Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/5060 E. , 2021/5405 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/5060
Karar No : 2021/5405
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Dava; davacının kanuni temsilcisi olduğu … Kulüp Turizm Ticaret Ltd. Şti. tarafından işletilen otelin; Muğla ili, Bodrum ilçesi, … Köyünde bulunan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki 657,45 m2 alanı 01/01/2011-05/09/2014 tarihleri arasındaki dönemde ahşap platform, bar, sahne, beton zemin ve yüzer iskele yapmak suretiyle fuzulen işgal ettiğinden bahisle 539.971,53 TL ecrimisil alacağının tahsili amacıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Kanunu’nun mükerrer 35. maddesi uyarınca düzenlenen, 431.977,22 TL tutarındaki, … günlü, …sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararla; davacının, dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan ecrimisil alacağının doğduğu 20/09/2011-16/01/2015 tarihleri arasında, şirket müdürü ve temsilcisi olduğu, bu sebeple ödeme emrine dayanak ecrimisil alacağının tamamından şirketin temsilcisi sıfatıyla davacının sorumlu olduğu, asıl borçlu olan şirket hakkında usûlünce takip yapıldığı ve şirketten kamu alacağını tahsil imkanının bulunmaması üzerine davacı hakkında düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; davacının, ecrimisile konu dönemde limited şirketinin yasal temsilcisi olmasına karşın; ecrimisile ilişkin ihbarnamenin tesis edildiği ve alacağın vadesi içinde ödenmemesi nedeniyle 6183 sayılı Kanun uyarınca ödeme emri ile şirketten istendiği tarihten önce şirket müdürlüğü ve kanuni temsilciliğinin sona erdiği; şirketin malvarlığından tahsil olanağı kalmadığı anlaşılan kamu alacağından, yasal temsilci olarak müteselsilen sorumlu tutulmasına hukuksal olanak bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüyle, İdare Mahkemesi kararı kaldırılarak, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, ecrimisil alacağının vadesi içerisinde, şirket tarafından ödenmemesi ve cebren tahsil işlemleri yapılmasına karşın, alacağı ödemeye yeter miktarda mal varlığının bulunmaması nedeniyle davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emrinin hukuka uygun olduğundan, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Onuncu Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının “Ortak Hükümler” kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY : Bakılan dava, davacının kanuni temsilcisi olduğu … Kulüp Turizm Ticaret Ltd. Şti. tarafından işletilen otelin; Muğla ili, Bodrum ilçesi, … Köyünde bulunan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki 657,45 m2 alanı, 01/01/2011-05/09/2014 tarihleri arasındaki dönemde ahşap platform, bar, sahne, beton zemin ve yüzer iskele yapmak suretiyle fuzulen işgal ettiğinden bahisle 539.971,53 TL ecrimisil alacağının tahsili amacıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Kanunu’nun mükerrer 35. maddesi uyarınca düzenlenen, 431.977,22 TL tutarındaki, … günlü, … sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun “Ecrimisil ve tahliye” başlıklı 75. maddesinin 1. fıkrasında, “Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malları ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz malların, gerçek ve tüzelkişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden, bu Kanunun 9. maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, idareden taşınmaz ve değerleme konusunda işin ehli veya uzmanı üç kişiden oluşan komisyonca tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere tespit ve takdir edilecek ecrimisil istenir. Ecrimisil talep edilebilmesi için, Hazinenin işgalden dolayı bir zarara uğramış olması gerekmez ve fuzuli şagilin kusuru aranmaz.” kuralı ile anılan maddenin 2. fıkrasında, “Ecrimisil fuzuli şagil tarafından rızaen ödenmez ise 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur.” kuralına yer verilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan halleriyle 54. maddesinde ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı; 55. maddesinde ise amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde de kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığından bahisle 7 gün içinde dava açılabileceği kurala bağlanmıştır.
