Danıştay Kararı 2. Daire 2021/3221 E. 2022/4775 K. 04.10.2022 T.

Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/3221 E.  ,  2022/4775 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/3221
Karar No : 2022/4775

TEMYİZ EDEN (DAVALI) :… Valiliği
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:.., K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem : Davacı, Bağcılar İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yaptığı dönemde, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 5/A-1. maddesi uyarınca üç günlük aylıktan kesim cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı işleminin iptali istemiyle dava açmıştır.
… İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı dava konusu işlem iptaline ilişkin kararı, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunmayan ve farklı fiillere dayalı olarak verilen iki ayrı disiplin cezasından kaynaklanan uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesince söz konusu işlemler için ayrı ayrı dava açılmak üzere 2577 sayılı Kanun’un 15/1-d maddesi uyarınca dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmesinde hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle Danıştay Beşinci Dairesinin 04/04/2018 günlü, E.2016/15113, K.2018/13092 sayılı kararıyla bozulmuştur.
Danıştay Beşince Dairesinin bozma kararına uyulmak suretiyle … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; disiplin soruşturmasında ifadesine başvurulan ve davacıyla aynı şube/amirlikte görev yapan polis memurlarının beyanlarının açık olmadığı, sadece bir polis memurunun açık beyanı olduğu, bunun soruşturma raporuna yansıtıldığı, denetim amirinin gözlem ve kanaatlerinin önemli ve kayda değer olduğu, ancak yorumlanabilir bir hususta belli bir kanaate ulaşmanın, hukuken itibar edilebilir yeterince ispat vasıtalarıyla (aynı yönde ifadeler, görsel kayıt, ölçüm ve benzeri) ortaya konulması gerektiği, ancak davacının disiplin suçuna konu fiilinin tereddüte yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmadığı, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 5/A-1. maddesinde “Yönetmelik hükümlerine aykırı biçimde saç uzatmak, bıyık veya favori bırakmak” fiili için üç güne kadar aylıktan kesme cezası öngörüldüğü, 08/03/2018 günlü, 30354 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’da “Yönetmelik hükümlerine aykırı biçimde saç uzatmak, bıyık veya favori bırakmak” fiilleri için disiplin cezası öngörülmediği, bu itibarla 7068 sayılı Kanun’da davacı lehine yeni bir düzenleme getirildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından özetle, İlçe Emniyet Müdürü tarafından yapılan denetimde davacının ilgili Yönetmeliğe aykırı olarak saçını uzattığının tespit edildiği, davacı ile aynı büroda birlikte çalışan polis memurunun verdiği ifadede davacının saçının uzun olduğunu beyan ettiği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN CEVABI : Davacı tarafından cevap verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Beşinci Dairesinin E:2020/1907 sayılı esasında kayıtlı iken, Danıştay Başkanlık Kurulunun, Danıştay dava daireleri arasındaki iş bölümünün belirlenmesine ilişkin 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının “Ortak Hükümler” başlıklı kısmının 6. fıkrası uyarınca gönderme kararı verilmeksizin Dairemize devredilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan; Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 5/A-1. maddesinde “Yönetmelik hükümlerine aykırı biçimde saç uzatmak, bıyık veya favori bırakmak” fiili için 3 günlük aylıktan kesim cezası öngörülmüştür. Daha sonra çıkarılan 7068 sayılı Kanun’un “Disiplin cezası verilecek fiiller” başlıklı 8. maddesinde ise “Yönetmelik hükümlerine aykırı biçimde saç uzatmak, bıyık veya favori bırakmak” fiiline yer verilmemiştir. Bu itibarla, “Yönetmelik hükümlerine aykırı biçimde saç uzatmak, bıyık veya favori bırakmak” fiili için artık disiplin cezası öngörülmemektedir.
Ceza hukuku kökenli bir ilke olan, ancak zaman içinde hukukun tüm dallarında geçerli bir ilke olarak benimsenen lehe olan hükmün uygulanması ilkesi; işlendiği zamanın hukuki normları uyarınca suç sayılan bir fiilin sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç olmaktan çıkarılmış bulunması veya sonradan yürürlüğe giren düzenlemenin suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre suçlunun lehine sonuçlar doğurması durumunda, failin lehine olan sonraki normun daha önce işlenmiş olan fiillere uygulanmasını öngörmektedir.
İdare hukuku alanında, kural olarak idari işlemlerin yargısal denetimi tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. İdari işlem niteliğindeki disiplin cezasının da tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, lehe olan normun uygulanması ilkesinin disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla, fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise disiplin cezası ile cezalandırılacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü dikkate alınmalıdır. Ancak lehe hükmün uygulanması amacıyla verilecek bir iptal kararının lehe olan hükme uygun olarak yeni bir disiplin cezası verilmesine engel olmayacağı da tabiidir.
Lehe olan hükmün uygulanması, fiilin sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç olmaktan çıkarılmış bulunması veya sonradan yürürlüğe giren düzenlemenin suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre suçlunun lehine sonuçlar doğurması gibi iki farklı şekilde ortaya çıkmaktadır. Doğal olarak, fiilin suç olmaktan çıkarılmış olması ile yeni düzenlemenin davacı lehine olacak şekilde daha az yaptırım öngörmesinin de sonuçları farklı olacaktır.
Lehe olan yeni düzenleme ile artık fiilin suç olmaktan çıkarılması durumunda, İdare Mahkemesince lehe düzenleme gerekçesiyle verilen iptal kararı üzerine, idare tarafından fiil için yeniden bir disiplin cezası verilemeyecektir. Diğer taraftan; lehe olan yeni düzenleme ile fiil için davacı lehine olacak şekilde daha az yaptırım öngörülmesi halinde, idare tarafından fiil yeni düzenlemeye göre değerlendirilmek suretiyle yeni bir disiplin cezası verilmesine engel bulunmamaktadır.
Daha açık bir ifadeyle; dava konusu uyuşmazlıkta olduğu gibi disiplin cezasına konu fiil için lehe olan yeni düzenlemede ceza öngörülmemiş ise, İdare Mahkemesince fiilin sübutuna ilişkin inceleme yapılmasında hukuki zorunluluk bulunmamaktadır. Bu itibarla; İdare Mahkemesince, artık 7068 sayılı Kanun’da disiplin cezası öngörülmeyen “Yönetmelik hükümlerine aykırı biçimde saç uzatmak, bıyık veya favori bırakmak” fiilinin sübuta erip ermediğinin araştırılmasıyla verilen temyize konu kararda sonuç itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2- … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı temyize konu kararın yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3- Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4- Dosyanın anılan mahkemeye gönderilmesine,
5- 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren (15) onbeş gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :

Dava, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacının, Yönetmelik hükümlerine aykırı biçimde saç uzattığından bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 5/A-1. maddesi uyarınca “üç günlük aylık kesimi” cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
… İdare Mahkemesince, suçun sübuta erip ermediği yönünde inceleme yapıldıktan sonra, 7068 sayılı Kanun’da davacı lehine yeni bir düzenleme getirildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Anayasa’nın “Başlangıç” başlıklı kısmının altıncı paragrafında “Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak milli kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu” belirtilmektedir.
Aynı şekilde, Anayasa’nın “Kişinin Dokunulmazlığı, Maddi ve Manevi Varlığı” başlıklı birinci kısmının 17. maddesinde “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” düzenlemesi, “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde de “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Kaynağını Anayasa’dan alan ve Türk hukuk siteminde “lekelenmeme hakkı” ya da “isnaddan aklanma hakkı” olarak isimlendirilen bu hak kapsamında; tüm kamu görevlileri yargı mercileri önünde hak arama özgürlüğüne ve kendilerine isnat edilen disiplin suçlarından kurtulma hakkına sahiptir.
Davalı idarenin kamu görevlisi olan davacıyı, ilgili Tüzük’te öngörülen fiiller için disiplin cezasıyla tecziyesi yasal bir zorunluluk olmakla birlikte, disiplin cezasına konu fiili işlemekle suçlanan davacının bu ithamdan kurtulmayı istemesi de haklı bir talep olarak değerlendirilmelidir.
Lehe düzenleme gerekçesiyle fiilin sübuta erip ermediği araştırılmaksızın verilecek olan iptal kararı, usulî olacaktır ve davacının aklanma hakkı kapsamında elde etmek istediği hukuki menfaati de engelleyecektir.
Sonuç olarak fiilin sübuta erip ermediğine ilişkin bir yargı kararı bulunmadığı müddetçe, disiplin cezasına konu fiilin davacı tarafından işlenmediği ortaya konulamayacaktır. Öte yandan; davacının özlük dosyasında muhafaza edilecek olan yargı kararında fiilin sübutuna ilişkin tespit yapılmamasının, ilerleyen zamanda davalı idarenin davacı hakkında vereceği kararları da olumsuz yönde etkileyeceği açıktır.
Bu itibarla, davacının eyleminin sübut bulmadığına yönelik gerekçeyle dava konusu işlemin iptali yolundaki mahkeme kararının gerekçe eklenmeksizin onanması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.