Danıştay Kararı 13. Daire 2022/3420 E. 2022/4096 K. 09.11.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2022/3420 E.  ,  2022/4096 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/3420
Karar No:2022/4096

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Mali Müşavirlik A.Ş.
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı bağımsız denetim kuruluşu tarafından … Menkul Kıymetler Ticaret A.Ş.’nin 01/01/2014-31/12/2014 hesap dönemine ait finansal tablolarına yönelik yürütülen bağımsız denetim faaliyetlerinin kalite güvence sistemi incelemeleri kapsamında Kurum uzmanlarınca incelenmesi sonucunda düzenlenen … tarih ve … sayılı İnceleme Raporu’nda, anılan şirket nezdinde yürütülen bağımsız denetim çalışmalarına yönelik tespit edilen mevzuata aykırılıklara istinaden davacı bağımsız denetim kuruluşuna 61.681,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin kısmı bakımından Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu’nun (Kurul) … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; davacı şirket tarafından yürütülen denetim faaliyetinde 68 farklı noktada eksik ve hatalı denetim uygulanması yanında, incelemede bulunulan şirket hakkında işletmenin sürekliliğine yönelik hiçbir denetim prosedürü uygulanmadığı ve hiçbir değerlendirmede de bulunulmadığı hususu dikkate alındığında davacının denetim görevini mevzuata uygun olarak yerine getirmediğinin anlaşıldığı, bu itibarla, davacı hakkında Bağımsız Denetim Yönetmeliği’nin 41. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca … Menkul Kıymetler Ticaret A.Ş.’nin 01/01/2014-31/12/2014 hesap dönemine ait denetim dosyasında tespit edilen aykırılıklar ile ilgili olarak 61.681,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nce; davacı şirket tarafından yürütülen denetim faaliyetinde 68 farklı noktada eksik ve hatalı denetim uygulanması yanında, incelenen şirket hakkında işletmenin sürekliliğine yönelik hiçbir denetim prosedürü uygulanmadığı ve hiçbir değerlendirmede de bulunulmadığı hususu nazara alınarak davacının denetim görevini mevzuata uygun olarak yerine getirmediği sonucuna varılarak davacıya 660 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 26. maddesinin üçüncü fıkrası ve Bağımsız Denetim Yönetmeliği’nin 39. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca … Menkul Kıymetler Ticaret A.Ş.’nin 01/01/2014-31/12/2014 hesap dönemine ait denetim dosyasında tespit edilen aykırılıklar ile ilgili olarak 61.681,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, İdare Mahkemesi’nce, dava konusu işlemin dayanağı olarak hatalı mevzuat hükmü yazılarak (Bağımsız Denetim Yönetmeliği’nin 41. maddesinin (c) bendi) kararın gerekçelendirilmesi suretiyle verilen davanın reddine ilişkin kararda sonucu itibarıyla hukukî isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, inceleme raporunda bahsi geçen şirketlerin tamamının Sermaye Piyasası Kanunu’na tâbi olduğu, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından uygulanmayan yaptırımların davalı idarece uygulandığı, 660 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 25. maddesinin 5. fıkrası uyarınca yaptırım uygulanmadan önce uyarıda bulunulması gerektiği, oysa davalı idarenin hiçbir ikazda bulunmadan doğrudan yaptırım uyguladığı, bunun anılan kurala açıkça aykırılık teşkil ettiği, Sermaye Piyasası Kurulu ile davalı idarenin aynı konuda iki farklı inceleme yaptığı, denetim standartlarının uygulanmasında ve değerlendirilmesinde kurumlar arasında bir fark olmamasına rağmen davalı idarece yapılan incelemede aynı firmaların ve aynı inceleme dönemlerinin seçilmesinin tarafsızlığı ortadan kaldırdığı, uygulanan idarî para cezasının hukuka aykırı olduğu ve ölçülü olmadığı, yaptırımın dayanağının Bağımsız Denetim Yönetmeliği olduğu, bu durumun suç ve cezaların kanuniliği ilkesine aykırı olduğu, bağımsız denetim raporlarında kasıtlı olarak olumlu görüş verdiklerine yönelik iddianın ispatlanması gerektiği, ancak davalı idarenin bu yöndeki iddiasını ispatlayacak bir bilgi ve belge sunamadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘IN DÜŞÜNCESİ : Bağımsız denetim, finansal tablo ve diğer finansal bilgilerin, finansal raporlama standartlarına uygunluğu ve doğruluğu hususunda makûl güvence sağlayacak yeterli ve uygun bağımsız denetim kanıtlarının elde edilmesi amacıyla denetim standartlarında öngörülen gerekli bağımsız denetim tekniklerinin uygulanarak defter, kayıt ve belgeler üzerinden denetlenmesi ve değerlendirilerek rapora bağlanması faaliyetidir.

