Danıştay Kararı 13. Daire 2022/4286 E. 2022/4574 K. 05.12.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2022/4286 E.  ,  2022/4574 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/4286
Karar No:2022/4574

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Denetim ve Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından … Bilgisayar ve Görüntü Sistemleri A.Ş.’nin (… Bilgisayar) değer tespitine yönelik olarak hazırlanan 26/02/2016 tarihli değerleme raporunda, mülga Seri VIII, No:45 sayılı Sermaye Piyasasında Uluslararası Değerleme Standartları Hakkında Tebliğ’in 2. maddesi ile III-62.1 sayılı Sermaye Piyasasında Değerleme Standartları Hakkında Tebliğ’in 3. maddesine aykırı olarak uluslararası değerleme standartlarına uyulmaması nedeniyle davacı şirket hakkında 325.617,00-TL idarî para cezası uygulanmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı şirket tarafından … Bilgisayara ilişkin olarak hazırlanan değerleme raporunda ilk olarak, şirket varsayımlarının ve projeksiyonlarının sorgulanmaksızın veri olarak kabul edildiği, ilgili standart gereği değerleme uzmanının … Bilgisayar tarafından sunulan bilgi ve varsayımların güvenilirlik ve doğruluğuna ilişkin araştırmada bulunması gerektiği, davacı tarafından sunulan bilgi ve varsayımların doğruluğunun sorgulanıp araştırılmadığı, sunulan bilgilerin veri olarak kabul edilerek sadece matematiksel hesaplama yapıldığı, gerekli sorgulama yapılmaksızın değerleme raporunda veri olarak kabul edilen ve 2017 yılı için 86.655.866,00-TL, 2018 yılı için 93.588.335,00-TL olarak öngörülen satış gelirlerinin sırasıyla 9.377.600,00-TL ve 2.204.740,00-TL olarak gerçekleştiği, ikinci olarak, değerleme raporunda nihai değere ulaşılırken kullanılan değerleme yaklaşımlarının ağırlıklandırılmasına ilişkin gerekçe sunulmadığı, değerleme raporunda ağırlıklı olarak (%78,91 ağırlıkla) indirgenmiş nakit akımları yönteminin kullanıldığı, ancak söz konusu ağırlıklandırmanın gerekçesine yer verilmediği, Toshiba’nın 2015 yılının sonunda Türkiye pazarına B2C ürün sağlamayacağı yönündeki kararı nedeniyle … Bilgisayar’ın ürün yelpazesinde ve dolayısıyla gelirlerinde önemli bir kısıtlama ile karşı karşıya kalmış olması ve gelecekte ne şekilde gelir yaratacağına dair bir belirsizlik bulunmasına rağmen indirgenmiş nakit akımları yöntemine bu denli ağırlık verilmesinin de makul bulunmadığı, son olarak değerleme raporunda indirgenmiş nakit akımları yöntemi ile yapılan hesaplamada, projeksiyon döneminden gelen değer ile projeksiyon dönemi sonrasında gelen değer (uç değer) toplanarak … Bilgisayar’ın firma değerine ulaşıldığı, ancak yapılan hesaplamada net nakit pozisyonunun hesaplanmasında nakit ve nakit benzerleri yerine ticari alacaklar rakamının kullanıldığı hususlarının tespit edildiği;
Davacı şirket hakkında, söz konusu değerleme raporunda uluslararası değerleme standartlarının birden fazla maddesine uyulmadığı, şirketin nakit ve nakit benzerleri tutarının hatalı hesaplanmasının … Bilgisayar’ın özkaynak değerinin önemli ölçüde yüksek belirlenmesine sebep olduğu, … Teknoloji Yatırım A.Ş. tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformunda açıklanan finansal tablolara yansıyan bahse konu hatalı değerleme sonucunun yatırımcıların yanlış bilgilendirilmesine yol açtığı ve şirketin aktif toplamı içinde payının (%39) yüksek olması nedeniyle yatırımcıların yatırım kararlarını etkiyebilecek nitelikte olduğu hususları dikkate alınarak aykırılığın gerçekleştiği 2016 yılı için üst sınır olarak belirlenen tutarda idarî para cezası uygulanmasına karar verildiği; bu itibarla, davacı şirket tarafından dava dışı halka açık … Teknoloji Yatırım A.Ş.’nin bilançosunun önemli bir kısmını oluşturan … Bilgisayar hakkında düzenlenen değerleme raporunda firma değerinin hatalı olarak önemli ölçüde yüksek belirlenmesi dolayısıyla … Teknoloji Yatırım A.