Danıştay Kararı 3. Daire 2019/4581 E. 2021/1257 K. 09.03.2021 T.

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2019/4581 E.  ,  2021/1257 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/4581
Karar No : 2021/1257

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU:… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurularına ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, asıl borçlu … Konfeksiyon Sanayi İç ve Dış Ticaret Anonim Şirketi’nden alınamayan 2016 yılının muhtelif dönemlerine ait kamu alcağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Asıl borçlu şirket hakkında yapılan malvarlığı araştırmasının sonuçsuz kaldığının anlaşıldığı olayda, 13/01/2017 tarihinde tescil, 26/01/2017 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen yönetim kurulu kararı ile yönetim kurulu başkanı olarak seçilerek şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınan davacının, beyan üzerine tahakkuk eden 2016 yılına ait kurumlar vergisi ve fer’ileri ile aynı yılın Ekim-Aralık dönemine ait gecikme zammı ve fer’ilerinin vade tarihinde kanuni temsilci sıfatını haiz olması nedeniyle söz konusu borçlardan sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, kanuni temsilci seçilmeden önce 2016 yılındaki eylemlerden kaynaklanan Haziran ve Aralık dönemleri için kesilen özel usulsüzlük cezalarından ise sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle dava konusu ödeme emrinin 2016 yılına ait kurumlar vergisi ve fer’ileri ile aynı yılın Ekim-Aralık dönemine ait gecikme zammı ve fer’ilerine ilişkin kısımları yönünden dava reddedilmiş, aynı yılın özel usulsüzlük cezalarına ilişkin kısmı ise iptal edilmiştir.
Bölge Mahkemesi kararının özeti: Davacı istinaf başvurusu, Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle reddedilmiş, ödeme emri içeriği özel usulsüzlük cezalarının, davacının kanuni temsilci olduğu tarihten önceki bir tarihte gerçekleşen bir eylemden kaynaklanmış olmasına karşın 13/01/2017 tarihinden itibaren asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olan davacının, 03/03/2017 ve 27/07/2017 vade tarihli amme borçlarının vadesinde ödenmesine dair vergisel ödevini yerine getirmediğinden söz konusu borçlardan sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davalı idare istinaf başvurusu kabul edilerek kararın, ödeme emrinin özel usulsüzlük cezalarına yönelik kısmının iptaline ilişkin hüküm fıkrası kaldırıldıktan sonra dava bu yönden de reddedilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Asıl borçlu şirketin davalı idareden ihracattan kaynaklı katma değer vergisi iade alacağına karşılık şirketin borçları için mahsup talebinde bulunduğu halde Gelir İdaresi Başkanlığı’nın yazısı ve Vergi Müfettişinin vergi incelemesi raporundaki önerisi üzerine iade ve mahsup taleplerinin yerine getirilmediği, bu rapor üzerine yapılan tarhiyatın dava konusu edildiği, halen yargılama aşamasında olduğu ve henüz kesinleşmediğinden mahsup talebinin hukuki varlığını sürdürdüğü, diğer taraftan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 75. maddesi gereği şirket hakkında aciz vesikası düzenlenmesi zorunlu olmasına karşın davalı idarece aciz vesikasının düzenlenmediği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Verginin ödenmesinin kanuni temsilcinin vergisel ödevi ve sorumluluğu kapsamında bulunduğu, vergiyi doğuran olayın davacının kanuni temsilci olduğu dönemde gerçekleştiği, asıl borçlu şirket adına vergi ödeme ödevini yerine getirmeyen davacının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi gereğince söz konusu borçlardan sorumlu tutulabileceği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NİN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile ödeme emrinin özel usulsüzlük cezası kısmına ilişkin hüküm fıkrasının bozulması, kısmen reddi ile 2016 yılına ait kurumlar vergisi ve fer’ilerine ilişkin hüküm fıkrasının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: … Konfeksiyon Sanayi İç ve Dış Ticaret Anonim Şirketi tarafından verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden 2016 yılına ait kurumlar vergisi ve fer’ileri, aynı yılın Ekim-Aralık dönemine ait gecikme zammı ve fer’ileri ile aynı yılın Haziran dönemi için Ba düzeltme formunun yasal süresinden sonra 24/10/2016 tarihinde verilmesi nedeniyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355. maddesi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezası ve 16/12/2016 tarihinde işyerinde düzenlenen yoklama fişinde yasal belgelerin işyerinde bulundurulmadığının tespit edilmesi nedeniyle aynı Kanun’un 353. maddesi uyarınca 2016 yılının Aralık dönemi için kesilen özel usulsüzlük cezalarının tahakkuk etmesine karşın ödenmemesi ve asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine 13/01/2017 tarihinde üç yıl süre ile yönetim kurulu başkanı olarak seçilen davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emrinin tanzim edildiği anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Kanuni Temsilcilerin Ödevi” başlıklı 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi veya buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyiz istemine konu edilen Vergi Dava Dairesi kararının dava konusu ödeme emri içeriği, 2016 yılına ait kurumlar vergisi ve fer’ileri ile aynı yılın Ekim-Aralık dönemine ait gecikme zammı ve fer’ilerine ilişkin hüküm fıkrası aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun görülmüştür.
