Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/908 E. , 2022/5301 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/908
Karar No : 2022/5301
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
…
VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yrd. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, “iptale ilişkin kısmının”, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Dava; davacının, … İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde “Komiser” olarak görev yaptığı dönemle ilgili hakkında yürütülen soruşturma sonucunda, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 13. maddesi uyarınca “24 ay uzun süreli durdurma” ve aynı Tüzüğün 8/12. maddesi gereğince 2 kez “meslekten çıkarma” cezasıyla tecziyesi öngörülmüş ise de, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 127. maddesi gereğince disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradığından bahisle, “dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılması” yönünde tesis edilen … günlü, … sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının (10), (16) ve (19) no’lu olaylara ilişkin kısımlarının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan tüm özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; dava konusu olayda, Yüksek Disiplin Kurulunca, davacının disiplin cezasını gerektirecek fiilinin sübuta erip ermediği konusunda değerlendirme yapılmaksızın sadece isnat edilen eylemler için zamanaşımı süresinin dolduğunun saptanması, salt bu saptamayla yetinilmesi ve hukuki sonuç doğurabilecek başkaca bir karar alınmaması ve dosyanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması gerekirken, fiil hakkında değerlendirme yapılarak ve sübuta erdiği kanaati belirtilerek, dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına yönelik tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı; diğer taraftan, Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararında, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 83. maddesinin birinci cümlesinin, Anayasaya aykırı olduğu yönünde karar verildiği, işbu davada, davacıya isnat edilen fiilin yer aldığı Tüzüğün dayanağı Yasa maddesinin Anayasaya aykırı olduğundan dolayı iptal edildiği hususu da dikkate alındığında, fiilin sübuta erip ermediği yönünde Tüzüğün ilgili maddesi uyarınca yapılan değerlendirmenin de dayanaksız kaldığı; ayrıca, yukarıda ifade edilen Anayasa Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında, iptal hükmünün Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi yönünde karar alınmış ise de, Danıştayın yerleşik içtihadlarında, Anayasa Mahkemesince bir kanunun iptal edilmesi durumunda, görülmekte olan davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesinin, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine aykırı düşeceği için uygun olmayacağı, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi ileriye dönük olarak ertelemiş bulunmasının, yasama organına iptal kararının gerekçesine uygun olarak düzenleme yapmasına olanak sağlanmasına ilişkin olduğu, yargı mercilerinin bakmakta oldukları uyuşmazlıklarda Anayasaya aykırı bulunan kuralları uygulaması ve uyuşmazlıkları bu kurallara göre çözümlemesi sonucunu doğurmayacağı yönünde kararları bulunduğu; davacının maddi ve parasal haklarına ilişkin talebi yönünden ise, dava konusu işlemin kaldırma şeklinde olması nedeniyle bu aşamada maddi bir zararın bulunmadığı gerekçelerine yer verilmek suretiyle, dava konusu işlemin iptaline, özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi talebinin ise reddine hükmedilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; dava dilekçesinin, 2577 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği, zira, disiplin kurulu kararında davacının disiplin soruşturmasına konu eylemlerinin ayrı ayrı değerlendirildiği; 657 sayılı Kanun’un 127. maddesi hükümlerinin, zamanaşımına uğramış bir fiilin soruşturulmasına ve fiil ile ilgili olarak maddi gerçeğin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasını yasaklayıcı bir kural getirmediği; Anayasa Mahkemesi tarafından verilen iptal kararlarının geriye yürümeyeceği kuralı uyarınca, kanun koyucu tarafından yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar veya iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihe kadar Tüzük hükümlerinin uygunlanmasının zorunluluk arz ettiği; idari yargıda derdest olan disiplin cezaları dahil, bugüne kadar Tüzük hükümleri çerçevesinde verilen tüm disiplin cezalarının hukuken geçerliliğini koruduğu; davacı hakkında tesis edilen işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının “Ortak Hükümler” kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada; Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, … İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde 10/08/2009-07/03/2014 tarihleri arasında Komiser olarak görev yaptığı dönemle ilgili olarak, …Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca yürütülmekte olan … sayılı soruşturma dosyası kapsamında, kamuoyunda “Selam Tevhid Terör Örgütü” olarak bilinen soruşturma dosyasının adli ve idari yönden incelenerek suç tespiti halinde sorumlularının isim ve eylemlerinin Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesi ve düzenlenecek raporların gönderilmesinin