Ş. tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda açıklanan finansal tablolara yansıyan hatalı sonuçların yatırımcıların yanlış bilgilendirilmesine sebep olduğu ve söz konusu raporun Uluslararası Değerleme Standartlarına aykırı olduğu anlaşıldığından, davacı şirket hakkında idarî para cezası uygulanmasına ilişkin Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, idarî para cezasına konu raporda değerleme çalışmalarının genel kabul görmüş denetleme ilke, esas ve standartlarına göre bir çalışma içermediği hususunun beyan edildiği, dolayısıyla dava konusu raporun uluslararası değerleme standartlarına göre düzenlenmiş olmadığı ve ilgili Tebliğ kurallarına tâbi olmadığı, uluslararası değerleme standartlarına göre bir şirket değerlemesi yapılması hâlinde bu hususun açıkça değerleme sözleşmesi ve raporda belirtileceği, söz konusu raporda sorumsuzluk kaydı bulunduğu, şirket hakkında düzenlenen raporun örtülü kazanç aktarımı olduğu ileri sürülen hisse satış işleminden daha sonraki bir tarihte düzenlendiği, satış işleminin değerleme raporundaki veriler esas alınarak gerçekleşmediği, değerleme raporundaki sorumsuzluk kaydına rağmen rapordaki değerlerin satın alma bedeli olarak esas alınmasının kendisi bakımından sorumluluk doğurmayacağı, değerlenen şirket tarafından sunulan verilerin çapraz kontrol yapılarak sorgulamaya tâbi tutulduğu, hangi verilerin dikkate alınması gerektiğinin denetleme raporunda açıklanmadığı, şirket değerlemelerinde teamül haline gelen indirgenmiş nakit akımları ve öz kaynak yöntemlerinin kullanılarak bu iki yöntem sonucu oluşan şirket değerlerinin ağırlıklı ortalamasının dikkate alındığı, indirgenmiş nakit akımları yöntemi kapsamındaki hesaplamada esas alınan gelir artışı oranlarının enflasyonun altında olduğu, 2016 yılına ait cironun hesaplanmasında ise Toshiba’nın beyanına istinaden sadece şirket ve kurumlara yapılan satışların dikkate alındığı, şirket değerinin indirgenmiş nakit akımları ve öz kaynak yöntemleriyle bulunan değerlerin ağırlıklı ortalamalarına göre hesaplanmamasının makul olmadığını ispat yükünün davalı idareye ait olduğu, “nakit ve nakit benzeri” hesap kalemlerinin VUK ve tek düzen hesap planı hükümlerine göre düzenlenen bilanço içinde yer alan bir hesap kalemi olmadığı, şirket tarafından sunulan bilançoda anılan kalemin yer almadığı, dolayısıyla “Dönen Varlıklar” hesabı içeresinde yer alan hesap kalemleri dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, gerçekleşmiş ciro ile tahmine dayalı ciro tutarlarının karşılaştırılmasının adil olmadığı, uygulanan para cezası miktarının fahiş ve elde edilen menfaatin çok üzerinde olduğu, raporda değerlenen şirketin değeri yüksek olarak belirlenmediği için yatırımcıların yatırım kararının etkilendiği yönündeki tespitin de yerinde olmadığı, Escort Teknoloji’nin 31/07/2019 tarihli yönetim kurulu kararıyla 11/11/2015 tarihinde satın alınan hisselerin daha yüksek bir bedelle iade edildiği, şirketin bu işlemden zarar değil kâr ettiği, bilirkişi incelemesi incelemesi yaptırılmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, duruşmada yapılan açıklamaların kayda geçirilmediği, savunma hakkının ihlâl edildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, düzenlenen değerleme raporunda uluslararası denetim standartlarının ihlâl edildiğinin açıkça ortaya konulduğu, bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığı, dava konusu Kurul kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Kurul kararı ile kararın dayanağı olan Denetleme Raporu incelendiğinde, (i) davacı tarafından hazırlanan değerleme raporunda … Bilgisayar ve Görüntü Sistemleri A.