16/12/2016 tarihli yoklamada yasal belgelerin ibraz edilmemesi ve 2016 yılı Haziran ayına ait Ba düzeltme formunun süresinden sonra 24/10/2016 tarihinde verilmesi nedeniyle kesilen özel usulsuzlük cezalarından, eylemin gerçekleştirildiği tarihlerde şirketin kanuni temsilcisi olmayan davacının sorumlu tutulması mümkün olmadığından yazılı gerekçeyle ödeme emrinin özel usulsüzlük cezasından kaynaklanan kısmının iptaline ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen davalı idare istinaf istemini kabul ederek davayı bu yönden reddeden Vergi Dava Dairesinin ilgili hüküm fıkrasının bozulması gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen reddine,
2…. Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; dava konusu ödeme emri içeriği 2016 yılına ait kurumlar vergisi ve fer’ileri ile aynı yılın Ekim-Aralık dönemine ait gecikme zammı ve fer’ilerine ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3. Temyiz isteminin kısmen kabulüne,
4. Kararın; dava konusu ödeme emrinin, özel usulsuzlük cezalarına ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA,
5. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca …-TL maktu harç alınmasına,
6.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesine,
7.Yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 09/03/2021 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Kanuni Temsilcilerin Ödevi” başlıklı 10. maddesinde, tüzelkişilerin ödevlerinin kanuni temsilciler tarafından yerine getirileceği ve Kanunda yazılı ödevlerin yerine getirilmemesi yüzünden mükelleften alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevleri yerine getirmeyen kanuni temsilcilerin malvarlıklarından alınacağı kuralı ile tüzelkişilerin borcundan dolayı kanuni temsilcilerinin malvarlıklarına gidilebilmesinin “kanuni bir ödevin yerine getirilmemesi” şartına bağlanmıştır. Diğer bir ifade ile kanuni temsilciler şirketten tamamen veya kısmen alınamayan amme borcundan her halukarda sorumlu tutulmamışlardır.
213 sayılı Kanunda vergisel ödevler arasında sayılmayan “vergi ödeme” eylemi bir ödevin değil, bir borcun yerine getirilmesidir. Bu borcun ödenmemesi halinde de 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un ilgili hükümleri uyarınca mükellef veya vergi sorumlusundan tahsili yoluna gidilmesi gerekir.
Bu nedenle Vergi Usul Kanununda sayılan vergisel ödevlerini yerine getirip getirmediğine bakılmaksızın şirketin amme borcunu sırf vadesinde ödememiş olmasından dolayı kanuni temsilciyi sorumlu tutmak kanunun lafzına ve amacına aykırı düşecektir.
… Konfeksiyon Sanayi İç ve Dış Ticaret Anonim Şirketi’nden tahsil edilemeyen kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen dava konusu ödeme emri içeriği beyan üzerine tahakkuk eden 2016 yılına ait kurumlar vergisi ve fer’ileri ile aynı yılın Ekim-Aralık dönemine ait gecikme zammı ve fer’ileri yönünden; verginin ödenmemesi tek başına vergisel ödevin yerine getirilmemesi anlamına gelmeyeceğinden, dolayısıyla davacının 213 sayılı Kanunu’nun 10. maddesinde belirtilen ödevi yerine getirmediğinden bahisle kanuni temsilci sıfatıyla takibinde hukuka uygunluk görülmediğinden, ödeme emrinin belirtilen kısmı yönünden temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum