Danıştay Kararı 13. Daire 2022/2173 E. 2022/2595 K. 09.06.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2022/2173 E.  ,  2022/2595 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/2173
Karar No:2022/2595

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Yatırım Menkul Değerler A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Seri:V, No: 68 sayılı Aracı Kurumlarda Uygulanacak İç Denetim Sistemine İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ (Seri:V, No:68 sayılı Tebliğ)’in 12. maddesi ve … tarih ve … sayılı İlke Kararı (i-SPK.37.1) olarak kabul edilen Rehber’in “K. İç Denetim Sistemi” bölümünün “3. İç kontrol elemanı” başlıklı maddesine aykırı olarak organizasyon yapısında, teftiş ve iç kontrol birimlerinde münhasır olarak personel istihdam edilmemesi nedeniyle 100.000,00-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; … tarih ve … sayılı Kurul kararıyla, davacı şirket hakkında risk yönetim birimine organizasyon yapısında yer verilmediği gerekçesiyle 26.049,00-TL idari para cezası uygulanmasına ve iç kontrol biriminin genel müdüre bağlı olarak çalışması nedeniyle mevzuata tam uyumun sağlanması konusunda bilgilendirilmesine karar verildiği hâlde davacı şirketin teftiş biriminde münhasır olarak istihdam edilmiş personelin bulunmamasının Seri:V, No:68 sayılı Tebliğ’in 12. maddesinin birinci fıkrasındaki “… Aracı kurumların bünyelerinde bir teftiş birimi oluşturmaları ve bu birimde münhasıran çalışmak üzere yeter sayıda müfettiş istihdam etmeleri zorunludur. …” kuralına; iç kontrol biriminde münhasır olarak istihdam edilmiş personel bulunmamasının ise Yatırım Kuruluşları Tebliği’nin “Organizasyon yapısı” başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendindeki, “Organizasyon yapılarının Kurulun aracı kurumların iç denetim sistemi ile ilgili düzenlemelerine uygun iç kontrol, teftiş ve risk yönetim sistemlerinden oluşan iç denetim sistemini içerecek şekilde oluşturulmuş olması” kuralı ile … tarih ve … sayılı İlke Kararı (i-SPK.37.1) olarak kabul edilen Rehber’in “K. İç Denetim” bölümünün “3. İç kontrol elemanı” maddesinde yer alan, “Kaldıraçlı alım satım işlemleri de dahil olmak üzere türev araçlar üzerinde portföy aracılığı faaliyetinde bulunacak aracı kurumların asgari olarak bir personeli münhasıran iç kontrol elemanı olarak istihdam etmesi zorunludur.” kuralına aykırı olduğu, ayrıca uyarılmasına rağmen teftiş biriminde münhasır olarak istihdam edilmiş personelin bulunmaması durumunun devam etmesi ve konunun taşıdığı önem, yatırımcıların güvenliğinin sağlanması, bu hususlarda Kurul ile işbirliği yapılmaması hususları birlikte dikkate alındığında, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak alt sınırdan uzaklaşılarak takdir edilen idari para cezası uygulanmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 6362 sayılı Kanun’un 103. maddesiyle kanunda öngörülen hususlar dışında Kurul tarafından belirlenen düzenlemelere, belirlenen standart ve formlara ve Kurulca alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı davrananlara idari para cezası uygulanacağını düzenlendiği, yaptırıma bağlanan fiilin Kanunla bağının koparıldığı, Kanun’da yasaklanan fiillere Kurul tarafından belirlenecek ve öngörülemez fiillerin eklendiği, yaptırıma tâbi tutulan fiilin belirsizliği nedeniyle anılan maddenin Anayasa’nın 2., 13., 38. ve 48. maddelerine aykırı olduğu, iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması gerektiği; istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar değerlendirilmeden karar verildiği, Kurulca hazırlanan uzman raporundaki ifadeler tekrarlanarak davanın reddedildiği, usul kurallarına uyulmadığı, öneri yazısı bulunmadığı, somut olaya uygulanacak Tebliğ ile idari para cezasının dayanağı olarak gösterilen ve ilke kararı olarak kabul edilen Rehber hükümleri arasında çelişki olduğu iddiasına ilişkin değerlendirme yapılmadığı, Kurul’un geniş yetkiler kullandığı idari yaptırımlar alanında eşit muamele ilkesine uygunluk yönünden yargısal denetim yapılması gerektiği, Kurulca idari para cezasının üst sınırdan belirlenmesinde kullanılan takdir yetkisinin denetlenmediği, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması ve uzman raporunun somut olgularla değerlendirilmeden doğru kabul edilmesinin adil yargılanma hakkını ihlâl eder nitelikte olduğu, Kurul’un Tebliğlere uygun olarak oluşturulan teftiş ve iç kontrol sistemi nedeniyle sistemin daha düzgün işlemesini sağlamak üzere bildirimde bulunması mümkünken idari para cezası tesisi yoluna gitmesinin dayanak gösterilen esaslara uygun hareket etmeyi sağlamak açısından ölçüsüz ve öngörülemez nitelikte olduğu, raporda belirlenen idari para cezasının Kurulca değerlendirilmeden aynen kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, kanun koyucunun Kurul’a mevzuat çerçevesinde takdir yetkisi tanıdığı, Kurul’un da kendisine tanınan yetkileri ancak gerekli şartların oluşması durumunda, kanunların gösterdiği sınırlar içinde ve kamu yararı için kullanabildiği, idari para cezalarında ölçülülük ve hukukîlik ilkelerinden uzaklaşılmasının söz konusu olmadığı, 6362 sayılı Kanun’un 103. maddesinde hukukîliği temin etmek üzere gereken kriterlerin açıkça yer aldığı, teknik alanlarda karar alan kuruluşların kararlarının yargısal denetimi özellik gösterdiğinden, kurullarca tesis edilen işlemlerin diğer idari işlemlerin yargısal denetiminden farklı olabileceğinin kabul edildiği, bu kapsamda takdir yetkisinin denetiminde özellikle teknik bilgi ve uzmanlık gerektiren alanlarda idarenin değerlendirme serbestisi kabul edilerek uzman kurulların yaptıkları değerlendirmelere ilişkin olarak sınırlı denetimin yapılması gerektiğinin de ortaya çıktığı, davacının Kurul düzenlemelerine aykırı hareket ettiği, teftiş ve iç kontrol birimi şeklindeki birimde yalnızca bir personelin istihdam edildiğinin görüldüğü, söz konusu durumun davacının iddiasının aksine Tebliğ hükümleriyle de örtüşen ve Tebliğ hükümlerinin uygulanmasına aykırı olmayan Rehber’e de uygun olduğu, idari para cezasının tesis edilebilmesi için aykırılığa konu ihlâl sebebiyle herhangi bir zararın ortaya çıkması şartının aranmadığı, herhangi bir zararın ortaya çıkmamış olmasının da cezada azaltım gerektiren bir husus olmamakla birlikte bir zarar oluşmuş olsaydı idari para cezasının yanı sıra davacının yatırımcılarına karşı tazminat sorumluluğunun doğacağının izahtan vareste olduğu, davacı tarafından gerçekleştirilen ilk ihlâlde alt sınırdan idari para cezası tesis edildiği, ancak aynı hukuka aykırılığın devam ettirildiği, davacının faaliyetlerini sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi, yatırımcılara verilen hizmetlerin güvenliği ve devamlılığı bakımından somut tespitin taşıdığı önem ve süreç içerisinde Kurul ile işbirliği yapılmaması dikkate alınarak idari para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tesis edildiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKÎ DEĞERLENDİRME :
Davacının Anayasa’ya aykırılık itirazı geçerli bulunmamıştır.
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutar ile istemi hâlinde kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’ne gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine, 09/06/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.