Danıştay Kararı 2. Daire 2021/4788 E. 2022/4809 K. 05.10.2022 T.

Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/4788 E.  ,  2022/4809 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/4788
Karar No : 2022/4809

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… , Temyiz No: … sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Dava; İzmir ili, Buca ilçesi, … köyünde bulunan ve ecrimisil tahakkuk ettirildiği tarihte Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan 70.049 m² yüzölçümlü taşınmazın zeytinlik yapılmak suretiyle fuzulen işgal edildiğinden bahisle tahakkuk ettirilen ve davacı tarafından ödenen 40.340,03-TL ecrimisil bedelinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin … günlü, E:… , K:… sayılı kararıyla; dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, davacı adına tahakkuk ettirilen ecrimisil alacağına konu taşınmazın davacı tarafından, ecrimisilin tahakkuk ettirilmesinden sonraki bir tarihte 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca 6292 saylı Yasa hükümleri çerçevesinde satın alındığı, daha sonra davacının malvarlığı üzerine konulan haciz neticesinde malvarlığının satılma tehlikesinin bertaraf edilmesi amacıyla ecrimisil bedelinin icra tehdidi altında ödendiği anlaşıldığından, yukarıda yer verilen yasa hükümleri uyarınca, davacı tarafından anılan taşınmazın satın alınması talepli başvurusunun yapıldığı tarihte tahakkuk ettirilmiş ancak ödenmemiş bir ecrimisil alacağının mevcut olduğu görüldüğünden, 6292 sayılı Yasa’nın 11.maddesinin 6. fıkrası uyarınca tahakkuk eden ecrimisilin terkin edilmesi gerekmekte olup, davacı tarafından ödenen 40.340,03 TL ecrimisil bedelinin iade edilmesi istemiyle yapılan başvuruyu zımmen reddeden dava konusu işlemde mevzuata ve hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:… , K:… sayılı kararıyla; davacı tarafından ödenen 40.340,03 TL ecrimisil bedelinin 6292 sayılı Yasa’nın 11. maddesinin 6. fıkrası uyarınca 28/11/2016 tarihinde iadesi istemiyle yapılan başvuruya davalı idarece 14/02/2017 tarihinde verilen yanıtdan ve savunma dilekçesinden, işlemin sebebinin ”ecrimisil tahakkukuna ilişkin Mahkeme kararının temyiz aşamasında olduğu, temyiz kararının sonuçlanmasına istinaden telebin değerlendirileceğine” ilişkin olduğu anlaşılmakta ise de, idare hukukunun resen araştırma ilkesi ile sebep ikamesi ilkeleri çerçevesinde dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının ecrimisile konu taşınmazı 6292 sayılı Yasa kapsamındaki satın alma talebinin 18/04/2016 tarihli olması ve 6292 sayılı Kanun’un 11/6. maddesinin başvuru tarihi itibarıyla son beş yıl için tahsil edilen ecrimisil bedelinin satış bedelinden mahsup edilebileceği hükmünü içermesi karşısında, son beş yıldan öncesi dönemi (01/10/2003-30/09/2008) içeren ecrimisil bedelinin 6292 sayılı Yasa’nın 11. maddesinin 6. fıkrası gereği iadesinin reddi yolundaki dava konusu işlemde sonucu itibariyle hukuka aykırılık işlemin iptali yolundaki Mahkeme kararında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesi ile davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine kesin olarak karar verildiği; davacı tarafından bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:… , K:… , Temyiz No:… sayılı temyize konu kararıyla; dairelerince verilen kararın kesin olduğu, 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesine göre temyiz yoluna tabi kararlardan olmadığı gerekçesi ile temyiz isteminin reddine temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlemin mevzuata aykırı olduğu ve kararın temyize tabi olduğu ileri sürülerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN CEVABI : Davalı idare tarafından; davacının temyiz başvurusunun reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge İdare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:… , K:… , Temyiz No: … sayılı sayılı kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun’un 7035 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 05/10/2022 tarihinde esasta oybirliğiyle gerekçe yönünden oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun Temyiz başlıklı 46. maddesinin birinci fıkrasında, “Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir” kuralı yer almış, maddenin devamında, “temyiz edilebilecek kararlar”; “açılan davanın konusu” esas alınarak belirlenmiş, aynı fıkranın (b) bendinde, “Konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar” da verilen kararların, temyiz edilebileceği kurala bağlanmış;
2577 sayılı Kanun’un Ek 1. maddesinde; ” Bu Kanunda öngörülen parasal sınırlar; her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların bin Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.” düzenlemesi yer almıştır.