Ş.’nin (… Bilgisayar/Şirket) varsayımlarının ve projeksiyonlarının sorgulanmaksızın veri olarak kabul edilmesi, (ii) değerleme raporunda nihaî değere ulaşılırken kullanılan değerleme yaklaşımlarının ağırlıklandırılmasına ilişkin gerekçe sunulmaması ve (iii) değerleme raporunda indirgenmiş nakit akımları yöntemi ile yapılan hesaplamada net nakit pozisyonunun hesaplanmasında nakit ve nakit benzerleri yerine ticari alacaklar rakamı kullanılması hususlarının uluslararası değerleme standartlarına aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davacı hakkında idarî para cezası uygulanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uluslararası değerleme standartlarına göre, değerleme uzmanının müşteri veya değerlenen şirket tarafından kendisine sunulan bilgi ve varsayımların güvenilirlik ve doğruluğuna ilişkin araştırmada bulunması gerekmektedir. Bununla birlikte, davacı tarafından hazırlanan değerleme raporu incelendiğinde, gelecek yıllara ilişkin tahminler yapılırken, 2015 yılı gerçekleşen gelirlerin projeksiyon döneminin ilk yılında %75 azalacağı, izleyen dört yılında %8, son iki yılında ise %4 artacağının öngörüldüğü, bu verilerin … Bilgisayar tarafından yalnızca bir tablo olarak hazırlanan ve anılan oranlara ilişkin herhangi bir gerekçe ve açıklama içermeyen Gelir Projeksiyonunda yer alan bilgi ve varsayıma dayandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davacının hazırladığı değerleme raporunda … Bilgisayar tarafından sunulan bilgi ve varsayımları veri olarak kabul ettiği, bunların doğruluğunu sorgulayıp araştırmadığı, müşteri tarafından sunulan veriler üzerinden değerlemeyi gerçekleştirdiği, öte yandan, uluslararası değerleme standartlarına aykırılık oluşturan hususun gelir artışı ve azalışı için öngörülen oranın makul olup olmaması değil, müşteri veya değerlenen şirket tarafından sunulan bilgi ve varsayımların güvenilirlik ve doğruluğuna ilişkin araştırmada bulunulmaksızın doğrudan veri olarak kabul edilmesi olduğu dikkate alındığında, davacı tarafından hazırlanan değerleme raporunda ilk olarak … Bilgisayar’ın varsayımlarının ve projeksiyonlarının sorgulanmaksızın veri olarak kabul edilmesi suretiyle uluslararası değerleme standartlarının ihlâl edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
İkinci olarak, uluslararası değerleme standartlarına göre, birden fazla değerleme yaklaşımı veya yönteminin kullanıldığı hâllerde, söz konusu farklı yaklaşım veya yöntemlere dayalı değer takdirinin makul olması ve birbirinden farklı değerlerin, ortalama alınmaksızın, analiz edilmek ve gerekçeleri belirtilmek suretiyle tek bir sonuca ulaştırılma sürecinin değerlemeyi gerçekleştiren tarafından raporda açıklanması gerekli görülmektedir. Davacı tarafından hazırlanan değerleme raporunda, … Bilgisayar’ın değeri hesaplanırken özkaynak yöntemi ve indirgenmiş nakit akımları yöntemine göre bulunan değerlerin ağırlıklandırılmış ortalamasına göre (%78,91-%21,09) hesaplama yapıldığı, bu hesaplamada ağırlıklı olarak (%78,91) indirgenmiş nakit akımları yöntemiyle hesaplanan değerin kullanıldığı, ancak değerleme raporunda söz konusu ağırlıklandırmaya ilişkin herhangi bir açıklama veya gerekçeye yer verilmediği anlaşılmaktadır. Öte yandan, Toshiba’nın 2015 yılının sonunda Türkiye pazarına B2C ürün sağlamayacağı yönündeki kararı nedeniyle, … Bilgisayar’ın ürün yelpazesinde ve gelirlerinde önemli bir daralma ile karşı karşıya kalmış olması ve gelecekte ne şekilde gelir kaynağı oluşturacağına dair bir belirsizlik bulunması karşısında, indirgenmiş nakit akımları yöntemine bu denli ağırlık verilmesinin gerekçelendirilmesi ayrıca önem kazanmaktadır. Dolayısıyla, davacı tarafından hazırlanan değerleme raporunda … Bilgisayar’ın nihai değerine ulaşılırken kullanılan değerleme yaklaşımlarının ağırlıklandırılmasına ilişkin gerekçe sunulmamak suretiyle ilgili uluslararası değerleme standardının ihlâl edildiği açıktır.
Son olarak, … Bilgisayar’ın 31/12/2015 tarihi itibarıyla vergi mevzuatı uyarınca hazırlanmış ve bağımsız denetimden geçmemiş finansal durum tablosunda “nakit ve nakit benzerleri” tutarı 2.328.447,00-TL olarak yer almaktadır. Bununla birlikte, davacı tarafından hazırlanan değerleme raporunda indirgenmiş nakit akımları yöntemine göre yapılan hesaplama incelendiğinde, tabloda “nakit ve nakit benzerleri” tutarının 103.097.555,00-TL olarak dikkate alındığı ve anılan tutarın finansal durum tablosunda yer alan “ticari alacaklar” tutarıyla aynı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafından Kurula yapılan açıklamalarda, “nakit ve benzerleri” tutarının hesaplanmasında “(alınan çekler) + (alıcılar) + (alacak senetleri) + (verilen depozito ve teminatlar) + (şüpheli ticari alacaklar) + (alıcılar ve satıcılar hesaplarının ters bakiyeleri) – (şüpheli ticari alacaklar)” formülünün kullandığı savunulmuştur. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yayımlanan Türkiye Muhasebe Standardında (TMS 7 – Nakit Akış Tablosu) yer alan “nakit ve nakit benzerleri” kalemine ilişkin tanım ve açıklamalar şu şekildedir: “Nakit benzerleri, yatırım veya diğer amaçlardan ziyade, kısa vadeli nakit taahhütlerinin yerine getirilmesi amacıyla elde tutulur. Bir yatırımın nakit benzeri olarak nitelendirilmesi için, belirli tutarda bir nakde kolayca çevrilebilmesi ve değerindeki değişim riskinin önemsiz olması gerekir. Bu nedenle bir yatırım kısa vadeye, örneğin edinim tarihinden itibaren 3 ay veya daha kısa bir vadeye, sahip olduğunda genellikle nakit benzeri olarak nitelendirilir. Özkaynak yatırımları, özü itibarıyla nakit benzerleri tanımını karşılamadıkça (nakit benzerleri tanımını karşılayan özkaynak yatırımlarına örnek olarak, vadesine kısa bir süre kala edinilen ve belirli bir itfa tarihi olan imtiyazlı paylar gösterilebilir) nakit benzerleri olarak değerlendirilmez. …”. “Nakit ve nakit benzerleri” kavramının tekdüzen muhasebe sistemindeki karşılığı olan “hazır değerler” ise, Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği (Sıra No:1)’nde, “Bu grup, nakit olarak elde veya bankada bulunan varlıklar ile istenildiği zaman değer kaybına uğramadan paraya çevirme imkânı bulunan varlıkları (menkul kıymetler hariç) kapsar …” şeklinde tanımlanmıştır. Davacı tarafından hazırlanan değerleme raporunda ve rapora ilişkin çalışma kağıtlarında, nakit ve nakit benzerleri tutarının hesaplanmasına dahil edilen ticari alacakların değerlerinin değişim riski bilgilerine ve vadelerine ilişkin hiçbir açıklamaya ve bilgiye de yer verilmemiştir. Aktarılan tanımlar ve açıklamalar uyarınca, malî tablolarda yer alan nakit ve nakit benzerlerini tutarının hesaplanmasında, ticari alacaklar hesap grubuna ait kalemlerin kullanılmaması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, hesaplamada kullanılan hatalı veri nedeniyle … Bilgisayar’ın indirgenmiş nakit akımları yöntemine göre hesaplanan değerinin yaklaşık 55.000.000,00-TL yüksek hesaplandığı, indirgenmiş nakit akımları yöntemi sonucunda bulunan değere nihai değerin hesaplanmasında %78,91 ağırlık verildiği dikkate alındığında