Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/3019 E. , 2022/3214 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/3019
Karar No:2022/3214
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Fonu
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLLERİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul İli, Maltepe İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parselde tapuya kayıtlı B blok, 1 nolu taşınmazın, davacıya satışına ilişkin işlemin mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak gerçekleştirildiğinden bahisle, satışın geçersiz sayılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Fon Kurulu kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6758 sayılı Kanun kapsamında, davalı idarenin kayyım olarak atandığı … Yatırım A.Ş.’nin talebi üzerine, davalı idarece yapılan inceleme ve araştırma neticesinde 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 134. maddesi ile Fona verilen yetkiler kapsamında tesis edilen … tarih ve … sayılı Fon Kurulu Kararı ile tapuda davacı adına kayıtlı olan İstanbul ili, Maltepe ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel, B blok, 1 nolu taşınmazın, … Yatırım A.Ş. tarafından davacıya yapılan satış işleminin muvazaalı olarak yapıldığından bahisle geçersiz sayılmasına karar verildiği, TMSF İştirakler ve Gayrimenkuller Daire Başkanlığınca tanzim edilen … tarih ve … sayılı yazı ile anılan Fon Kurulu kararı gereğinin yerine getirilmesi (taşınmazın tapu kaydının satış öncesi hâline getirilmesi) için Maltepe Tapu Müdürlüğüne bildirimde bulunulması üzerine, Maltepe Tapu Müdürlüğünce tesis edilen … tarih ve … yevmiye numaralı işlemle söz konusu taşınmazın davacı adına olan kaydının iptal edilerek, davalı idare tarafından yönetilen … A.Ş. adına tescil edildiği, bu durumun davacı tarafından haricen öğrenilmesi üzerine, anılan Fon Kurulu Kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, … Yatırım A.Ş.’nin ve ortaklarının FETÖ terör örgütü ile irtibatının tespit edildiği, 11.04.2016-12.01.2017 tarihleri arasında anılan şirkete 3 kez kayyım atandığı ve 2 kez kayyımlık kararının kaldırıldığı, anılan taşınmazların davacı tarafından satın alınmasının da kayyımlık kararının son kez kaldırıldığı döneme denk geldiği, davacının da bu şirketin ortakları ile akrabalık ilişkisi bulunduğu ve şirketin çalışanı olduğu, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçu şüphesiyle hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma bulunduğu, dolayısıyla ödemelerin gerçek olduğunu ispat yükü kendisinde olan davacı tarafından, yapıldığı ileri sürülen ödemelerin gerçek olduğuna ilişkin delil veya delil başlangıçları sunulamadığı hususları dikkate alınarak davacıya yapılan satış işleminin muvazaalı olduğu, bu itibarla, anılan satışın geçersiz sayılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Fon Kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nce verilen kararda; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133. maddesi uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun kayyım olarak atandığı … Yatırım AŞ hakkında, kayyımlık kararının kaldırıldığı dönemde şirkete ait taşınmazın davacıya devredildiği, ancak kayyımlık kararının kaldırıldığı dönemde yapılan bu devir işleminin mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığı gerekçesiyle 6758 sayılı Kanun’un 20. maddesinin atıfta bulunduğu 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 134. maddesi uyarınca söz konusu devir işleminin geçersiz sayılmasına ilişkin dava konusu Fon Kurulu kararının alındığı, anılan Fon Kurulu kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, mülkiyet hakkının Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile teminat kapsamına alınarak keyfi müdahalelerden korunmak istendiği, üçüncü kişilerin yani devlet, idare, kamu kuruluşları, gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyet hakkına haksız olarak el koymaktan, bu hakkın kullanılmasını engellemekten kaçınmak zorunda olduğu, Anayasa’da mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğinin öngörüldüğü, davalı TMSF’nin dava konusu taşınmazların satış işleminin geçersiz sayılarak tekrar eski malik olan … AŞ adına tescil edilmesine ilişkin işlemin dayanağı olarak gösterdiği 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 134. maddesinde, mülkiyete ilişkin tescilin tapudan terkin edilebileceğine dair açık bir hüküm bulunmadığı, Medeni Kanun’a göre taşınmaz mülkiyetinin kural olarak tescil ile kazanılacağı, bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan yolsuz tescilin ise ancak bu yüzden aynî hakkı zedelenen kimsenin tapu sicilinin düzeltilmesi için açacağı dava sonucundaki Mahkeme hükmünün kesinleşmesi ile tapudan terkin edilebileceği; uyuşmazlıkta, davalı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından, muvazaalı olduğu iddia edilen satış işleminden dolayı Medeni Kanun hükümleri doğrultusunda adli yargıda tapu iptali ve tescili davası açılabileceği, ancak 6758 sayılı Kanun’un 20. maddesinin atıfta bulunduğu 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 134. maddesi uyarınca dava konusu taşınmazlarla ilgili tapu kaydının terkini yapılamayacağından dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İstanbul 2. İdare Mahkemesi’nce verilen kararın kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davada, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu taşınmazın düşük bedelle akrabaya devredilmesinin muvazaalı olduğu, satış işleminin mal kaçırma saikiyle yapıldığı, davacının şirketin hissedarları ile yakın akrabalık ilişkisinin bulunduğu, dava konusu işlemin TMSF’nin yetki ve görevleri kapsamında hukuka uygun olarak tesis edildiği, kararda 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Geçici 1. maddesinin 3. fıkrasına hiç değinilmeden karar verildiği, 6758 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 134. maddesinin kıyasen uygulanacağının hükme bağlandığı, kıyasen uygulamalarda açık hüküm aranmayacağı, dava konusu satışın 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde yapılan çok sayıdaki muvazaalı işlemden biri olduğu, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 4721 sayılı Medeni Kanun’a nazaran özel nitelikte bir kanun olduğundan uyuşmazlıkta Bankacılık Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği, TMSF’nin kararlarının Anayasa’ya aykırı olmadığı ve mülkiyet hakkını ihlal etmediği, bilakis TMSF’nin kayyımı olduğu şirketin mülkiyet haklarını korumaya yönelik işlemler tesis ettiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, dava konusu taşınmazı bedelini ödemek suretiyle şirketten satın aldığı ve aile konutu olarak kullandığı, davalı idarenin Mahkeme kararı olmadan tek taraflı olarak mülkiyete ilişkin tescili tapudan terkin ettirme yetkisinin bulunmadığı, 5411 sayılı Kanun’un 134. maddesinin somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı, uyuşmazlıkta banka kaynaklarıyla elde edilmiş bir mal varlığının bulunmadığı, dava konusu işlem ile mülkiyet hakkının açıkça ihlal edildiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’ne gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine, 20/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.