Aynı Kanunun, “Limited şirketlerin amme borçları” başlıklı 35. maddesinde, Limited Şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağı ve ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulacağı; dava konusu işlemin yasal gerekçesi bulunan “Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu” başlıklı mükerrer 35. maddesinin birinci fıkrasında “Tüzel Kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu kanun hükümlerine göre tahsil edilir.” kuralıyla son fıkrasında “Temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler.” kuralına yer verilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 586 ve 587. maddelerinde, Limited Şirketin ne suretle temsil edileceği ve temsil yetkisinin kullanma şeklinin, ticaret sicilinde tescil ve ilan edileceği; 623. maddesinde, şirketin yönetimi ve temsilinin şirket sözleşmesi ile düzenleneceği, Şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebileceği, en azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerektiği; müdürlerin, kanunla veya şirket sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkili oldukları; 629. maddesinde, Müdürlerin temsil yetkilerinin kapsamına, yetkinin sınırlandırılmasına, imzaya yetkili olanların belirlenmesine, imza şekli ile bunların tescil ve ilanına bu Kanunun anonim şirketlere ilişkin ilgili hükümleri kıyas yolu ile uygulanacağı belirtilmiş, atıf yapılan 371. maddesinde ise; “(1)Temsile yetkili olanlar şirketin amacına ve işletme konusuna giren her tür işleri ve hukuki işlemleri, şirket adına yapabilir ve bunun için şirket unvanını kullanabilirler. Kanuna ve esas sözleşmeye aykırı işlemler dolayısıyla şirketin rücû hakkı saklıdır. (2) Temsile yetkili olanların, üçüncü kişilerle, işletme konusu dışında yaptığı işlemler de şirketi bağlar; meğerki, üçüncü kişinin, işlemin işletme konusu dışında bulunduğunu bildiği veya durumun gereğinden, bilebilecek durumda bulunduğu ispat edilsin. Şirket esas sözleşmesinin ilan edilmiş olması, bu hususun ispatı açısından, tek başına yeterli delil değildir. (3)Temsil yetkisinin sınırlandırılması, iyiniyet sahibi üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmez; ancak, temsil yetkisinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine özgülendiğine veya birlikte kullanılmasına ilişkin tescil ve ilan edilen sınırlamalar geçerlidir. (4)Temsile yetkili kişiler tarafından yapılan işlemin esas sözleşmeye veya genel kurul kararına aykırı olması, iyiniyet sahibi üçüncü kişilerin o işlemden dolayı şirkete başvurmalarına engel değildir. (5)Temsile veya yönetime yetkili olanların, görevlerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden şirket sorumludur. Şirketin rücû hakkı saklıdır…” düzenlemelerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
6183 sayılı Kanunun, yukarıda incelenen mükerrer 35. maddesinin, 06/06/2008 günlü, 26898 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5766 sayılı Kanun ile eklenen 5. fıkrasında, kamu alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, kamu alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulacağı düzenlemesine yer verilmiş olmasına karşın, anılan düzenleme; Anayasa Mahkemesi’nin, 03/04/2015 günlü, 29315 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 19/03/2015 günlü, E:2014/144, K:2015/29 sayılı kararıyla, “Kanun koyucu, amme alacağını güvenceye almak bakımından sorumluluğun yaygınlaştırılması yoluna gidebileceği gibi müteselsil sorumluluk da öngörebilir. Ancak amme alacağının doğduğu veya ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilcilerin farklı kişiler olabileceği gerçeği göz önüne alındığında, kural ile getirilen düzenleme vergi ve diğer mali ödev ve sorumluluklarını zamanında ve eksiksiz olarak yerine getiren kanuni temsilcilerin, sonradan kendilerinin görevde olmadığı ve müdahale şanslarının bulunmadığı bir dönemde gerçekleşen bir eylemden müteselsilen sorumlu tutulmaları sonucunu doğurmaktadır. Adalet ve hakkaniyet ilkeleri karşısında, bireyin bu şekilde belirsiz ve güvencesiz bir biçimde kendi kusurundan kaynaklanmayan bir nedenle, başkalarının eylem veya ihmali sonucu oluşacak sorumluluğa ortak olması adalet ve hakkaniyetle bağdaşmaz. Dolayısıyla, itiraz konusu kural hukuk devleti ilkesine aykırıdır.” gerekçesiyle iptal edilmiştir.
Belirtilen gerekçe karşısında iptal kararı ile ödev ve sorumluluklarını zamanında ve eksiksiz olarak yerine getiren kanuni temsilcilerin; kendi kusurları bulunmaksızın, başkalarının eylem veya ihmallerinden sorumlu tutulmalarının önüne geçilmek istenildiği, daha açık bir ifadeyle kanuni yükümlülüklere riayet edilmesi noktasında kusuru bulunanın sorumlu tutulmasının amaçlandığı görülmektedir.
Bu doğrultuda “haksız işgal” nedeniyle ödenen bir tazminat olan ecrimisile ilişkin olarak ise, esas sorumluluğun haksız işgalin (eylemin) gerçekleştiği dönemde şirketi idare ve temsile yetkili olan kişide olması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır.