Bağımsız denetimde, işletmelerin finansal tabloları ile diğer finansal bilgilerinin, denetçiler tarafından, belirli denetim standartlarına göre incelenmek suretiyle, kullanıcılara, denetlenen işletmenin finansal bilgilerinin doğruluğu ve güvenilirliği hususunda makûl güvence sağlayacak yeterli ve uygun bağımsız denetim kanıtlarının elde edilmesi amaçlanmaktadır.
Bir işletmenin faaliyetleri konusundaki bilgiler işletme dışındaki kişi ya da kuruluşlar tarafından işletmeye ilişkin karar alma süreçlerinde kullanılacağından, bu bilgilerin doğru ve güvenilir olması gerektiği kuşkusuz olup, işletmeye ilişkin karar alacak işletme dışındaki kişi ya da kuruluşların, işletmeye yönelik bilgilere, işletmeden bağımsız kişi ya da kuruluşların (bağımsız denetçi/bağımsız denetim kuruluşu) belirli standartlara uygun yapacağı bağımsız denetim faaliyeti sonucunda güvenilir bir şekilde ulaşmaları mümkündür. Başka bir anlatımla, bağımsız denetime tabi tutulan bir şirket hakkında bilgi sahibi olmak isteyen üçüncü kişilerin, şirketin bağımsız denetimden geçmiş finansal tablolarını inceleyerek şirket hakkında doğru bilgi edindikleri ve bu tabloları değerlendirerek yatırım yaptıkları, kredi veren kuruluşların da kredi taleplerini bağımsız denetimden geçmiş finansal tablolar üzerinden değerlendirdikleri ve sonuçlandırdıkları bilinen bir gerçektir. Bu nedenle, finansal tabloların kaliteli ve güvenilir bir şekilde hazırlanıp sunulması, bu tablolarda yer alan bilgileri kullanarak karar alma durumunda olan tarafların alacakları kararlarda önem taşımaktadır.

Bu çerçevede denetçi, denetimi meslekî şüphecilik içinde planlamalı ve yürütmeli, denetimin planlanması ve yürütülmesinde de meslekî muhakemesini kullanmalı, meslekî muhakemesini kullanmak ve meslekî şüphecilik içinde hareket etmek suretiyle finansal tablolardaki hata veya hile kaynaklı “önemli yanlışlık” risklerini belirlemeli ve değerlendirmeli, bu risklere karşılık veren denetim prosedürlerini tasarlamalı ve uygulamalı, ayrıca denetçi görüşüne dayanak teşkil edecek yeterli ve uygun denetim kanıtlarını elde etmelidir.

