Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/3423 E. , 2022/3969 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/3423
Karar No:2022/3969
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Fonu (Fon)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının Yönetim Kurulu Başkanı ve hissedarı olduğu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun kayyımlığında bulunan … Ambalaj Sanayi Anonim Şirketi’nin ticari ve iktisadi bütünlük oluşturularak satılmasına ve bu kapsamda muhammen bedelin 48.000.000,00-TL olarak belirlenmesine ilişkin Fon Kurulu kararlarının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; Konya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın … sayılı soruşturma nolu dosyasında; “terör örgütüne finansman sağlamak amacıyla, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, FETÖ/PDY yapılanmasının Konya ili yöneticiliğini yapma, terör örgütlerine üye olma” suçlarından yürütülmekte olan soruşturma kapsamında; diğer şirketlerin yanı sıra … Ambalaj Sanayi A.Ş. (…) hakkında 674 sayılı KHK’nın 19. maddesi gereğince TMSF’nin kayyım olarak atanmasının talep edildiği, … Sulh Ceza Hakimliği’nin … tarih ve … D.İş sayılı kararı ile TMSF’nin kayyım olarak atandığı, şirketin yönetim kurulunun oluşturulduğu, Fon Kurulu Başkanlığı’nın … tarih ve … sayılı oluru ile 674 sayılı KHK kapsamında iktisadi ve ticari bütünlük oluşturulmasına karar verildiği, yine Fon’un … tarih ve … sayılı oluru ile …’ün gayrımenkulü, sözleşmesi, markası, menkul malları, internet alan adı, çalışan banka nezdindeki mevduatları ile bu varlıkların feri ve mütemmim cüzü niteliğindeki taraf oldukları sözleşmeleri ile bu sözleşmeden doğan ancak başlı başına iktisadî değeri olmayanlar da dahil olmak üzere tüm mal ve hakları biraraya getirilerek “… Ambalaj Ticarî ve İktisadî Bütünlüğü” oluşturulmasına ve satışına karar verildiği, 2 yıllık iktisadî ve ticarî bütünlük süresinin dolması üzerine … tarih, … sayılı ve … tarih, … sayılı kararlar ile iktisadî ve ticarî bütünlük kararının yenilendiği, şirket yönetiminin 26/06/2020 tarihli yazısı ile şirket mal ve haklarının satışının talep edilmesi üzerine Fon Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararı ile anılan iktisadî ve ticarî bütünlüğün satışına karar verildiği, 19/01/2019 tarihinde yapılacak satışa ilişkin ilanın 24/11/2020 tarihli ve 31314 sayılı Resmi Gazetede yayınlandığı, muhammen bedelin 48.200.000,00-TL olarak belirlendiği, şirkete ilişkin mal, hak ve alacakların iktisadî ve ticarî bütünlük oluşturularak satılmasına ve muhammen bedelin 48.200.000,00-TL olarak belirlenmesine ilişkin Fon Kurulu kararlarının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı,
… Ambalaj Sanayi AŞ’ye ait mal, hak ve alacakların ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturularak satılmasına ilişkin karar yönünden; şirketin mali durumuna ilişkin olarak Serbest Muhasebeci Mali Müşavir … tarafından hazırlanan 05/03/2020 tarihli Mali Durum Tespit Raporuna göre:
Dönen Varlıklar Toplamı : 17.351.742,50 TL
Duran Varlıklar Toplamı : 24.732.290,36 TL
Kısa Vadeli Borçlar : -38.400.323,94 TL
Uzun Vadeli Borçlar : -17.965.087,47 TL
Öz kaynaklar : -14.281.378,65 TL
30/06/2016 tarihindeki öz varlık toplam sermayesinin -14.281.378,65-TL olduğunun belirtildiği, raporun sonuç bölümünde, şirketin 15/01/2020 tarihi itibariyle … Plastik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye 23.941.633-TL, … ‘a 7.146.016,47-TL borcunun olduğu, yargılaması devam eden davaların bulunduğu, varlık ve borç olarak gözüken bazı kalemlerin mevcut olmadığı, şirketin toplam varlıklarının borçlarını karşılamaz olduğu, 30/06/2016 tarihli bilançoya göre borca batık olduğunun rapor edildiği görüldüğünden, …’ün malî durumundaki mevcut halin sürüdürülemez olma durumunun devam ettiği, makine ve teçhizatların çalışamadığının tespit edildiği, davaya konu iktisadi ve ticari bütünlük oluşturulması kararının ve ihale işlemine yönelik tesis edilen işlemlerin, tümüyle kamu yararı bağlamında, hukuka uygun olarak, yürürlükteki mevzuatın Fon’a verdiği yetkiler çerçevesinde tesis edildiği gerekçesiyle 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 19. maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı,
