Danıştay Kararı 2. Daire 2021/7316 E. 2022/4966 K. 11.10.2022 T.

Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/7316 E.  ,  2022/4966 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/7316
Karar No : 2022/4966

TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI): … Bakanlığı
VEKİLİ: I. Hukuk Müşaviri Yrd. …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava Konusu İstem: Dava; davacının, … İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde Büro Amir Yardımcısı Başkomiser olarak görev yaptığı dönemde, “Cumhuriyet Savcısının talimatına aykırı olarak, Bakan, MİT Müsteşarı ve Valilik gibi önemli görevlerde ve yargılanmaları özel hükümlere tabi olan şahısların görüşmelerinin, hiçbir suç teşkil etmemesine rağmen İletişim Tespit Tutanakları (Tape) yapılması suretiyle verileri hukuka aykırı ele geçirmek ve kullanmak” fiilini işlediği gerekçesiyle, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 12. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla tecziyesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nun 01/07/2015 günlü, 2015/147 sayılı kararının (9) no’lu olaya ilişkin kısmının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan tüm özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; disiplin soruşturmasında davacının sorumlu tutulduğu iletişim tespit tutanaklarına ilişkin olarak verilen ifadelerden; hedef şahıslardan …’nın dinlenen telefon görüşmelerinde hedef şahıslarla görüşen kişilerin de dolaylı olarak dinlendiği, dinlenen bu telefon görüşmelerinin de çözümlemelerinin yapılarak tape haline getirildiği, davacının ve diğer ifade veren kişilerinde bu görüşmelerin tape yapıldığını doğruladıkları ancak bu tape işlemlerinin mevzuat uyarınca Savcılığın kararı doğrultusunda gerçekleştirildiğini iddia ettikleri, oysa soruşturma savcısının talimatlarında “örgütün yapısını deşifre eden, suç delilini ortaya çıkaran, suç unsuru taşıyan veya TCK’nun 135/6 maddesinde sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek görüşmelerin” çözümlemesinin yapılarak gönderilmesinin istenildiği, soruşturma savcısının bu talimatına karşın davacının da aralarında bulunduğu görevliler tarafından, suç unsuru taşımadığı ve talimatta belirtilen hususlarla ilgisi olmadığı halde … isimli hedef şahsın, MİT Müsteşarı …, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı … ve Aksaray Valisi … ile yaptığı telefon görüşmelerinin çözümlemelerinin yapıldığı, yine Başkomiser …’nün ifadesinden anlaşıldığı üzere bu veriler üzerinden bazı tespitlere varıldığı, dolayısıyla söz konusu bu görüşmelere ilişkin verilerin ele geçirilerek başkasının zararına olarak kullanıldığı, davacının da Teknik Takip Büro Amir Yardımcısı olarak sıralı amirlerden olduğu ve Savcılıktan gelen talimatın sıralı amirler vasıtasıyla çözümleme işlemini gerçekleştiren polis memurlarına iletildiği, çözümlemelerin yine aynı şekilde sıralı amirlere bildirildiğinin anlaşıldığı, davacı tarafından bu hususların aksini ortaya koyacak başkaca bir delil sunulamadığı, davacının üzerine atılı fiili işlediğinin sübuta ermesi nedeniyle hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; diğer taraftan, davalı idare tarafından davacıya, gerek kendisi gerekse de avukatı aracılığıyla disiplin soruşturma dosyasını inceleyerek savunma hakkını etkin bir biçimde kullanma imkanı verildiği, ayrıca hakkındaki iddialara ilişkin olarak ifade etmek istediği hususları sözlü savunma oturumunda ifade ederek savunmasını yapabilmesi için kendisine tebligat yapıldığından dolayı, davacının etkin savunma yapmasına imkan tanınmadığı ve savunma hakkının ihlal edildiği iddialarının yerinde görülmediği gerekçeleriyle davanın reddine hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; … İdare Mahkemesince verilen istinafa konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından; tüm iş ve işlemlerin Cumhuriyet Savcılığının talimatı ve Mahkeme kararları doğrultusunda yerine getirildiği, hakkında tesis edilen disiplin cezası ile dayanak Tüzük hükmünün birbiriyle uyumlu olup olmadığı konusunda herhangi bir tespite yer verilmediği, görüşmelerin iletişim tespiti tutanağına çevrilmesinin görevi olduğu, hedef şahsın görüşme yaptığı kişilerin Devlet görevlisi olmasının, ilgili kişi hakkındaki yargı kararının uygulanmasını engellemeyeceği, ileri sürülen argümanların Mahkemece dikkate alınmadığı, etkili bir soruşturma yapılmadığı, savunma hakkının soruşturmanın tüm aşamasında keyfi olarak kısıtlandığı; isnat edilen suçlara ilişkin olarak kovuşturma zamanaşımının gözönünde bulundurulmadığı, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü uyarınca cezalandırıldığı, bu Tüzüğün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 83. maddesinin 1. fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü kararıyla iptal edildiği ve iptal kararının (1) yıl sonra yürürlüğe gireceğinin belirlendiği, söz konusu sürenin dolmasına kısa bir süre kala 23/01/2017 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile konu hakkında düzenleme yapıldığı, konunun olağanüstü hal ve KHK ile ilgisinin bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının “Ortak Hükümler” kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada; Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … günlü, E:… sayılı kararıyla kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun’un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “Adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder.” düzenlemesi gereğince, temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın ONANMASINA,
3. Davacının adli yardım istemi kabul edildiğinden, temyiz aşamasındaki yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun’un 7035 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 11/10/2022 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.