söz konusu hatanın değerleme raporunda ulaşılan sonuç bakımından etkisinin büyük olduğu, davacının değerlemeyi gerçekleştirirken kullandığı verilerin uygunluğuna ilişkin olarak uluslararası değerleme standartlarında öngörülen yükümlülük ve sorumluluklara uygun davranmadığının açık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, davacı tarafından hazırlanan değerleme raporunda (i) … Bilgisayar’ın varsayımlarının ve projeksiyonlarının sorgulanmaksızın veri olarak kabul edildiği, (ii) değerleme raporunda nihaî değere ulaşılırken kullanılan değerleme yaklaşımlarının ağırlıklandırılmasına ilişkin gerekçeye yer verilmediği ve (iii) değerleme raporunda indirgenmiş nakit akımları yöntemi ile yapılan hesaplamada net nakit pozisyonunun hesaplanmasında nakit ve nakit benzerleri yerine ticari alacaklar tutarının kullanıldığının açık olduğu, anılan hususların gerek eylem gerek işlem tarihinde yürürlükte bulunan Tebliğler uyarınca uyulması zorunlu olan uluslararası değerleme standartlarına aykırılık teşkil ettiği, söz konusu fiillerin gerçekleştiğine ilişkin tespitler ile bunların standartlara aykırı olduğuna ilişkin hukukî değerlendirmenin özel veya teknik bir bilgiyi gerektirmediği, öte yandan, dava konusu Kurul kararında, “… söz konusu Değerleme Raporu’nda Uluslararası Değerleme Standartları’nın birden fazla maddesine uyulmadığı, Değerleme Raporu’nda şirketin nakit ve nakit benzerleri tutarının hatalı hesaplanmasının … Bilgisayar ve Görüntü Sistemleri AŞ’nin özkaynak değerinin önemli ölçüde yüksek belirlenmesine sebep olduğu, … Teknoloji Yatırım AŞ tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda açıklanan finansal tablolara yansıyan bahse konu hatalı değerleme sonucunun yatırımcıların yanlış bilgilendirilmesine yol açtığı ve şirketin aktif toplamı içindeki payının (%39) yüksek olması nedeniyle yatırımcıların yatırım kararlarını etkileyebilecek nitelikte olduğu hususları dikkate alınarak, aykırılığın gerçekleştiği 2016 yılı için üst sınır olarak belirlenen 325.617 TL tutarında idari para cezası uygulanmasına karar verildiği” belirtilmek suretiyle, davacı hakkında üst sınırdan idarî para cezasının uygulanmasına ilişkin ilgili ve yeterli gerekçeye de açıkça yer verildiği anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
6. 2577 sayılı Kanun’un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’ne gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine, 05/12/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesiyle atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. ve takip eden maddelerinde; mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı; mahkemenin bilirkişinin görevlendirilmesine ilişkin kararında inceleme konusunun bütün sınırlarıyla açıkça belirlenmesine ve bilirkişinin cevaplaması gereken sorulara ilişkin hususlara yer vermek zorunda olduğu; bilirkişi raporunun gerekçeli olması gerektiği, bilirkişinin hukuki değerlendirmelerde bulunamayacağı; mahkemenin gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme de yaptırabileceği; hâkimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği kurala bağlanmıştır.