talep edilmesi üzerine, … Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünün yaptığı işlemler ve adli makamlar nezdinde taleplerine esas teşkil eden konuların mevzuata uygunluğunun incelenmesi, kanun ve yönetmeliklere aykırı davranışlar ile eksik işlemlerin tespiti amacıyla soruşturmaya başlandığı; Emniyet Genel Müdürlüğü Polis Teftiş Kurulu İstanbul Bölge Başkanlığınca hazırlanan … günlü, … sayılı disiplin soruşturma raporunun (10) no’lu olaya ilişkin kısmında, “Dosyanın tekamülü ve uygun soruşturma tedbirlerinin başlatılabilmesi amacı ile ilgili el koyma ve inceleme kararlarını zamanında almamak”; (16) no’lu olaya ilişkin kısmında, “…’nin 04/03/2011, 06/04/2011 tarihlerindeki ifadelerinin bir kısmında yer alan beyanları söylemediği halde tutanaklara ekleyerek kendisine imzalatmak”; (19) no’lu olaya ilişkin kısmında ise, “Teknik Araçlarla İzleme faaliyetinden sonra görevli personel tarafından tanzim edilmesi gereken tutanakları izinde iken tanzim ederek imzalamak” fiillerini işleyerek, mevzuatla belirlenen usul ve esaslara aykırı işlem yaptığının belirlendiği, davacının söz konusu (10) no’lu olayda belirtilen eylemi nedeniyle Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 13. maddesi uyarınca “24 ay uzun süreli durdurma” ve (16) ile (19) no’lu olaydaki tutum ve davranışlarıyla da aynı Tüzüğün 8/12. maddesi gereğince 2 kez “meslekten çıkarma” cezasıyla tecziyesinin öngörüldüğü, ancak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 127. maddesi gereğince disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradığından “dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılması” yönünde getirilen teklif doğrultusunda İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı kararının tesis edilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan (mülga) Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/12. maddesinde; “Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek” fiili, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmış; 13. maddesi de; “Bu Tüzükte disiplin suçu olarak saptanan eylem, işlem, tutum, ve davranışlar dışında herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklaması görülen memura kınama cezası verilir. Bu hoşgörü veya savsaklama Devleti veya kişileri zarar uğratmış veya hizmetin gecikmesine, durmasına ya da aksamasına neden olmuşsa, durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre, daha ağır bir ceza verilebilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 127. maddesinde; “Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.” hükmü yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler. Bu nedenle, disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle isnat edilen kusurlu halin veya fiilin tespiti gerekmektedir. Kusurlu halin veya fiilin tespitinden kasıt ise, disiplin cezasına konu edilen fiil veya halin zamanı, yeri, şekli gibi tüm unsurlarının ortaya konulması, böylelikle fiilin kim tarafından, ne zaman, nerede ve ne şekilde işlendiğinin net ve açık bir şekilde belirlenmesidir.
Öte yandan, yukarıda metnine yer verilen hükümle düzenlenen ve ilgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle uyulması zorunlu süreler olduğundan, disiplin cezasını gerektiren fiil tespit edilip, söz konusu fiilin işlenip işlenmediğinin ortaya konulması ve fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresinin geçirildiğinin tespit edilmesi durumunda zamanaşımı nedeniyle disiplin cezası verilmemesi gerekmektedir.
Nitekim, soruşturma dosyasının, isnat edilen fiilin hiç işlenmediği gerekçesiyle işlemden kaldırılması ile zamanaşımı sebebiyle işlemden kaldırılmasının ilgili kamu görevlisi yönünden hukuki etki ve sonuçlarının birbirinden farklı olacağı kuşkusuzdur. Zira, hukuk âleminde var olmayan ve hiç gerçekleşmemiş bir fiil hakkında ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığından bahsetmek mümkün değildir.
Bu durumda, zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırılmış dosya içeriği fiillerin davacı tarafından işlenip işlenmediğinin, işlenmiş ise hangi tarihte işlendiğinin ve bu fiillerin disiplin cezasını gerektirip gerektirmediğinin, başka bir ifadeyle öncelikle, eylemin sübûta erip ermediğinin incelenmesi, isnat edilen fiillerin işlendiğinin anlaşılması durumunda, fiilin işlendiği tarih esas alınarak ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespit edilmesi, varılacak sonuca göre de dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla; davacı hakkında yürütülen soruşturmada yer alan her bir olay ayrı ayrı değerlendirilmeden, davacının disiplin cezasını gerektiren fiillerinin sübûta erip ermediği irdelenmeden ve eylemlerin hangi tarihte işlendiği tespit edilmeden, doğrudan ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğraması sebebiyle dosyanın işlemden kaldırılması gerektiği gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar veren İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2. .. İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, “iptale ilişkin kısmının” 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,
3. Aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası uyarınca, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Yasa’nın (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.