Danıştay Kararı 13. Daire 2022/3881 E. 2022/4258 K. 16.11.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2022/3881 E.  ,  2022/4258 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/3881
Karar No:2022/4258

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Kurumu
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Nakliyat Petrol Ürünleri İnşaat Ticaret Turizm Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bayilik lisansı sahibi davacı şirkete ait istasyonda denetim tarihi olan 11/06/2007 tarihi itibarıyla “sigorta yaptırma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi” fiilinin işlendiğinin tespit edildiğinden bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 19. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 10.000,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi Hakimliği’nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda;
7164 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değiştirilen 5015 sayılı Kanun’un 20. maddesinde yer alan ihtar müessesesinin, lehe kanun teşkil edip etmediğinin değerlendirilmesi;
Değişiklikten önce, 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesinde idarî para cezaları, “İdarî yaptırımlar” başlıklı 20. maddesinde ise “lisans iptali”nin düzenlendiği, gerek idarî para cezasının, gerek lisans iptalinin bir idarî yaptırım olduğunda tereddüt bulunmadığı, ancak 5015 sayılı Kanun’da idarî para cezaları ile lisans iptali farklı usûl ve esaslara bağlandığı, bu bağlamda 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesinde, 15 günlük süre içerisinde aykırılığın giderilmesi yönünde yapılması gereken ihbar, idarî para cezası verilebilmesinin ön şartı olarak belirtilmediği hâlde, idarî para cezası dışındaki idarî yaptırımları düzenleyen 20. maddesinin önceki metninde, lisans iptali için aykırılığın giderilmesi yönünde 15 günlük süre tanıyan ihbar yapılmasının zorunlu görüldüğü, daha da önemlisi, ilgiliye verilen 15 günlük süre içerisinde aykırılıklar giderildiği takdirde piyasa faaliyetinin geçici olarak durdurulmasına karar verilemeyeceği anlaşılmakla birlikte, söz konusu aykırılığın verilen süre içerisinde giderilmiş olması idarî para cezası verilmesine engel olmadığı, başka bir anlatımla, ilgilinin mevzuata aykırı fiili hem idarî yaptırım uygulanmasını hem de idarî para cezası verilmesini gerektiriyorsa, aykırılığın verilen süre içerisinde giderilmesi durumunda ilgilinin piyasa faaliyetinin geçici olarak durdurulması ve lisans iptali gibi yaptırımlar uygulanmayacağı, ancak söz konusu mevzuata aykırılık nedeniyle idarî para cezası uygulanabileceği;
Değişiklikten sonra ise, 5015 sayılı Kanun’un 20. maddesinde yapılan yeni düzenleme ile, idarî yaptırımların sayıldığı ve idarî para cezalarının da 20. maddedeki hükme tâbi olacağının belirtildiği;
Bu itibarla, 19. maddede yer verilen idarî para cezalarına ilişkin fiillerden Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından belirlenen “niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olanlar” için otuz günlük süre içerisinde aykırılığın giderilmesi, aksi hâlde hakkında geçici durdurma yapılabileceğinin ihtar edileceğine ilişkin düzenlemenin, idarî para cezaları yönünden cezalandırılmadan önce mevzuata aykırı davranışta bulunan kişi veya kişilere söz konusu aykırılığın ortadan kaldırılması için tanınmış bir imkân olduğu, bu yönüyle ihtarın kişinin cezalandırılabilmesine ilişkin bir ön şart teşkil ettiği ve söz konusu fiilleri işleyenler bakımından daha önce fiilin sabit görülmesi hâlinde doğrudan idarî para cezasına muhatap oldukları dikkate alındığında, anılan Kanun değişikliğinin failin lehine olduğu sonucuna ulaşıldığı;
7164 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile 5015 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 6. maddenin kapsamının ve somut uyuşmazlığa etkisinin değerlendirilmesi;
Anılan maddenin birinci fıkrasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurulca idarî para cezası verilmemiş olan ve niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiilleri işleyenler için nasıl bir usûl izleneceğinin öngörüldüğü; ikinci fıkrasında ise maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurul tarafından karara bağlanmış idarî para cezalarının tahsiline ilişkin kurallara yer verildiği, söz konusu Geçici maddede, niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiilleri kanun değişikliğinden önce işleyen ve haklarında idarî para cezası uygulanan kişiler yönünden ne gibi bir işlem yapılacağı açıklanmamış olmakla birlikte, yeni düzenlemede yer alan ihtar müessesesi lehe kanun niteliğinde olduğundan, belirtilen kişilerin de geçici maddede öngörülen usûle tâbi tutulmaları gerektiğinin anlaşıldığı;
Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, 5015 sayılı Kanun’da yapılan değişiklik uyarınca alınan düzenleyici Kurul kararıyla niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olan fiiller arasında sayılan zorunlu sigorta yükümlülüğü kapsamında bulunan tesis ve/veya faaliyetlerin sigortalanmaması nedeniyle idarî para cezası verilmeden önce ihtarda bulunma şartının yerine getirilmesi ve lehe kanun niteliği taşıyan söz konusu kuralın davacıya da uygulanması zorunluluğu karşısında, doğrudan idari para cezası uygulanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi … İdarî Dava Dairesi’nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Kurul kararının davacıya birçok kez ilanen tebliğ edildiği, tebliğ işlemi tamamlanmış işleme karşı öğrendiği tarihin tespit edilemediği, davanın usulden reddi gerektiği, tesis edilen işlemin her yönüyle hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
… tarih ve … sayılı bayilik lisansı sahibi davacı şirkete ait tesiste 11/06/2007 tarihinde denetim gerçekleştirilmiş, denetim tarihi itibarıyla “sigorta yaptırma yükümlülüğünün yerine getirilmediği” tespit edilmiş, bu tespit üzerine … tarih ve … sayılı dava konusu Kurul kararıyla 10.000,00-TL idari para cezası verilmiştir.