Ticaret Sicil Kayıtlarının incelenmesinden, … Kulüp Turizm Ticaret Ltd. Şti.’nin;
…, … ve … tarafından, … Mah., … Cad., No:…, Çankaya / Ankara adresinde kurularak 28/05/2010 günlü, 7573 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilan edildiği ve şirket ortağı …’nun şirket müdürü olarak seçildiğinin tescil ve ilan olunduğu;
21/06/2010 günlü, 7589 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan ortaklar kurulu kararıyla; Muğla, Bodrum’da şube açılmasına Şube unvanın “… Kulüp Turizm Ticaret Limited Şirketi Bodrum Şubesi” olmasına, Şubeyi temsil konusunda …’nun 20 yıl süre ile müdür olarak atanmasına karar verilerek, şube müdürünün, bilcümle resmi daireler kuruluşlar hakiki ve hükmi şahıslar bilcümle bankalar vergi daireleri, SSK ve bilcümle makam ve merciler nezdinde şirketi temsile ve ilzama, şirketi temsil ve ilzam edici ve taahhüt altına koyucu muamelelerde şirket müdürü …nun şirket unvanı altında İmza atmasının yeterli olacağının kararlaştırıldığı;
13/10/2011 günlü, 7920 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan ortaklar kurulu kararıyla ise; ‘nun (merkez yönünden de) şirket müdürlüğüne atanmasına karar verildiği;
01/08/2012 günlü, 8124 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan ortaklar kurulu kararıyla; Şirket merkezinin Ankara’dan Bodrum’a nakledilmesine karar verildiği;
28/01/2015 günlü, 8746 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ise; Bodrum şubesinin kapatılarak sicilden terkin edildiği;
02/02/2015 günlü, 8749 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde de; hissedarların tamamının hisselerini dava dışı S.A.’ya devrettikleri ve davacı …’nun şirket müdürü olarak temsil yetkisinin sona erdiğinin tescil ve ilan edildiği görülmüştür.
Dosyanın incelenmesinden; idarece mahallinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 05/09/2014 günlü taşınmaz tespit tutanağıyla Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanın,… Ltd. Şti tarafından işgal edildiğinin tespit edildiği ve 04/12/2015 günlü, 4353 sayılı Ecrimisil İhbarnamesiyle, davacının şirket Ortaklar Kurulu üyesi ve şirketin Kanuni Temsilcisi olduğu 01/01/2011-05/09/2014 tarihleri arasındaki dönem için toplam 539.971,53 TL ecrimisil istenildiği, ihbarnamenin 21/09/2016 tarihinde tebliğ edildiği; şirket adına düzenlenen … günlü, … sayılı ödeme emrinin ise elektronik olarak şirkete tebliğ edildiği ve devamında … günlü, … sayılı haciz varakasının düzenlenerek malvarlığı sorgulamaları yapıldığı; buna karşın, şirketin alacağı karşılamaya yeter miktarda malvarlığının bulunmaması üzerine ise, Bodrum Ticaret Odasından, şirket ortak ve yetkililerinin sorularak, alınan cevap doğrultusunda dava konusu ödeme emrinin düzenlenerek, 27/11/2017 tarihinde davacıya tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, 21/06/2010-13/10/2011 tarihleri arasındaki dönemde davacının, şirket Ortaklar Kurulu üyesi ve şirketin Bodrum Şubesinin, Ticaret Sicil kayıtları doğrultusunda; şirket borç altına sokmaya, borç alıp vermeye, hukuki ve mali işler için vekil tayin etmeye, şirketi temsil ve ilzam edici ve taahhüt altına koyucu muamelelerde şirket müdürü sıfatıyla şirket unvanı altında tek başına imza atması yeterli bulunan, yetkili Kanuni Temsilcisi olduğu; 13/10/2011 tarihinden 02/02/2015 tarihine kadar ise şirket merkezini temsile yetkili Kanuni Temsilci olduğu dikkate alındığında; ecrimisil alacağına ilişkin 01/01/2011-05/09/2014 tarihleri arasında kanuni temsilci olduğu ve ecrimisil alacağından sorumluluğu bulunduğu anlaşılan davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığından, davanın reddi yolundaki karara karşı istinaf başvurusunun bu gerekçeyle reddi gerekmekte iken, istinaf başvurusunun kabulü ile işlemin iptaline ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,
3. Aynı Kanununun 6545 sayılı Kanun’la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 30/12/2021 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.