Danıştay Kararı 13. Daire 2021/990 E. 2023/73 K. 12.01.2023 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2021/990 E.  ,  2023/73 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2021/990
Karar No:2023/73

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Odası (Ankara Şubesi)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı’nca 18/06/2020 tarihinde 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 36. maddesine göre kapalı teklif usulü ile enkazdan çıkacak hurda karşılığı gerçekleştirilen “Ulus 100. Yıl Çarşısının Geri Dönüşüm Malzemeleri Karşılığı Yıkım İşi” ihalesinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının kuruluş kanunlarında gösterilen amaçları doğrultusunda dava açma ehliyeti bulunduğu, nitekim konuyla ilgili yasal düzenlemelerde, bu kuruluşların amaçları dışında faaliyette bulunamayacaklarının belirtildiği, davacı Oda tarafından dava dilekçesinde, uyuşmazlık konusu olay ile ilgili olarak ileri sürülen iddialarda, dava konusu ihale işleminin Oda’nın ve mimarlık mesleği mensuplarının ne tür bir menfaatini ihlâl ettiği hususunun açık, anlaşılır ve somut bir biçimde ortaya konulamadığı, dava konusu ihale ile Oda arasında somut, güncel ve meşru bir menfaat alakasının bulunmadığı, bu itibarla davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15. maddesinin 1/a bendi hükmü uyarınca davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ehliyet kavramının dar yorumlanmasının idare hukukunun temel ilke ve kurallarına aykırı olduğu, “menfaat ihlâli” kavramının gerek teoride gerekse yargı kararlarında, dava konusu işlemle bir ilişkisi olmak ve o işlemden etkilenmek şeklinde kabul edildiği, buradaki ilişkinin, işlemin doğrudan doğruya iptal davası açan kişi hakkında yapılmış olmasını gerektirmediği, kamu menfaatini etkileyen idari işlemlerde, kişilerin de menfaatinin etkilendiğini kabul etmek ve kamu yararını ihlâl eden işlemlerin hukuk aleminden silinmesini sağlamak için bu işlemlere karşı dava açma hakkını geniş yorumlamak gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle ehliyet yönünden reddi yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 12/01/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde, idari işlemler hakkında, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar, iptal davaları olarak tanımlanmıştır.
İptal davasının gerek anılan maddede, gerekse içtihat ve doktrinde belirlenen hukukî nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunlu bulunmaktadır.
Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat alâkasının varlığı ise, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyeti için yeterli sayılmaktadır.
Ayrıca, iptal davaları ile idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının saptanmasına, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, böylece idarenin hukuka bağlılığının belirlenmesine, sonuçta hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilebilmesine olanak sağlandığından, bu davalarda menfaat ilişkisinin bu amaç doğrultusunda yorumlanması da gerekmektedir.
Anayasa’nın kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını düzenleyen 135. maddesinde, “… kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak maksadı ile kanunla konulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişileridir…” kuralı yer almış; 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği Kanunu’nun 2. maddesinde, birliğin kuruluş amaçları arasında “Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlâkını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak” ve “Meslek ve menfaatleriyle ilgili işlerde resmî makamlarla işbirliği yaparak gerekli yardımlarda ve tekliflerde bulunmak, meslekle ilgili bütün mevzuatı, normları, fenni şartnameleri incelemek ve bunlar hakkındaki görüş ve düşünceleri ilgililere bildirmek” sayılmış; Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ana Yönetmeliği’nin 3. maddesinde ise “b) …kamunun ve ülkenin çıkarlarının korunmasında, yurdun doğal kaynaklarının bulunmasında, korunmasında ve işletilmesinde, çevre ve tarihi değerlerin ve kültürel mirasın korunmasında, tarımsal ve sınai üretimin artırılmasında, ülkenin sanatsal ve teknik kalkınmasında gerekli gördüğü tüm girişim ve etkinliklerde bulunmak” birliğin ve bağlı odaların amaçları arasında düzenlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı Oda tarafından, “Ulus 100. Yıl Çarşısı’nın yıkımına ilişkin Belediye Meclisi kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle … İdare Mahkemesi’nin E:… sayılı dosyasıyla dava açıldığı, dava konusu alanla ilgili imar planlarının İdare Mahkemesi kararıyla iptal edildiği, dolayısıyla mezkûr alanın plansız konumda olduğu, koruma amaçlı imar planı bulunmayan bir alanda yıkım kararı alınmasının şehircilik ilkeleri ile bağdaşmadığı, ihaleye konu Ulus 100. Yıl Çarşısı’nın tarihi önemi haiz nadide bir kültür eseri olduğu, bu nedenle korunmasının kamu yararı taşıdığı” ileri sürülerek ihalenin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların tarihi değeri ve kültür varlığı niteliğini haiz olduğu belirtilen yapının yıkılmayıp korunması amacına yönelik olması nedeniyle meslekî faaliyet alanına ilişkin olduğu, bu nedenle dava konusu işlemle mâkûl bir menfaat ilgisinin ve dolayısıyla dava açma ehliyetinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.