Danıştay Kararı 3. Daire 2019/2888 E. 2022/4479 K. 14.11.2022 T.

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2019/2888 E.  ,  2022/4479 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/2888
Karar No : 2022/4479

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının aleyhe olan hüküm fıkrasına davacı tarafından yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, alımlarının bir kısmını sahte faturalarla belgelendirdiği ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlediğinden bahisle önceki yıldan devreden indirilecek katma değer vergisinin azaltıldığı da gözetilerek yeniden oluşturulan beyan tablosuna göre 2016 yılının Ocak ila Mayıs, Temmuz, Ağustos dönemleri için re’sen salınan katma değer vergisi ile aynı yılın Ocak ila Nisan dönemleri için üç kat, Temmuz ve Ağustos dönemleri için ise tekerrür hükümleri uyarınca artırılarak kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda davacının 2015 takvim yılında sahte belge düzenleme ve kullanma fiilini birlikte gerçekleştirdiği iddia edildiğinden, 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun’un 5. maddesinin 3. fıkrasının (e) bendi uyarınca, sonraki döneme devreden katma değer vergisi yönünden, vergi tekniği raporunda yer alan saptamalardan, 2015 yılına ilişkin olarak sahte fatura belge düzenlemek suretiyle komisyon geliri elde ettiği sonucuna varıldığı, davacının, adına vergi tekniği raporunun tanzim edildiği tarihte … hakkında düzenlediği faturaların sahte belge olduğunu tespit eden bir raporun bulunmadığı, yargılama aşamasında dosyaya sunulan sonraki tarihli raporun dikkate alınamayacağı iddiasına, dava konusu tarhiyatın asıl dayanağını oluşturan vergi tekniği raporunda organizasyonun varlığına işaret edildiği, alt mükellef hakkındaki incelemelerin aynı anda tamamlanmasının mümkün olmadığı dolayısıyla sonraki tarihli olsa bile sahteci olduğu iddia edilen alt mükellefe yönelik Mahkemelerince dosyaya ibraz edilen vergi tekniği raporunun incelenmesi gerektiği kanaatine varıldığından itibar edilmediği, davacının faturalarını kayıtlarına aldığı ve haklarında vergi tekniği raporu bulunan … ve … ile hakkında sahte belge düzenlediğine dair vergi tekniği raporu bulunmamakla birlikte karşıt incelemeler yapılan … ilgili saptamalar düzenledikleri faturaların gerçeği yansıtmadığını gösterdiğinden tarhiyatın önceki yıldan devreden indirilecek katma değer vergisinden kaynaklanan kısmında hukuka aykırılık görülmediği, öte yandan matrahı yönünden bağlı olduğu 2016 yılına ilişkin üç kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisine karşı açılan davanın Mahkemelerince … tarih ve E:… K:… sayılı kararıyla reddedildiği, vergi ziyaı cezasının tekerrüre isabet eden kısmı düzeltme fişleriyle terkin edildiğinden konusuz kaldığı gerekçesiyle üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi yönünden dava reddedilmiş, vergi ziyaı cezasının tekerrür hükümleri uygulanarak arttırılan kısmı hakkında ise karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının aleyhe olan hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kendi adına banka ve çek hesabının bulunmamasının, başka bir deyişle keşide edilen çekleri ciro etme yolunu tercih etmesinin muvazaa niteliği taşımadığı, inceleme elemanınca kullanılan enerji miktarı ve üretimde kullanılan diğer yardımcı hammadde araştırması yapılmaksızın soyut bir takım tespitlerden hareketle kapasite raporunun çok altında bir üretim hesaplandığı, raporda ifadesine başvurulan …’ın 2017 yılında çalışmaya başladığı dolayısıyla 2016 yılı üretimine ilişkin bilgisinin olmadığı, rapordaki tespitlerin tarafınca düzenlediği faturaların muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı nitelikte olduğunu göstermediği, öte yandan, Mahkemece, hakkında vergi tekniği raporu bulunmayan kişi ve firmalar için değerlendirme yapılırken bu kişi ve firmalar hakkında tanzim edilen sonraki tarihli raporlarda yer verilen tespitlerin değerlendirilmesinin yerindelik denetimi niteliğinde olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca nispi harç alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 14/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)- KARŞI OY:
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 23. maddesinde, Danıştayın temyiz mercii olarak görevinin, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması şeklinde ortaya çıkan hukuka aykırılıkların denetimini yapmakla sınırlı olduğu kurala bağlanmıştır.
İdari işlemlerin yargısal denetiminin hukuka uygunluk denetimi ile sınırlı olması karşısında bu denetimin maddi olayı da kapsadığının kabulü gerekir. Şöyle ki idari davaya konu işlemler, dayandığı, düzenlediği olaydan soyutlanmış olarak yargılamaya konu edilemez. Birçok idari uyuşmazlıkta maddi olanla hukuki olan arasında bir ayrım yapmak mümkün olmayabilir.
İdari davalarda inceleme konusu olan hukuki işlem niteliğindeki bir idari işlemdir. Hukuki işlemin incelenmesi, işlemin dayanağı durumunda bulunan maddi olaydan bağımsız bir inceleme değildir.
Adli yargıda maddi olay incelemesi yapılırken nasıl ki olayın subuta erip ermediği incelenerek bir sonuca ulaşılıyor ise idari yargıda da idarelerce tesis edilen işlemlerin dayanağını teşkil eden maddi olayın irdelenerek sonuca ulaşılması esastır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde, sahte belge “gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge” olarak tanımlanmaktadır.
Davacı adına, alımlarının bir kısmını sahte faturalarla belgelendirmesinin yanı sıra muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlemek suretiyle elde ettiği komisyon gelirini kayıt ve beyan dışı bıraktığı yolundaki tespitleri içeren vergi tekniği raporuna istinaden tanzim edilen vergi inceleme raporu uyarınca yapılan tarhiyatın kaldırılması istemiyle açılan davayı sonuçlandıran Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesi kararına yöneltilen temyiz istemi hakkında, davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu ile faturaların temin edildiği mükellefler hakkında düzenlenen vergi tekniği raporlarındaki tespitler değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.