Danıştay Kararı 13. Daire 2022/2876 E. 2022/3212 K. 20.09.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2022/2876 E.  ,  2022/3212 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/2876
Karar No:2022/3212

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Fonu (…)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul ili, Şişli ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parseldeki taşınmazın 25/04/2016 tarihinde yapılan devir işleminin gerçek bir ticari ilişkiye dayanmadığı ve mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığından bahisle taşınmazın satış/devir işleminin geçersiz sayılmasına ilişkin Fon Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; … Holding ve bağlı şirketler hakkında yürütülen soruşturma kapsamında Holding ve bağlı şirketlerine 17/11/2015 tarihinden itibaren peyderpey Silahlı Terör Örgütü FETÖ/PDY’ye finansman sağladıklarından bahisle … Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliklerince kayyım atandığı, bu kapsamda dava dışı … Ticaret ve Sanayi A.Ş. ve … Ticaret Sanayi A.Ş.’nin ortaklarından olan …’ın, şirketiyle ilgili olarak … Sulh Ceza Hakimliği’nin … D.İş sayılı kararıyla kayyım atandığı, … Sulh Ceza Hakimliği’nin … tarih ve … D.İş sayılı kararı ile; şüphelilerin toplanan paraları hâlen Silahlı Terör Örgütü FETÖ/PDY’nin finansmanı için kullandığı yolunda yeterli şüphe oluşturacak delil elde edildiğinin anlaşıldığı ve şüphelinin hâlen firari olduğu gerekçesiyle CMK m. 128 ve 674 sayılı KHK’nin 19. maddesi uyarınca …’ın tüm mal varlığına tedbir konulmasına ve mal varlıklarının idaresi ile FETÖ/PDY Terör Örgütüne finans aktarımını engellemek amacıyla CMK m. 133 ve 674 sayılı KHK’nin 13. maddesi uyarınca tüm mal varlıklarının idaresinde TMSF’nin yetkili kılınarak kayyım atanmasına karar verildiği, bu süreçte 25/04/2016 tarihinde … tarafından, İstanbul İli, Şişli İlçesi, … ada, … parseldeki kârgir ev nitelikli taşınmazın davacıya devredildiği, … Malvarlığı Değerleri Kayyım Temsilciliği’nin … tarih ve … sayılı yazısında; davaya konu taşınmazın 25/04/2016 tarihinde …’a devredildiğinin, … ile …’ın eşlerinin kardeş olduğunun yani … ile …’ın bacanak olduklarının ve satış bedelinin piyasa rayicinin çok altında olduğunun tespit edildiğinin, taşınmazın devir işleminin gerçek bir ticari ilişkiye dayanmadığının, mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığının belirtilerek ilgili mevzuat kapsamında anılan taşınmazın satış/devir işleminin geçersiz sayılmasının talep edilmesi üzerine Fon Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararıyla, …’a 25/04/2016 tarihinde yapılan devir işleminin gerçek bir ticari ilişkiye dayanmadığı ve mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığı değerlendirilerek Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6758 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 134. maddesi uyarınca anılan taşınmazın satış/devir işleminin geçersiz sayılmasına karar verildiği, anılan Fon Kurulu kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, … tarafından, 25/04/2016 tarihinde davaya konu taşınmazın, tapu senedinde satış bedeli 1.800.000,00-TL olarak gösterilmek suretiyle aynı zamanda bacanağı olan davacıya satışının ve devrinin yapıldığı, 07/09/2013 tarihli Ekspertiz Raporu ile davaya konu taşınmazın rayiç değerinin 3.200.000-TL olduğunun tespit edilmesine rağmen bu tarihten neredeyse 3 yıl sonra 25/04/2016 tarihinde yapılan satışın bedelinin rayiç bedelin çok altında olduğu, ayrıca söz konusu taşınmazın satış tarihi 25/04/2016 iken davacı tarafından ibraz edilen ödeme dekontlarının 02/05/2016, 03/05/2016 ve 10/05/2016 tarihli oldukları, satış tarihinden sonra parça parça yapılan söz konusu ödemelerin taşınmazın satış bedeli ödemesine dair olup olmadığı hususunda şüphe oluşturduğu, gayrimenkulün satın alma bedelinin ödendiğine ilişkin satış tarihini taşıyan bir ödeme belgesi ibraz edilmediği, diğer taraftan, davaya konu taşınmazın …’ın şirketi olan … Tic. ve San. A.Ş.’ye, satışın gerçekleştiği 25/04/2016 tarihinde 5 yıl süre ile kiraya verilmek suretiyle söz konusu taşınmazın kullanımının tekrar eski malike bırakıldığı hususları göz önüne alındığında ve her şeyden öte davacının, bacanağı olan … ve şirketleri hakkında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile ilişkili olarak soruşturma yapıldığını, bulunduğu konum ve hısımlığı itibarıyla bilecek durumda olduğu, bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve ortada muvazaalı bir satış/devir işlemi bulunduğu, İstanbul ili, Şişli ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parseldeki taşınmazın, 25.04.2016 tarihinde davacıya yapılan devir işleminin gerçek bir ticari ilişkiye dayanmadığı ve mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığı gerekçesiyle satış/devir işleminin geçersiz sayılmasına ilişkin Fon Kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince Dairemizin … tarih ve E:…, K:… sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; haklarında kayyım kararı bulunan … Ticaret ve Sanayi A.Ş. ve … Ticaret Sanayi A.Ş.’nin ortaklarından olan …’ın tüm mal varlığına … Sulh Ceza Hakimliğinin … tarih ve … D.İş sayılı kararıyla Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 128. maddesi uyarınca tedbir konulduğu, aynı Kanunun 133. maddesi uyarınca tüm mal varlığının idaresi için TMSF’nin kayyım olarak atandığı, …’ın maliki olduğu İstanbul ili, Şişli ilçesi, … ada, … parseldeki taşınmazın, 25/04/2016 tarihinde davacıya yapılan satış işleminin muvazaalı olduğu gerekçesiyle söz konusu devir işleminin geçersiz sayılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Fon Kurulu kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, mülkiyet hakkının Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile teminat kapsamına alınarak keyfi müdahalelerden korunmak istendiği, üçüncü kişilerin yani devlet, idare, kamu kuruluşları, gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyet hakkına haksız olarak el koymaktan, bu hakkın kullanılmasını engellemekten kaçınmak zorunda olduğu, Anayasa’da mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğinin öngörüldüğü, davalı TMSF’nin dava konusu taşınmazların satış işleminin geçersiz sayılarak tekrar eski malik olan … adına tescil edilmesine ilişkin işlemin dayanağı olarak gösterdiği 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 134. maddesinde, mülkiyete ilişkin tescilin tapudan terkin edilebileceğine dair açık bir hüküm bulunmadığı, Medeni Kanun’a göre taşınmaz mülkiyetinin kural olarak tescil ile kazanılacağı, bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan yolsuz tescilin ise ancak bu yüzden aynî hakkı zedelenen kimsenin tapu sicilinin düzeltilmesi için açacağı dava sonucundaki Mahkeme hükmünün kesinleşmesi ile tapudan terkin edilebileceği, uyuşmazlıkta; davalı … Fonu tarafından, muvazaalı olduğu iddia edilen satış işleminden dolayı Medeni Kanun hükümleri doğrultusunda adli yargıda tapu iptali ve tescili davası açılabileceği, ancak 6758 sayılı Kanun’un 20. maddesinin atıfta bulunduğu 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 134. maddesi uyarınca dava konusu taşınmazlarla ilgili tapu kaydının terkini yapılamayacağından dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İstanbul 10. İdare Mahkemesi’nce verilen kararın kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davada, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu taşınmazın düşük bedelle akrabaya devredilmesinin muvazaalı olduğu, satışının mal kaçırma saikiyle yapıldığı, … ile davacının eşlerinin kardeş olduğu, satış tarihini taşıyan bir ödeme belgesinin bulunmadığı, satıştan sonra eski malik olan … ile kira sözleşmesi imzalanarak dava konusu taşınmazın fiili kullanımının eski malike bırakıldığı, dava konusu işlemin TMSF’nin yetki ve görevleri kapsamında hukuka uygun olarak tesis edildiği, kararda 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Geçici 1. maddesinin 3. fıkrasına hiç değinilmeden karar verildiği, 6758 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 134. maddesinin kıyasen uygulanacağının hükme bağlandığı, kıyasen uygulamalarda açık hüküm aranmayacağı, dava konusu satışın 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde yapılan çok sayıdaki muvazaalı işlemden biri olduğu, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 4721 sayılı Medeni Kanun’a nazaran özel nitelikte bir kanun olduğundan uyuşmazlıkta Bankacılık Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği, TMSF’nin kararlarının Anayasa’ya aykırı olmadığı ve mülkiyet hakkını ihlal etmediği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, mülkiyet hakkının hukuka aykırı bir şekilde ve yeterli sebep gösterilmeksizin dava konusu işlem ile elinden alındığı, Anayasa’da mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğinin öngörüldüğü belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’ne gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine, 20/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.