Aktarılan kurallara göre genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla, hâkimlik mesleğinin gereği olarak hâkimin hukukî bilgisi ile çözümleyebileceği konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişi oy ve görüşünün alınmasının zorunlu olduğu; bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesi hâlinde bilirkişilerce hazırlanan raporların olayın özel veya teknik bilgi gerektiren yönlerini hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde aydınlatan bilimsel esaslara dayalı gerekçeleri içermesi gerektiği, bu nitelikte olmayan bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağı, mahkemenin böyle bir durumda yeni bir bilirkişi heyeti oluşturabileceği ve hükme esas alınabilecek rapor elde edinceye kadar bilirkişi incelemesine devam edebileceği; kural olarak bilirkişi raporunun hâkimi bağlamayacağı ve hâkimin raporu serbestçe takdir edeceği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirket tarafından … Bilgisayar ve Görüntü Sistemleri A.Ş.’nin değer tespitine yönelik olarak hazırlanan 26/02/2016 tarihli değerleme raporunun mülga Seri VIII, No:45 sayılı Sermaye Piyasasında Uluslararası Değerleme Standartları Hakkında Tebliğ’in 2. maddesi ile III-62.1 sayılı Sermaye Piyasasında Değerleme Standartları Hakkında Tebliğ’in 3. maddesi kapsamında değerlendirilmesine ilişkin olarak Kurul Başuzmanı tarafından yapılan inceleme sonucunda düzenlenen Denetleme Raporu’nda yer verilen tespitlere istinaden … tarih ve … sayılı Kurul kararıyla davacı şirket hakkında 325.617,00-TL idarî para cezası uygulandığı, bunun üzerine anılan Kurul kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, gerek İdare Mahkemesi’nce gerek Bölge İdare Mahkemesi’nce bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, başta Kurul Başuzmanı tarafından düzenlenen Denetleme Raporunda yer alan tespitler olmak üzere, dosyada bulunan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi suretiyle karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı şirket tarafından hazırlanan 26/02/2016 tarihli değerleme raporuna yönelik Kurul Başuzmanınca yapılan inceleme sonucunda düzenlenen ve dava konusu işlemin tesis edilmesine esas alınan Denetleme Raporunda yer verilen ve uluslararası denetim standartlarının ilgili hükümlerine aykırılık sebebi olarak değerlendirilen “davacı şirket tarafından değerleme raporunda nihai değere ulaşılırken kullanılan değerleme yaklaşımlarının ağırlıklandırılmasında indirgenmiş nakit akımları yöntemine bu denli ağırlık verilmesinin de makul bulunmadığı”, “Nakit ve nakit benzeri rakamının yanlış kullanılması dolayısıyla indirgenmiş nakit akımları yöntemiyle hesaplanan tutarın yükseldiği”, “bilançoda yer alan nakit ve nakit benzerleri tutarının hesaplanmasında ticari alacaklar hesap grubuna ait kalemlerin hesaba katılmaması gerektiği” vb. tespitlerin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi hususu, davacının bu tespitlere ilişkin itirazları da dikkate alındığında, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi kapsamı dışında özel ve teknik bir muhasebe bilgisi gerektirmektedir.
Bu durumda, davacı şirket tarafından hazırlanan değerleme raporuna yönelik olarak idarece yapılan inceleme sonucunda, anılan raporda uluslararası değerleme standartlarına uyulmadığının tespit edildiğinden bahisle davacı şirket hakkında idarî para cezası uygulanmasına ilişkin Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, anılan değerleme raporunda uluslararası değerleme standartlarının ihlâl edilip edilmediğinin belirlenmesi özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden, uyuşmazlığın genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgi ile çözümlenmesi mümkün değildir.
Bu itibarla, davacı tarafından düzenlenen değerleme raporunun uluslararası değerleme standartlarına aykırılık içerip içermediğinin tespiti amacıyla, iyi derecede muhasebe ve finans bilgisine sahip olan öğretim üyesi düzeyinde bir bilirkişi ya da bilirkişi heyetince hükme esas alınabilecek nitelikte bir rapor düzenlendikten sonra hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararda usûl hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.
Belirtilen gerekçelerle, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.

