Danıştay Kararı 13. Daire 2022/2578 E. 2022/3892 K. 27.10.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2022/2578 E.  ,  2022/3892 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/2578
Karar No:2022/3892

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) : … Odaları Birliği (…)
… Odası
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacı tarafından esas, davalı idare tarafından ise vekâlet ücreti ve yargılama giderleri yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davalı idarece 11/11/2021 tarihinde açık ihale usûlü ile gerçekleştirilen “İzmir İli Torbalı İlçesi Ayrancılar Yerleşim Alanında Yaklaşık 810 Hektarlık Alanda Torbalı İlçesi Ayrancılar Yerleşimi 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı Hazırlanması İşi” ihalesinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; davacı Oda tarafından dava dilekçesinde, uyuşmazlık konusu olay ile ilgili olarak ileri sürülen iddialarda, dava konusu ihale işleminin Oda’nın ne tür bir menfaatini ihlâl ettiği hususunun açık, anlaşılır ve somut bir biçimde ortaya konulamadığı, dava konusu ihale ile Oda arasında somut, güncel ve meşru bir menfaat alakasının bulunmadığı ve davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15/1-b maddesi uyarınca davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Oda’nın, mesleğin ve meslektaşların hak ve çıkarlarını korumak, şehir planları ve uygulamalarının, planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun yapılmasını denetlemek, bu konudaki eksiklikleri, yanlışlıkları ortadan kaldırmak için gerekli çalışmaları yapmakla yükümlü olduğu, işbu dava da bu kapsamda açıldığından dava ehliyetlerinin bulunduğu, davaya konu ihalede, teklif edilen fiyat ile yaklaşık maliyet arasında ciddi bir fark olduğu, ihaleye konu iş kapsamında üç teknik personelin dört ay boyunca istihdamının zorunlu olmasının yanında plan yapım sürecinde arazi ve anket çalışması, kurum görüşlerinin alınması, kırtasiye ve çıktı giderleri, büro giderleri, personel maaş, SGK ve vergi ödemeleri gibi giderler göz önüne alındığında verilen teklifin en temel masrafları dâhi karşılamaktan uzak olduğu, bu şartlar altında imar mevzuatı kapsamında tariflenen imar planı hazırlık aşamasının sağlıklı ve nitelikli bir şekilde tamamlanmasının mümkün olmadığı, bu haliyle yapılacak çalışma maddi kısıtlılıklar gözetilerek üretileceği için ileride telafisi mümkün olmayacak çok daha büyük kayıplara sebep olabileceği, dolayısıyla her ne kadar idareye aşırı düşük teklif sorgulaması yapmaksızın ihaleyi sonuçlandırma yetkisi verilmiş ise de bu yetkinin sınırsız olmadığı, söz konusu işin teklif edilen fiyata yapılıp yapılamayacağının somut olarak ortaya konulması gerektiği, imar planlarının düzenleyici bir idarî işlem olması ve mekânsal gelişme kararları ile birlikte doğal ve kültürel alanların korunması, sosyal ve teknik donatıların dağılımı, kamusal alanların belirlenmesi, kentlerin afetlere karşı dirençli olacak şekilde korunması gibi hayatî derecede önemli konuların temel belirleyeni durumunda olması nedeniyle imar planı yapımını içeren kamu ihalelerinin bir yapım işi veya sıradan bir hizmet alım işlemi gibi değerlendirilmemesi, ilgili işin içeriği ve kamu yararıyla doğrudan ilişkisi sebebiyle aşırı düşük bedel değerlendirmesi yapılması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, davanın ehliyet yönünden reddi kararı hukuka uygun olmakla birlikte lehlerine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğu, 20/11/2021 tarih ve 31665 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 7. maddesinin ikinci fıkrasında davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi durumunda vekâlet ücretine hükmedileceği düzenlemesine yer verildiği, bu nedenle kararın vekâlet ücretine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, zira yargısal denetim amacıyla her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması koşuluna ihtiyaç olduğu savunulmuştur.
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nca 11/11/2021 tarihinde açık ihale usûlü ile “İzmir İli Torbalı İlçesi Ayrancılar Yerleşim Alanında Yaklaşık 810 Hektarlık Alanda Torbalı İlçesi Ayrancılar Yerleşimi 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı Hazırlanması İşi” ihalesi gerçekleştirilmiştir.
Anılan ihaleye ait İdari Şartname’de sınır değerin altında teklif sunan isteklilerden aşırı düşük teklif açıklaması istenmeyeceği düzenlenmiş, ihalede yaklaşık maliyet 1.280.837,00 -TL, sınır değer 999.052,86 -TL olarak belirlenmiş ve ihale 49.410,00 -TL bedel ile ekonomik açıdan en avantajlı teklif sahibi olarak belirlenen dava dışı … Harita İmar Planlama ve İnşaat Mühendislik Ticaret Limited Şirketi üzerinde bırakılmıştır.
Bunun üzerine davacı Oda tarafından, davaya konu ihalede teklif ile yaklaşık maliyet arasında ciddi bir fark olduğundan imar planının maddi kısıtlılıklar içinde yeterince araştırma ve analiz yapılamadan hazırlanacağı, imar mevzuatına uygun olarak sağlıklı ve nitelikli bir şekilde tamamlanmasının mümkün olmadığı iddialarıyla anılan ihalenin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 135. maddesinin 1. ve 3. fıkrasında, “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir. … Bu meslek kuruluşları, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar.” kuralına yer verilmiştir.
