Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/8625 E. , 2022/5558 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/8625
Karar No : 2022/5558
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Emniyet amiri olarak görev yapan davacı, “Hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak” fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 6/B-(5) maddesi uyarınca “6 ay kısa süreli durdurma” cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Merkez Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı işleminin iptali istemiyle dava açmıştır.
… İdare Mahkemesinin … günlü, E:… , K:… sayılı kararıyla davanın reddine hükmedilmiş olup; anılan karar, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay Onikinci Dairesinin 06/05/2014 günlü, E:2010/9262; K:2014/3328 sayılı kararıyla bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : Bozma kararına uyulmak suretiyle verilen … İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; uyuşmazlık konusu olayda, davacının söz konusu fiili işlediğine dair tanık ifadeleri dışında kesin ve inandırıcı bir delilin bulunmadığı, davacının disiplin cezasına konu eylemi işlediğinin yeterli ve inandırıcı delillerle ortaya konulamadığı gibi; davacının disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin olayda, söz konusu fiilin, Anayasa’nın 20. maddesinde açıkça ifade edilen “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” hükmü uyarınca özel hayatın gizliliği ilkesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve dolayısıyla bu durumun hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranış olmayacağından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı İdare tarafından; yapılan soruşturma sonucunda davacının hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak fiilini işlediği sübuta erdiğinden “6 ay kısa süreli durdurma” cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konu işlemde mevzuata aykırı bir husus bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının “Ortak Hükümler” kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada; dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacının, başkomiser olarak görev yapmakta iken İstanbul Emniyet Müdürlüğünde Polis Memuru olarak görev yapan … isimli şahısla gayrimeşru ilişki yaşadığına ilişkin olarak … ismiyle verilen şikayet dilekçesi üzerine başlatılan soruşturma sonucu düzenlenen raporda; davacının eşi …’nin vermiş olduğu ifadesinde, davacı ile 10 yıldır evli oldukları ve 2 çocukları bulunduğu, davacının … Polis Meslek Yüksek Okulunda görevlendirildikten sonra giyiminde değişiklikler olmaya ve telefonunu kendisinden saklamaya başladığı, telefonuna çok sık çağrı ve mesaj geldiği, okul mezuniyet töreninden sonra haftada bir veya iki gün çeşitli bahaneler uydurarak eve gelmemeye başladığı, bir gün davacı uyurken gelen mesajı okuduğunda uygunsuz sözlerle karşılaştığı, davacıya durumu sorduğunda öğrencilerin dalga geçmek için yaptığını ileri sürerek konuyu geçiştirdiği, bu olaydan sonra gün geçtikçe evde huzursuzluğun arttığı, kendisine ulaşamaması için davacının telefonunu kapattığı, onun dışındaki zamanlarda meşgul çaldığı, telefonun meşgul çaldığı zamanlarda uygunsuz mesaj gelen telefonu aradığında o telefonun da meşgul çaldığı, davacının doğum günü olan 21 Şubat’ta kolları deri hırka şeklinde bir mont hediye edildiği, para almak için çüzdanını açtığında, montun … tarafından alındığının yazılı olduğu değiştirme fişini bulduğu, bundan sonra davacı ile kavgalarının arttığı, yapma yuvamızı yıkma dediğinde ise davacının kendisine “benim özel hayatım karışamazsın” dediği, …’yi telefon numarasından aradığında cevap vermediğinden dolayı mesaj çektiği, karşılığında “paranoyak” gibi çeşitli hakaret içeren mesajlar aldığı, davacının kendisinden boşanmak