Danıştay Kararı 13. Daire 2022/677 E. 2022/4757 K. 13.12.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2022/677 E.  ,  2022/4757 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/677
Karar No:2022/4757

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Niğde ili, Ulukışla ilçesi … Köyü, … mevkii, … ada, … parsel sayılı davacıya ait taşınmazda bulunan petrol istasyonunda kaçak akaryakıt satmaya yarayan düzenek bulunduğunun ve markersiz ürününün piyasa faaliyetine konu edildiğinin tespit edildiğinden bahisle Mersin Gümrük ve Muhafaza Müdürlüğü ekipleri tarafından, satış pompalarının ve yeraltı tanklarının 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 20. maddesinin 8. fıkrası uyarınca mühürlenmesine ilişkin 11/09/2014 tarihli işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce Dairemizin 01/07/2021 tarih ve E:2016/3159, K:2021/2580 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; Kaçak akaryakıtı herhangi bir piyasa faaliyetine konu etmek için lisansa esas teşkil eden belgelerde belirlenenlere aykırı olarak sabit ya da seyyar tank, düzenek veya ekipman bulundurma fiillerinin kaçakçılık suçları kapsamında değerlendirildiği, yine marker seviyesi geçersiz akaryakıtı bulundurma ve satışa arz etme fiillerinin de kaçakçılık suçu kapsamında olduğu, kaçakçılık fiilinin sadece ulusal marker seviyesi ile ilgili olması durumunda önce ulusal marker seviyesinin geçersiz çıktığı tank ve düzeneklerin mühürleneceği, alınan numunelerin analiz için akredite laboratuvarlara gönderileceği, bu numunelerin analizi sonucunda ulusal marker seviyesinin geçersiz çıkması durumunda, akaryakıt istasyonunun tamamının geçici olarak mühürleneceği; ancak kaçakçılık suçu bakımından 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 3. maddesinin 14. fıkrasındaki fiillerin varlığına ilişkin tespitlerin bulunması hâlinde akaryakıt istasyonunun tamamının geçici olarak mühürleneceği, istasyonda bulunan 1 numaralı tankın probuna plastik parça sıkıştırılmak suretiyle yapılan müdahale sonucunda tankta bulunan ürün aynı seviyede sabitlenerek alış ve satış miktarlarının doğru biçimde otomasyon sistemine yansıması engellendiğinden, otomasyon sistemine yapılan söz konusu müdahalenin 5607 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 14. fıkrasında belirtilen “düzenek” olarak nitelendirilmesi ve fiilin kaçakçılık suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği; bu durumda, istasyonda bulunan 1 numaralı tankın probunun şamandırasına plastik parça sıkıştırılmak suretiyle askıda bırakıldığı ve otomasyon sistemine müdahale edildiği hususlarının tespit edilmesi nedeniyle, 5607 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 14. fıkrası uyarınca kaçakçılık suçu kabul edilen kaçak akaryakıt satmaya ve herhangi bir piyasa faaliyetine konu etmeye yarayacak şekilde sabit tank, düzenek ve ekipman bulundurma fiiline ilişkin tespit edilen aykırılıklar üzerine, 5015 sayılı Kanun’un 20. maddesi uyarınca tesis edilen istasyonun mühürlenmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, motorin pompalarından alınan numunelerin ulusal marker seviyelerinin geçersiz çıkmasında herhangi bir kusurlarının bulunmadığı, anılan akaryakıtın dağıtıcı firmadan alındığı, servis raporundan da anlaşılacağı üzere yer altı tanklarında yapılan servis kontrolünde tank dibinde balçık ve pas oluştuğu, bu durumun tank içerisine plastik parçalar düşmesine ve prob şamandırasına zarar vererek sıkışmasına neden olduğu, yer altı tanklarının düzgün çalışmasını engelleyen hususun balçık ve pas olduğu, verilen kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 13/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.