Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/2440 E. , 2022/3440 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/2440
Karar No:2022/3440
TEMYİZ EDEN (DAVACI): … Yatırım Menkul Değerler A.Ş.
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Kurulu
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, elektronik işlem platformundaki bazı kayıtların muhasebe kayıtlarında yer almaması nedeniyle mülga Seri:V, No:125 sayılı Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri ve Bu işlemleri Gerçekleştirebilecek Kurumlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ’in (Seri:V, No:125 sayılı Tebliğ) 16. maddesinin birinci fıkrası ile III-45.1 sayılı Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Belge ve Kayıt Düzeni Hakkında Tebliğ’in (III-45.1 sayılı Tebliğ) 23. maddesinin birinci fıkrasına, inceleme konusu müşterilerin bakiye bilgilerinin … Bankası A.Ş.’ye bildirilmemesi nedeniyle mülga Seri:V, No:125 sayılı Tebliğ’in 6. maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranıldığından bahisle hakkında 100.000,00-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; “IR”, “correction” gibi açıklamalarla Meta Trader 4 hesap ekstresinde yer verilen kayıtların muhasebe kayıtlarında yer almadığı, para çekme-yatırma işlemlerinin Meta Trader 4 işlem platformundaki kayıtlarla uyumlu olmadığı ve dolayısıyla davacı şirket müşterilerinin Meta Trader 4 ekstreleri ile davacı şirket muhasebe sistemi olan Optimus’taki ekstrelerin, hesapların açıldığı tarihten itibaren uyumsuz olduğu, …, … ve …’ye ilişkin olarak davacı şirket tarafından Takasbank’a bildirilen herhangi bir teminat bilgisinin olmadığının tespit edildiği, dolayısıyla davacı şirket müşterilerinin Meta Trader 4 ekstreleri ile davacı şirket muhasebe sistemi olan Optimus’taki ekstreler arasındaki uyumsuzlukların ihlâl tarihinde yürürlükte bulunan mülga Seri:V, No:125 sayılı Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri ve Bu İşlemleri Gerçekleştirebilecek Kurumlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ’in 16. maddesinin birinci fıkrasına ve hâlen yürürlükte bulunan lII-45.1 sayılı Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Belge ve Kayıt Düzeni Hakkında Tebliğ’in 23. maddesinin birinci fıkrasına aykırılık teşkil ettiği, öte yandan, bahsi geçen müşterilerin teminatlarının Takasbank nezdinde saklanmamasının da ihlâl tarihinde yürürlükte bulunan mülga Seri:V, No:125 sayılı Tebliğ’in 6 . maddesinin altıncı fıkrası çerçevesinde anılan yetkili kuruluşların kaldıraçlı alım satım işlemlerine ilişkin olarak müşterilerinden aldıkları teminatların Takasbank’ta saklanacağını düzenleme altına alan Kurul’un … tarih ve … sayılı ilke kararına aykırılık teşkil ettiği açık olduğundan, ihlâlin önemi, yatırımcıların güvenliğinin ve hizmetin devamlılığının sağlanması hususları dikkate alınarak kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle takdir edilen idari para cezasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 103. maddesiyle, Kanunda öngörülen hususlar dışında Kurul tarafından belirlenen düzenlemelere, belirlenen standart ve formlara ve Kurulca alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı davrananlara idari para cezası uygulanacağının düzenlendiği, yaptırıma bağlanan fiilin Kanunla bağının koparıldığı, Kanun’da yasaklanan fiillere Kurul tarafından belirlenecek ve öngörülemez fiillerin eklendiği, yaptırıma tâbi tutulan fiilin belirsizliği nedeniyle anılan maddenin Anayasa’nın 2., 13., 38. ve 48. maddelerine aykırı olduğu, iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması gerektiği; istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar değerlendirilmeden karar verildiği, Kurulca hazırlanan uzman raporundaki ifadeler tekrarlanarak davanın reddedildiği, usul kurallarına uyulmadığı, öneri yazısı bulunmadığı, dosyaya sunulan uzman görüşünün incelenmediği, bilirkişi incelemesi yaptırılmadan esas hakkında karar verildiği, Kurul’un idari para cezası belirlemede kullandığı takdir yetkisinin denetlenmesinden kaçınıldığı, Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen beraat kararında … Ltd. Şti.’nin Kurul tarafından yetkilendirilmiş bir kurum olmaması nedeniyle Takasbank kayıtlarında yatırımcı adına bir kaydın olmadığı yönünde tespitte bulunulduğu, Mahkemece söz konusu beraat kararının dikkate alınmadığı, adil yargılanma hakkının ihlâl edildiği, daha önce söz konusu fiillerin tespit edilmesine rağmen idari para cezası uygulanmadığı, idari para cezası miktarının zamanaşımı süresini bertaraf etmek için 100.000,00-TL olarak belirlendiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, kanun koyucunun Kurul’a mevzuat çerçevesinde takdir yetkisi tanıdığı, Kurul’un da kendisine tanınan yetkileri ancak gerekli şartların oluşması durumunda, kanunların gösterdiği sınırlar içinde ve kamu yararı için kullanabildiği, idari para cezalarında ölçülülük ve hukukîlik ilkelerinden uzaklaşılmasının söz konusu olmadığı, 6362 sayılı Kanun’un 103. maddesinde hukukîliği temin etmek üzere gereken kriterlerin açıkça yer aldığı, teknik alanlarda karar alan kuruluşların kararlarının yargısal denetimi özellik gösterdiğinden, kurullarca tesis edilen işlemlerin diğer idari işlemlerin yargısal denetiminden farklı olabileceğinin kabul edildiği, bu kapsamda takdir yetkisinin denetiminde özellikle teknik bilgi ve uzmanlık gerektiren alanlarda idarenin değerlendirme serbestisi kabul edilerek uzman kurulların yaptıkları değerlendirmelere ilişkin olarak sınırlı denetim yapılması gerektiğinin de ortaya çıktığı, idari para cezasının ihlâlin tespit edilmesi üzerine ilgili dönemlerde yürürlükte bulunan mevzuat çerçevesine tesis edildiği, Seri:V, No:125 sayılı Tebliğ’in 16/1. maddesinde yer alan kurala III-45.1 sayılı Tebliğ’in 23/1. maddesinde de aynen yer verildiği, Kurul dairelerinin görev alanları çerçevesinde yaptıkları incelemeler sonucunda davacının mevzuata aykırı faaliyetlerine ilişkin tespitler yapıldığı ve tespitlere ilişkin yaptırımların Kurul kararına bağlandığı, idari para cezası miktarının belirlenmesinde kayıtların gerçeği yansıtmaması ve ihlâlin önemliliği hususları dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşıldığı, belge ve kayıt düzenine ilişkin düzenlemelerin yatırımcıların korunmasını hedef almakta olup düzenlemelere aykırılığın sermaye piyasalarının işleyişini bozacak, piyasaların işlemesi için gerekli olan güveni temelden sarsacak nitelikte olduğu, dava zamanaşımı hesaplanırken kanunda belirtilen cezanın üst sınırı esas alınacağından idari para cezası tutarının zamanaşımı süresinin belirlenmesi bakımından bir etkisi bulunmadığı, dava konusu idari para cezasının Kurul karar organınca Sermaye Piyasası Kurulu Teşkilat, Görev ve Çalışma Esasları Yönetmeliği’nde öngörülen esaslar çerçevesinde hukuka uygun olarak tesis edildiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME :
Davacının Anayasa’ya aykırılık itirazı ciddî bulunmamıştır.
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutar ile istemi hâlinde kullanılmayan … TL yürütmeyi durdurma harcının davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’ne gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine, 03/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.