Bahse konu Kurul kararı … tarih ve … sayılı yazı ile akaryakıt istasyonunun bulunduğu “Kütahya- Eskişehir Karayolu … Km. Kütahya” adresine tebliğe çıkarılmış, tebligat “… tarafından …Akaryakıt kaşesi basılarak; ismi geçen petrol ayrıldı, adresini bilmiyorum” beyanı üzerine 18/06/2010 tarihinde iade edilmiş, sonrasında 25/07/2010 tarih ve 27652 sayılı Resmi Gazete’de ilanen tebliğ edilmiş, ilanen tebliğe rağmen süresinde ödeme yapılmadığından bahisle Vergi Dairesi’nce davacı şirket adına … tarih ve … ana takip numaralı, 10.000,00-TL tutarlı ödeme emri düzenlenmiştir.
Anılan ödeme emrine karşı … İdare Mahkemesi’nde açılan davada Mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararlarıyla, “dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan Kurul kararının ‘Kütahya-Eskişehir Karayolu … Km. Kütahya’ adresine tebliğe çıkarıldığı, ancak tebliğ evrakının iade edilmesi nedeniyle ilanen tebligat yoluna müracaat edildiği görülmekte ise de, ödeme emrinin davacı şirketin müdürüne tebliğ edilebildiği, ödeme emri davacı şirkete tebliğ edilebilmesine karşın, ödeme emri dayanağı kararın davacıya tebliğ edilemediğinden bahisle ilanen tebligata ilişkin hükümlerin uygulandığı, Tebligat Kanunu’nda öngörülen usule uyulmadığı ve idari para cezası kararının davacıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği sonucuna varıldığı, dolayısıyla ortada kesinleşmiş bir amme alacağından söz edilemeyeceğinden dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.” gerekçe gösterilerek iptaline karar verilmiş, Mahkeme kararına yapılan itiraz başvurusu neticesinde … Bölge İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla itirazın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece verilen iptal kararı üzerine davalı idare tarafından bahse konu Kurul kararı şirket ortağı olan …’ın “… Mah. … Cad. No:… …” adresine … tarih ve … sayılı yazı ile tebliğe çıkarılmış, bu tebligat kişinin adreste bulunamaması üzerine iade edilmiş, akabinde davalı idarece Kocaeli Emniyet Müdürlüğü’nden … tarih ve … sayılı yazı ile ” … İdare Mahkemesi’nce ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilemediğinden bahisle iptaline karar verildiği, mevzuata aykırı fiilleri nedeniyle hakkında idari para cezası uygulanmasına karar verilen … Nakliyat Petrol İnşaat Ticaret Turizm Limited Şirketi’nin ‘…Mevkii … Caddesi … Sokak No:… Kat:… …’ adresine yapılan tebligat ve ortağı olan …’ın …Mah. … Cad. No:… …’ adresine yapılan tebligat söz konusu adreste bilinmemesi sebep gösterilerek iade edilmiştir. Bu çerçevede, söz konusu Kurul kararının lisans sahibine tebliğ edilerek tebligata ilişkin tutulacak tutanağın Kurumumuza bildirilmesi hususunda…” adres araştırması yapılması ve buna ilişkin tutulacak tutanağın Kuruma gönderilmesi talep edilmiştir.
