Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/3945 E. , 2022/4439 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/3945
Karar No:2022/4439
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Yapı Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin .. tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Eyüpsultan Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürlüğü’nce 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun istisnaları düzenleyen 3. maddesinin (i) bendi ile 25/07/2013 tarih ve 28718 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kültür Varlıkları İhale Yönetmeliği’nin 24. maddesi uyarınca belli istekliler arasında ihale usûlüyle 06/11/2017 tarihinde gerçekleştirilen İstanbul ili, Eyüpsultan ilçesi, … Mahallesi, … ada, … sayılı parselde yer alan “Tarihi Karakol Binası Restorasyon Uygulama İşi” ihalesinin iptaline ilişkin … tarih ve E…. sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce, “davanın süre aşımı nedeniyle reddi” yolundaki kararının Dairemizin 07/04/2022 tarih ve E:2021/5116, K:2022/1485 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak verilen kararda; ihale gerçekleştirildikten ve yer teslimi yapılmak suretiyle sözleşme ilişkisi kurulduktan sonra sözleşmenin diğer tarafının yine sözleşme maddesi uyarınca projenin sonuçlandırılamayacağı iddiasıyla işin tasfiyesi/iptalinden kaynaklanan ihtilafın özel hukuk hükümleri uygulanmak suretiyle çözümlenmesi gerektiğinden işbu davanın görüm ve çözümünün adlî yargı mercilerine ait olduğu sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın görev yönünden reddine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20/A maddesi gereğince kararın tebliğini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içerisinde Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir..
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlemin bir idarî işlem olduğu ve genel yargılama usûlü ile idarî yargıda çözümlenmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kapsam ve nitelik” başlıklı 1. maddesinin ilk fıkrasında, “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümü, bu Kanunda gösterilen usûllere tâbidir.” kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı Kanun’un “İvedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda söz konusu yargılama usûlünün uygulanacağı; (g) bendinde ise, verilen nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı Kanun’un 6545 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle değiştirilen “İstinaf” başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği; 6. fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu, 8. fıkrasında ise, ivedi yargılama usûlüne tâbi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamayacağı kuralları yer almıştır.
6545 sayılı Kanun’un genel gerekçesinin idari yargıda istinaf kanun yolunun getirilmesine ilişkin kısmında, “İdari yargı ilk derece mahkemelerince verilen nihai kararların bir kısmı bölge idare mahkemesince, kalan kısmı ise Danıştay tarafından denetlenmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45’inci maddesinde itiraz üzerine bölge idare mahkemelerinde kesinleşecek davalar sayılmış olup, bunlar dışındaki tüm davalar temyiz üzerine Danıştay tarafından incelenmektedir. Bu uygulama sebebiyle idare ve vergi mahkemelerinin nihaî karara bağladığı dosya toplamının yaklaşık yüzde yetmişi Danıştay’da, yüzde otuzu ise bölge idare mahkemelerinde denetlenmektedir. Anılan iş yükü sebebiyle Danıştay’a gelen dosyaların kesinleşme süresi uzamaktadır. Bu bağlamda, idari yargıda istinaf kanun yolunun getirilmesi konusu öteden beri yargı paydaşları arasında tartışılmaktadır. … 2577 sayılı Kanun’un 46’ncı maddesinde yapılan değişiklikle, istinaf mahkemelerince karara bağlanacak konulardan hangisinin temyiz yolu ile Danıştay’a gideceği belirlenmekte olup, bu maddede tahdidi olarak sayılan bu konular dışındaki davaların bölge idare mahkemelerinde istinaf incelemesi neticesinde kesinleşmesi öngörülmektedir. Böylece Danıştay’ın temyizen karara bağladığı iş yükünün yaklaşık yüzde seksen oranında azaltılarak Danıştay’ın içtihat mahkemesi rolünün güçlendirilmesi amaçlanmaktadır.” açıklamalarına yer verilmiştir.
Anayasa’nın 142. maddesi uyarınca, mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişleri ve yargılama usûlleri kanunla düzenlenir. Kanun yolları da, yargılama usûlleri arasında yer alır. Yargı yerlerince yapılacak incelemeler sonunda verilecek kararlardan hangisinin kesin olduğunun belli edilmesi dahi, anılan madde hükmü ile Anayasa’daki temel ilkelere ve güvence kurallarına aykırı olmamak üzere yasa koyucunun takdirine bırakılmıştır (AYM kararı, E:1985/23, K:1986/2, Karar tarihi: 20/01/1986).
Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usûllerinin kanunla düzenleneceğini belirten Anayasa’nın 142. maddesinin de kanunî hâkim güvencesinin değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır. Kanunî hâkim güvencesi, mahkemelerin kuruluş ve yetkileri ile izleyecekleri yargılama usûlünün kanunla düzenlenmesini ve dava konusu olay ortaya çıkmadan önce belirlenmesini gerektirir. Bu düzenleme Anayasa Mahkemesi kararlarında, kişinin hangi mahkemede yargılanacağını önceden ve kesin olarak bilmesini gerektiren doğal hâkim ilkesini koruyan bir hüküm olarak ele alınmaktadır (AYM kararı, Muhammed Deniz başvurusu, B. No: 2014/10728, Karar tarihi:18/07/2018).