Dava konusu ticarî ve iktisadî bütünlüğün muhammen bedelinin 48.200.000,00 TL olarak belirlenmesine ilişkin karar yönünden; satış kararı uyarınca SPK lisanslı değerlendirme firması olan … Gayrımenkul Değerleme ve Danışmanlık A.Ş. tarafından hazırlanan 18/08/2020 tarihli makina&techizat değerleme raporunda değerin 20.100.730,00-TL olarak belirlendiği, 19/08/2020 tarihli gayrimenkul değerleme raporunda yasal durum değerinin 26.100.00,00-TL, mevcut durum değerinin 28.050.000,00-TL, toplam değerin 48.150.730,00-TL olarak belirlendiği, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 134. maddesi çerçevesinde çıkartılan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Tarafından Ticari ve İktisadi Bütünlük Oluşturan Mahcuzların Satışına İlişkin Yönetmelik çerçevesinde muhammen bedelin tespit edildiği anlaşıldığından muhammen bedelin belirlenmesine ilişkin Fon Kurulu kararında da hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemler hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, gerekçeli karar hakkının ihlâl edildiği, kayyımlık kararının geçici bir koruma tedbiri olduğu, mülkiyet hakkının dava konusu satış kararı ile ihlal edildiği, şirketin gerçek değerinin çok altında bir bedel ile satışa çıkarıldığı, şirketin fabrika binası ve arazisinin toplam değerinin 55 milyon TL civarında olmasına rağmen 28 milyon olarak belirlendiği, şirketin 4000 adet klişesi olmasına rağmen 700 adet hesaplandığı, şirketin fikri mülkiyet haklarının, marka değerinin değerleme raporunda hiç dikkate alınmadığı, dava konusu şirket ölçeğinde bir yatırımın 2020 yılında maliyetinin yaklaşık 151.134.000,00-TL’yi bulacağı, gerçek değerin tespiti için keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği, 2016 yılında … Asliye Ticaret Mahkemesi’nde şirketle ilgili açılan iflasın ertelenmesi davasında şirketin borca batık olmadığının tespit edildiği, 6758 sayılı Kanun’un 19. maddesinin 3. fıkrası ve 20. maddesi ile ilgili olarak anılan maddelerin hukuk devleti ilkesine, masumiyet karinesine ve mülkiyet hakkına aykırılığı dolayısıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, 6758 sayılı Kanun’un 19. ve 20. maddeleri uyarınca TMSF’nin kayyımı olduğu şirketleri ve/veya varlıklarını satışa çıkarma yetkisinin bulunduğu, satış için müsadere kararının gerekmediği, SPK lisanslı şirkete değerleme yaptırıldığı, şirketin TMSF’nin kayyım atanmasından önce borca batık olduğu, faaliyetlerini durdurduğu ve tüm personelin şirketten ayrıldığı, şirkette 2017, 2018, 2019, 2020 yıllarında herhangi bir personel çalışmadığı, 2015 yılında işten çıkartılan işçilerin alacaklarının ödenmesi amacıyla şirkete ait bazı klişelerin daha önce satıldığı ve işçilerin alacaklarının ödendiği, davacı hakkında FETÖ terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyet kararı verildiği, şirketle ilgili ise müsadere kararı verildiği ve kararın kesinleştiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinde, dava dilekçelerinin görev ve yetki yönünden ilk incelemeye tâbi tutulacağı; 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde ise, adlî yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
İdarî yargı mercilerinde yargısal denetimi yapılarak çözümlenecek uyuşmazlıklarda, öncelikle davaya konu işlemin idarî bir işlem olup olmadığı hususunun, başka bir anlatımla idare hukuku kurallarına göre tesis edilen, kamu gücüne dayanılarak diğer tarafın rızasını aramaya gerek olmaksızın hukukî durumda tek yanlı irade açıklamasıyla değişiklik meydana getiren bir işlem olup olmadığının ortaya konulması gerekmektedir. İdarî makamlar tarafından tesis edilmiş olsa bile, özel hukuk hükümlerine tâbi olan işlem ve sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde adlî yargı mercileri görevlidir.