Kocaeli Emniyet Müdürlüğü tarafından davalı idareye gönderilen … tarih ve … sayılı cevabî yazıda “… Nakliyat Petrol Ürünleri İnşaat Turizm Limited Şirketi’nin ilgi yazınızda belirtilen adresine gidildiğinde iş yerinin boş olduğu ve çevrede yapılan araştırmada sahiplerinin bilinmediği, tebligat, ortağı …’ın ilgi yazınızda belirtilen adresine değişik tarihlerde gidilerek belirlenen adresinde ikamet etmediği ve çevrede yapılan araştırmada yeni adresinin bilinmediği belirlendiğinden söz konusu tebligatlar şirket ve lisans sahiplerine tebliğ edilememiş olup tanzim edilen tutanak ilgili yazımız ekinde gönderilmiştir.” şeklindeki tespitlere yer verilmiş, adres araştırması neticesinde de davacı şirketin belirtilen adreste bulunmaması ve tebligat yapılacak başka bir adresinde tespit edilememesi üzerine bahse konu Kurul kararı 09/10/2013 tarih ve 28790 sayılı Resmi Gazete’de yeniden ilanen tebliğ edilmiştir.
Bunun üzerine anılan Kurul kararının iptali istemiyle 29/03/2021 tarihinde bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Dava açma süresi” başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel süre gösterilmeyen hâllerde Danıştay veya İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu; 2. fıkrasının (a) bendinde, bu sürenin yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı kuralına yer verilmiştir.
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun “Bilgilerin toplanması, kayıt düzeni, denetim ve tebligat” başlıklı 14. maddesinin 7. fıkrasında, Kurumca bu Kanuna göre yapılacak her türlü tebligat hakkında 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, ancak, ilânen yapılacak tebligatlar Resmî Gazetede yayımlanacağı kural altına alınmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “İlanen tebligat” başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrasında, adresi meçhul olanlara ilanen tebligat yapılacağı; üçüncü fıkrasında, adresin meçhul olması hâlinde keyfiyetin tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tespit edileceği, bununla beraber tebliği çıkaran merciin, muhatabın adresini resmî veya hususî müessese ve dairelerden gerekli gördüklerine soracağı ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettireceği; “İlanen tebligatta tebliğ tarihi” başlıklı 31. maddesinde, ilanen tebliğin son ilan tarihinden itibaren yedi gün sonra yapılmış sayılacağı, ilanen tebliğe karar veren merciin, icabına göre daha uzun bir müddet tayin edebileceği, ancak bu sürenin 15 günü geçemeyeceği kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdari işlemlere karşı açılacak davalarda özel kanunlarda farklı bir süre öngörülmeyen hallerde dava açma süresinin İdare Mahkemelerinde 60 gün olduğu, bu sürenin yazılı bildirim tarihinden itibaren başlayacağı, 5015 sayılı Kanun kapsamında yapılacak her türlü tebligatın 7201 sayılı Kanun’a göre yapılacağı, ancak ilanen tebligatın Resmi Gazete’de yayımlanacağı, bu anlamda ilanen tebligatın usulüne ilişkin hususlar hakkında 7201 sayılı sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmayacağı, doğrudan Resmi Gazete’de yayımlanarak ilanen tebliğ edileceği, adresi meçhul olanlara ilanen tebligat yapılacağı, ilanen tebligat usûlünün uygulanabilmesi için, aktarılan düzenlemede belirtilen usûl izlenerek adres araştırması yapılması ve buna rağmen tebligat yapılacak bir adrese ulaşılamaması gerektiği, ilanen yapılan tebligatlarda tebliğin son ilan tarihinden itibaren 7 gün içerisinde yapılmış sayılacağı, tebligat yapan merciin 15 günü geçmemek üzere daha uzun bir süre tayin edebileceği anlaşılmaktadır.
