Danıştay Kararı 2. Daire 2021/10480 E. 2021/3386 K. 13.10.2021 T.

Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/10480 E.  ,  2021/3386 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/10480
Karar No : 2021/3386

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Valiliği

MÜDAHİL (Davalı Yanında) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av…., Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Dava; davacının kiracısı olduğu mülkiyeti Bilecik Belediyesine ait … Mahallesi, … caddesi, No:.. adresinde bulunan işyerinin 2886 sayılı Kanunu 75. maddesi uyarınca 15 gün içinde tahliyesi yolundaki Bilecik Valiliği’nin … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; davacının 31/12/2014 tarihi itibariyle kira sözleşmesi sona erdiğinden ve sözleşmenin uzatılmayacağı … tarih ve … yevmiye nolu ihtarname ile davacıya bildirildiğinden dava konusu taşınmazın, anılan belediyenin yaptığı başvurusu üzerine davalı idarece tahliye ettirilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; kira sözleşmesinin 2886 sayılı Kanun hükümlerine göre değil, özel hukuk hükümlerine göre bir kira sözleşmesi olduğu, en son 01.01.2014 tarihinde sözleşmenin yapıldığı, geçmiş sözleşmelerin devamı niteliğinde olmayıp yeni şartlarla tanzim edilmiş bir sözleşme olduğu, adli yargı merciilerinde sözleşmenin feshi ve tahliye dava açılması gerektiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir.

MÜDAHİLİN CEVABI : Dava konusu işlemin mevzuata uygun olarak tesis edildiği, temyiz isteminin reddi ile kararın onanması reddi gerektiği ileri sürülmektedir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay (Kapatılan) Onyedinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulu’nun 01/08/2016 günlü, K:2016/32 sayılı kararının “Ortak Hükümler” kısmının 1. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Danıştay Onuncu Dairesine gönderilen, daha sonra anılan Daire tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının “Ortak Hükümler” kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren (15) onbeş gün içinde Danıştay’da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/10/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY :

2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 1. maddesinde “Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelerin (5018 sayılı kanunu katma bütçe kaldırılmış ve bu kapsamda yer alan kamu idareleri; idari ve malî statüsüne göre genel bütçeli ya da özel bütçeli olarak belirlenmiştir.) özel idare ve belediyelerin kiralanması işlerinin bu Kanunda yazılı hükümlere göre yürütüleceği”;
75. maddesinde, “Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların, gerçek ve tüzelkişilerce işgali üzerine” fuzuli şagilin idari yoldan tahliye edileceği; 13.07.2005 tarih ve 25874 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanun’un 15. maddesinin 5. fıkrasında ise; 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75. maddesi hükümlerinin belediye taşınmazları hakkında da uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Orta malları ve kamu hizmeti niteliğindeki etkinliklerin konusu ve aracı olan “Kamu malı” ile; kamu hizmetlerinin yürütülmesinde doğrudan doğruya bir rol oynamayan ve yalnız sağladıkları gelir nedeniyle, dolaylı olarak, kamu yararını sağlayan, kural olarak özel hukuka tâbi ”Devletin özel malı” nın kiraya verilmesi ve tahliyeleri; özel şahıslara ait taşınmaz mallardan farklı olarak, kamu hukukunun belirlediği usule göre yapılmaktadır. Her ne kadar, kiracının belirlenmesi, kamu hukukunun belirlediği usule göre yapılmakta ise de tarafların yaptıkları kira sözleşmesi özel hukuk hükümlerine tabi olmakta, idare kiralayan sıfatını almaktadır.
Kira sözleşmesinin gerçekleşmesine kadar olan, başka bir anlatımla ihale aşamasından kaynaklı; ihalenin iptal edilmesi, ihale şartnamesinin de yer alan kuralların belirlenmesi, … gibi uyuşmazlıklar idare hukuku alanında kalmakta ve idari yargı denetimine tabi olmakla birlikte; ihale kararının takiben, idare ve kiracı arasında kira sözleşmesinin kurulmakta, kira sözleşmesi, özel hukuk alanında kalmakta, idare kiralayan sıfatını almakta ve kira sözleşmesine dayalı uyuşmazlıklar adli yargının görev alanında bulunmakta, 2886 sayılı Kanun’un uyarınca yapılan kira sözleşmesinin hangi tarihte sonlanmış olduğuna ve kiracılık ilişkisinin devam edip etmediğine…. ilişkin uyuşmazlıklar, adli yargıda karara bağlanmaktadır.

Bu itibarla, 2886 sayılı Kanun uyarınca yapılan kira sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle anılan Kanun’un 75. maddesi uyarınca tesis edilen tahliye işleminin iptali istemiyle idari yargıda açılan davada; kira sözleşmesinde gösterilen sürenin, uyuşmazlığın çözümünde belirleyici olacağı; kira sözleşmesine dayalı olarak ileri sürülen iddiaların idari yargıda incelenemeyeceği, ancak davacı tarafından, kiracılığının sürdüğü yolunda kiralayan idareye karşı adli yargıda açılmış bir dava var ise bu davanın bekletici mesele olacağı; verilen kararın ise kira sözleşmesinin taraflarını bağlayacağı, tarafların sözleşme serbestisi kapsamında kurulmuş oldukları hukuki tasarruf olan kira sözleşmesinin sürüp sürmediğini belirleyeceği, bu karar sonucuna göre tahliye işleminin sonuçlandırılacağı açıktır.

Konuya ilişkin kararlar incelendiğinde; 2886 sayılı Kanun uyarınca yapılan kira sözleşmelerinden sonra, işgal ne kadar süre devam ederse etsin kiralananın, 6570 sayılı Yasaya ya da Türk Borçlar Kanunu’na tabi olup olmadığına bakılmaksızın her zaman gerek adli yargıda dava açarak, gerekse mülkiye amirinden, kiralananın, 6570 sayılı Yasaya ya da Türk Borçlar Kanunu’na tabi olup olmadığına bakılmaksızın her zaman mülkiye amirinden tahliyesini isteyebileceği (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 06/04/2021 tarihli E:2021/2183, K: 2021/3667 ); Mahkemece, sözleşmenin dayanağını oluşturan ihalenin yürütmesinin durdurulduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de bir kira sözleşmesinin feshi, mahkeme kararı, tarafların birbirine uygun fesih bildirimi veya kiralananın yok olması ile mümkündür. İhalenin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesi doğrudan sözleşmenin ortadan kaldırılması sonucunu doğurmayacağı (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 18.11.2015 tarihli E: 2015/6743, 2015/10042); kararlarının verildiği;
Usulüne uygun düzenlenen kira akdinin tek yanlı karar ile feshi söz konusu olamayacağı (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 08.02.2016 tarihli E: 2015/4208 ,K: 2016/637); kira sözleşmesinin yapılması ile birlikte, sözleşmenin taraflarının özel hukuk alanına girmesinden sonra ihale aşamasına ilişkin idareden kaynaklı kira sözleşmesi feshinin “iyi niyet kurallarına ve hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğu” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 06.04.2021 tarihli, E: 2017/(6)3-2641, K:2021/411 ) gerekçeli ısrar kararının ise onandığı görülmektedir.
Görevli yargı yerince verilen bu karalar ışığında, kiralama öncesi idareden kaynaklı kusurlara dayalı ortaya çıkan aykırılıkların, kira sözleşmesini geçersiz kılmadığı yolunda içtihadın oluştuğu anlaşılmaktadır
2886 sayılı Kanun kapsamında bulunan taşınmaz malın kiralanması usulünün anılan Kanun uyarınca öngörülen ihale yöntemi ile yapılması gerekirken, kiralamanın idarece bu yönteme uyulmadan yapılması ya da 2886 sayılı Kanun kapsamında olan bir taşınmazın, kiralanması usulünün belirlendiği başka bir düzenleme uyarınca kiralandıktan sonra, 2886 sayılı Kanun 75. maddesi uyarınca kiracının tahliyesinin gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceği hususunun ayrıca incelenmesi gereklidir.
2886 sayılı Kanun ile kiralanabilecek taşınmazın niteliği, kiralama koşulları, kiralama süresi, kiralama usulü, ihale öncesi hazırlanan şartnamede bulunacak hususlar, kira süresi sonunda tahliyenin nasıl gerçekleştirilebileceği… belirlenmiştir. Ancak kiraya ilişkisine ilişkin tek düzenleme yapan kanun, 2886 sayılı Kanun değildir. Bu hususta ki diğer yasal düzenlemelerin kurallarının da; yürürlükte oldukları sürece hüküm doğuracakları tartışmazsızdır. Kaldı ki, 2886 sayılı Kanun’un tahliyeyi düzenleyen 75. maddesi dahil, kiralamaya ilişkin hükümlerinin, diğer kanunların kuralalarını aşan bir sonucu olduğu yolunda bir özel düzenleme de bulunmamaktadır.
Bu durumda, 2886 sayılı Kanun dışındaki düzenlemeler uyarınca akdedilmiş kira sözleşmeleri devamında gerçekleştirilecek tahliyelerin, sözleşme hukuku kapsamında, kira sözleşmesi yapılırken tabi olunan kurallara göre olması gerektiği, özel hukuk kurallarına göre kurulmuş sözleşmenin kurallarının incelenmesi suretiyle, kira süresinin ne zaman sonlandığının ve tahliye koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesinin bu çerçevede görevli yargı yerince yapılabileceği, kiralananın vasfından yola çıkılarak, taraflar arasında kurulmuş olan kira sözleşmesi aşılmak suretiyle, tahliye usulü belirlenmesine imkan bulunmadığı görülmektedir..

Öte yandan, 2886 sayılı Kanun uyarınca yapılması gerekirken, bu Kanun’a uyulmadan kiralama yapılması halinde, ilgili kamu görevlilerinin ceza ve hukuki sorumlulukları açısından soruşturularak gereğinin yapılması ise idarenin görevidir. Uyuşmazlıkta; müdahil Belediye Başkanlığı ile davacı arasında 2886 sayılı Kanun uygulanmadan, kira sözleşmesi yapıldığı, müdahil Belediye Başkanlığı kiracılık süresinin bittiği bu nedenle 2886 sayılı Kanun 75. maddesi uyarınca, davacının kiracı olduğu taşınmazın tahliyesinin davalı idareden istenildiği anlaşılmaktadır.

Kira sözleşmesinin özel hukuka tabi kurallar çerçevesinde akdedilmesi karşısında, tahliyenin de bu çerçevede gerçekleştirilebileceğinden; 2886 sayılı Kanun’un uygulamaları kapsamında yapılmış olan kira sözleşmesi ilişkin olan, bu Kanun’un 75. madde hükmü uyarınca tesis edilen tahliye işleminde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle temyize konu kararın bozulması gerektiği oyu ile aksi yönde oluşan Daire kararına katılmıyorum.