Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2019/109 E. , 2022/3967 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/109
Karar No : 2022/3967
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü/…
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Gıda Dağıtım ve Pazarlama Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirketin, 2011 yılında yaptığı indirimli orana tabi işlemler nedeniyle yüklenilen ve 2012 yılının Kasım dönemi için verilen düzeltme beyannamesi ile iadesi talep edilen katma değer vergisinin ciro pirimine isabet eden 2.013.489,45 TL tutarındaki kısmının bloke edilerek bu tutar haricinde kalan kısmının düzenlenen … tarih ve … sayılı düzeltme fişi ile iadesi üzerine, iadesi istenen verginin ciro pirimine isabet eden kısmının reddine dair işlemin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Ciro priminin belirli bir dönem veya yıl sonunda ya da belli bir tutarın aşılmasıyla ortaya çıktığı, satışa konu emtianın maliyeti ve satışından elde edilen gelirden ayrılması mümkün olmayan bir bedel olduğu, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nda indirimli orana tabi teslim ve hizmetler nedeniyle telafi edilemeyen katma değer vergisinin mükelleflere iadesine olanak tanındığı, idareye düzenleyici işlemlerle uygulamaya yönelik düzenleme yapma yetkisi verilmekle birlikte, mükelleflere tanınan bu hakkın düzenleyici işlemlerle kısıtlanmasının söz konusu olamayacağı, idarenin indirimli orana tabi işlemin gerçekleştiği vergilendirme döneminden sonra ortaya çıkan giderler nedeniyle yüklenilen vergilerin iade hesabına dahil edilemeyeceği yorumuyla, sözü edilen Kanun’da yer almayan bir kısıtlama yoluna giderek tesis ettiği dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle işlem iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İadesi istenen verginin ciro pirimine isabet eden kısmının bloke edildiği, iadenin reddedildiği yönünde bir yazı tebliğ edilmediği, 116 nolu Katma Değer Vergisi Uygulama Genel Tebliğinin 6. bölümünde ciro prim ile ilgili açıklamaların bulunduğu, buna göre, ciro pirimi faturalarında daha önce satışı yapılan ürüne ait olarak satışı anında uygulanmış katma değer vergisi oranının esas alınması, pirim gideri olarak düzenlenecek faturalarda oranın % 18 yerine % 8 olarak hesaplanması gerektiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İadesi istenen dava konusu tutarın düzeltme fişinde bloke edildiğinin belirtilmesinin, bu tutara ilişkin taleblerinin davalı idarece reddedildiği gerçeğini değiştirmediği, ayrıca sözü edilen tutarın iade edilmeyeceğinin şifahi olarak idarece belirtildiği, ciro primlerine ilişkin tutarın meydana geldiği hesap döneminde yürürlükte olan 26 Seri Nolu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği hükümlerinin dikkate alınması gerektiği belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Vergi Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 24/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X).KARŞI OY:
3065 sayılı Katma Değer Vergi Kanunu’nun 29. maddesinin 2. fıkrası ile bir vergilendirme döneminde indirilecek katma değer vergisi toplamı, mükellefin vergiye tabi işlemleri dolayısıyla hesaplanan katma değer vergisi toplamından fazla olduğu takdirde, aradaki farkın sonraki dönemlere devrolunacağı ve iade edilmeyeceği, şu kadar ki, 28. madde uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından vergi nispeti indirilen teslim ve hizmetlerle ilgili olup teslim ve hizmetin gerçekleştiği vergilendirme döneminde indirilemeyen ve tutarı Bakanlar Kurulunca tespit edilecek sınırı aşan vergi, bu mükelleflerin vergi ve sosyal sigorta prim borçları ile genel ve katma bütçeli idareler ile belediyelere olan borçlarına ya da döner sermayeli kuruluşlar ile sermayesinin % 51’i veya daha fazlası kamuya ait olan veya özelleştirme kapsamında bulunan işletmeler ile organize sanayi bölgelerinden temin ettikleri mal ve hizmet bedellerine ilişkin borçlarına mahsuben ödeneceği, yılı içinde mahsuben iade edilemeyen verginin izleyen yıl içinde talep edilmesi şartıyla nakden veya mükellefin yukarıda sayılan borçlarına mahsuben iade edileceği, Bakanlar Kurulunun, vergi nispeti indirilen mal ve hizmet grupları ile sektörler itibarıyla, iade hakkını kısmen veya tamamen ya da amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklenilen katma değer vergisi ile sınırlı olmak üzere kaldırmaya; Maliye Bakanlığının, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.
Sözü edilen yetkiye dayanılarak yayımlanan 116 Seri No’lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği’nin 6.2 nolu maddesi gereğince katma değer vergisi matrahında çeşitli sebeplerle değişiklik vuku bulduğu hallerde, vergiye tabi işlemleri yapmış olan mükelleflerin, bunlar için borçlandığı vergiyi; bu işlemlere muhattap olan mükelleflerin ise indirme hakkı bulunan vergiyi değişikliğin mahiyetine uygun ve değişikliğin vuku bulduğu dönem içinde düzeltmelerine imkan sağlandığı hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda sözü edilen düzenlemeler birlikte ele alındığında, 2011 yılına ilişkin ciro primi nedeniyle doğan katma değer vergisi iade alacağının, aynı yıl içinde indirim yoluyla veya kanunda belirtilen borçlarına mahsuben iade olarak alınmadığı, izleyen 2012 yılı içerisinde de indirilecek katma değer vergisine dahil edilerek nakden iade isteminde de bulunulmadığı açık olduğundan, 2016 yılında yapılan iade taleplerinin hukuken yerine getirilmesi mümkün bulunmadığından Vergi Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.