Danıştay Kararı 2. Daire 2021/16576 E. 2022/3924 K. 28.06.2022 T.

Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/16576 E.  ,  2022/3924 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/16576
Karar No : 2022/3924

KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVACI) : … Tıp Sağlık Estetik Özel Eğitim Hizmetleri Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin davanın kısmen kabulü, kısmen reddi, kısmen incelenmeksizin reddi yolundaki … günlü, E:…, K:… sayılı kararının, maddi tazminat ile manevi tazminat isteminin reddi ile ihtiyati tedbir talebinin incelenmeksizin reddine ilişkin kısmının onanmasına, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının ise bozulmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 04/11/2020 günlü, E:2016/8609, K:2020/4550 sayılı kararının; davacı tarafından, aleyhine ilişkin kısımlarının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem : Davacı şirketin Samsun ili, Vezirköprü İlçesi’nde bayan kuaförü, güzellik salonu ve spor ve fitness salonu olarak işlettiği işyerinin, tıbbi bir kurumun ticaret yapabilmesi için ruhsatını Sağlık Bakanlığı’ndan alması gerektiği belirtilerek süresiz olarak kapatılmasına ilişkin 02/06/2009 günlü davalı idare işleminin, …İdare Mahkemesi’nin E:… sayılı dosyasında görülen davada yürütmesinin durdurulduğu ve daha sonra iptal edildiğinden bahisle, anılan işlem nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olarak 700.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 750.000,00 TL tazminatın işlem tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi ve davalı belediyenin banka mevduatlarına, araçlarına ve gayrimenkul malları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesi istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti : … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; …İdare Mahkemesi’nin … günlü, E:…, E:… sayılı kararı ile iptaline karar verilen işyerinin süresiz kapatılmasına ilişkin işlem nedeniyle davacı şirketin kapalı kaldığı dönemde maddi zararlara uğradığı, davacı şirkete ait işyerinin hukuka aykırı bulunan işlem ile 02/06/2009 tarihinde kapatıldığı, belirtilen işlemin 24/09/2009 günlü yargı kararı ile yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği, bu kararın davalı idareye 26/10/2009’da, davacı şirkete 22/10/2009 tarihinde tebliğ edildiği, kararın tebliğ edilmesi üzerine davalı idare elemanlarınca düzenlenen 12/11/2009 günlü tutanakla işyerindeki mührün kaldırılarak açıldığı ve tutanağın mahalle muhtarına imzalatıldığı, davacı şirket tarafından 12/11/2009 tarihinde iki ayrı tutanağın düzenlendiği, bu tutanakların geçerli olmadığı, 20/06/2010 tarihine kadar işyerinin kapalı olduğunun kabul edilmesi gerektiği belirtilmekte ise de; her iki tutanağın da işyerinin Mahkemenin yürütmenin durdurulması kararına istinaden işyerindeki mührün açılmasına ilişkin olduğu, her iki tutanakta da mahalle muhtarının imzasının bulunduğu, öte yandan belirtilen tutanaklarda imzası bulunan zabıta memurları ve davalı belediye başkanı hakkında görevi kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinden bahisle davacı tarafından bulunulan suç duyurusu neticesinde ilgililer hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığının … günlü, Sor. No:…, K:… sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bunun yanında yürütmenin durdurulması kararının davalı idare ile birlikte davacıya da tebliğ edildiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, işyerinin davalı idare ekiplerince 12/11/2009 tarihinde açıldığının kabul edilmesi gerektiği, idari işlemlerin yargı yerlerince iptal edilmesi üzerine mutlaka manevi tazminata hükmedilmesinin de gerekmediği, davacıların manevi yıpranmalarının idarelerin işlemlerindeki ağır kusurundan kaynaklanması gerektiği ve Mahkemelerin iptal kararlarının da kişisel onur ve tatmini sağlayabileceği, mutlaka maddi unsurlarla tatmin olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacıya manevi tazminat ödenmesini gerektirecek şartların uyuşmazlıkta bulunmadığı, davalı belediyenin banka mevduatlarına, araçlarına ve gayrimenkul malları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesine ilişkin talebinin ise, ihtiyati tedbir konulmasına ilişkin olarak idari yargılama usulünde bir düzenleme getirilmediğinden karşılanmasına yasal olanak bulunmadığı ve bu tür bir talebin esasının incelenebilmesinin mümkün olmadığı gerekçeleriyle davacının 700.000,00 TL maddi tazminat talebinin 84.208,19 TL’lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebi ile 50.000,00 TL’lik manevi tazminat isteminin reddine, davalı belediyenin banka mevduatlarına, araçlarına ve gayrimenkul malları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesine ilişkin talebin ise incelenmeksizin reddine, 84.208,19 TL’nin iptaline karar verilen işlemin tesis edildiği tarih olan 02/06/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Daire Kararının Özeti : Tarafların temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onuncu Dairesince, davacının temyiz isteminin reddi ile maddi tazminat ile manevi tazminat isteminin reddi ile ihtiyati tedbir talebinin incelenmeksizin reddine ilişkin kısmının onanmasına, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının ise bozulmasına karar verilmiştir.

