Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/2063 E. , 2022/2745 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/2063
Karar No:2022/2745
TEMYİZ EDEN (DAVALI) :…
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının hissedarı olduğu şirketin, İstanbul ili, Avcılar ilçesi, …’de bulunan …ada, …parsel sayılı taşınmazı, kendi adına ancak … A.Ş. hâkim ortağı …hesabına edindiğinden bahisle taşınmaz bedelinin Fon alacağı sayılmasına, bu alacağın 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca takip ve tahsili ile taşınmaz üzerine ihtiyati haciz uygulanmasına ve tüm bu işlemler sonucunda yapılacak tahsilatların … Grubunun Fon’a olan borçlarına mahsup edilmesine ilişkin …tarih ve … sayılı Fon Kurulu kararının davacıya ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 30/10/2019 tarih ve 2018/1640, 2019/4827 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; Vergi Denetim Kurulu tarafından hazırlanan …tarih ve …sayılı İnceleme Raporu’nda; anılan gayrimenkulün satışı karşılığında davacının hissedarı olduğu anılan şirket tarafından keşide edilen çeklerin, ciro edildiği kişi/kişiler ile tahsil eden kişi/kişilerin … Ağır Ceza Mahkemesi’nin E:… sayılı dosyasında sanıklar arasında yer almadığı gibi bu kişi/kişilerin banka kaynağını edinmesi/edindirmesi konusunda … ile ilişkisi bulunduğunun somut ve hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde somut olarak ortaya koyabilecek bulguların da tespit edilemediği, muvazaalı olarak satın alındığına ilişkin 2009 yılından itibaren Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yapılmış incelemelerde somut tespit bulunamadığı, bu doğrultuda davacı ve hissedarı olduğu şirket hakkında başlatılan takibin de 2010 yılına ilişkin Fon Kurulu kararı ile durdurulduğu, hukukun temel ilkelerinden olan ve kesinleşmiş mahkeme kararı olmadıkça kimsenin suçlu sayılamayacağına dair masumiyet karinesi uyarınca … ve aralarında davacının bulunmadığı bazı kişiler hakkında açılmış bulunan kamu davasının davacı hakkında tek başına ilgili idarece takip ve tahsil sürecini başlatabilecek niteliği haiz olmadığı, kaldı ki anılan davanın da beraat ile sonuçlandığı, önceki süreç de dikkate alındığında ancak kesinleşmiş yargı kararı doğrultusunda davacı hakkında takibata geçilebileceği, diğer taraftan, satış ve devre konu taşınmazları satın alan üçüncü kişilerin, muvazaalı iş ve işlemler yönünden illiyet bağının somut delillerle ortaya konulmaması hâlinde, iyiniyetli olan üçüncü kişilerin mülkiyet hakkı ve ekonomik varlığının “hukuki güvenlik” ilkesine aykırı olacak şekilde takip ve tahsil süreçlerine konu edilerek her an ekonomik yaptırım tehdidi altında kalmaması gerektiği, davacı ve anılan taşınmazın satışı karşılığı alınan çeklerin ciro edildiği ve bu çekleri tahsil eden kişi/kişilerin banka kaynağının edinilmesi/edindirilmesi konusunda … ile ilişkileri bulunduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde somut olarak ortaya koyulamadığı gerekçesiyle dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının ortağı olduğu şirket hakkında daha önce … sayılı Fon Kurulu kararı ile başlatılan takibin o tarihteki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi suretiyle durdurulmuş olmasının gelişen maddi ve hukuki süreç neticesinde dava konusu Fon Kurulu kararının alınmasına ve davacı hakkında takip işlemi tesis edilmesine engel olmadığı, … hakkında tesis edilen Fon Kurulu kararına karşı açılan davada kararın Kurumları lehine kesinleştiği, bu kararın dikkate alınmadığı, beraat kararının davacının Bankalar Kanunu hükümleri çerçevesinde sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, mevzuat uyarınca davacının iyi niyet iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğu, dolanlı işlemlerdeki muvazaanın her türlü delille ispatlanabileceği, Vergi Denetim Kurulu Raporu ve ifade verenlerin özgür iradelerine dayalı imzalı ifade tutanaklarının muvazaalı devirlere ilişkin olarak Bankalar ve Bankacılık Kanunlarına göre başlatılan takiplere ışık tuttuğu, davacı dahil olmak üzere sorumluluğuna gidilenlerin söz konusu devir işlemlerinde iyi niyetli olmadıkları, Banka hakim ortağı olan …’nin Bankasının Fon’a devredildiği dönemde Fon ve diğer alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla muvazaalı işlemler yapıldığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, emsal niteliğindeki davalarda iptal kararları verildiği, bu kararların onandığı ve kesinleştiği, davalı idarenin emsal olarak gösterdiği davanın kendileriyle hiçbir ilgisinin bulunmadığı, ceza davası kararının bağlayıcı ve kesin hüküm niteliğinde olduğu, ceza davasında sanık olarak dahi yer almadığı gibi sanıkların da beraat ettiği, takip yapılmasını haklı kılacak yargı kararı ya da somut delil bulunmadığı, taşınmazın gerçek satış bedelinin satıcıya ödendiği, gerçek bir ticari işlemin söz konusu olduğu, şirket ortaklarının ya da yetkililerinin … ile herhangi bir ilişkilerinin bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:…sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 21/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.