Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2020/2227 E. , 2022/2059 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/2227
Karar No : 2022/2059
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1- …
VEKİLİ : Av. …
2- … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri
DAVANIN KONUSU : Polis memuru olarak görev yapan davacı tarafından;
1. 06/06/1978 günlü, 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’a, 08/05/2020 günlü, 2506 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan ve 09/05/2020 günlü, 31122 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esaslar’ın 2. maddesi ile eklenen Geçici 19. maddede yer alan, “Tarım ve Orman Bakanlığınca 2020 yılı içerisinde bu Esaslar kapsamında, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı tarafından doğrudan yapılacak merkezi yerleştirme sonuçlarına göre istihdam edilecek sözleşmeli personel alımlarında, hali hazırda kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta olanların ataması yapılmaz.” hükmünün,
2. Anılan düzenlemeye dayalı olarak davacı ile sözleşme imzalanmasının uygun görülmemesine ilişkin Tarım ve Orman Bakanlığının … günlü, … sayılı işlemin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Davacı tarafından;
Dava konusu düzenleme ile halihazırda bir kamu kurum veya kuruluşunda görev yapmakta olan personelin, Tarım ve Orman Bakanlığına sözleşmeli personel olarak atanmasının engellendiği,
Söz konusu düzenlemenin, Anayasa’nın 70. maddesinde düzenlenen kamu görevine girme hakkına aykırı olduğu,
Böylelikle liyakatli kişilerin kamu hizmetine girme hakkının engellendiği ve ayrımcılık yapıldığı,
Anayasa Mahkemesinin birçok kararında, kamu hizmeti ile bu hizmete girişte aranan nitelikler arasında sıkı bir bağın olması gerektiğinin ifade edilmesine rağmen, dava konusu düzenlemede bu şartın sağlanamadığı, görevin gerektirdiği niteliklerle bağdaşmayan bir şartın öngörüldüğü ve mezun olduğu bölüm ile ilgili bir işte çalışmasının engellendiği,
Bu durumun, hukuki belirlilik ve hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğu, keza, haklı beklentinin korunması ilkesinin ihlal edildiği,
Dava konusu düzenlemenin sadece Tarım ve Orman Bakanlığına yönelik ve geçici olduğu, meşru bir kamu yararına dayandırılamadığı ileri sürülmektedir.
DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI :
Cumhurbaşkanlığının Savunması:
Dava konusu düzenleme ile yapılacak alımlarda öncelikle herhangi bir kamu kurum ve kuruluşunda istihdam edilmemiş kişilerden yerleştirme yapılması suretiyle COVİD-19 salgını döneminde ekonomik sebeplerle işsiz olanların veya işsiz kalacakların istihdamının, salgının toplum üzerindeki olumsuz neticelerinin bertaraf edilmesi ve kamuda istihdam edilmeyi bekleyen çok sayıda vatandaşın iş beklentilerinin karşılanmasına katkı sağlanmasının hedeflendiği,
Ayrıca, merkezi veya kurumsal yerleştirme sonucu göreve başlatılan kamu personelinin önemli kısmının yeniden yerleştirme işlemlerine katılarak yer ya da kurum değiştirdiği, bu durumun da kamu hizmetinin aksamasına ve diğer kamu personeli adaylarının mağduriyetine sebebiyet verdiği,
Dava konusu düzenlemenin, pandemi nedeniyle kamu kurum ve kuruluşlarının, mevcut belirsizlik içerisinde ortaya çıkmakta olan yeni normalleşme uygulamalarına adapte olabilmesi ve hızlı hareket edebilmesi amacıyla, yalnızca Tarım ve Orman Bakanlığınca ve sadece 2020 yılı içerisinde gerçekleştirilecek sözleşmeli personel alımları için getirildiği,
Yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
Tarım ve Orman Bakanlığının Savunması:
Davanın süreaşımı yönünden incelenerek, öncelikle bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiği,
Kamu kurumunda görev yapmakta iken, KPSS 2020/7 tercih işlemleri sonucu, ÖSYM Başkanlığınca, Şanlıurfa İl Müdürlüğü emrine yerleştirmesi yapılan davacının göreve başlamasının, Personel Genel Müdürlüğünde oluşturulan komisyon tarafından, dava konusu düzenleyici işlem nedeniyle uygun görülmediği,