KARAR DÜZELTME
TALEP EDENİN İDDİALARI:Davacı tarafından; maddi zararın hesaplanmasında 12/11/2009 tarihinin esas alınması gerektiği, 47 aylık kazanç kaybı bakımından yüksek mahkemece hüküm kurulmadığı, işyerinin kapalı kaldığı zarar hesabında dosyaya sunulan belgelerin dikkate alınması gerektiği, tahmini ciro üzerinden kazanç hesabı yapılamayacağı, giderlerinin bulunduğu ve bu hususun belgeleriyle dosyaya sunulduğu, manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, mahkemece yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğu ticari faize hükmedilmesi gerektiği ileri sürülerek Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN CEVABI : Davalı idare tarafından cevap verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ :Karar düzeltme isteminin kısmen kabulü ile İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat talebinin reddire ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Onuncu Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının “Ortak Hükümler” kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Davacının Maddi Tazminat, İhtiyati Tedbir Talebine İlişkin Karar Düzeltme İsteminin İncelenmesi:
Danıştay dava daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verilen kararları hakkında, ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmaya devam edilen) 54. maddesinde yazılı nedenlerle kararın düzeltilmesi istenebilir.
Davacının kararın düzeltilmesi dilekçesinde maddi tazminata ve ihtiyatı tedbir talebine ilişkin olarak öne sürülen hususlar ise, anılan maddede yazılı nedenlerden hiçbirine uymamaktadır.
Bu nedenle, davacının Danıştay Onuncu Dairesinin 04/11/2020 günlü, E:2016/8609 K:2020/4550 sayılı maddi tazminatın kısmen reddi ile ihtiyati tedbir talebinin incelenmeksizin reddi yolundaki mahkeme kararının onanmasına ve maddi tazminatın kısmen kabul kararının bozulmasına ilişkin kısmına yönelik kararın düzeltilmesi isteminin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacının Manevi Tazminata İlişkin Karar Düzeltme İsteminin İncelenmesi:
Kararın düzeltilmesi dilekçelerinde manevi tazminata ilişkin olarak ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 04/11/2020 günlü, E:2016/8609 K:2020/4550 sayılı kararının manevi tazminat talebinin reddi yolundaki mahkeme kararının onanmasına ilişkin kısmı kaldırılarak; davacının temyiz istemi bu kısım yönünden yeniden incelendi:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY : Davacı şirketin Samsun ili, Vezirköprü İlçesi’nde bayan kuaförü, güzellik salonu ve spor ve fitness salonu olarak işlettiği işyerinin, tıbbi bir kurumun ticaret yapabilmesi için ruhsatını Sağlık Bakanlığından alması gerektiği belirtilerek süresiz olarak kapatılmasına ilişkin 02/06/2009 günlü davalı idare işleminin, …İdare Mahkemesi’nin E:… sayılı dosyasında görülen davada yürütmesinin durdurulduğu ve daha sonra iptal edildiğinden bahisle, anılan işlem nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olarak 700.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 750.000,00 TL tazminatın işlem tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi ve davalı belediyenin banka mevduatlarına, araçlarına ve gayrimenkul malları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Manevi zarar; kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, ölüm veya uğranılan diğer cismani zarar nedeniyle duyulan acı ve ızdırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmektedir.
Tüzel kişilerin kişilik haklarını, saygınlık, ticari itibar, sosyal ilişkiler bakımından sahip olunan değer, diğer kurumlar nezdindeki algılanış, mesleki çevrelerdeki konum, güvenilirlik gibi değerler oluşturmaktadır. Tüzel kişiliğin saygınlığını yitirmesine, itibar kaybına uğramasına veya amaçlarını gerçekleştirmek bakımından zor duruma düşürülmesine yol açan hukuka aykırı tasarrufların, manevi zarara yol açtığı kabul edilerek bu tür zararların tazmini gerektiği kuşkusuzdur.
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi ve tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir.
Tüzel kişiler lehine manevi tazminata hükmedilirken piyasadaki konumları ve ekonomik durumları dikkate alınarak, olay nedeniyle piyasadaki konumlarının ve ticari itibarlarının sarsılması ile orantıyı ifade edecek, işlemin hukuka aykırılığını ortaya koyacak ve hukuka aykırılığı özendirmeyecek bir miktarın belirlenmesi gerekmektedir.
Bakılan uyuşmazlıkta her ne kadar davalı idarece 12/11/2009 tarihli tutanakla işyerindeki mührün kaldırılarak işyeri açılmış ise de, belirli bir yatırım yapılarak açılmış bulunun işyerinde, 02/06/2009-12/11/2009 tarihleri arasında davalı idarenin hatalı işlemi nedeniyle süregelen faaliyetini sürdürememiş olduğu dikkate alındığında davacının işletmesinin kapatılması nedeniyle itibarının sarsıldığı açıktır.
Bu durumda, davacıya ait iş yerinin süresiz olarak kapatılmasına ilişkin 02/06/2009 günlü işlemin, davacının ticari itibarını zedelediği ve güvenirliğini azalttığı açık olup, oluşan manevi zararın tazmini gerektiğinden, manevi tazminatın amaç ve niteliği de dikkate alınarak, manevi zarar ile orantılı olacak şekilde davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi
gerektiği sonucuna ulaşıldığından, temyize konu Mahkeme kararının manevi tazminat talebinin reddine ilişkin kısmında hukuka uygunluk görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararının, maddi tazminat ile ihtiyati tedbir talebine ilişkin kısmının ONANMASINA, manevi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 28/06/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.