Dosyanın incelenmesinden, … Sulh Ceza Hakimliği’nin … tarih ve … D.İş sayılı kararıyla davacının hissedarı ve yönetim kurulu başkanı olduğu …’e 6758 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun kayyım olarak atandığı, Fon Kurulu Başkanlığı’nın … tarih ve … sayılı oluru ile 674 sayılı KHK kapsamında iktisadî ve ticarî bütünlük oluşturulmasına karar verildiği, yine Fon’un … tarih ve … sayılı oluru ile …’ün gayrımenkulü, sözleşmesi, markası, menkul malları, internet alan adı, çalışan banka nezdindeki mevduatları ile bu varlıkların feri ve mütemmim cüzü niteliğindeki taraf oldukları sözleşmeleri ile bu sözleşmeden doğan ancak başlı başına iktisadî değeri olmayanlar da dahil olmak üzere tüm mal ve hakları biraraya getirilerek “… Ambalaj Ticari ve İktisadi Bütünlüğü” oluşturulmasına ve satışına karar verildiği, 2 yıllık iktisadî ve ticarî bütünlük süresinin dolması üzerine … tarih, … sayılı ve … tarih, … sayılı kararlar ile iktisadi ve ticari bütünlük kararının yenilendiği, şirket yönetiminin 26/06/2020 tarihli yazısı ile şirket mal ve haklarının satışının talep edilmesi üzerine Fon Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararı ile anılan iktisadî ve ticarî bütünlüğün satışına karar verildiği, muhammen bedelin 48.200.000,00-TL olarak belirlendiği, şirkete ilişkin mal, hak ve alacakların iktisadî ve ticarî bütünlük oluşturularak satılmasına ve muhammen bedelin 48.200.000,00-TL olarak belirlenmesine ilişkin Fon Kurulu kararlarının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 403. maddesinin ikinci fıkrasında kayyımın belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı kurala bağlanmıştır. Bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış olması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması halinde vesayet makamı tarafından yönetim kayyımı atanacağı aynı Kanun’un 427. maddesinde belirtilmiştir. Kanun’un ‘Malvarlığının yönetimi’ başlıklı 460. maddesinde ise ‘Kayyım bir malvarlığının yönetimi ve gözetimi ile görevlendirilmiş ise, yalnız o malvarlığının yönetim ve korunması için gerekli olan işleri yapabilir. Kayyımın, bunun dışındaki işleri yapabilmesi, temsil olunanın vereceği özel yetkiye, temsil olunan bu yetkiyi verecek durumda değilse vesayet makamının iznine bağlıdır.
‘ hükmü yer almıştır.
Yönetim kayyımının olağan yönetim işlerini yapabilmesi, temsil olunanın vereceği özel bir yetkiye bağlı olmadığı gibi vesayet makamının da iznine bağlı değildir. Olağan yönetim işlerine; alacakların tahsil edilmesini, borçların ödenmesini, vergi beyanlarında bulunulmasını, bozulacak malların satılmasını, mevcudun korunması için önlem alınmasını örnek olarak göstermek mümkündür. Türk Medeni Kanunu’nun 462 ve 463. hükmü kapsamındaki işlerde ise yetkili vesayet dairelerinden izin alınması zorunludur.(Gençcan Ömer Uğur: Vesayet Hukuku, Ankara-2009, s.818)
Kayyım, vesayet işleriyle görevlendirilmiş olan diğer kişiler gibi bu görevini yerine getirirken iyi bir yönetimin gerektirdiği özeni göstermekle yükümlüdür. Malvarlığını yönetme yükümlülüğü kapsamında yönetim kayyımının da kayyımlığına verilen kişinin malvarlığını iyi bir yönetici gibi özenle yönetme ve yönetimle ilgili hesap tutma zorunluluğu vardır. (Gençcan Ömer Uğur: Vesayet Hukuku, Ankara-2009, s.821)
Kayyımın görevini yerine getirirken kusurlu davranışıyla sebep olduğu zararlardan sorumlu olacağı Medeni Kanun’un 467. maddesinde belirtilmiş ve açılacak olan tazminat davalarında asliye hukuk mahkemelerinin görevli olacağı Kanun’un 469. maddesinde kurala bağlanmıştır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun şirket yönetimi için kayyım tayini başlıklı 133. maddesinde, ” (1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddî gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur.
(2) Hâkim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır.
(3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29/06/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler.” … hükmü yer almıştır.
Dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan hâliyle 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 19. maddesinde, (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hâkim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer.
(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atanır.
(3) 20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilmesi durumunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu şirketin yahut varlıklarının veya bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13. maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebilir. Satış ve tasfiye işlemleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan onayıyla belirlenir.
(4) Üçüncü fıkra kapsamında gerçekleştirilen varlık ve mal varlığı değeri satışlarına bağlı olarak elde edilen gelirden borçlar ödendikten sonra kalan tutar, şirket işlerinde kullanılabilir. Üçüncü fıkra kapsamında gerçekleştirilen fesih ve tasfiye işlemleri sonunda borçlar ödendikten sonra kalan tutar, yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir kamu bankasında açılan hesapta nemalandırılır.(…)” hükmü yer almıştır.
Aynı Kanun’un 20. maddesinde ise, “(1)19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkiler, bu Kanun Hükmünde Kararname ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır. (…) Şirketlerin tasfiye işlemlerini yürütmek üzere Fon Kurulu tarafından görevlendirilen tasfiye komisyonu, adlî işlemler veya davalar bakımından taraf ehliyetine sahiptir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerin ya da bunların varlıklarının bu madde kapsamında satışından elde edilecek tutarlar yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir hesapta nemalandırılır.