Dava konusu düzenleyici işlemin üst hukuk normlarına, hizmetin gereklerine ve kamu yararına uygun olduğu; davacı ile sözleşme imzalanmasının uygun görülmemesine ilişkin işlemin da mevzuat hükümleri doğrultusunda, usul ve hukuka uygun olarak tesis edildiği,
Hukuksal dayanaktan yoksun olan davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmüştür.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Polis memuru olarak görev yapan davacı tarafından; 06/06/1978 günlü, 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’a, 08/05/2020 günlü, 2506 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan ve 09/05/2020 günlü, 31122 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esaslar’ın 2. maddesi ile eklenen Geçici 19. maddede yer alan, “Tarım ve Orman Bakanlığınca 2020 yılı içerisinde bu Esaslar kapsamında, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı tarafından doğrudan yapılacak merkezi yerleştirme sonuçlarına göre istihdam edilecek sözleşmeli personel alımlarında, hali hazırda kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta olanların ataması yapılmaz.” hükmünün, anılan düzenlemeye dayalı olarak davacı ile sözleşme imzalanmasının uygun görülmemesine ilişkin Tarım ve Orman Bakanlığının … günlü, … sayılı işleminin iptali istenilmektedir.
Dava konusu düzenleyici işlemin, Danıştay İkinci Dairesinin 22/06/2021 günlü, E:2020/973, K:2021/2246 sayılı kararıyla iptal edildiği anlaşıldığından, anılan hüküm yönünden karar verilmesine yer bulunmamaktadır.
Dava konusu bireysel işlemde ise hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu düzenleyici işlem yönünden karar verilmesine yer olmadığına, bireysel işlemin ise iptaline hükmedilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; duruşma için belirlenen 20/04/2022 günü davacı vekili Av. …’ın ve davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığını temsilen Av. …’in; Tarım ve Orman Bakanlığını temsilen Hukuk Müşaviri …’ın geldiği görülerek, Danıştay Savcısı …’ın hazır bulunduğu halde açık duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan taraflara usulüne göre söz verilip dinlendikten ve Savcının düşüncesi alındıktan sonra duruşmaya son verilerek uyuşmazlığın esasına geçildi, dosyadaki bilgi ve belgeler de incelenmek suretiyle işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Maddi Olay :
Polis memuru olarak görev yapan davacı tarafından; KPSS-2020/7 yerleştirme işlemleri kapsamında, öğrenim durumu itibarıyla atanmaya hak kazandığı veteriner hekim pozisyonuna ÖSYM Başkanlığınca yerleştirildiği halde kendisi ile sözleşme imzalanmasının uygun görülmemesi üzerine, söz konusu işlem ile bu işlemin dayanağı olan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’ın Geçici 19. maddede yer alan, “Tarım ve Orman Bakanlığınca 2020 yılı içerisinde bu Esaslar kapsamında, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı tarafından doğrudan yapılacak merkezi yerleştirme sonuçlarına göre istihdam edilecek sözleşmeli personel alımlarında, hali hazırda kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta olanların ataması yapılmaz.” hükmünün iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Danıştay İkinci Dairesinin 30/12/2020 günlü, E:2020/2227 sayılı kararıyla dava konusu düzenleyici işlemin yürütülmesinin durdurulması istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına; bireysel işlemin ise yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiş, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/04/2021 günlü, YD İtiraz No:2021/272 sayılı kararıyla davalı idarelerin itirazları kabul edilerek dava konusu işlemler bakımından yürütmenin durdurulması isteminin reddine hükmedilmiştir.
İlgili Mevzuat :
Anayasa’nın “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49. maddesinde, “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.” düzenlemesi yer almaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B maddesinde sözleşmeli personel; “Kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, Cumhurbaşkanınca belirlenen esas ve usuller çerçevesinde, ihdas edilen pozisyonlarda, mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileridir.” şeklinde tanımlanmış; sözleşmeli personel seçiminde uygulanacak sınav ile istisnaları, bunlara ödenebilecek ücretlerin üst sınırları ile verilecek iş sonu tazminatı miktarı, kullandırılacak izinler, pozisyon unvan ve nitelikleri, sözleşme hükümlerine uyulmaması hallerindeki müeyyideler, sözleşme fesih halleri, pozisyonların iptali, istihdamına dair hususlar ile sözleşme esas ve usullerinin Cumhurbaşkanınca belirleneceği öngörülmüş; bu şekilde istihdam edilenlerin, hizmet sözleşmesi esaslarına aykırı hareket etmesi nedeniyle kurumlarınca sözleşmelerinin feshedilmesi veya sözleşme dönemi içerisinde Cumhurbaşkanı kararı ile belirlenen istisnalar hariç sözleşmeyi tek taraflı feshetmeleri halinde, fesih tarihinden itibaren bir yıl geçmedikçe kurumların sözleşmeli personel pozisyonlarında istihdam edilmeyeceği kuralına yer verilmiştir.
28/06/1978 günlü, 16330 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’ın değişik 12. maddesinde, “Sözleşmeli olarak çalıştırılacakların, ilgili kurumun saptayacağı özel koşulların yanı sıra, 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (4), (5), (6), (7) ve (8) numaralı alt bentlerinde belirtilen koşulları taşımaları gereklidir.”; değişik 14. maddesinde, “657 sayılı Kanunun değişik 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre çalıştırılacak sözleşmeli personelin sayısı, unvanı, nitelikleri, sözleşme ücreti ve süreleri ilgili Bakanlığın önerisi ve Devlet Personel Başkanlığının olumlu görüşü üzerine Maliye Bakanlığınca saptanır. Bu saptamaya dayanılarak ilgili Bakanın onayı ile sözleşmeli personel çalıştırılabilir….”; değişik 15. maddesinde, “Esaslara, Sözleşmeli Personel Pozisyon Unvanları ile Asgari Nitelikleri Gösterir (4) sayılı Cetvel eklenmiştir. Bu cetvelde belirtilenler dışında sözleşmeli personel pozisyonları kullanılamaz ve talepte bulunulamaz. Kurumlar, söz konusu cetvelde belirlenen asgari niteliklere, hizmetin gereği ilave nitelikler belirleyebilirler.”; Ek 2. maddesinde “(Ek: 11/6/2007-2007/12251) Kamu kurum ve kuruluşları 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre;
a) Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı tarafından Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) (B) grubu puan sıralaması esas alınmak suretiyle doğrudan yapılacak merkezi yerleştirme,
b) Yazılı ve/veya sözlü sınav yapılmaksızın, KPSS (B) grubu puan sıralaması esas alınmak suretiyle ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından yapılacak yerleştirme,
c) (Değişik: 2/3/2009-2009/14799) Bu Esaslara ekli 3 sayılı cetvelde unvanları belirtilen sözleşmeli personel pozisyonlarına KPSS (B) grubu puan sırasına konulmak kaydıyla alım yapılacak her bir unvan için boş bulunan sözleşmeli personel pozisyonunun on katına kadar aday arasından ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından yapılacak yazılı ve/veya sözlü sınav başarısı sırasına göre yapılacak yerleştirme,
yöntemlerinden herhangi biri ile sözleşmeli personel istihdam edebilirler. …” hükümleri yer almaktadır.
Hukuki Değerlendirme :
I- Dava konusu düzenleyici işlemin iptali istemi bakımından;
Anayasa’nın 49. maddesinde, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri almak devletin görevleri arasında sayılmıştır.
657 sayılı Kanun’un 4/B maddesinde sözleşmeli personelin istihdam alanı, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işler olarak belirlenmiş, personelin mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılmalarına karar verileceği belirtilmiş, Kanun hükmünde belirtilen diğer hususlarla birlikte istihdamına dair hususlar hakkında esas ve usulleri belirlemede Cumhurbaşkanına kanun koyucu tarafından yetki verilmiştir.
Bu çerçevede, dünyada ve ülkemizde etkili olan COVİD-19 salgınının toplum ve ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak ve bu dönemde artan işsizliğe çözüm olması amacıyla istihdam politikası çerçevesinde istisnai olarak uygulanmak amacıyla 08/05/2020 günlü, 2506 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan ve 09/05/2020 günlü, 31122 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esaslar’ın 2. maddesi ile eklenen Geçici 19. maddede yer alan, “Tarım ve Orman Bakanlığınca 2020 yılı içerisinde bu Esaslar kapsamında, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı tarafından doğrudan yapılacak merkezi yerleştirme sonuçlarına göre istihdam edilecek sözleşmeli personel alımlarında, hali hazırda kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta olanların ataması yapılmaz.” hükmünün, Anayasa’nın 49. maddesi uyarınca, 657 sayılı Kanun’un 4/B maddesinde verilen yetki çerçevesinde, kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek düzenlendiği anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/11/2021 günlü, E:2021/2906, K:2021/2492 sayılı kararı da bu yöndedir.
II- Dava konusu bireysel işlemin iptali istemi bakımından;
Dava konusu edilen 06/06/1978 günlü, 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’a, 03/03/2022 günlü, 5254 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla yürürlüğe konulan ve 04/03/2022 günlü, 31768 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esaslar’ın 1. maddesi ile eklenen Geçici 24. madde ile; Geçici 19. maddenin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar neticesinde verilen yargı kararları gereği, ÖSYM Başkanlığı tarafından doğrudan merkezi yerleştirmesi yapılıp atama işlemleri gerçekleştirilenlerin istihdamlarına devam olunacağı ve merkezi yerleştirmesi yapılıp atama işlemleri devam edenlerin durumlarının Tarım ve Orman Bakanlığınca tekemmül ettirileceği yolunda düzenleme yapılmış olması nedeniyle dava konusu düzenleyici işleme dayalı olarak davacı ile sözleşme imzalanmasının uygun görülmemesine ilişkin işlemin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
III – Hükmedilmesi gereken vekalet ücreti bakımından;
Anayasa’nın 141. maddesinin son fıkrasında, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğu hükme bağlanmıştır.
Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30. maddesinde, hakimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu; 323. maddesinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücretinin yargılama giderlerinden olduğu; 326. maddesinin ilk bendinde, kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; 330. maddesinde, vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekalet ücretinin taraf lehine hükmedileceği; 332. maddesinde, yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği düzenlenmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesinde, avukatlığın amacının; hukuki ilişkilerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak olduğu; 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan tutarı veya değeri ifade ettiği; 168. maddesinin 3. fıkrasında ise hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınarak avukatlık ücretine hükmedileceği yolunda düzenleme yapılmıştır.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3. maddesinin 1. fıkrasında da, yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin belirlenmesinde, avukatın emeği ve çabasının, işin önemi ve niteliğinin ve davanın süresinin göz önünde tutulacağı kurala bağlanmıştır.
Bu bağlamda, yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler uyarınca; avukatın vekalet ücretinin belirlenmesinde, avukatın harcadığı emek ve mesainin dikkate alınmasının yanı sıra, kişilerin hak arama özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelikte düzenlemelere de yer verilmemesi, harcanan emek ve çabanın çok üstünde avukatlık ücretine hükmedilerek taraflara ölçüsüz yük getirilmesinin önüne geçilmesi esas olup, konuya ilişkin olarak yüksek yargı kararları ve bu kararlar doğrultusunda mevzuatta yapılan düzenlemeler de bu ilkeyi teyit etmektedir.
Nitekim; 2019 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin, “Seri davalarda ücret” başlıklı 22. maddesinde “…. toplamda onbeş dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda altmış dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %60’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzelli dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50’si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzelliden fazla açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %30’u oranında avukatlık ücretine hükmedilir…..” yolunda yapılan düzenlemenin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Sekizinci Dairesinin 30/05/2019 günlü, E:2019/145 sayılı kararıyla, “… seri davalarda harcanan emek ve çabanın oldukça üstünde avukatlık ücretine hükmedilerek taraflara ölçüsüz bir yükümlülük getirileceği, kademelendirmenin gerek dosya sayısı açısından, gerekse hükmedilecek ücretin oranı açısından başta usul ekonomisi olmak üzere, … avukatın, hukuki yardımının karşılığı olan oran göz önüne alınarak makul bir şekilde yapılması gerekirken, seri davalarda ilk olarak 15’ten başlar şekilde ve tam ücretin %60’ı oranında avukatlık ücretine hükmedileceği şeklindeki düzenleme, hukuka ve hak arama özgürlüğüne aykırı olduğundan bu maddeye ilişkin yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne” karar verilmiştir.
Yargı kararları göz önüne alınarak hazırlanan ve 20/11/2021 günlü, 31665 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2022 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Seri davalarda ücret” başlıklı 22. maddesinde; “….. seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda on dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50’si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüz dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %40’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzden fazla açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %25’i oranında avukatlık ücretine hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Bu çerçevede; gerek Anayasa’nın 141. maddesinde “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” şeklinde ifade edilen temel ilkeye işlerlik kazandırılması gerek Avukatlık Kanunu’ndaki vekalet ücretini avukatın emek ve mesaisine bağlayan ilke gerekse Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin yukarıda yer verilen hükmü birlikte değerlendirildiğinde, seri davalarda her bir dava için harcanan emek ve mesainin bağımsız açılan diğer davalar ile aynı olamayacağı, bu davalara ilişkin vekalet ücretinin, hakkaniyet ilke ve ölçüleri çerçevesinde, avukatın harcadığı emek ve mesaisi de göz önünde bulundurularak, adil ve kademeli bir şekilde düzenlenmesi ve böylece yargıya ve adalete erişimin önündeki engellerin kaldırılması amaçlanmıştır.
Öte yandan, literatürde; aynı veya benzer sebeplerden doğan ve aynı zamanda konuları da birbirine oldukça benzer olan, aynı davalı kişi ya da kişilere karşı açılmış bulunan davalar seri dava olarak isimlendirilmektedir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/06/2015 günlü, E:2015/1685, K:2015/2362 sayılı kararı ve farklı tarihlerde verdiği benzer nitelikteki kararlarda; bu ve benzeri nitelikteki davaların seri dava olduğu ve hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin de buna göre belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu bağlamda, Dairemizde bulunan dava dosyaları incelendiğinde; işbu kararın verildiği tarih itibarıyla davacılar vekili tarafından, kamu kurum ve kuruluşlarında sözleşmeli personel olarak görev yapan davacıların, Tarım ve Orman Bakanlığında, ihraz ettikleri unvanlara uygun sözleşmeli personel pozisyonlarına atanma istemiyle başvuru yapmalarının ÖSYM Başkanlığı sistemi tarafından engellenmesine veya yaptıkları başvuruların reddine ilişkin işlemler ile bu işlemlerin dayanağı olan ve 09/05/2020 günlü, 31122 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esaslar’ın 2. maddesi ile Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’a eklenen Geçici 19. maddede yer alan, “Tarım ve Orman Bakanlığınca 2020 yılı içerisinde bu Esaslar kapsamında, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı tarafından doğrudan yapılacak merkezi yerleştirme sonuçlarına göre istihdam edilecek sözleşmeli personel alımlarında, hali hazırda kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta olanların ataması yapılmaz.” hükmünün iptali istemiyle açılan davaların, aynı sebepten doğduğu, aynı konuya ilişkin olduğu ve aynı davalılara karşı açıldığı, dava sayısının toplamda 10’dan fazla, 50’den az olduğu görülmekle söz konusu davaların seri dava niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, bakılmakta olan dava ile aynı istemle açılmış çok sayıda dosya bulunması nedeniyle seri dava niteliğindeki söz konusu davalar için, taraflara ölçüsüz bir yükümlülük getirmeyecek biçimde ve taraf vekillerinin harcadığı emek ve mesai dikkate alınarak vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, 2022 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Seri davalarda ücret” başlıklı 22. maddesi ile belirlenen tam ücretin %50’si oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 06/06/1978 günlü, 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’a, 08/05/2020 günlü, 2506 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan ve 09/05/2020 günlü, 31122 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esaslar’ın 2. maddesi ile eklenen Geçici 19. maddede yer alan, “Tarım ve Orman Bakanlığınca 2020 yılı içerisinde bu Esaslar kapsamında, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı tarafından doğrudan yapılacak merkezi yerleştirme sonuçlarına göre istihdam edilecek sözleşmeli personel alımlarında, hali hazırda kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta olanların ataması yapılmaz.” hükmünün iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
2. Davacı ile sözleşme imzalanmasının uygun görülmemesine ilişkin işlemin iptali istemi yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA OYÇOKLUĞUYLA,
3. Aşağıda dökümü bulunan ve davacı tarafından yapılan … TL yargılama giderlerinin yarısı olan …TL’nin davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısının ise davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine; davalı idareler tarafından yapılan …-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine OYBİRLİĞİYLE,
4. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen … TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere; … TL vekalet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine OYÇOKLUĞUYLA,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 20/04/2022 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava; polis memuru olarak görev yapan davacı tarafından; KPSS-2020/7 yerleştirme işlemleri kapsamında, öğrenim durumu itibarıyla atanmaya hak kazandığı veteriner hekim pozisyonuna ÖSYM Başkanlığınca yerleştirildiği halde kendisi ile sözleşme imzalanmasının uygun görülmemesi üzerine, söz konusu işlem ile bu işlemin dayanağı olan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’ın Geçici 19. maddede yer alan, “Tarım ve Orman Bakanlığınca 2020 yılı içerisinde bu Esaslar kapsamında, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı tarafından doğrudan yapılacak merkezi yerleştirme sonuçlarına göre istihdam edilecek sözleşmeli personel alımlarında, hali hazırda kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta olanların ataması yapılmaz.” hükmünün iptali istemiyle açılmıştır.
Danıştay İkinci Dairesinin 30/12/2020 günlü, E:2020/22227 sayılı kararıyla dava konusu düzenleyici işlemin yürütülmesinin durdurulması istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına; bireysel işlemin ise yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiş, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/04/2021 günlü, YD İtiraz No:2021/272 sayılı kararıyla davalı idarelerin itirazları kabul edilerek dava konusu işlemler bakımından yürütmenin durdurulması isteminin reddine hükmedilmiştir.
Yargı kararlarının uygulanması amacıyla Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’a, 03/03/2022 günlü, 5254 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla yürürlüğe konulan ve 04/03/2022 günlü, 31768 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esaslar’ın 1. maddesi ile eklenen Geçici 24. madde ile; Geçici 19. maddenin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar neticesinde verilen yargı kararları gereği, ÖSYM Başkanlığı tarafından doğrudan merkezi yerleştirmesi yapılıp atama işlemleri gerçekleştirilenlerin istihdamlarına devam olunacağı ve merkezi yerleştirmesi yapılıp atama işlemleri devam edenlerin durumlarının Tarım ve Orman Bakanlığınca tekemmül ettirileceği yolunda düzenleme yapılmıştır.
Yukarıda belirtilen yargısal süreç sonunda dava konusu düzenleyici işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, bahse konu düzenlemeye dayalı olarak davacı ile sözleşme imzalanmasının uygun görülmemesine ilişkin işlemde de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/11/2021 günlü, E:2021/2906, K:2021/2492 sayılı kararı da bu yöndedir.
Açıklanan nedenlerle davanın bu kısmı yönünden de reddi gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul Ekonomisi İlkesi” başlıklı 30. maddesinde, hakimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu; 323. maddesinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücretinin yargılama giderlerinden olduğu; 326. maddesinin 1. bendinde, kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; 330. maddesinde, vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekalet ücretinin taraf lehine hükmedileceği; 332. maddesinde ise, yargılama giderlerine mahkemece resen hükmedileceği kurala bağlanmıştır.
Buna göre; davada avukatla temsil söz konusu ise davayı kaybeden taraf, avukatla temsil edilen diğer tarafa, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenen miktar kadar vekalet ücreti vermek zorundadır. Vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekalet ücreti taraf lehine hükmedilir.
Yargılama gideri olarak avukatlık vekalet ücretinin hesaplanması yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre yapılır. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık Ücreti” başlıklı 164. maddesine göre avukatlık ücreti, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağ veya değerdir. Kanun’un 168. maddesinin son fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı kurala bağlanmıştır.
20/11/2021 günlü, 31665 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2022 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Seri Davalarda Ücret” başlıklı 22. maddesinde; “İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar, ister ayrı dava konusu yapılsın, ister bir davada birleştirilsin, toplamda on dosyaya kadar açılan seri davalarda, her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı %50’si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüz dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %40’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzden fazla açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %25’i oranında avukatlık ücretine hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir.” kuralına yer verilmiştir.
Her ne kadar, yukarıda yer verilen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde, ihtiyari dava arkadaşlığının bir türü olarak “seri dava” adı altında bir dava türünden bahsedilmiş ise de, gerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda gerekse İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda “seri dava” adı altında bir dava türü düzenlenmemiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 5. maddesinin 2. fıkrasında; “Birden fazla şahsın müşterek dilekçe ile dava açılabilmesi için bu kişilerin hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi veya hukuki sebeplerin aynı olması gerekir.” kuralı yer almaktadır.
Bu bağlamda, uyuşmazlık konusu olayın hukuki niteliği irdelendiğinde, kamu kurum ve kuruluşlarında sözleşmeli personel olarak görev yapan her bir davacı tarafından, aynı idarelere karşı, Tarım ve Orman Bakanlığında ihraz ettikleri unvanlara uygun sözleşmeli personel pozisyonlarına atanma istemiyle başvuru yapmalarının ÖSYM Başkanlığı sistemi tarafından engellenmesine veya yaptıkları başvuruların reddine ilişkin işlemler ile bu işlemlerin dayanağı olan ve 09/05/2020 günlü, 31122 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esaslar’ın 2. maddesi ile Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’a eklenen Geçici 19. maddede yer alan, “Tarım ve Orman Bakanlığınca 2020 yılı içerisinde bu Esaslar kapsamında, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı tarafından doğrudan yapılacak merkezi yerleştirme sonuçlarına göre istihdam edilecek sözleşmeli personel alımlarında, hali hazırda kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta olanların ataması yapılmaz.” hükmünün iptali istemiyle açılan davalar olduğu, her ne kadar aynı veya benzer sebeplerden doğan ve aynı zamanda konuları benzer olup, aynı idarelere karşı açıldığı anlaşılmakta ise de, her bir davacının durumunun ayrı olduğu, ayrı sebeplere dayalı olarak atanmama olasılığı bulunduğu gibi her birinin ayrı bir hukuki değerlendirmeye tabi olduğu açık bulunduğundan, anılan davaların seri dava olarak kabulüne olanak bulunmamaktadır.
Buna göre, aynı veya benzer sebeplerden doğmuş olsa bile aralarında maddi ve hukuki yönden bağlılık veya sebep-sonuç ilişkisi bulunmayan ve konusu aynı durumda olup ayrı kişiler tarafından benzer istemlerle açılmış olan bakılan dava (veya davaların), avukatlarının aynı olmasından hareketle seri dava olarak nitelendirilmek suretiyle hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin de buna göre belirlenmesine hukuken olanak bulunmadığından, çoğunluk kararının vekalet ücretine ilişkin kısmına katılmıyorum.