Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/7330 E. , 2022/4975 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/7330
Karar No : 2022/4975
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av….
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yrd. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: Dava; davacının, … İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü Teknik Takip Büro Amirliğinde “Büro Amir Yardımcısı” olarak görev yaptığı dönemde, “17/12/2013 tarihinde soruşturma dosyasının, 18/12/2013 tarihinde ses verilerinin kayıtlı olduğu harddisklerin İstanbul Cumhuriyet Savcılığına intikal ettirilmesinden sonra 24/12/2013-08/01/2014 tarihleri arasında İletişimin Tespit Tutanaklarını (Tape) tanzim etmek ve imha edilmesi gereken verileri hukuksuz olarak kullanmak” fiilini işlediği gerekçesiyle, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 12. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla tecziyesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nun … günlü, … sayılı kararının (23) no’lu olaya ilişkin kısmının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan tüm özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin … günlü, E:… K:… sayılı kararıyla; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının… sayılı soruşturması kapsamında Terörle Mücadele Şubesinde bulunan evrak ve kayıtların, … Cumhuriyet Başsavcılığına … günlü, … sayılı ve … günlü, … sayılı yazılara ek yapılarak gönderilmiş olması ve şubedeki asıl veri taşıyıcısında bulunan tüm dinleme kayıtlarının ve verilerin imha edilmiş olması gerekmesine rağmen, bu tarihten (18/12/2013) sonra 24/12/2013-08/01/2014 tarihleri arasında davacının sorumlu tutulduğu, 31 ayrı iletişim tespit tutanağının düzenlendiğinin tespit edildiği ve her bir iletişim tespit tutanağının 2 polis memuru tarafından tanzim edilerek imzalandığının anlaşıldığı, tutanaklarda imzaları bulunan polis memurlarının tutanaklardaki imzalarını reddetmedikleri ve bu şekilde tutanakların tanzim edildiği hususunu doğruladıkları ancak tutanakların disiplin soruşturma raporunda tespit edildiği gibi 24/12/2013-08/01/2014 tarihleri arasında değil 18/12/2013 tarihinden önceki tarihlerde tanzim edildiğini, belirtilen tarihlerin sistem tarafından otomatik olarak belirlendiğini ve sistemin bazen hatalı olarak tarih belirlediğini ifade ettikleri, bu ifadeler üzerine İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünden, iletişim tespit tutanaklarının tarihinin teknik takiplerde kullanılan sistemler tarafından otomatik olarak belirlenip belirlenmediğinin ve bu tarihin değiştirilip değiştirilemeyeceğinin yazı ile sorulduğu, ilgili idare tarafından bu yazıya cevaben sunulan 15/01/2015 tarihli raporda; Tib-KDM ve Tib-net programları üzerinde hazırlanan iletişim tespit tutanaklarının (tape çözümleri) alınmak istendiğinde bahse konu tutanakların bilgisayara ‘Word’ dosyası olarak atıldığının ve her türlü değişikliğin yapılabildiğinin bildirildiği anlaşıldığı, davaya konu iletişim tespit tutanaklarının tanzim edilmiş olduğunda herhangi bir tereddüt bulunmadığı, Teknik Takip Büro Amirliğinde Amir Yardımcısı olarak görev davacının, söz konusu tarihlerde halen görevinde olduğu, çözümlemelerin sıralı amirlere iletildiği, 18/12/2013 günlü, 69127 sayılı yazıda, telefon dinleme kayıtlarının imha edildiğinin belirtilmiş olmasına rağmen bu kayıtların imha edilmeyerek tape yapılması fiilinin, Devlete olan güveni sarsması nedeniyle, Devletin ve görüşmeleri tape yapılan kişinin zararına yol açacağı ve emniyet hizmetinin mevzuata uygun olarak işlemesine engel olması nedeniyle hizmetlerinin aksaması anlamına geleceği anlaşıldığından, davacıya isnat edilen fiilleri işlediğinin sübuta erdiği ve meslekten çıkarma cezasıyla tecziyesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; öte yandan davalı idare tarafından davacıya, gerek kendisi gerekse de avukatı aracılığıyla disiplin soruşturma dosyasını inceleyerek savunma hakkını etkin bir biçimde kullanma imkanı verildiği, ayrıca hakkındaki iddialara ilişkin olarak ifade etmek istediği hususları sözlü savunma oturumunda ifade ederek savunmasını yapabilmesi için kendisine tebligat yapılmasına rağmen davacının sözlü savunma oturumuna da katılmadığından dolayı, davacının etkin savunma yapmasına imkan tanınmadığı ve savunma hakkının ihlal edildiği iddialarının yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti: … Bölge İdare Mahkemesi… İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; …. İdare Mahkemesince verilen istinafa konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; eksik inceleme yapıldığı ve yerel mahkeme kararlarının gerekçeden yoksun olduğu, hakkında yürütülen soruşturmaya dair ileri sürülen argümanların Mahkemece dikkate alınmadığı, etkili bir soruşturma yapılmadığı, savunma hakkının soruşturmanın tüm aşamasında keyfi olarak kısıtlandığı; isnat edilen suçlara ilişkin olarak kovuşturma zamanaşımının gözönünde bulundurulmadığı, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü uyarınca cezalandırıldığı, bu Tüzüğün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 83. maddesinin 1. fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü kararıyla iptal edildiği ve iptal kararının (1) yıl sonra yürürlüğe gireceğinin belirlendiği, söz konusu sürenin dolmasına kısa bir süre kala 23/01/2017 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile konu hakkında düzenleme yapıldığı, konunun olağanüstü hal ve KHK ile ilgisinin bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının “Ortak Hükümler” kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada; Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin … günlü, E:… sayılı kararıyla kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun’un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “Adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder.” düzenlemesi gereğince, temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K… sayılı kararın ONANMASINA,
3. Davacının adli yardım istemi kabul edildiğinden, temyiz aşamasındaki yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun’un 7035 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 11/10/2022 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.