Dosya incelendiğinde, davacı bağımsız denetim kuruluşu tarafından üç ayrı şirketin beş ayrı hesap dönemine ilişkin gerçekleştirilen denetimlere yönelik Kurum uzmanlarınca yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporda, “… Holding A.Ş. tarafından ertelenmiş vergi hesaplamasında hile yapılarak zarar yerine kâr raporlandığı; makûl bir ticari mantığı olmayan grup içi birçok işlem gerçekleştirildiği, bu işlemlere yönelik gerekli denetim prosedürlerinin tasarlanıp uygulanmadığı; denetim yapılan dönemde sermayesinin yaklaşık %84’ü karşılıksız kalan ve takip eden dönemde finansal yükümlülüklerini yerine getiremeyecek derecede malî yapısı bozulduğundan hakkında Sermaye Piyasası Kurulu tarafından tasfiye kararı verilen … Menkul Kıymetler A.Ş. hakkında işletmenin sürekliliğine yönelik hiçbir denetim prosedürü uygulanmadığı ve hiçbir değerlendirmede bulunulmadığı….vs” gibi ilgili bağımsız denetim standartları uyarınca gerekli denetim prosedürlerinin tasarlanıp uygulanmadığı, böylece söz konusu standartlara aykırı denetim faaliyeti gerçekleştirildiği tespit edilen toplam 68 bulgunun yer aldığı görülmektedir.
Bu bağlamda uyuşmazlıkta, davacı denetim kuruluşunca bağımsız denetimi yapılan işletmeler tarafından, hileli muhasebe kayıtları yapılmak suretiyle finansal tablo kullanıcılarına gerçeğe aykırı bilgi sunulması ve makûl bir ticari gerekçesi olmayan, karmaşık işlemler içeren alım-satım ve transfer işlemleri yapılmasına karşın söz konusu işlemlere yönelik davacı tarafından meslekî özen ve titizlik gösterilmek, meslekî muhakeme kullanılmak ve de meslekî şüphecilik içerisinde hareket edilmek suretiyle gerekli denetim prosedürlerinin tasarlanıp uygulanmadığı, söz konusu işlemlerin gerçekliğine, hata ya da hile içerip içermediğine ilişkin yeterli ve uygun denetim kanıtlarının elde edilmediği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, davacı bağımsız denetim kuruluşu tarafından gerçekleştirilen denetimlere yönelik Kurum uzmanlarınca yapılan inceleme sonucunda, bağımsız denetim standartlarına aykırı olduğu belirlenen toplam 68 bulguya yönelik uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi incelemesine gerek olup olmadığı hususunun da değerlendirilmesi gerekmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesiyle atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Bilirkişi İncelemesi” başlıklı beşinci bölümünde yer alan 266. maddesinde, mahkemenin çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği, ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı; 282. maddesinde ise, hâkimin, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği kurala bağlanmıştır.
Aktarılan kurallara göre mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda ise bilirkişiye başvurulamayacağı, başka bir anlatımla, uyuşmazlığın çözümü için özel ve teknik bir bilgiye ihtiyaç duyulması hâlinde mahkemenin bilirkişinin görüşüne başvurabileceği, genel bilgi veya tecrübeyle çözülebilecek uyuşmazlıklarda ise bilirkişi incelemesi yaptıramayacağı açıktır.
Bu çerçevede, bakılan davada bilirkişi incelemesine gerek olup olmadığının belirlenebilmesi için öncelikle uyuşmazlığın belirlenmesi ve bu uyuşmazlığın çözümü için özel veya teknik bir bilginin gerekli olup olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.

Davacı denetim kuruluşu tarafından üç ayrı şirketin beş ayrı hesap dönemine ilişkin gerçekleştirilen denetimlere yönelik Kurum uzmanlarınca yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporda, ilgili bağımsız denetim standartları uyarınca gerekli denetim prosedürlerinin tasarlanıp uygulanmadığı, böylece söz konusu standartlara aykırı denetim faaliyeti gerçekleştirildiği tespit edilen toplam 68 bulgunun yer aldığı görülmektedir.
Kurum uzmanlarınca yapılan incelemede tespit edilen tüm bulgulara yönelik davacının savunması alınmış, hangi bulguların hangi bağımsız denetim standartlarına ya da finansal raporlama standartlarına aykırılıklar içerdiği raporda detaylı bir şekilde izah edilmiş, tespit edilen bulgular somut kanıtlarla desteklenmiştir.

