Danıştay Kararı 2. Daire 2021/3149 E. 2021/5366 K. 30.12.2021 T.

Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/3149 E.  ,  2021/5366 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/3149
Karar No : 2021/5366

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Komiser yardımcısı rütbesinde görev yapan davacı tarafından, 2014 yılı terfi döneminde komiser rütbesine terfi ettirilmemesine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Merkez Değerlendirme Kurulu kararının iptali ile yoksun kalınan parasal hakların işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
… İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu işlemin iptali ile yoksun kalınan parasal hakların dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Davalı idarenin temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onaltıncı Dairesinin 11/02/2016 günlü, E:2015/16613, K:2016/404 sayılı kararıyla; temyize konu karar hukuk ve usule uygun bulunmuş ve kararın gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanmasına karar verilmiştir.
Davalı idarenin karar düzeltme başvurusu üzerine Danıştay Beşinci Dairesinin 06/02/2019 günlü, E:2016/7628, K:2019/745 sayılı kararıyla; … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararının dava konusu işlemin iptaline ilişkin hüküm fıkrasının gerekçeli olarak onanmasına, davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin hüküm fıkrasının ise bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; Danıştay Beşinci Dairesinin bozma kararına uyulmak suretiyle, davacının 2014 yılı merkez değerlendirme kurulu tarafından “komiser yardımcılığı” rütbesinden “komiserlik” rütbesine terfi ettirilmemesine ilişkin işlemin iptalinin davacının doğrudan terfi ettirilmesi sonucunu doğurmadığı, davacının durumunun yeniden değerlendirilmesine yönelik olduğu ve davacının terfi edip etmeyeceğinin yapılacak değerlendirme sonucunda belirleneceği dikkate alındığında, bu aşamada davacının özlük ve parasal hak istemi hakkında karar verilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (A.A.Ü.T.) uyarınca belirlenen 1.326,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hukuka aykırı olduğu noktasında duraksama bulunmayan ve iptaline karar verilen işlemle ilgili oluşan zararın giderilmesi yoluna gidilmemesinin çelişkili olduğu, karar gerekçesinin hukuki olmadığı, idarenin karara göre işlem tesis etmesine gerek olmadığının ve yeniden değerlendirme yapabileceğinin belirtilmesinin hukuka aykırı olduğu, işlemin iptaline karar verildikten sonra maaş ve diğer parasal haklarının iadesine karar verilmesi gerektiği belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması istenilmektedir