(2) Şirket varlıklarının ticârî iktisâdî bütünlük yoluyla satışına karar verilmesi halinde Fon Kurulu, geçmiş dönem borçlarını, bu borçların FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödettirmeye yetkilidir.
(3) Bu madde hükümleri, kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının veya bunların bağlı olduğu şirketlerin Hazine tarafından devralınan varlıklarının satış ve tasfiyesini teminen Maliye Bakanlığınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesi durumunda da uygulanır. Devredilen varlıkların satışından elde edilen tutarlar Maliye Bakanlığına aktarılır.” kuralına yer verilmiştir.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 134. maddesinin beşinci fıkrasında, Fon alacaklarının tahsilini teminen, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca haczedilen aktif değerler ile lisans, ruhsat ve imtiyaz sözleşmelerinden doğan haklar ve bu varlıkların feri veya mütemmim cüzü niteliğindeki sözleşmelerden doğan, ancak başlı başına iktisadî değeri olmayanlar da dahil olmak üzere diğer tüm hak ve varlıkları bir araya getirerek, ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturarak alıcısına geçişini sağlayacak şekilde satışına, hacizli malların birden fazla borçluya ait olması ve/veya birden fazla alacaklının haczi olması hâlinde de satışı yaptırmaya, ihale bedelinin ödenme şeklini, para birimini, alıcıların sahip olması gereken şartları, ödeme tarihini ve ihalenin sair usûl ve esasları ile satış şartlarını 6183 sayılı Kanun hükümlerine bağlı olmaksızın belirlemeye, satışa konu ticarî ve iktisadî bütünlüğü alacağına mahsuben satın almaya, satışa konu varlıkların ait olduğu şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçlarını ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödetmeye Fon Kurulu’nun yetkili olduğu ifade edilmiştir.
Aktarılan mevzuatın değerlendirilmesinden; Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 133. maddesi uyarınca suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddî gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkemenin şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabileceği, 6758 sayılı Kanun’un 19. maddesi gereğince Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 133. maddesi uyarınca şirketlere kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun atanacağı, Fon’un kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile ilgili yetkilerini kıyasen uygulayabileceği, kayyımın işlemlerine karşı ilgililer tarafından görevli mahkemeye Türk Medeni Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurulabileceği anlaşılmaktadır.
Davacının hissedarı ve yönetim kurulu başkanı olduğu şirkete Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 133. maddesi ile 6758 sayılı Kanun’un 19. maddesi gereğince … Sulh Ceza Hakimliği’nin … tarih ve … D.İş sayılı kararıyla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun kayyım olarak atandığı, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 134. maddesi uyarınca şirketin tüm mal, hak ve alacaklarının birleştirilerek … Ambalaj Ticarî ve İktisadî Bütünlüğünün oluşturulduğu, Fon Kurulu’nun ticarî ve iktisadî bütünlüğün satışına ilişkin … tarih ve … sayılı kararında şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 376/3. maddesine göre sermayesinin tamamını kaybettiği, şirketin borçlarını ödeyebilmek için varlık satışı veya malvarlığı değerlerinin satılması gerektiği belirtilerek 6758 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca şirketin mali durumunun sürdürülebilir olmadığı gerekçesiyle oluşturulan bütünlüğün ihaleyle satışına karar verildiği görülmektedir.
Davalının kayyım sıfatıyla yönettiği şirketler hak ve taraf ehliyetlerini koruduğundan anılan şirketlere ilişkin olarak kayyımın ticârî gerekliliklere göre gerçekleştirdiği iş ve işlemler idarî işlem ve eylem nitelinde değildir. Kayyım sıfatıyla ticârî kural ve teamüllere dayanılarak tesis edilen işlemlerde kamu yararının değil ticârî faaliyet gereklerinin esas alındığı ve kayyım işlemlerinin idare hukuku ilkelerine göre değil ticaret hukuku ilkelerine göre tesis edildiği dikkate alındığında, uyuşmazlığın esas itibarıyla Türk Medenî Kanununda düzenlenen kayyımlık görevinin nasıl îfâ edileceğine dair ilke ve kurallar ile Türk Ticaret Kanunu hükümleri dikkate alınmak suretiyle adlî yargı yerlerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Öte yandan, davalının kayyımı olduğu şirketlere ilişkin olarak 6758 sayılı Kanun’un 20. maddesi uyarınca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklanan yetkilerini kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde kıyasen uygulayabilmesinin kayyımlık sıfatını ve uyuşmazlığın özel hukuka ilişkin olma niteliğini etkilemeyeceği açıktır.
Bu itibarla, davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken uyuşmazlığın esası incelenmek suretiyle davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında usûle uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdarî Dava Dairesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Kullanılmayan … -TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdarî Dava Dairesi’ne gönderilmesine, 02/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.