Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/5077 E. , 2022/3765 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2021/5077
Karar No:2022/3765
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVACI) : … İnşaat Ticaret Sanayi A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararının davacı şirket tarafından esas yönünden, davalı idare tarafından ise vekâlet ücreti yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Gençlik ve Spor Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü’nce 02/09/2019 tarihinde açık ihale usulü ile gerçekleştirilen “İstanbul 2000 Kişilik Öğrenci Yurdu Yapım İşi” ihalesi uhdesinde kalan ve sözleşme imzalayarak 30/12/2019 tarihinde yer teslimi yapılıp işe başlayan davacı şirket tarafından, anılan ihaleye ilişkin olarak yapılan itirazen şikâyet başvurusunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı Kamu İhale Kurulu (Kurul) kararının iptali yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının uygulanmasına yönelik olarak tesis edilen, sözleşmeye konu işin tasfiyesine dair 18/02/2020 (Mahkeme kararında sehven 12/02/2020 olarak yazılmıştır.) tarih ve E…sayılı davalı idare işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; uyuşmazlığa konu ihalenin davacı şirketin uhdesinde kaldığı, sözleşmenin imzalanmasından sonra 30/12/2019 tarihinde yer tesliminin yapılıp işe başlanıldığı, anılan ihaleye ilişkin olarak dava dışı şirketlerce yapılan itirazen şikâyet başvurusunun reddine ilişkin 04/12/2019 tarih ve 2019/UY.l-1581 sayılı Kurul kararının … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine anılan Mahkeme kararının uygulanmasına yönelik Kurul’un 23/01/2020 tarih ve 2020/MK-20 sayılı kararı ve … tarih ve … sayılı düzeltici ihale komisyonu kararına dayanılarak …tarih ve E… sayılı işlemle işin tasfiye edildiği, dava konusu işlemin Mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmesi amacıyla tesis edildiği, anılan Mahkeme kararının Danıştay Onüçüncü Dairesi’nin 04/03/2020 tarih ve E:2020/428, K:2020/732 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, mahkeme kararı uyarınca işlem tesis etme hususunda davalı idarenin bağlı yetkili olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiş, davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, uyuşmazlığa konu ihale kapsamında yapılan itirazen şikâyet başvurusu ile yargı kararının kesinleşmesi beklenilmeksizin işin tasfiye edildiği, ancak imzalanan sözleşme uyarınca işin yapımına başlanılarak muhtelif şirketlerle taşeronluk sözleşmesi akdedildiği, ihaleye konu arsa üzerinde şantiye tesis edilerek inşaat yapımına başlanıldığı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu; davalı idare tarafından, İdare Mahkemesi’nce davanın reddine karar verilmesine rağmen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca idareleri lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde hukukî isabet bulunmadığı ileri sürülmüştür.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, davalı idarenin savunma dilekçesini süresinde vermediği; davalı idare tarafından davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının vekâlet ücreti yönünden düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 24. maddesinin (f) bendinde, kararlarda yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği; 31. maddesinde, yargılama giderleri hususunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmış; anılan madde ile atıfta bulunulan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesinin (ğ) bendinde, “vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti” yargılama giderleri arasında sayılmış; 326. maddesinde, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; 330. maddesinde, vekil ile takip edilen davalarda mahkemece kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretinin taraf lehine hükmedileceği; 332. maddesinde ise yargılama giderlerine mahkemece re’sen hükmedileceği belirtilmiştir.
2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin birinci fıkrasında, “Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) … b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddî hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar.” kuralına yer verilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği belirtilmiş; 168. maddesinin son fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı; 24/11/2020 tarih ve 31314 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin ikinci kısmının ikinci bölümünde, idare mahkemelerinde takip edilen davalar için duruşmasız ise 2.040,00-TL avukatlık ücretine hükmedileceği kurala bağlanmıştır.
7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Geçici 1. maddesinde, “Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikayet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dahil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/01/2011 tarihli Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hakim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/03/2020 (bu tarih dahil) tarihinden …. itibaren 30/04/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi hâlinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmi Gazete’de yayımlanır…” kuralına yer verilmiş; söz konusu durma süreleri, 29/04/2020 tarih ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nda öngörülen zorunlu idari başvuru yoluna ilişkin süreler hariç, 15/06/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar uzatılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare Mahkemesi kararının, davanın reddi yolundaki esasa ilişkin kısmının incelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, davanın reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın reddine ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
İdare Mahkemesi kararının, vekâlet ücretine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi:
2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, Danıştay’ın, temyize konu kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddî hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayabileceği kuşkusuzdur.
İdari Yargılama Usulü Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yargılama giderlerine ilişkin hükümlerine göre, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderlerinden olup, vekâlet ücretinin tutarı ve hangi tarafa yükletildiğinin kararda gösterilmesi gerekmektedir.
Avukatın hukukî yardımının karşılığı olan vekâlet ücretinin tutarı ise, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınmak suretiyle tespit edilmelidir.
Dosyanın incelenmesinden, İdare Mahkemesi’nin 23/03/2020 tarihinde tebliğ edilen 16/03/2020 tarihli ara kararı ile davalı idareden dava konusu işleme dayanak bilgi ve belgeler ile savunmanın istenildiği, savunma için ek süre talebinde bulunan davalıya 12/04/2020 tarihinde tebliğ edilen 25/03/2020 tarihli ek süre kabul kararıyla 24/03/2020 tarihinden itibaren başlayan yasal sürenin bitiminden itibaren cevap verme süresinin 10 (on) gün uzatılmasına karar verildiği, sonrasında davalı idareye 17/05/2020 tarihinde tebliğ edilen 29/04/2020 tarihli ara kararıyla idareden dava konusu işleme ilişkin tüm bilgi ve belgelerin istenilmesine karar verildiği, davalı idarenin savunmasının 10/06/2020 tarihinde Mahkemeye sunulduğu ancak İdare Mahkemesi’nin 24/12/2020 tarihli davanın reddi yolundaki kararında, savunma dilekçesinin süresinde verilmediği belirtilmek suretiyle davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmediği görülmektedir.
Her ne kadar İdare Mahkemesi’nce davalı idare tarafından süresinde savunma dilekçesi verilmediği gerekçesiyle idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmiş ise de, davalı idarenin 24/03/2020 tarihinden itibaren başlayan savunma verme süresinin 7226 sayılı Kanun ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanı kararı uyarınca sürelerin durdurulduğu 13/03/2020-15/06/2020 tarihleri arasında kaldığı, başka bir anlatımla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda taraflar bakımından belirlenen sürelerin durdurulduğu zaman dilimi içerisinde bulunduğu anlaşıldığından, davalı idarenin 10/06/2020 tarihinde kayda alınan savunma dilekçesinin süresinde olduğu açıktır.
Bu durumda, davada vekil tarafından temsil edilen ve savunma ve ara kararı gereğini yerine getirmek suretiyle hukuki yardım sağlayan davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken vekâlet ücretine hükmedilmemesinde usûl hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.
Ancak, bu eksikliğin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyize konu İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasına kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” ibaresi eklenerek düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:…sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının hüküm fıkrasına “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” ibaresi eklenmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın taraflara iadesine,
5. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 20/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.