istediğinde kabul etmediği, izin dönüşü yolda tartıştıkları ve davacının kendisini ve çocukları arabadan attığı, telefonla davacının sınıf arkadaşı olan başkomiser …’yi arayıp durumu anlattığı, 06/04/2009 tarihinde yine davacının kendisini dövdüğü ve evine ilgisiz davrandığını beyan ettiği, tanık başkomiser …’nin vermiş olduğu ifadesinde ise, davacının devre arkadaşı olduğu ve ailece görüştükleri, 2004 yılında doktora için ABD’ye gittiği, 2008 yılı Mart ayında davacının eşi …’nin kendisini arayarak yardım istediği, bu yüzden Türkiye’ye erken döndüğü ve ilk gün ailece davacıların evinde misafir oldukları, aynı gece davacı ile eşinin tartışmaya başladıkları, davacının açık bir şekilde hayatında bir başka kadının olduğunu, onu sevdiğini, ona laf söyleyenin karşısında olacağını, eşini sevmediğini ve evliliğinin ilk aylarından itibaren kendisini aldattığını, eşinden boşanıp onunla evlenmeyi düşündüğünü, fakat çocuklarından dolayı tam karar veremediğini söylediği hususlarını ifade ettiği, tanık başkomiser …’nin vermiş olduğu ifadesinde, davacı ile …Polis Meslek Yüksek Okuluna birlikte tayin oldukları, orada görevli olduğu zaman içerisinde davacı ile …’nin ilişkileri olduğunu duymadığı fakat Kasım veya Aralık ayından sonra ilişkili olduğu kadın yüzünden kavga ve geçimsizliklerin duyulmaya başlandığı, bir gün davacının telefonla arayarak çağırdığı yere gittiğinde …’nin kendisini Merter’de bir apartmana götürdüğü, evde polis memuru … ve polis memuru …’nin olduğu, evde bir saat kadar oturduktan sonra çıktığını ifade ettiği, polis memuru …’nin vermiş olduğu ifadesinde, davacının ev ararken …’ye yardım ettiği, Merter’de bir ev buldukları ve … ve … ile birlikte kiraladıkları, davacının eve gelmeye başlaması nedeniyle aralarında bir ilişki olduğunu anladığı, …’ye yapma, iki çocuk sahibi diye uyardığında …’nin çok sevdiğini söylediği, 2008 yılı Nisan ayında … ile davacının birlikte eve geldikleri, telefonla aradıkları başkomiser …nin de eve geldikten sonra bir saat kadar oturup ayrıldığı, tahminen saat 23:00 sıralarında davacı ile ..’nin birlikte …’nin odasına geçtikleri ve sabaha kadar birlikte aynı odada kaldıkları hususlarının ifade edildiği, tanık emniyet amiri …’nin ifadesinde ise, davacı ile ailece görüştükleri, davacının bir bayanla ilişkisi olduğunu duyduğu, bir gün kendisini odasına çağırıp durumu sorduğunda, böyle bir olayın olduğunu fakat pişman olup çocuklarına ve ailesine ilgi göstermeye başladığını, ilişkinin bittiğini söylediği hususlarının ifade edildiği, …’nın ise vermiş olduğu ifadesinde, .. ile birlikte evde kaldıklarını, davacı ile …’nin bu süre zarfında görüşmelerinin devam ettiği, beraber evde kaldıkları süre içerisinde davacının eve geldiğini görmediği hususlarının ifade edildiği, söz konusu evin sahibi olan … isimli şahsın vermiş olduğu ifadede, evi …, … ve … isimli polis memurlarına kiraya verdiği, kiralamadan önce davacının kendisini arayarak telefonla kiralama şartları hakkında bilgi aldığı, kendisini komiser olarak ve bayan memurlardan bir tanesinin nişanlısı olarak tanıttığı, fakat hangisi olduğunu hatırlamadığını belirttiği, …’nin vermiş olduğu ifadesinde, davacının kendisine ev bulma konusunda yardımcı olduğu ve daha sonra eve kesinlikle gelmediği, başkomiser …’nin de eve gelmediği, davacının eşinin kendisine hakaret içerikli mesajlar attığı ve durumu davacıya bildirdiğinde eşiyle arasının açık olduğunu ve ciddiye almaması gerektiğini söylediği hususlarının belirtildiği, davacının vermiş olduğu ifadede ise, …’nin öğrencisi olması nedeniyle tanıdığı, öğrencilerinin sorunu olduğunda kendisini 24 saat arayabilmeleri için telefon numarasını bütün öğrencilerine verdiği, eşinin ikinci çocuktan sonra psikolojisinin bozulduğu ve aşırı kıskançlık göstermeye başladığı, arayan öğrenciler