Aktarılan kanunî düzenlemelere göre, 6545 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerle birlikte 20/07/2016 tarihinden sonra ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı genel kanun yolunun istinaf olarak belirlendiği, yalnızca 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinde tahdidî olarak sayılan uyuşmazlıklarla ilgili kararlara karşı istinaf kanun yolundan sonra temyiz kanun yoluna da başvurulabileceği, 2577 sayılı Kanun’da düzenlenen özel ve istisnaî bir yargılama usûlü olan ivedi yargılama usûlüne tâbi olan uyuşmazlıklarla ilgili olarak ise ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı hangi tarihte verildiğine bakılmaksızın doğrudan temyiz kanun yoluna başvurulabileceği açıktır.
2577 sayılı Kanun’un 1. maddesinin ilk fıkrası uyarınca idarî yargının görevine giren uyuşmazlıkların çözümünün bu Kanun’da gösterilen usûllere tâbi olduğu, anılan Kanun’un 20/A maddesinde yer verilen ivedi yargılama usûlünün ise öncelikle ve süratle sonuçlandırılması önem taşıyan bazı idarî dava türleri için öngörülen özel bir yargılama usûlü olduğu anlaşıldığından; adlî yargının görevinde olduğu değerlendirilen uyuşmazlıklar bakımından, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümünde uygulanacak usûlü belirleyen 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda düzenlenen özel bir yargılama usûlü olan ivedi yargılama usûlü uygulanarak karar verilmesi mümkün değildir. Ayrıca, istisnaî bir yargılama usûlü olan ivedi yargılama usûlünün bu şekilde geniş bir yorum yoluyla genel yargılama usûlü yerine uygulanması, Anayasal kurallar uyarınca Kanunla belirlenmesi zorunlu olan yargılama usûlüne ilişkin konulardan biri olan mahkeme kararlarına karşı başvurulacak kanun yolunu da etkileyecektir.
Dosyanın incelenmesinden, İstanbul ili, Eyüpsultan ilçesi, … Mahallesi, … ada, … sayılı parselde yer alan “Tarihi Karakol Binası Restorasyon Uygulaması İşi” için … tarihinde … ihale kayıt numarası ile idarece ihaleye çıkıldığı, 27/12/2017 tarihinde davacı … Yapı Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti. ile 1.082.280,52-TL bedelle sözleşme imzalandığı, söz konusu iş sözleşmesine göre devam ederken yapının bodrum katında temel kalıntılarının çıkması sonucu Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı yazısında belirtildiği şekilde kalıntı rölövesi talep edilip çalışmaların durdurulduğu, bu tarihten sonra idarece yüklenicinin dilekçesine istinaden alınan … tarih ve … sayılı karar ile ucu açık süre uzatımı verildiği, yapının temel kazısı esnasında çıkan eski temel kalıntıları sonrasında Vakıflar Genel Müdürlüğü kontrolünde hazırlanan yeni restorasyon ve statik projelerinde ise zemin iyileştirme yapılarak, çelik döşeme sistemine dönülüp, söz konusu işe ait yeni restorasyon projesi doğrultusunda statik, mekanik, elektrik projelerinin revize edilmesi nedeniyle yaklaşık maliyete yeni iş kalemleri eklenmesi üzerine onaylanan yeni restorasyon projesi kapsamında hazırlanan yaklaşık maliyete göre yapılan mukayeseli keşif ile ortaya çıkan yeni inşaat kalemlerinden dolayı, sadece keşif artışıyla projenin uygulamasının sonuçlandırılamaması nedeniyle, … ihale kayıt numaralı Tarihi Karakol Binası Restorasyon Uygulama İşine Ait Sözleşme’nin “Sözleşme Kapsamında Yaptırılabilecek İlave İşler, İş Eksilişi ve İşin Tasfiyesi” başlıklı 29. maddesinde yer alan “Uygulama sözleşmelerinde, öngörülemeyen durumlar nedeniyle bir iş artışının zorunlu olması hâlinde, Kültür Varlıkları İhale Yönetmeliği’nin 33’üncü maddesi, Uygulama İşleri Genel Şartnamesi’nin 21 ve 47’nci madde hükümleri uygulanır.” kuralına istinaden … tarih ve E…. sayılı Başkanlık Oluru ile işin iptaline karar verildiği, bakılan davanın söz konusu işlemin iptali istemiyle açıldığı, ihtilafın, ihale gerçekleştirildikten ve sözleşme ilişkisi kurulduktan sonra işin, projenin sonuçlandırılamayacağından bahisle sözleşme maddesi uyarınca tasfiyesi/iptalinden kaynaklandığı, özel hukuk hükümleri uygulanmak suretiyle çözümlenmesi gerektiği anlaşıldığından işbu davanın görüm ve çözümünün adlî yargı mercilerine ait olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, çözümü adlî yargının görevinde olan, 2577 sayılı Kanun ve bu Kanunda düzenlenen usûllerin uygulanmasına ve öncelikle sonuçlandırılması özel önem taşıyan uyuşmazlık olarak nitelendirilmesine imkân bulunmayan ve ivedi yargılama usûlü kapsamında yer almayan davada, İdare Mahkemesince genel yargılama usûlü yerine ivedi yargılama usûlü uygulanarak karar verilmesinde usûl hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine, 29/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.