2577 sayılı Kanun’un yukarıda aktarılan maddelerinden, konusu belli bir para olan ” idari işlem” hakkında açılan davalarda verilen kararlardan hangisinin, 2577 sayılı Kanun’un 46/1-(b) maddesi uyarınca temyize tabi olup olmadığının; açılan davalardaki iptali istenilen ” işlemin konusu miktar”a göre yapılacağı hükme bağlandığından; bu husustaki değerlendirmenin de davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan dava değeri esas alınarak yapılması gerekmektedir.
Aksi uygulamanın, 2577 sayılı Kanun’da belirtilen parasal sınırların yıl itibariyle yeniden değerleme oranında arttırıldığından, davanın açılmasından sonraki yargılama sürecine göre kararın temyiz edilebilme durumunun değişmesi nedeniyle, kanun yollarına başvurulması açısından, kanuni açıklığın bulunmadığı sonucunu doğuracağı açıktır.
Anılan madde hükümleri uyarınca, bu 2577 sayılı Kanun’da öngörülen parasal sınırlar; her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulandığından davanın açıldığı 07/03/2017 tarihinde, dava değeri 103.000,00 TL üzerinde açılan davaların temyize tabi olduğu görülmüştür
Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, 40.340,03-TL ecrimisil bedelinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi üzerine, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının davacı tarafından temyizen incelenerek bozulması istemiyle, temyiz başvurusu yapıldığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un Ek 1. maddesinde; “Bu Kanunun tek hakimle çözümlenecek davalara ilişkin 7. maddesindeki parasal sınırlar; her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların bin Türk lirasını aşmayan kısımları dikkkate alınmaz.
Yukarıdaki fıkra uyarınca her takvim yılı başından geçerli olmak üzere uygulanan parasal sınırların artışı, artışın yürürlüğe girdiği tarihten önce idare ve vergi mahkemelerince nihaî olarak karara bağlanmış davalar ile Danıştayın bozma kararı üzerine bozulan mahkemece yeniden bakılan davalarda uygulanmaz.” kurallarına yer verilerek, 2577 ayılı Kanun’dan farklı olarak; nihai karara bağlanmış ve Danıştayın bozma kararı üzerine verilen kararlar dışında, tek hakimle çözümlenecek davalara ilişkin olan 7. maddesindeki parasal sınırın dava açıldıktan sonra da değişmesi kabul edilmiş ise de; 2577 sayılı Kanun’da, temyizen incelenecek davalar yönünden geçerli olan ve yukarıda aktarılan 2577 sayılı Kanun’un Ek 1. maddesinde bu tür bir düzenlemeye yer verilmediği görülmüştür.
Bu durumda; davanın açıldığı 07/03/2017 tarihinde temyiz parasal sınırının 103.000,00 TL, dava değerinin ise 40.340,03-TL olduğu ve davanın açıldığı 2017 tarihindeki temyiz parasal sınırının altında olduğu görüldüğünden; temyizen incelenerek bozulması istenen Bölge İdare Mahkemesi kararının 2577 sayılı Kanun’un 46.maddesinde sayılan davalar arasında yer almadığı gerekçesiyle davalı İdarenin temyiz isteminin reddi gerektiği oyu ile gerekçe yönünden Daire kararına katılmıyorum