bayan olduğu zaman aşırı tepki gösterdiği, …’nin kendisinden ev konusunda yardımcı olmasını istediği, Merter’deki evi tesadüfen görerek kiralama konusunda kendilerine yardımcı olduğu fakat daha sonra söz konusu eve hiç gitmediği, senelik izinde iken …’den gelen telefonu eşinin açtığı ve daha sonra …’ye mesaj attığı, bu hususu eşinin kendisine yolda anlattığı ve bu nedenle kavga ettikleri, eşini çocukları ile birlikte arabadan indirdiği fakat 5-10 dakika sonra siniri geçince dönüp geri aldığı, .. ile aralarında normal samimi bir arkadaşlığın olduğu, bunun ötesinde birşey olmadığını belirttiği, tüm delillerin değerlendirilmesi sonucu getirilen teklif uyarınca davacının Emniyet Genel Müdürlüğü Merkez Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı işlemi ile Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 6/B-(5) maddesi uyarınca “6 ay kısa süreli durdurma” cezası ile cezalandırılması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Emniyet Teşkilatı personeli hakkında, disiplin suç ve cezaları yönünden dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 6/B-(5) maddesinde “hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak” fiilinin 6 ay süreli durdurma cezasını gerektirdiği hükme bağlanmış, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 8/4-b-6 maddesinde de; ”Hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak.
” fiilinin, 6 ay kısa süreli durdurma cezasını gerektirdiği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Uyuşmazlıkta, Emniyet Teşkilatında başkomiser olarak görev yapan ve evli olan davacının, Polis Meslek Yüksek Okuluna sınıf komiseri olarak görev yaptığı dönemde aynı sınıfta öğrencisi olan … ile gayrimeşru ilişki yaşaması şeklinde isnat edilen fiilinin Anayasa’nın 20/1. maddesi uyarınca “özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı” kapsamında bulunup bulunmadığı konusunun irdelenmesi gerekmektedir.
Konuya ilişkin olarak Anayasa Mahkemesinin 14/09/2017 günlü, Başvuru No:2016/3423 sayılı kararında; “… başvurucunun özellikle denetlemekle görevli olduğu gazinolarda çalışan konsomatris bir kadınla ilişki kurması ve bu ilişkiden hamile olan kadının başvurucuyu kurumuna şikâyet etmiş olması hususları da dikkate alınarak eylemlerinin mesleki hayatı üzerindeki etkilerine dair yeterli ve ikna edici gerekçelerin belirtilmiş olduğu görülmektedir. Bu durumda eylemlerini görev yaptığı kuruma sirayet ettirdiği tespit edilen başvurucunun görevine, sosyal ve aile yaşantısına zarar verecek derecede toplumun genel ahlak yapısına aykırı fiilleri dolayısıyla statü dışına çıkartılmasının demokratik toplumda gerekli ve ölçülü olmadığı söylenemez.” denilerek Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edilmediği değerlendirilmesi yapılmış, benzer bir kararında “… somut olayda başvurucu hakkındaki iddialara ilişkin yapılan soruşturmada, başvurucunun birlikte görev yaptığı personel ile eski eşi ve konuyla ilgisi olan bazı kişilerin ifadelerine başvurularak ayrıntılı bir müfettiş raporu düzenlenmiştir. Raporda, başvurucunun eski eşi ve çocukları ile ilgili yargı kararlarına da yansımış konular tanık ifadeleri de gözetilerek değerlendirilmiş; başvurucunun aile ve cinsel hayatına ilişkin mahrem konuları iş ortamında anlatarak alenileştirdiği, mahrem konuların çalıştığı kurum personeli tarafından da bilindiği vurgulanarak özel hayatına ilişkin konuların meslek hayatına yansıdığı tespit edilmiştir…. Başvurucunun din görevlisi olduğu hususu ile ifa edilen görevin önemi ve özelliği gözetildiğinde başvurucu ile ilgili ciddi iddiaların kurum disiplini ile itibarını zedeleyerek kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesini engellemeyeceği söylenemez. Ayrıca idarenin yaptığı değerlendirmede başvurucuya isnat edilen eylemlerin özel hayat sınırlarını