımından, itâ âmirince hukuken kesin delil niteliği taşıyan belgelere dayanılması gibi bir zorunluluk bulunmamaktadır. Bu nedenle, ihaleyi onaylamama işleminin idari davaya konu edilmesi hâlinde gerek davalı idarenin mahkemeye yapacağı açıklamalar ve sunduğu belgeler ve gerekse mahkemece re’sen yapılacak araştırma sonucunda elde edilen bulgular, işlemde kamu yararına aykırılık bulunmadığını ortaya koyar nitelikte ise, ihaleyi onaylamama işleminin hukuka aykırılığından bahsedilemeyecektir.
Davacı tarafından her ne kadar, şikâyet dilekçesinin dava açıldıktan sonra verildiği iddia edilmişse de, davalı idare tarafından dava konusu işlemin sebebinin “ihalede büfe yerinin ve 100 m2 kadar alanın kullanımının büfenin inisiyatifine bırakılarak sahil sitelerinin sahil kısmına geçişi engelleyebilecek durumun oluşabileceği” olarak gösterildiği, ayrıca bölgede birçok büfe bulunduğu, büfe işletenler tarafından plaja şezlong ve masalar koyarak güneşlenmeyi ve denize girmeyi engelledikleri, halkla tartıştıkları, huzursuzluk yarattıkları, yeni yapılacak olan büfeye 400-450 m2 yakınlıkta birden fazla büfenin yer aldığı, yeni büfeye ihtiyaç olmadığı gerekçesine yer verildiği, Dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca sebep unsurunun ispatında kesin delillerin aranmadığı ve ita amirinin takdir yetkisinin kamu yararı dışındaki gerekçelerle kullandığına yönelik bilgi ve belgenin de dosyada bulunmadığı göz önüne alındığında uyuşmazlık konu ihaleyi iptal etmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, temyize konu Mahkeme kararında sonucu itibarıyla hukukî isabetsizlik bulunmadığı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 09/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.