Dosyanın Dairemizin E:2022/2994 sayılı dosyasıyla birlikte incelenmesinden, davalı idarece davacı şirkete … tarih ve … sayılı Kurul kararıyla idari para cezası verildiği, Kurul kararının … tarih ve … sayılı yazı ile “Kütahya- Eskişehir Karayolu … Km. Kütahya” adresine tebliğe çıkarıldığı, belirtilen adrese yapılan tebligatın iadesi üzerine 25/07/2010 tarih ve 27652 sayılı Resmi Gazete’de ilanen tebliğ edildiği, idari para cezasının süresinde ödenmemesi üzerine davalı idare tarafından Vergi Dairesi’ne idari para cezasının tahsil edilmesi hususunda bildirimde bulunulduğu, Vergi Dairesi’nce idari para cezasının tahsili amacıyla davacı şirket adına ödeme emri düzenlendiği, anılan ödeme emrine karşı açılan davada … İdare Mahkemesi’nce Kurul kararının usulüne uygun tebliğ edilmediği gerekçe gösterilerek iptaline karar verildiği, Mahkeme kararı üzerine davalı idarece Kurul kararı şirket ortağı …’ın adresine tebliğe çıkarıldığı, bu tebligatın da iade edildiği, sonrasında Kocaeli Emniyet Müdürlüğü’nden adres araştırması yapılması talep edildiği, Kocaeli Emniyet Müdürlüğü’nce yapılan adres araştırması neticesinde davacı şirket ile ortağı …’ın belirtilen adreslerde bulunmadığı ve başka adreslerine de ulaşılamadığından tebligatın yapılamadığının beyan edildiği, bu beyan sonrasında davalı idare tarafından anılan Kurul kararı 09/10/2013 tarih ve 28790 sayılı Resmi Gazete’de ilanen tebliğ edildiği, bunun üzerine Kurul kararının iptali istemiyle 29/03/2021 tarihinde bakılan dava açılmıştır.
Dava açma süresi kamu düzenini ilgilendiren bir nitelik taşıdığından, yargılamanın her aşamasında davanın tarafları veya müdahil tarafından ileri sürülebileceği gibi, idari yargı yeri de önüne gelen davanın süresi içinde açılıp açılmadığını re’sen (kendiliğinden) araştırmak zorundadır (YENİCE Kazım/ESİN Yüksel, Açıklamalı-İçtihatlı-Notlu İdari Yargılama Usulü, 1983, Ankara, s.166).
Davalı idare tarafından savunma, istinaf ve temyiz dilekçesinde davanın süresinde açılmadığı, 2013 yılında yapılan ilanen tebligatlardan sonra tebliğ işlemi tamamlandığından dava konusu işlemin öğrenidiği tarihin net olmadığı, davanın usulden reddi gerektiği iddialarında bulunulduğundan, öncelikle davanın süresinde açılıp açılmadığı tespit edilerek buna göre karar verilmesi gerekir.
Davalı idare tarafından … tarih ve .. sayılı yazı ile davacı şirket ortağına yapılan yapılan tebligatın iadesi üzerine Kocaeli Emniyet Müdürlüğü’nden … tarih ve … sayılı yazı ile dava konusu Kurul kararın tebliğ edilerek tebligata ilişkin tutulacak tutanağın gönderilmesinin istendiği, Kocaeli Emniyet Müdürlüğü’nce gönderilen … tarih ve … sayılı yazıda özetle; davacı şirketin ilgi yazıda belirtilen adresine gidildiğinde iş yerinin boş olduğu ve çevrede yapılan araştırmada sahiplerinin bilinmediği, ortağı …’ın yazılarında belirtilen adresine değişik tarihlerde gidildiği, adresinde ikamet etmediği ve çevrede yapılan araştırmada yeni adresinin bilinmediğinden söz konusu tebliğler şirket ve lisans sahiplerine tebliğ edilemediği ve bu durumun tutanak altına alındığının ifade edildiği, dolayısıyla tebligatın iadesi üzerine yapılan adres araştırmasında belirtilen adreslerde bulunmadığı ve tebligat yapılabilecek yeni bir adres de tespit edilemediğinden davacı şirketin adresinin meçhul olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Adresi meçhul sayılan davacı şirkete 7201 sayılı Kanun’un 28. maddesi uyarınca adresi meçhul sayılanlara yönelik ilanen tebligat yapılmadan önce Kanun’da belirtilen ve yapılması gereken adres araştırmasının davalı idarece resmi bir müessese olan Kocaeli Emniyet Müdürlüğü’ne yaptırıldığı anlaşıldığından, adres araştırması neticesinde adresi tespit edilemeyen davacı şirkete 09/10/2013 tarih ve 28790 sayılı Resmi Gazete’de ilanen yapılan tebligatın usulüne uygun olduğu ve dava açma süresinin de bu tebligata göre hesaplanacağı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, 09/10/2013 tarihinde yapılan ilanen tebligat tarihinden itibaren en geç 15 gün sonra başlayan dava açma süresinin (60 gün) son günü olan 23/12/2013 tarihinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten çok sonra 29/03/2021 tarihinde açılan işbu davada süre aşımı bulunduğundan, esası incelenmek suretiyle verilen dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında kararında usûl kurallarına uygunluk görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’ne gönderilmesine, 16/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.