aşarak göreve yansımalarının olduğu hususu ile kamu hizmetinin devamlılığını sağlamada disiplin kurallarının ve din görevlisinde aranan niteliklerin önemini gözettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda başvurucunun özel hayatına ilişkin eylemlerinin ifa edilen görevin özelliklerine göre belirlenen niteliklerin kaybedilmesi sebebi olarak kabul edilmesi ile kurum disiplinini ve itibarını olumsuz yönde etkileyen bir unsur olarak değerlendirilmesinin ve kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla alınması zorunlu bir tedbir olarak başvurucunun görevine son verilmesinin demokratik toplum gereklerine uygun olmadığını söylemek güçtür.” denilerek Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edilmediği değerlendirilmesi yapılmıştır. “Başvuru No:2015/10298, 07/03/2019”
Olayda, soruşturma kapsamında alınan ifadelerden ve elde edilen bilgilerden, davacının eşi tarafından ailece görüştükleri ve aynı zamanda davacının sınıf arkadaşı olan başkomiser ..’yi arayıp davacı ile …’ nın ilişkisi olduğunu, bu durumun aile birlikteliklerine zarar verdiği ve bu konuda kendisinden yardım istemesi, tanık başkomiser … ve emniyet amiri …’nin, davacının görev yaptığı sınıfta öğrencisi olan … ile ilişkisi olduğunu kendilerine anlattıklarını beyan etmeleri, başkomiser …’nin birlikte Merter’deki eve gittiklerini belirtmesi, …’nin de anılan hususu doğrulaması ve davacının eşinin beyanları bir bütün olarak değerlendirilmesinden;
1. Davacının evli olduğu halde sınıf komiseri olarak görev yaptığı dönemde aynı sınıfta öğrencisi olan ve astı konumundaki … ile ilişkisinin görev yaptığı kurumdaki çalışma arkadaşları, amirleri ve çevresi tarafından bilinir hale geldiği, bu ilişkinin iş ortamına yansıtılarak alenileştiği, bu suretle özel hayata ilişkin konuların meslek hayatına sirayet ettiği anlaşılmaktadır.
2. Emniyet Teşkilatında suç ve suçlularla mücadele hizmetinin etkin bir şekilde yürütülebilmesi ve yürütülen hizmetlerden arzulanan sonucun alınabilmesi için taviz verilmeyen bir disiplin anlayışı içinde ast üst ilişkilerinin kurallara bağlandığı bir hiyerarşik yapının bulunduğu, Emniyet Teşkilatı mensuplarının bu hiyerarşik yapı içerisinde hizmet vermek, her türlü eylem, işlem, tutum ve davranışlarını buna göre gerçekleştirmek zorunda oldukları; personelin özel yaşamında ast üst ilişkisini riayet etmeyerek hiyerarşik yapıyı bozması, disiplini tehdit etmesi veya görevle bağdaşmayacak şekilde aleniyete yansıması hallerinin kurum disiplinini ve itibarını olumsuz yönde etkileyen bir unsur olarak değerlendirilmesi ve bu eylemler nedeniyle disiplin yaptırımı uygulanması gerekmektedir.
Bu durumda davacının ifa ettiği görevin önem ve özelliği gözönüne alındığında söz konusu fiili ile resmi sıfatının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduğunu toplum nezdinde gösterme yükümlülüğüne aykırı davrandığı, … ile olan ilişkisinin özel hayatın sınırlarını aşarak görev yaptığı kurumda amirleri ve çalışma arkadaşları tarafından bilinir hale geldiği, anılan ilişkinin iş ortamına yansıtılarak alenileştiği ve bu suretle özel hayata ilişkin konuların meslek hayatına sirayet ettiği, çok sıkı disiplin kuralları ve hiyerarşinin geçerli olduğu, özellikle ast üst ilişkisinin önem arz ettiği Emniyet Teşkilatı gibi kurumlarda amiri konumunda bulunduğu öğrencisi ile ilişki yaşayan davacının bu durumunun, meslek hayatına olumsuz etki etmeyeceğinden söz edilmesine olanak bulunmadığından, davacının eylemine uyan disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2. … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,
3. Aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası uyarınca, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Yasa’nın (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.