KARŞI TARAFIN CEVABI : Davalı idare tarafından cevap verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Beşinci Dairesinin E:2020/978 sayılı esasında kayıtlı iken, Danıştay Başkanlık Kurulunun, Danıştay dava daireleri arasındaki iş bölümünün belirlenmesine ilişkin 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının “Ortak Hükümler” başlıklı kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize devredilen dosyada, Danıştay Beşinci Dairesinin 18/02/2020 günlü, E:2020/978 sayılı kararıyla davacının adli yardım isteminin 16/12/2019 tarihinden sonraki yargılama giderleri yönünden kabulüne karar verildiğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder.” düzenlemesi uyarınca davacının adli yardım talebi hakkında yeni bir karar verilmeksizin, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Mahkeme kararının esasına yönelik temyiz istemine ilişkin olarak;
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Mahkeme kararının vekalet ücretine ilişkin kısmına yönelik temyiz istemine gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle değişik “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştayın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanun maddesinin gerekçesinde ise; temyiz incelemesinde sadece maddi hatalarda değil, aynı zamanda yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen eksiklik ya da yanlışlıklarda da düzelterek onama kararı verilmesinin sağlandığı, uygulamada, vekâlet ücretine, yargılama giderlerine ya da faize hükmedilmesinin unutulması ya da bunların yanlış hesaplanması gibi, kararın asli olmayan unsurlarında görülen bir kısım eksiklik ya da yanlışlıklar nedeniyle bozma kararları verildiği, bunun mahkeme tarafından tekrar karara bağlandığı ve yine bu kararlara karşı yeniden kanun yollarına başvurulabilmesi nedeniyle hem zaman hem de emek kaybına neden olunduğunun görüldüğü, bu suretle esasa etkili olmayan konularda Danıştayın kesin karar vermesi sağlanarak uyuşmazlığın hızla sonuçlandırılmasının amaçlandığı hususlarına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun ”Kararlarda bulunacak hususlar” başlığını taşıyan 24. maddesinin (f) bendinde; kararlarda, yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği, 31. maddesinin göndermede bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesinde de; davaya göre Kanun uyarınca takdir olunacak vekalet ücretlerinin yargılama giderlerinden olduğu, 326. maddesinin birinci fıkrasında; kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, 330. maddesinde; davayı kaybeden taraf aleyhine vekalet ücretine hükmedileceği, 331. maddesinin 1. fıkrasında ise; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmedileceği kuralına yer verilmiştir.
Bilindiği üzere, yargılama sonucu bir tarafa yargılama giderlerinin yükletilmesinin nedeni, o tarafın, dava açmak ya da dava açılmasına sebebiyet vermek suretiyle karşı tarafın yargılama masrafı yapmasına neden olmasıdır.
Davacının “komiser rütbesine terfi ettirilmemesine ilişkin işlem” hakkında İdare Mahkemesince verilen iptal kararı “yeniden değerlendirme yapılması gerektiği” gerekçesiyle Danıştay Beşinci Dairesince onanarak kesinleşmiş, davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin hüküm fıkrasının ise bozulmasına karar verilmiştir. Temyize konu kararda dava konusu işleme bağlı olan maaş ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talebi ile ilgili olarak, dava konusu işlemin iptalinin davacının doğrudan terfi ettirilmesi sonucunu doğurmadığı, davacının durumunun yeniden değerlendirilmesine yönelik olduğu ve davacının terfi edip etmeyeceğinin yapılacak değerlendirme sonucunda belirleneceği gerekçesiyle bu kısım yönünden karar verilmesine yer olmadığı yolunda hüküm kurulmuştur. Ancak, bu hüküm işlemin hukuka uygunluğunu saptayan ya da davacının haksız olduğunu ortaya koyan nitelikte bir hüküm olmayıp, yalnızca konuyla ilgili henüz karar verilemeyeceğini tespit etmektedir. Başka bir ifade ile davanın esası hakkında bir karar verilmiş değildir.
Bu itibarla, parasal ve özlük hak talebinin bağlı olduğu işlem hakkında iptal kararı verildiği ve temyizen incelenen kararda, dava konusu parasal ve özlük hak talebi hakkında “hukuka aykırılık” yolunda bir tespit yapılmadığı dikkate alındığında, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Bu husus, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan, düzeltilmesi mümkün eksiklik olarak görüldüğünden, İdare Mahkemesince verilen kararın hüküm fıkrasında yer alan “A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 1.326,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye ödenmesine” ibaresinin çıkarılmak suretiyle kararın düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KISMEN REDDİ ile …. İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:.. sayılı temyize konu kararın, “davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına” ilişkin kısmının ONANMASINA oybirliğiyle,
2. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KISMEN KABULÜ ile … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, vekalet ücretine yönelik hüküm fıkrasının “A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 1.326,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye ödenmesine” ibaresinin çıkarılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA oyçokluğuyla,
3. Temyiz giderlerinin yarısının istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, kalan yarısının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davacının adli yardım istemi kabul edildiğinden, adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasındaki yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, karar kesinleştikten sonra davacıdan tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına,
4. Dosyanın anılan mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren (15) onbeş gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/12/2021 tarihinde karar verildi.

(X) KARŞI OY :

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle değişik “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinde; “1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar.
b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar.” hükmüne yer verilmiştir.
Temyiz incelemesinde; incelemeye tabi karardaki gerekçenin değiştirilmesi veya maddi hata ve yanlışlıkların düzeltilmesi, eksikliklerin tamamlanması mümkün olmakla birlikte, hükmün sonucunu, kapsamını değiştirecek şekilde düzeltme yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Temyiz istemine konu Mahkeme kararı sonucunda haksızlığı yolunda bir tespit yapılmayan davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Bu husus, yukarıda belirtildiği üzere 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında bulunmayıp; kararın bozulmasını gerektiren “hukuka aykırılık” teşkil etmektedir.
Bu sebeple, İdare Mahkemesi kararının bu kısmının, Mahkemece yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla aksi yönde oluşan düzeltilerek onama kararına katılmıyoruz.