(XX) KARŞI OY :
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 103. maddesinde; “Bu Kanuna dayanılarak yapılan düzenlemelere, belirlenen standart ve formlara ve Kurulca alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı hareket eden kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından iki yüz elli bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir.” kuralı yer almıştır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesinde, bu Kanun’un hükümlerinin idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı, “Kanunîlik ilkesi” başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasında, hangi fiillerin kabahat oluşturduğu kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi, kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriğinin, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında, kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarının ancak kanunla belirlenebileceği kuralına yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un “İdarî para cezası” başlıklı 17. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, idarî para cezasının, maktu veya nispi olabileceği, idarî para cezasının, kanunda alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebileceği, bu durumda, idarî para cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumunun birlikte göz önünde bulundurulacağı belirtilmiş; son fıkrasında ise, idarî para cezalarının her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı kuralı yer almıştır.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 103. maddesiyle her kişiye veya olaya özgü ceza tutarlarının belirlenmesinin mümkün olmaması nedeniyle cezaların bireyselleştirilmesi için yasakoyucu tarafından cezanın alt ve üst sınırları gösterilmekte, ancak bu iki sınır arasında bir ceza belirleme konusunda da idareye takdir yetkisi verilmektedir.
Alt ve üst sınır arasında idareye bırakılan takdir hakkının makul ve ölçülü olmayan şekilde kullanılması eşitsizliğe, haksızlığa ve keyfiliğe yol açabilecektir.
Sermaye Piyasası Kurulu’nun, 26/03/2013 tarihli ve 10/363 sayılı, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu Çerçevesinde Tesis Edilecek İdari Para Cezalarına İlişkin Uygulama Esasları başlıklı ilke kararında; idari para cezası uygulamalarında, ilgililerin Kurul görevlileri ve çalışanları ile süreç içerisinde olan işbirliği, ilgili hakkında daha evvel aynı ihlal nedeniyle idari para cezası tesis edilmesi, ihlalin önemliliği, ihlalin doğurduğu zararın büyüklüğü, ihlalin gerçekleştirilme şekli, ilgilinin kusurunun yoğunluğu, ilgilinin savunmasındaki samimiyeti, ihlal nedeniyle doğan zararın tazmini ve/veya aykırılığın giderilip giderilmediği, yatırımcıların zarar görüp görmediği, ilgili tarafından elde edilen menfaatin büyüklüğü gibi kıstaslar çerçevesinde yapılacak değerlendirmeler neticesinde ve bu ölçüde Kanun ile belirlenen alt limitten uzaklaşılması yoluna gidileceği, hizmet birimlerince Kurul Karar Organına sunulacak öneri yazılarında Kanun ile belirlenen alt limitten uzaklaşılarak idari para cezası tesis edilmesi talep edilmesi hâllerinde bu talebin gerekçelerinin de açıkça belirtilmesi gerektiği yönünde düzenlemelere yer verilmiştir.
6362 sayılı Kanun’un 103. maddesinde belirtilen idarî para cezası yaptırımı konusunda idarenin takdir yetkisini kullanırken Kabahatler Kanunu’nun 17. maddesi ve ilke kararında belirtildiği üzere; kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumunu birlikte göz önünde bulundurması ve hangi nedenle idarî para cezasının üst sınırdan verildiğinin yargısal denetime imkân verecek şekilde somut olarak ortaya konulması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirket tarafından … Bilgisayar ve Görüntü Sistemleri A.Ş.’nin değer tespitine yönelik olarak hazırlanan 26/02/2016 tarihli değerleme raporunda, mülga Seri VIII, No:45 sayılı Sermaye Piyasasında Uluslararası Değerleme Standartları Hakkında Tebliğ’in 2. maddesi ile III-62.1 sayılı Sermaye Piyasasında Değerleme Standartları Hakkında Tebliğ’in 3. maddesine aykırı olarak uluslararası değerleme standartlarına uyulmaması nedeniyle davacı şirket hakkında 6362 sayılı Kanun’un 103. maddesi uyarınca aykırılığın gerçekleştiği 2016 yılı için üst sınır olarak belirlenen 325.617,00-TL idarî para cezası uygulanmasına karar verildiği, ancak kabahatin haksızlık içeriği dikkate alındığında, Kurul kararında yer alan açıklamaların davacı şirkete üst sınırdan idarî para cezası verilmesi için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı ve işlemin iptali gerektiği düşüncesiyle, temyiz talebinin kabulü ile davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yönündeki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.