Danıştay Kararı 3. Daire 2019/3203 E. 2022/4093 K. 27.10.2022 T.

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2019/3203 E.  ,  2022/4093 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/3203
Karar No : 2022/4093

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı/…
(… Başkanlığı)

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının aleyhe olan hüküm fıkrasının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, iş akdinin ikale sözleşmesiyle sona erdirilmesi üzerine çalıştığı şirket tarafından kendisine ödenen kıdem tazminatı, iş güvencesi tazminatı, ihbar tazminatı ile işsizlik ödeneğinin istisna kapsamında olduğu iddiasıyla sözü edilen ödemeler üzerinden işverence tevkif edilerek ödenen gelir (stopaj) vergisinin iadesi talebiyle yapılan düzeltme ve şikayet başvurusunun reddine dair … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile gelir (stopaj) vergisinin, kesintinin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Çalışma ilişkisini sona erdiren işveren tarafından davacıya yasal bir zorunluluk olmaksızın yapılan ödemenin ücret niteliğinde olmaması ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 25. maddesi uyarınca gelir vergisinden müstesna tutulması karşısında davacıya ödenen iş güvencesi tazminatı ve işsizlik ödeneği üzerinden tevkifat yapılmasının hukuka aykırı olduğu, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 25. maddesine göre gelir vergisinden istisna edilmiş olan kıdem tazminatı ödemesi üzerinden tevkifat yapılmasının ise açık bir vergilendirme hatası olduğu, ihbar sürelerine uyulmadan iş verenin iş akdini feshetmesi halinde, 4857 sayılı İş Kanunu’nda belirtilen sürelerle ilgili olarak tazminat adı altında işçiye yaptığı ve anılan Yasanın 17 ve devamı maddelerinde belirtildiği şekliyle peşin olarak yapılan bir ücret ödemesi olan ihbar tazminatı üzerinden yapılan tevkifatta hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin, iş güvencesi tazminatı ve işsizlik ödeneği ile kıdem tazminatı bedelinden kaynaklanan gelir vergisi kesintisine ilişkin kısmı iptal edilerek sözü edilen ödemeler üzerinden kesintinin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine hükmedilmiş, ihbar tazminatına isabet eden gelir vergisi kesintisi yönünden ise dava reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularının, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacıya 1475 sayılı Kanunda yer alan limit dikkate alınarak belirlenen kıdem tazminatının net olarak ödendiği ve üzerinden vergi alınmadığı, ikale sözleşmesi uyarınca yapılan ek tazminat ödemelerinin ücret kapsamına girdiği, faizle ilgili olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda yer alan hükümlerin esas alınması gerekmekle birlikte dava konusu olayda ihtirazi kayıtla beyan edilip ödenen ve sonuçta bir yargı kararı üzerine red ve iade edilen vergi olmadığından davacıya faiz ödenmesi gerekmediği ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ…’İN DÜŞÜNCESİ: Kıdem tazminatı üzerinden tevkifat yapılmadığı anlaşıldığından temyiz isteminin söz konusu kısma ilişkin hüküm fıkrası yönünden kabulü ile kararın değinilen hüküm fıkrasının bozulması; kalan kısım yönünden ise istemin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından, iş akdinin ikale sözleşmesiyle sona erdirilmesi üzerine çalıştığı şirket tarafından kendisine ödenen kıdem tazminatı, iş güvencesi tazminatı, ihbar tazminatı ile işsizlik ödeneğinin istisna kapsamında olduğu iddiasıyla sözü ödemeler üzerinden işverence tevkif edilerek ödenen gelir (stopaj) vergisinin iadesi talebiyle yapılan düzeltme ve şikayet başvurusunun reddine dair … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile gelir (stopaj) vergisinin, kesintinin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Öte yandan, davacıya ödenen kıdem tazminatı üzerinden tevkifat yapılarak vergi tahsil edilmediği anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61. maddesinin 1.fıkrasında ücretin; işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilen menfaatler olduğu, 2. fıkrasında ise ücretin, ödenek, tazminat, mali sorumluluk tazminatı, tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olmasının veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunmasının, onun ücret niteliğini değiştirmeyeceği kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyiz istemine konu edilen Vergi Dava Dairesi kararının; dava konusu işlemin, iş güvencesi tazminatı ve işsizlik ödeneği bedelinden kaynaklanan gelir vergisi kesintisine isabet eden kısmının iptal edilerek sözü edilen ödemeler üzerinden kesintinin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine ilişkin hüküm fıkrası aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun bulunmuştur.
Davacıya ödenen kıdem tazminatı üzerinden gelir (stopaj) vergisi tevkifatı yapılmamış olması nedeniyle davanın, dava konusu işlemin değinilen kısmının esasının incelenerek karar verilmesi yargılama hukukuna uygun düşmediğinden, Vergi Mahkemesince, dava konusu işlemin kıdem tazminatına dair kısmının yazılı gerekçeyle iptaline ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddinde hukuka uygunluk görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının; dava konusu işlemin, iş güvencesi tazminatı ve işsizlik ödeneği bedelinden kaynaklanan gelir vergisi kesintisine isabet eden kısmının iptal edilerek sözü edilen ödemeler üzerinden kesintinin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3.Temyiz isteminin kısmen kabulüne,
4.Kararın; dava konusu işlemin, kıdem tazminatına dair kısmına ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA, 27/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 116. maddesinde vergi hatası, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olarak tanımlanmış ve bu hatalar, hesap hataları ve vergilendirme hataları başlığı altında 117. ve 118. maddelerde ayrı ayrı düzenlenmiş, 122. maddesinde, mükelleflerin vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairelerinden yazı ile isteyebilecekleri, 124. maddesinde ise vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanların şikayet yoluyla Maliye Bakanlığına müracaat edebilecekleri kurala bağlanmıştır.
Bu kurallara göre düzeltme yolu; vergiye ilişkin hesaplarda; matrah ve miktar hatası bulunması yahut mükerrer vergi istenmesi şeklinde, vergilendirmede ise mükellefin şahsında, mükellefiyetle, verginin mevzuunda ve döneminde yapılmış hataların varlığı halinde izlenebilecek bir idari başvuru yolu olup vergi yükümlülerince vergi idaresine yapılan her başvuru nedeniyle düzeltme yolunun izlendiği düşünülemeyeceği gibi vergilendirmeye ilişkin bir olayın düzeltme ve şikayet yoluyla yargı önüne getirilebilmesi ve vergi hatasının varlığından söz edilebilmesi için, hukuksal sorun olarak çözümlenmesi gerekmeyen açık ve mutlak bir hata bulunduğunun belirlenmesi gerekir.
Bu bakımdan, yalnızca süresinde açılacak davada incelenme olanağı bulunan iddialarla yapılan başvuru, 213 sayılı Kanun’un 117. ve 118. maddelerinde tanımlanan hesap ve vergilendirme hatalarından hiçbirinin konusuna girmediği halde başvuruyu düzeltme kapsamında görerek yazılı gerekçeyle davayı sonuçlandıran Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurularının reddine ilişkin Vergi Dava Dairesi kararının temyize konu hüküm fıkrasının bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyoruz.