Danıştay Kararı 2. Daire 2021/15680 E. 2022/4564 K. 27.09.2022 T.

Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/15680 E.  ,  2022/4564 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/15680
Karar No : 2022/4564

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Fuar Sergi ve Panayır Tanıtım Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : …Valiliği
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Dava; Ankara ili, … ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı Hazineye ait taşınmazın Ramazan Çadırı kurulmak suretiyle 15/08/2008- 04/10/2008 tarihleri arasında fuzulen işgal edildiğinden bahisle davacı şirketten 34.580,00-TL ecrimisil istenilmesine ilişkin … günlü, ..sayılı ecrimisil ihbarnamesinin iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 05/10/2016 günlü, E:2016/5847, K:2016/3625 sayılı, dava konusu işlemin 17.580,00-TL’lik kısmının iptaline ilişkin kısım bakımından bozma kararına, uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı temyize konu kararıyla; uyuşmazlıkta, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda 01/04/2015 tarihli bilirkişi raporu düzenlenmiş ise de, uyuşmazlığın çözümü için ecrimisile konu edilen işgal bakımından emsal oluşturabilecek yerlerin kira bedelleri esas alınarak yapılacak inceleme sonucu düzenlenecek bilirkişi raporu dikkate alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerektiğinden, Mahkemelerinin 05/09/2019 tarihli ara kararı ile “ecrimisilin; işgal nedeniyle alınan bir tazminat olduğu, ecrimisil tutarının hesaplanmasında; taşınmazın mevkii, kullanım şekli, elde edilen gelir, altyapı, ulaşım kolaylığı gibi tüm faktörlerin etkili olduğu dikkate alındığında bilirkişilerce ecrimisil bedelinin emsal bir taşınmaza göre değerlendirilmesi, bu emsalin taşınmaza en yakın özellikleri taşıyan nitelikte olması gerektiğinden ecrimisile konu edilen işgal bakımından emsal oluşturabilecek yerlerin kira bedelleri esas alınarak yapılacak inceleme yönünden bilirkişilerden ek rapor alınmasına” karar verilmiş ise de, 11/12/2019 tarihli ek bilirkişi raporunun da dava konusu uyuşmazlığı çözecek nitelik ve yeterlikte görülmemesi üzerine, farklı bir heyetle yeniden mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, bu nedenle Mahkemelerinin 26/02/2020 tarihli yazısı ile davacı şirketten keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılabilmesi için 2.500,00-TL bilirkişi ücreti ve 384,90-TL keşif harcının yatırılmasının istenildiği, yazının davacı vekiline 03/03/2020 tarihinde tebliğ edildiği, istenilen harç ve bilirkişi ücretinin yatırılmaması üzerine Mahkemelerinin 16/07/2020 tarihli ara kararı ile 2.500,00-TL bilirkişi ücreti ile 384,90-TL keşif harcının 15 gün kesin süre verilmek suretiyle tekrar istenildiği, bu kararda belirtilen tutarın yatırılmaması halinde iddiaların ispatlanmamış sayılarak dosyadaki bilgi ve belgelere göre karar verileceği ihtarına da yer verildiği, ancak kararın davacı vekiline 12/08/2020 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen sözkonusu harç ve keşif ve bilirkişi ücretinin süresi içinde yatırılmadığı; bu durumda Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler arasında yer almayan bireysel nitelikteki uyuşmazlık hakkında davacı tarafın hukuka aykırılık iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin 17.580,00-TL’lik kısmı yönünden de, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından; Mahkemece emsal oluşturabilecek yerler ve bedelleri konusunda hiçbir değerlendirme, inceleme, araştırma yapılmaksızın doğrudan bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, pandemi nedeniyle oluşan ekonomik sıkıntılarının dikkate alınmadığı, yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasını talep eden tarafın davalı idare olduğu ileri sürülerek, İdare Mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ :İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi’nce, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının “Ortak Hükümler” kısmının 6. fıkrası uyarınca doğrudan Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Ankara ili, Keçiören ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı Hazineye ait taşınmazın …kurulmak suretiyle 15/08/2008 – 04/10/2008 tarihleri arasında fuzulen işgal edildiğinden bahisle davacı şirketten 34.580,00-TL ecrimisil istenilmesine ilişkin … günlü, … sayılı ecrimisil ihbarnamesinin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT :
2577 sayılı Kanun’un 31.maddesinin 1.fıkrasında; “Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak (Değişik ibare :02/07/2012-6352 S.K./59.md.) işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesiyle yollamada bulunulan 1080 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nu yürürlükten kaldıran ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 288. maddesinde, Hâkimin, uyuşmazlık konusu hakkında bizzat duyu organları yardımıyla bulunduğu yerde veya mahkemede inceleme yaparak bilgi sahibi olmak amacıyla keşif yapılmasına karar verebileceği belirtilmiş aynı Kanunun 325. maddesinde de, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde, hâkim tarafından resen başvurulan deliller için gereken giderlerin, bir haftalık süre içinde taraflardan birisi veya belirtilecek oranda her ikisi tarafından ödenmesine karar verileceği, belirlenen süre içinde bu işlemlere ait giderleri karşılayacak miktarda avans yatırılmazsa, ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere Hazineden ödenmesine hükmedileceği kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdari Yargıda re’sen araştırma ilkesi esas olup, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20. maddesinde, Danıştay, İdare ve Vergi Mahkemelerinin bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapmaları gerektiği hükme bağlanarak, hakimin bakmakta olduğu davanın çözümü için gerekli bütün delillere kendiliğinden başvurma yetkisine sahip olduğu açıklanmıştır.
Diğer taraftan, İdare Mahkemesince keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek duyulması üzerine, bu işlemlere ait giderleri karşılayacak avansın, ara kararı ile davacıdan istenilmesi; verilecek bu ara kararında, avansın davacı tarafından yatırılmaması halinde davalı idareden, davalı idarece yatırılmaması durumunda Hazineden isteneceğinin ve davanın aleyhine sonuçlanması halinde, kullanılan avans tutarının yargılama giderleri kapsamında davacıya yükletileceğinin davacıya bildirilmesi; davacının davanın parasal boyutlarını öngörebilmesi açısından önem taşımaktadır. Bu kapsamda, davacıya, davayı kaybetme ihtimalini de düşünerek, uyuşmazlığının çözümü için keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın dosyadaki bilgi ve belgelere göre karar verilmesini isteme hakkı da aynı ara kararında tanınmalıdır.
Dosyanın incelenmesinden, Mahkemece istenildiği halde davacı tarafından keşif ve bilirkişi avansı yatırılmaması nedeniyle bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler arasında yer almayan bireysel nitelikteki uyuşmazlık hakkında, davacı tarafın hukuka aykırılık iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin 17.580,00-TL’lik kısmı yönünden de davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Ecrimisilin, işgal nedeniyle alınan bir tazminat olduğu, ecrimisil tutarının hesaplanmasında; taşınmazın mevkii, kullanım şekli, elde edilen gelir, altyapı, ulaşım kolaylığı gibi tüm faktörlerin etkili olduğu dikkate alındığında; bilirkişilerce ecrimisil bedelinin emsal bir taşınmaza göre değerlendirilmesi, bu emsalin de taşınmaza en yakın özellikleri taşıyan nitelikte olması gerektiği açıktır.
Bu durumda; uyuşmazlıkta, ecrimisile konu edilen işgal bakımından emsal oluşturabilecek yerlerin kira bedelleri esas alınarak yapılacak inceleme sonucu düzenlenecek ek bilirkişi raporu dikkate alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerektiğinden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması zorunlu olup; her ne kadar davacı tarafından keşif ve bilirkişi avansı yatırılmamış ise de, re’sen araştırma ilkesi gereği avansın davalı idareden alınmak suretiyle keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken, avansın yatırılmaması nedeniyle davacı tarafın hukuka aykırılık iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin 17.580,00-TL’lik kısmı yönünden de davanın reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2. … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,
3. Aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası uyarınca, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Yasa’nın (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştay’da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.