6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu’nun 2. maddesinde, “Birliğin kuruluş amacı ile yapamayacağı faaliyetler ve işler aşağıda gösterilmiştir. Birliğin kuruluş amacı: a) Bütün mühendis ve mimarları ihtisas kollarına ayırmak ve her kol için bir oda kurulmasına karar vermek; Bu suretle aynı ihtisasa mensup meslek mensuplarını bir Odanın bünyesinde toplamak; merkezde idare heyeti, haysiyet divanı ve murakıplar gibi görevlilere yetecek kadar üyesi bulunmayan Odanın merkezini, Umumi Heyetin belirleyeceği yerde açmak; b) Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak; c) Meslek ve menfaatleriyle ilgili işlerde resmi makamlarla işbirliği yaparak gerekli yardımlarda ve tekliflerde bulunmak, meslekle ilgili bütün mevzuatı normları, fenni şartnameleri incelemek ve bunlar hakkındaki görüş ve düşünceleri ilgililere bildirmektir. Birlik ve organları, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar.” kuralı yer almıştır.
17/07/2002 tarih ve 24818 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Şehir Plancıları Odası Ana Yönetmeliği’nin 6. maddesinde, “a) Ülke ve kamu çıkarları çerçevesinde şehir ve bölge planlaması mesleği ile ilgili bütün konularda mesleğin ve meslektaşların görev ve yetkilerini düzenlemek, b) Oda üyelerinin birbirleri ile ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak, meslek haklarına sahip çıkmak, kent planlama ve bilimini geliştirmek, c) Ülke içinde ve dışında tüm resmi ve özel kuruluşlarla işbirliği yaparak uygulama ve kuram alanında mesleğin gelişmesini sağlamak üzere her türlü etkinlikte bulunmak, d) Ülkenin ve kamunun çıkarlarının korunması doğrultusunda meslek alanına giren konularda doğal kaynakların ve kamusal varlıkların korunması ve geliştirilmesi, ülkenin sanatsal ve teknik gelişmesi için gerekli gördüğü tüm girişim ve etkinliklerde bulunmak, d) Şehir ve Bölge Planlama eğitiminin ve öğrenciliğin sorunlarını incelemek, diğer ülkelerde uygulanan modellerden de yararlanarak öneriler geliştirmek, geliştirilen modellerin gerçekleştirilmesi için girişimlerde bulunmak, bu konularda oluşturulacak öğretim elemanı ve öğrenci komisyonları (ya da kolları) ile etkinliklerde bulunmak.” Odanın başlıca amaçları olarak sayılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde, iptal davaları, idarî işlemler hakkında menfaatleri ihlâl edilenler tarafından, tam yargı davaları da idarî eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; iptal davaları “idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan” davalar olarak tanımlanmakta; yargı kararlarında “menfaat” kavramının davacı ile iptalini istediği idarî işlem arasındaki ilgiyi ifade ettiği belirtilmekte ve idarî işlem ile dava açan kişi arasında meşru, güncel ve ciddî bir alâka söz konusu ise davada menfaat bağının bulunduğu kabul edilmekte; bunun dışında ayrıca subjektif bir hakkın ihlâl edilmesi şartı aranmamaktadır. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları her olayda yargı yerince ihtilâfın niteliğine göre belirlenmektedir.
Dolayısıyla iptal davasının gerek anılan maddede, gerekse içtihat ve doktrinde belirlenen hukukî nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idarî işlemlerin, bu idarî işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat alâkası kurabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü gerekmektedir. 2577 sayılı Kanun’un 2. maddesinde yer alan ve iptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan “menfaat ihlâli” kavramı doktrin ve içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır.
Davacı Oda, 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu uyarınca kurulmuş olan kamu tüzel kişisidir. Odaların görev ve yetkileri Anayasa’nın 135. maddesi ile 6235 sayılı Kanun’un 2. maddesinde, “meslek mensuplarının ortak ihtiyaçlarını karşılamak ve bu kişilerin menfaatlerini korumak, meslek mensuplarının faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak ve meslek disiplinini ve ahlakını korumak” olarak belirtilmiştir. Ayrıca Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Şehir Plancıları Odası Ana Yönetmeliği’nin 6. maddesinde Odanın amaçları özel olarak sayılmıştır.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının subjektif ehliyetinin varlığı, idarî işlemin doğrudan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşuna yönelik tesisine veya mensuplarının hak ve menfaatlerini ilgilendirmesine bağlıdır.
Uyuşmazlığın, davaya konu iş kapsamında hazırlanacak imar planının çevre ve şehircilik ilkelerine aykırı olacağı iddiasından kaynaklandığı anlaşıldığından, kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütü olan davacı … Odası’nın kamu yararı doğrultusunda şehir planlaması mesleği ile ilgili alanlarda doğal ve kamusal varlıkların korunması ve geliştirilmesinin mevzuat tarafından kendisine verilen görevler olduğu ve mevzuatın kendisine vermiş olduğu görevleri yerine getirebilmesi için yapılan ihaleye karşı dava açmasında menfaati bulunduğu açıktır. Bu nedenle dava konusu işlem bakımından davacı … Odasının ehliyetli olduğu sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, her ne kadar, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesiyle lehine vekâlet ücreti hükmedilmesini talep eden davalı idarece de yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden temyiz isteminde bulunulmuş ise de, yukarıda gerekçesi açıklanan Dairemiz kararı üzerine İdare Mahkemesi’nce yeniden bir karar verileceğinden ve bu yeni kararda vekâlet ücreti hakkında da yeni bir hüküm kurulacağından davalı idarenin temyiz isteminin incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 27/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.