İnceleme Raporu ve ekleri ile davacının savunması birlikte incelendiğinde, davacı denetim kuruluşu tarafından denetlenen işletmelerin finansal tablolarının bir meslek mensubunun detaylı bir inceleme yapmasına gerek olmaksızın genel muhasebe ve finans bilgisiyle görebileceği açıklıkta hata veya hile kaynaklı önemli ve yaygın birçok yanlışlık ve gerçeğe aykırı bilgi içerdiği, ancak denetim kuruluşu tarafından finansal tablolara yönelik gerekli denetim prosedürlerinin tasarlanıp uygulanmadığı, bu nedenle incelemeye konu denetim raporlarının standartlara aykırı olarak gerekli meslekî özen ve titizlik gösterilmeksizin hazırlandığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından da, Kurum uzmanlarınca gerçekleştirilen inceleme sonucunda tespit edilen bulgulara yönelik yapılan savunmada, anılan hususların aksini ortaya koyan hiçbir bilgi ve belge sunulmamış, dava ve temyiz dilekçesinde de bulguların içeriğine yönelik farklı bir iddia da bulunulmamıştır.

Bu kapsamda, davacı denetim kuruluşu tarafından yapılan denetim çalışmalarının meslekî özen ve titizlik gösterilmeksizin gerçekleştirildiği, tespit edilen bulguların çözümünün özel veya teknik bir bilgiyi gerektirmediği, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukukî bilgiyle çözümlenmesinin mümkün olduğu görüldüğünden, uyuşmazlıkta bilirkişi incelemesine gerek olmadığı düşünülmektedir.
Bu durumda, davacı bağımsız denetim kuruluşu tarafından üç ayrı şirketin beş ayrı hesap dönemine ilişkin gerçekleştirilen denetimlerde, denetlenen işletmelerin finansal tabloları hata ya da hile kaynaklı birçok yanlışlık ve gerçeğe aykırı bilgi içermesine rağmen davacı tarafından, bağımsız denetim standartlarına uygun bir biçimde sorgulayıcı bir yaklaşımla hareket edilerek, hata veya hile kaynaklı yanlışlıklara yönelik meslekî özen ve titizlik gösterilmek suretiyle gerekli denetim prosedürlerinin tasarlanıp uygulanmadığı, başka bir anlatımla, meslekî muhakemeyi kullanmak ve meslekî şüphecilik içerisinde hareket edilmek suretiyle kaliteli ve güvenilir bir denetim faaliyeti gerçekleştirilmediği anlaşıldığından, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi
kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, bu itibarla, temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. Kullanılmayan … TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
6. 2577 sayılı Kanun’un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’ne gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine, 09/11/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesiyle atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. ve takip eden maddelerinde; mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı; mahkemenin bilirkişinin görevlendirilmesine ilişkin kararında inceleme konusunun bütün sınırlarıyla açıkça belirlenmesine ve bilirkişinin cevaplaması gereken sorulara ilişkin hususlara yer vermek zorunda olduğu; bilirkişi raporunun gerekçeli olması gerektiği, bilirkişinin hukuki değerlendirmelerde bulunamayacağı; mahkemenin gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme de yaptırabileceği; hâkimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği kurala bağlanmıştır.
Aktarılan kurallara göre genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla, hâkimlik mesleğinin gereği olarak hâkimin hukukî bilgisi ile çözümleyebileceği konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişi oy ve görüşünün alınmasının zorunlu olduğu; bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesi hâlinde bilirkişilerce hazırlanan raporların olayın özel veya teknik bilgi gerektiren yönlerini hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde aydınlatan bilimsel esaslara dayalı gerekçeleri içermesi gerektiği, bu nitelikte olmayan bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağı, mahkemenin böyle bir durumda yeni bir bilirkişi heyeti oluşturabileceği ve hükme esas alınabilecek rapor elde edinceye kadar bilirkişi incelemesine devam edebileceği; kural olarak bilirkişi raporunun hâkimi bağlamayacağı ve hâkimin raporu serbestçe takdir edeceği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı bağımsız denetim kuruluşu tarafından bağımsız denetimi gerçekleştirilen … Menkul Kıymetler Ticaret A.Ş.’nin 01/01/2014-31/12/2014 hesap dönemine ilişkin Kurum uzmanlarınca yapılan inceleme sonucunda tespit edilen aykırılıklara istinaden davacı bağımsız denetim kuruluşuna 61.681,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin Kurul’un … tarih ve … sayılı kararının ilgili kısmının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, gerek İdare Mahkemesi’nce gerek Bölge İdare Mahkemesi’nce bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, Kurum uzmanlarınca düzenlenen raporda standartlara aykırı denetim faaliyeti olduğu ileri sürülen bulgular tartışılıp hukukî değerlendirmeye tabi tutulmadan, rapordaki tespitler mutlak doğru ve aykırılıklar gerçekleşmiş kabul edilerek karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı bağımsız denetim kuruluşu tarafından üç ayrı şirkete ait beş ayrı hesap dönemine ilişkin gerçekleştirilen denetimlere yönelik Kurum uzmanlarınca yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporda, ilgili bağımsız denetim standartları uyarınca gerekli denetim prosedürleri uygulanmadığı ve böylece söz konusu standartlara aykırı denetim faaliyeti gerçekleştirildiği ileri sürülen toplam 68 bulgunun yer aldığı, bu bulgulardan … Menkul Kıymetler Ticaret A.Ş.’nin 01/01/2014-31/12/2014 hesap dönemine ilişkin tespit edildiği belirtilen aykırılıklar nedeniyle dava konusu idari para cezasının verildiği görülmekte olup, idari para cezasının verilmesine sebep teşkil eden bu bulguların Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına ve/veya Bağımsız Denetim Standartlarına aykırılığına yönelik tespitin yapılabilmesinin iyi derecede muhasebe bilgisi gibi özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle uyuşmazlığın çözümlenmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Ayrıca Kurum uzmanlarınca yapılan değerlendirme ve tespitler sırasında başvurulan verilerin, “bağımsız denetimin yapıldığı tarihte” bağımsız denetim şirketi tarafından da elde edilebilir, ulaşılabilir ve kullanılabilir nitelikte olup olmadığının, Kurum uzmanlarınca bağımsız denetimin yapıldığı tarihten sonra ortaya çıkan veriler üzerinden değerlendirme ve tespit yapılıp yapılmadığının, bağımsız denetim şirketinin denetim kanıtı elde etmek için kullandığı verilerin uluslararası değerleme standartları açısından neden eksik ve yetersiz nitelendirildiğinin, denetim kanıtı elde etmek için daha fazla ilave veri toplamak amacıyla çalışma yapılmasını gerektiren nedenlerin denetim tarihinde bulunup bulunmadığının, fazladan yapılacak çalışmaların o tarihte ilave veri elde etmeye imkan verip vermediğinin, bağımsız denetim şirketinin denetim kanıtı elde etmek için yaptığı çalışmaların bağımsız denetim riski kapsamında neden değerlendirilmediğinin uyuşmazlığın çözümü açısından bilirkişilerce açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Bu durumda, davacı bağımsız denetim kuruluşu tarafından gerçekleştirilen denetimlere yönelik Kurum uzmanlarınca yapılan inceleme sonucunda, … Menkul Kıymetler Ticaret A.Ş.’nin 01/01/2014-31/12/2014 hesap döneminde bağımsız denetim standartlarına aykırı olduğu belirtilen bulgulara yönelik olarak uyuşmazlığın çözümü, iyi derecede muhasebe bilgisini, finansal raporlama standartlarına ve denetim standartlarına hâkim olmayı, başka bir anlatımla özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden, muhasebe bilgisine ve ilgili standartlara hâkim olan öğretim üyesi düzeyinde bilirkişi ya da bilirkişi heyetince hazırlanacak rapor da göz önüne alınarak yapılacak hukukî değerlendirme sonucunda bir karar verilmesi gerekirken, Kurum uzmanlarınca düzenlenen rapor ile sınırlı kalınmak suretiyle ve gerekçeli karar hakkı göz ardı edilerek verilen temyize konu kararda hukukî isabet bulunmamaktadır.
Belirtilen gerekçelerle, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.